
Bugün yabancı bir sigara fabrikasında çalışan bir hasta ilaçlarını yazdırmak için başvurdu.
Yabancı sigaralarla yerli sigaraların neden farklı olduğunu sordum.
Yabancı sigaralarda harman sırasında kıyılmış tütüne pek çok madde katılıyormuş, ve esas bağımlılığı bunlar yapıyormuş.
"Neler katılıyor?" diye sordum.
"Aslında sadece tütün zararlı, hepsi sağlığa zararsız maddeler" dedi.

Meyan kökü, keçiboynuzu tozu, katı çikolata, kakao, vanilya aromaları sıvı hale getirilip harmanın üzerine püskürtülüyormuş.
Bunların ağız yoluyla alınırsa zararsız olduğunu, örneğin çikolatayı yakarak dumanını içine çekmenin zararsız olmadığını söyledim, hak verdi.

İşçilere istihkak verilip verilmediğini sordum. Geçen seneye kadar istedikleri markadan ayda ikişer karton alma haklar varmış ama içmeyenlerde epey stok biriktiğinden; satsan bir türlü, dağıtsan bir türlü olduğundan sorun olmaya başlamış, kalıdrılmış.
Kendisi hiç içmediğinden kayınbiraderine veriyor, O da ağır içici olduğundan iki kartonu hemen haklıyormuş. 
Özellikle yabancı sigaralarda ne kutuda, ne içinde en ufak bir hata olmaması dikkatimi çekiyor, bu kalite düzeyini nasıl sağladıklarını çok merak ediyordum.
Makinelerin teknolojik açıdan çok kaliteli ve pahalı olması sonucu oluyormuş.
Bir makine seti 5 milyon Euro imiş. Çalıştığı fabrikada toplam 24 adet varmış.
Her sigara tek tek tartılır, 0.85 gramdan %10 eksik fazla olan atılırmış.
"Bizim ikinci kalitemiz yoktur. Mesela Vestel'in hatalı ürünleri spotta satılıyor. Köşesi kırıktır, ufak tefek hatası vardır, ucuza satılır ama üzerinde Vestel yazar. Biz çok büyük miktarlarda hatalı amabalajı, filtreyi, imha ettik zamanında” dedi.
Sigara reklamları 1930-1950 yılarından
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder