30 Eylül 2013 Pazartesi

En İyi Responsive Blogger Temaları

Günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte web sitelerine girmek için kullanılan cihazların sayısı da oldukça arttı. Farklı çözünürlüklerde ve teknolojilerde cihazların kullanılması, web tasarımcılarını da harekete geçirdi ve poansiyel ziyaretçinin kaçırılmaması için yeni teknikler geliştirildi.

Responsive Tema Nedir?

Türkçeye duyarlı tema olarak çevirebileceğimiz responsive temalar, web sitelerinin; bilgisayar, tablet, mobil ve benzeri cihazlarda sorunsuz bir şekilde gösterilmesi için kullanılır. Farklı cihazlarda düzgün bir görünüm için özel bir kodlama tekniği kullanılarak geliştirilir.

Blogunuzda kullandığınız temanın veya bir web sitesinin responsive olup olmadığını kontrol etmek çin size 2 ücretsiz araç tanıtmak istiyorum.

1. Am I Rersponsive: Bu siteye gidip sayfanın ortasındaki adres kutusuna blogunuzu adresini yazıp Go tuşuna bastıktan sonra blogunuzun responsive olup olmadığını yazacak ve farklı cihazlardaki görüntüsünü gösterecektir.

2. Responsive Tools: Blogunuzun hangi cihazlarda ve hangi çözünürlüklerde nasıl göründüğünü detaylı olarak incelemek istiyorsanız bu aracı kullanabilirsiniz.


Responsive temalar hakkında kısaca bilgi sahibi olduktan sonra internetten derlediğim responsive Blogger temalarını paylaşmak istiyorum.



Geekiesmn Responsive Blogger Teması

Geekiesmn responsive blogger template 

DEMO  &  DOWNLOAD

 

Yazıların etiketlere göre ayrı bloklarda gösterildiği magazin tarzı ana sayfa görünümüne sahip olan bu temada; hazır reklam alanları, özel 404 hata sayfaları, sayfa numaralandırma ve özel sosyal paylaşım butonları gibi özellikler var.


Metrofy Responsive Blogger Teması

Metrofy responsive blogger teması

 

DEMO  &  DOWNLOAD

 

Metro tarzı bir tasarıma sahip olan bu tema benim favorilerimden. Özellikle header bölümündeki metro tasarım çok orijinal olmuş. Bununla birlikte yatay menu ve sayfa numaralandrma dışında çok fazla özelliğin eklenmediği sade fakat kullanışlı bir tema.

 

 

Fizz Responsive Blogger Teması

Fizz Responsive Blogger Teması

 

DEMO  &  DOWNLOAD

 

Oldukça profesyonel bir görünüme sahip olan bu temada dikkati çeken ilk şey slayt bölümü. Ayrıca modern renk paleti, call to action için ayılmış alan ve 4 sütunlu footer, ana sayfada dikkat çeken özellikler.

 

 

My Extra News Responsive Blogger Teması

 

My Extra News Responsive Blogger Teması

 

DEMO  &  DOWNLOAD

 

İçeriği fazla olan haber blogları düşünülerek tasarlanmış, oldukça özellikli bir tema.  Yatay menünün altındaki rastgele değişen metro tarzı eklenti çok dikkat çekici. “Load more” butonu ile navigasyon ve özel tasarlanmış yorum bölümü temayı öne çıkaran diğer özellikler.

 

 

Balance Responsive Blogger Teması

 

Balance Responsive Blogger Teması

 

DEMO  &  DOWNLOAD

 

Temiz ve net bir tasarıma sahip olan bu temada en sevdiğim özellik blogdaki son yazının öne çıkarılması. Ayrıca fazlasıyla görünür ve büyük tasarlanan e-posta abonelik formunun headerda kullanılması akıllıca.

Not: Artık tema paylaşımlarını çoğunlukla BH Pinterest hesabında paylaşıyorum. Blogda bu tür derlemeler veya anlatılması gereken paylaşımlara yer veriyorum. Bu zamana kadar paylaştığım ve bundan sonra paylaşacağım temaları Pinterest’ten kolaylıkla takip edebilirsiniz.

29 Eylül 2013 Pazar

Kurumsallaştırılamaz


Sol açığın 10 numarayla ikiye bir yapıp sıfıra inip kestiği ortaya arka direkte uçarak kafa vuran santrforun topu uzak kale direği dibine yolladığında tribünlerin "Goooolll!" diye ayağa kalktığını anlatan satırlarla aramıza mesafe girdi son yıllarda. Yüksek çözünürlükte izleyince okumayı unutuyor insan. Şimdi devir, takımların 4-3-3, 4-2-3-1 mi yoksa 4-1-3-2 mi dizildiği, hangi futbolcunun kaç kilometre koştuğu, 10 numaranın kaç kez topla buluştuğu... Rakamlar, rakamlar... Bu oyunun aktörleri teknik adamlar ve futbolcuları istatistiklere boğdukça, insan olduklarını unuttuk. Bildiklerimiz, sahada ve kulübedeki varlıklarıyla kısıtlı. Neye gülerler; ne yer ne içerler; korkuları var mıdır; zor adamlar mıdır, neyi özlerler? Sahne her seferinde susmak bilmeyen yöneticilerde olduğu için bu soruların karşılığını boş bırakacağımız onlarca futbol şöhretimiz var. 

Fatih Terim deyince; kazandığı kupaları, aldığı galibiyet ve çalıştığı sezon sayısını bir çırpıda söyleyebilecek binler varken, gerçekten "Fatih Terim kim?" sorusunun altını doldurabileceklerin sayısı belki de iki elin parmaklarından az. Milli takımla tüm ülkeyi sevindirmeye kendini adamış bir teknik adamın kulüp düzeyinde Galatasaray ile kazandıklarından sonra ezeli rakiplerinin taraftarları tarafından sevilmesini beklemek safiyane elbette. Lakin hakkını teslim etmek, saygı duymak, takdir etmek... Unutulan işte budur. Saha kenarında kazanma hırsıyla kendinden geçen, oyunu 11 futbolcusu kadar yaşayan, yanlış olduğuna inandığı hakem kararlarına isyan eden; kimi zaman öfkesine yenik düşen, sırılsıklam gömleğiyle soyunma odasına giden Terim için kim, ne zaman eleştiriye başlasa aynı yeknesaklıkla konuşuyor ve yazıyor: "Kibirli. Egosu yüksek." Her söyleyen de, ilk söyleyen havasıyla söylüyor nedense... 

Ağzından çıkan her kelimenin haber değeri taşıdığı; girdiği her mekanda yüzlerce imza vermek ve fotoğraf çektirmek zorunda olan; iletişimde olduğu her insanla mesafeyi doğru ayarlamadığında bundan zarar göreceğini bilen; maçı verdiği taktikle kazanılıp kaybedildiği bilinmesine rağmen işi değil de, kişiliği hedef seçilen Terim'in bu kalabalıklar içindeki yalnızlığında kendisini koruyabilmek için ruhuna kuşandığı görünmez zırhın adı, gerekli bir kibir olmasın sakın... Ya da işi, milyon avrolar kazanan ve egosu soyunma odasına sığmayan futbolcuları yönetmek, hedefi her 90 dakika sonunda milyonlarca taraftarı hayal kırıklığına uğratmamak olan Fatih Terim, başarıyı, tecrübesi ve oyun bilgisi kadar bu yüksek egosu sayesinde yakalayabilmiş olabilir mi acaba? Ya da onun klasmanındaki Avrupalı teknik adamların hangisinin egosu Terim'den düşüktür? 


Terim başta olmak üzere, bizim daha çok insan hikayesine ihtiyacımız var. Sadece çalıştığı takımın taraftarını sevindiren ya da öfkesi ekranlardan taşan Terim'in de kendini daha fazla anlatmaya ihtiyacı olduğu gibi... Mesela, 10 yıldır milyonlar kazanmak varken neden reklam filmi tekliflerini geri çevirdiğini; 10 milyona dev bir yat almak yerine, deniz keyfini bir botta sürüp, iskelede nasıl parmağını kaybetme tehlikesi yaşadığını; sevdiklerini kaybettiğinde nasıl ayakta kalıp takımını yönettiğini, ne okuduğunu, neyin onu dinlendirdiğini, örneğin menemeni çok sevdiğini, kebaptan vazgeçmediğini ama Milano'da, Floransa'da halkın gittiği favori lokantalarını da, eşiyle çocuklarıyla katıldığı sosyal sorumluluk projelerini, eğitime verdiği katkıyı da, babacanlığını, ağabeyliğini ve daha fazlasını da bilmeli insanlar... 


Kurumsallaştığını söyleyen Galatasaray yönetimine karşı "Kurumsal değil, durumsal bakarım" diyen bu toprakların insanına, 40 yılını verdiği kulübünden her ayrılığında kibir ve ego kelimeleriyle nişan alanların bilmediği ve belki de bildikleri halde görmezden geldikleri ve küçük dünyalarına büyük gelen belki de şudur: Bu oyunda bazılarının hayallerinin bittiği yerde, Fatih Terim'in gerçekleri başlar. 


Fatih Terim kurumsallaştırılamaz. Kazandığı kupalarla futbol dünyamızın en tepesine oturmuş; geleceğini, 30 yıl önce bıraktığı futbolculuk döneminde garantilemiş, hepimizin vizeyle girdiği bir ülkede 'Grande Imparatore' diye karşılanan bu insanın Galatasaray'dan üçüncü ayrılığında evinin önünde toplanan taraftarlara bakıp gözyaşlarına hakim olamamasının ve günlerin yorgunluğuna yenik düşmüş, o en Anadolu bakışlarının fotoğrafının sığacağı, vesikalık olacağı bir kurumsal kimlik maalesef yok bu hayatta. Olmasın da... (SABAH Pazar) 

27 Eylül 2013 Cuma

Güle Güle Dayı

Hani "Ben kaldım kardeş ben kaldım"dı Dayı... Gittin, elimizi, ayağımızı kestin. Yeni sözüm yok ki sevdiklerim gittiğinde... 

yoksa birden fazla siyah ceketin; çoksa, çoğalıyorsa gittiğin cenazeler yıllar geçtikçe. camiden çıktığında yakandan alıp da cebine koyduğun rahmetlinin fotoğrafını ne yapacağını bilmiyorsan, sadece eş dost akraba değil; sevdiğin ama tanımadığın insanların da cenazesinde son bir veda ediyorsan; artıyor bu iğne delikleri. hani bazı kumaşlar tutmuyor da o delikleri, bazıları tutuyor işte. delik deşik oluyor siyah ceketin sol yakası. iğne deliklerine bakıp hangisi hangi cenazeden diye de çıkartamıyorsun anasını satim...
ölüyorlar
delik deşik oluyorsun...
hem siyah ceketin
hem de sen...

26 Eylül 2013 Perşembe

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


27 Eylül Cuma
20:00 Bursaspor - Akhisar Belediye @Lig TV
21:30 Augsburg - M'Gladbach @TRTHaber / TRTHD
22:00 Valladolid - Malaga @NTV SporSmart

28 Eylül Cumartesi
14:00 Balıkesirspor - 1461 Trabzon @TRT Spor
14:45 Tottenham - Chelsea @LigTV 3 
15.00 Lorient - Marsilya @Tivibuspor
15:00 Terek - CSKA Moskova @LigTV 2
16:30 Bayern Münih - Wolfsburg @ TRT HD 
17:00 Orduspor - İBB @ TRT 1 
17:00 Valencia - Rayo Vallecano @NTV SporSmart
18.00 PSG - Toulouse @Tivibuspor
19:00 Galatasaray - Çaykur Rizespor LİG TV 
19:00 Gaziantepspor - K.Karabükspor @LigTV 2
19:30 Eintracht Frankfurt - Hamburg @ TRT Haber 
19:30 Swansea City - Arsenal @LigTV 3 
19:45 AZ Alkmaar - PSV Eindhoven @ og TV 
21:00 Real Sociedad - Sevilla @ NTV Spor 
21:45 Ajax - Go Ahead Eagles @Fog TV
21.45 Milan - Sampdoria @Tivibuspor
23:00 Real Madrid - Atletico Madrid @NTV SporSmart
00:30 Nautico - Coritiba @LigTV 2

29 Eylül Pazar
13:00 Osasuna - Levante @NTV SporSmart
13.30 Torino - Juventus @Tivibuspor
14:00 Ankaraspor - Adana Demirspor @TRT Spor
15:30 Feyenoord - ADO Den Haa @ Fog TV 
15:30 Stoke City - Norwich City @LigTV 3
16.00 Sassuolo - Lazio @Tivibuspor
16:00 Elazığspor - Sivasspor @LigTV 2
16:00 Trabzonspor - Torku Konyaspor @Lig TV
16:30 Werder Bremen - Nürnberg @TRT HD
18.00 Ajaccio - Montpelliler @Tivibuspor
18:00 Celta Vigo - Elche @NTV SporSmart
18:00 Sunderland - Liverpool @LigTV 3
18:30 Braunschweig - Stuttgart @TRTHaber 
19:00 Gençlerbirliği - Fenerbahçe @Lig TV
19:00 Kasımpaşa - Eskişehirspor @LigTV 2
19:00 Samsunspor - Gaziantep BB @TRT Spor
20:00 Espanyol - Getafe @NTV SporSmart
22:00 Real Betis - Villarreal @NTV Spor
22.00 Reims - Monaco @Tivibuspor
00:30 Atletico Mineiro - Santos @LigTV 3

30 Eylül Pazartesi
20:00 Bucaspor - Boluspor @TRT Spor
20:00 K.Erciyesspor - Kayserispor @LigTV 2
20:00 MP Antalyaspor - Beşiktaş @Lig TV
21.45 Fiorentina - Roma @Tivibuspor
23:00 Granada - Athletic Bilbao @NTV SporSmart

25 Eylül 2013 Çarşamba

Terim-Aysal-Kurumsallaşma


Audio and voice recording >> Yazı yazmaya niyetliyken, Lig Radyo'da Uğur Karakullukçu sordu, anlattım: Fatih Terim-Ünal Aysal-Kurumsallaşma-Galatasaray TV

Affiliate Networkler Ve Ürün Seçimi

Affiliate marketing yazı dizisinin ilk bölümünde Affiliate marketing kavramından genel hatlarıyla bahsedip, konu hakkında bilgi vermeye çalışmıştım. Eğer gerçekten bir pazarlamacı gibi davranmaya, blogunuzu efetktif bir pazarlama aracı olarak kullanmaya ve para kazanmaya hazırsanız yazı dizisinin bu ikinci bölümünü okumaya devam edebilirsiniz.

Serinin bu bölümünde bazı önemli affliliate ağlarını tanıtarak, blogunuz için en uygun ürünleri nasıl seçebileceğinizi anlatacağım. İşte Türkiye’nin en popüler 5 affiliate ağı:

Affiliate networkler ve ürün seçimi

 


Gelir Ortakları

2008 yılından beri Türkiye pazarında olan Gelir Ortakları, Türkiye’nin en popüler satış ortaklığı platformlarından biridir. Hesabınızda 100 TL biriktiken sonra ödeme alabiliyorsunuz.

Zanox

Zanox, avrupanın öncü pazarlama ağlarından biridir. Binlerce firma ve ortalık programını desteklediği ve düzenli ödeme yaptığı için son yıllarda global çapta bir popülariteye kavuşmuştur. Her ay 1 kez ödeme yapılır ve ödeme alabillmek için hesabınızda 25 euro birikmelidir.

AdTriplex

Türkiye’nin yeni affiliate networklerinden biri olan AdTriplex, yeni fakat iddialı bir firma. Hesabınızda 50 TL biriktikten onra ödeme alabiliyorsunuz. Firma hakkında fazla şikayete rastlamadım. Sadece destek konusunda yetersiz kaldığı söyleniyor.

Click Merkez

Büyük firmalardan ziyade küçük çaplı tedarikçilerin ürünlerinin yer aldığı Click Merkez, ödeme yöntemlerinin esnekliği nedeniyle Türkiye’de yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Hesabınızda 50 TL biriktikten sonra Paypal veya EFT ile ödeme alabiliyorsunuz.

Reklam Action

Kısa sürede sektörün öncü firmalarından biri haine gelen Reklam Action, yayıncıların performansını arttırmak için her türlü desteği veriyor. Katıldığınız programın yapısına bağlı olarak pazarlama taktikleri vermesi, önemli kampanyalarıve çok kazandıran programları öne çıkarması ve 30 gün içerisinde ödeme yapmasıfirmanın güzel özellikleri.

 

Hangi Ürünleri Seçmeliyim?


Bu affiliate ağlarına üyelik başvurusu yaptıktan sonra blogunuz incelenecek ve uygun görüldüğü taktirde sisteme kabuul edilecektir. Bu affiliate ağlarından birine kabul edildikten sonra sıra pazarlanacak ürünü seçmeye geliyor.

Ortaklık programlarını incelediğinizde size satış başına veya lead başına ne kadar verileceği ve programın içeriği hakkında detaylar yazar. Peki hangi ürünü seçmelisiniz? Ürün seçmeden önceden kendinize şu soruları sormanızı ve vereceğiniz ceaplara göre bir ürün seçmenizi öneririm.

1. Ürün blogumun konusuna uygun mu? Ürün eseçiminde en önemli faktör; ürünün blogunuzun konusuyla alakalı olmasıdır. Örneğin teknoloji ile ilgili bir blogunuz varsa ortaklık programları arasından teknoloji ile ilgili olanları seçerek işe başlayabilirsiniz.

2. Ürün okuyucu kitleme hitap ediyor mu? Teknoloji örneğinden devam edelim. Okuyucu kitlesi blogdan bloga değişir. Bazı teknoloji blogları öğrencilere ve nispeten daha genç bir kitleye hitap ederken, bazı teknoloji blogları çalışan kesme hitap edebilir. Okuyucularınız yaş ortalamması, yaşadıkları yer, gelir düzeyleri, cinsiyetleri, medeni durumları gibi bilgileri yaklaşık olarak bilmeniz çok önemlidir. Okuyucu kitlenizin demografik bilgileri, sürün seçerken göz önüne almanız gereken ikinci faktör olmalıdır.

3. Kazanç tatmin edici mi? Seçeceğiniz üründen satış veya lead başına verilen oran ya da ücret bellidir. Ürünün satış potansiyelini, ürünü satarken yapacağınız masrafı ve karşılığında elinize geçecek net miktarı kabaca hesaplayın. Eğer uğraştığınıza değmeyecek bir miktarsa o ürünü seçmeyin.

4. Ürünü tanıyor muyum? İlk üç sorudan sonra geriye muhtemelen bir kaç ürün kalmıştır. Aslında affiliate marketingde en çok hata da bu adımda yapılır. İnsanlar hiç bilmediği bir ürünü satmaya çalışırlar. Halbuki bir ürünü satmak için o ürün hakkında detaylı bilgi sahibi olmalı, okuyucuyu teşvik edecek içerik üretmeli ve okuyucunun her türlü sorunu yanıtlayabilmelisiniz. Seçeceğiniz ürün veya hizmeti mutlakaya tanıyın, hatta mümkünse önce kendiniz satın alarak her yönyle ürünü inceleyin.

Affiliate marketing yazı dizisinin devamında seçtiğiniz ürünleri blogunuz üzerinden nasıl satabileceğiniz ile ilgili bilgiler vermeye devam edeceğim. Takipte kalın!

23 Eylül 2013 Pazartesi

Diamantes Negros


Fragmandan anladığım çok iyi bir film geliyor. Kara Elmaslar. İspanya'ya profesyonel futbolcu olmak için gelen Afrikalı gençlerin hikayesi. Kısaca Eto'o gibilerin hikayesi...

Reklamverenlerin Bloglardan Beklentileri

Blogundan ufak da olsa ek gelir elde etmeyi her blogger ister öyle değil mi? Bunun için en sık başvurulan yöntem AdSense reklamları olsa da, blogunuza banner, link veya tanıtım yazısı olarak direkt reklamlar almak hem daha pratik hem de trafiği nispeten düşük bloglar için daha kazançlı bir yöntemdir.

Bildiğiniz gibi bir süredir ben de Blog Hocam’da advertorial içerikler ve banner reklamları yayınlıyorum. Bu süreçte 10 reklam verenle anlaşarak reklamlarını yayınlasam da reklam görüşmesi yaptığım kişilerin sayısı sanırım 50’den fazladır. Önceliğim okuyucu memnuniyeti olduğu için bu konuda seçici davrandım ve gelen reklam tekliflerinin çoğunu kibarca reddettim.  Ancak bu kadar çok kişiyle reklam görüşmesi yapmak, bana reklamverenin yayıncıdan beklentleriyle ilgili bazı şeyler öğretti.

reklamveren 
İşte bu yazımda, reklamverenlerin yayıncılardan beklentilerinden bahsetmek istiyorum. Böylece direkt reklam yayınlayarak para kazanmak isteyen bloggerlar kendilerini ve bloglarını bu duruma hazırlayabilirler.


İçerik

Rerklamverenlerin çok büyük bölümü içeriği özgün ve kaliteli blogları tercih ediyorlar. İçeriği sağdan soldan kopyalanan yazılarla veya tanıtım yazılarıyla dolu olan bloglar, reklamverenin gözünde pek değerli değiller.

Tasarım

Blog tasarımı da reklamverenin tercih sebeplerinden biri. Orijinal ve dikkat çekici tasarıma sahip bloglar reklamverenin ilgisini çekerken, temanın sadeliğine de özen gösteriyorlar. Yerleştirecekleri reklamın ziyaretçi tarafından kolayca farkedilmesini istiyorlar.

Konu

Aslında blogunuzun konusu reklmverenin kim olacağını belirleyen temel faktör. Kendimden örnek vereyim. Blg Hocam’ın konusu itibariyle okuyucu kitlesinin tamamına yakınını blog yazarları oluşturuyor. Dolayısıyla hedefi blog yazarları olan reklamverenler için Blog Hocam iyi bir pazar olabilir.

Değerler

Aylık veya günlük trafik, PageRank, Alexa gibi değerler firmaların değil ama küçük çapta reklamverenlerin sorguladığı değerler olabiliyor. Bu değerlerinzin yüksek olması sizin için bir avantaj.

Etkileşim

Bu da büyük firmaların ve markaların yayıncıdan beklentisi. Bu tür büyük reklamverenlerin genellikle pazarlama departmanları olduğu için, geri dönüşüm oranı, etkileşim oranı gibi asıl önemli olan değerlere bakıyorlar.


Esneklik

Fiyat ve ödeme konusunda esnek olmanız da sizi tercih edecek reklamveren sayısını etkileyecektir. Esneklikten kastım; farklı reklam modellerine, fiyat aralıklarına ve ödeme yöntemlerine sahip olmanızdır.

 

Reklamverenlerin bu beklentilerini karşılayıp, etkileyici bir “Reklam” sayfası oluşturduktan sonra pek çok reklam teklifi alacağınıdan emin olabilirsiniz.

Herkese bol kazançlar!

22 Eylül 2013 Pazar

Gökyüzünde İsmi Gezen Yıldızlar


İş adamı Haluk Semiz, 1990'lı yıllarda Bursaspor'a reklam ve sponsorluk kanalıyla yaptığı ekonomik katkının yanı sıra proje anlamında da ciddi destek vermişti. Bunlardan biri Semiz'in yakın dostu Johan Cruyff aracılığıyla yeşil-beyazlı kulüp ve Barcelona arasında kurduğu köprüydü. Bursaspor'un altyapı antrenörleri, Haluk Semiz'in gerçekleştirdiği işbirliği sayesinde İspanya'ya giderek Barcelona kulübünde uzun süreli eğitim aldı ve işleyişi yerinde gözlemleme şansına sahip oldu. Haluk Semiz'in önemli jestlerinden biri ise o dönem sahip olduğu havayolu şirketine ait üç uçağa Bursaspor'un sembol isimleri Mesut Şen, Ersel Altıparmak ve Sinan Bür'ün isimlerini vermesiydi. Onun sayesinde yeşil-beyazlı yıldızların isimleri göklerde dolaştı. Fotoğrafta Haluk Semiz, Sinan Bür, Mesut Şen ve Ersel Altıparmak ile Sinan Bür'ün adını taşıyan uçağın önünde. // KORAY GÜRTAŞ 
Fotoğraf: Erdal Akçay

21 Eylül 2013 Cumartesi

Bir Başka Arda Turan


Bir başka şehre gittiğinde taşıdığın eşyaların değil kendindir aslında. Yaşanmışlıklarını sırtına alır gidersin Arda Turan gibi... Arda, Madrid'e giderken yanında neler götürdü, geride neler bıraktı, orada neler biriktirdi.  10'un hikayesi


Dönüm noktaları vardır hayatın. Hani tıp okurken her şeyi geride bırakıp gidip tiyatrocu olmak gibi... Aileye veda edip bir başka şehirde yoluna devam etmek gibi... Baba olmak gibi. Hani maçın hiç bitmemesini istemek gibi. Onunki de böyle bir hayat. 25 ay önce tam ortadan ikiye bölünen, 24'ünde bir başka ülkenin denizi olmayan o büyük şehrinde devam eden bambaşka hayat. Bir Arda Turan ve iki hayat var önümüzde anlatılacak. Zamanlar farklı, şehirler farklı, insanlar farklı, ağaçlar, yollar farklı. O günlere dair not düşülmüş satırlardan başlamalı. 

 2009... Onun etrafında kurulacak bir takım' sloganıyla başlayan transfer döneminde Galatasaray'ın kaptanlık pazubentini ve 10 numaralı formasını verdiler Arda'ya. Törende formanın Metin Oktay'ın forması olduğu vurgulandı, pazubenti 22 yaşında koluna geçirmesine dikkat çekildi. Bir zamanlar Hagi'nin topunu toplayan bu genç adam Galatasaraylı'ydı. Bunu her zaman, her yerde söyledi. Endüstriyel futbolun coştuğu bir dönemde ülke içi rekabette kendisine açılacak muhtemel iki kapıyı (Fenerbahçe dört yıl boyunca her transfer döneminde transfer teklifini yineledi) ilk günden elinin tersiyle itti. Taraftar her zaman sever böyle futbolcuyu. Emre Belözoğlu'nu da böyle sevmişti Galatasaraylılar. Ta ki Inter'e gidene kadar... Emre dönmedi. Üstelik büyük bir ustalıkla, zor saklanacak bir sırrı vardı. Fenerbahçeli'ydi. İşte bu ihanet ve aldatılmışlık duygusu, Arda'ya 10 numaralı formanın ve kaptanlık pazubentinin verilmesinin sebebiydi. Derin bir kılıç yarasıydı Emre, Boğaz'ın bir yakasında.
Arda ise açık yaraya gazlı bez! Ağır bir ihaneti unutmak isteyen bir adamın/kadının hemen yeni bir aşka yelken açması ve sonrasında hayal kırıklığına uğraması gibi. O gün de bugün, "Arda'ya kaptanlığın verilmesi hataydı" diyenlerin hissettiği, o aşkta aradığını bulamayan adamın hissettiğidir. Bu, Arda'yı kötü yapmazdı. Yapmadı da. Arda o gün seri ilanlara "Hüviyetimi kaybettim. Arda Turan" yazdırsa yeriydi. Bu genç adama kimse ne olmak istediğini sormadı o gün. Bir kostümdü giydirmek istedikleri.
Hayat dedikleri maskeli baloydu o günlerde yönetenlerin. Gitmeliydi Arda Turan, kendinden nefret etmeden... Nerede, nasıl, tekrar gülümseyecekse; oradan bir fotoğrafını yollamalıydı. 



Ne garip tesadüftür ki yine onun etrafında bir takım kuracaklarını iddia eden bir başka Galatasaray yönetimi, 2011'in ağustos ayının 9'unda Arda Turan'ı Atletico Madrid'e sattığını açıkladı. İspanyollar için Galatasaray'ın takım kaptanı, gelecek vaat eden bir futbolcudan öte değildi.
Atletico Madrid, imza atacağı güne kadar onu şehrin dışında bir otele yerleştirdi. Bir otel odasında dizlerini karnına çekmiş adam geldiği toprakların en yetenekli futbolcusuydu ama önündeki hayat tüm bunları yeniden ispat etmesini gerektiriyordu. Bilmediğin bir dil, bilmediğin caddeler, tanımadığın insanlar... Üstelik ardında bıraktığı şehirde "Yapamaz, döner" diyenlerin, başkalarının mutsuzluklarından beslenenlerin kakafonisi... 

- Kralını oynarım ağabey, biliyorsun beni.
- Biliyorum, bilmez miyim, sen de bu özgüven oldukça geçemeyeceğin defans yok. Hatırlıyor musun yıllar önce alt yapıdaydın, bana uçakta bir deplasman dönüşü ne demiştin?
- Hatırlamaz olur muyum abi, ben yeteneğime güveniyorum ama A takıma çıksam bir yarıyı çıkartamam.
Tempo çok yüksek orada. Kendimi geliştirmem lazım, özgüvenimi de böyle toparlarım demiştim.
- Ben de 'kaç pasaport eskittin daha 18'ine gelmeden' diye sormuştum. Üçtü değil mi?
- Burada da en iyisini yapacağım ağabey.
Çok çalışacağım, ben güçlü olduğum sürece bu takımda banko oynarım. Kimse bana yapamadı, diyemeyecek. Aklımda olan tek şey futbol. 
'


Atletico Madrid'in efsane stadı Vicente Calderon'daki kulüp mağazasında imza töreni öncesinde forma numarası belli olmayan Arda Turan'ın satıştaki ilk formasına, çok sevdiği Cruyff'un forma numarası 14'ü yazdırmak istediğimde görevli itiraz etti: "O forma numarası Gabi'ye ait." Haklıydı. Gelenekleri olan bir kulüpte bir başkanın numarasının üstüne Arda yazdıramazdın. "Biliyor musun, bir gün 10 numaralı formayı giyecek Arda bu takımda" dedim. Her kulübün en şık numarası 10 numarayı... "O da Diego'nun" dedi görevli kendinden emin bir gülüşle. İlk basın toplantısında Madridli gazetecilerin karşısına çıktığında ülkenin tüm kupalarına tekellerine almış Real Madrid ve Barcelona'ya meydan okuduğunda salonda gülüşmeler yaşanmadı değil. "Çok çalışırsak, Real Madrid ve Barcelona'yı geçebiliriz" demişti o gün. Evet, zordu ama inandığını söylemekten başka çaresi yoktu. 'El Turco' sahaya çıktığı ilk maçtan itibaren bastı çalımı rakiplerine. Hayatta en kolay yaptığı işti ne de olsa. Teknik direktörü değişti, takım arkadaşları değişti, o da yerinde saymadı.
Oyun zekası, bileklerindeki kıvraklık yetmezdi İspanya'nın futboluna. Ağırlıklar altında ezildi, salonda aylarca çalıştı ve bir başka Arda Turan yarattı. İlk sezonunda Avrupa Ligi Kupası'nı kaldırdı.Üç ay sonra takımıyla Chelsea'yi sahadan silip Avrupa Süper Kupası'yla Madrid'e döndü.


Geçen sezon soyunma odasından "Bu akşam bizi yeneceklerse önce öldürsünler" diyerek çıktıkları Kral Kupası Finali'nde Real Madrid'i kendi stadı Santiago Bernabeu'da yere serip bir kupayla daha fotoğraf çektirdi. Atletico Madrid'in 10 numarası, dört gün önce Ruslar'ın milyonlar akıttığı Zenit'ini de bir gol ve bir asistiyle yıktığında Vicente Calderon Stadı "Arda, Arda Turan! diye yıkılıyordu. "Barça ve Real Madrid'i geçebiliriz" diyen Arda, ligin dört haftası geride kalırken yine haklı çıktı. Atletico Madrid ligin zirvesinde oturuyor.
Sözleşmesini 2017'ye kadar uzattı. Arda hep aynı Arda . İki yıl öncesiyle bugün arasındaki tek fark artık fotoğraf karelerine sığmadığı... Onun için artık posterini yolla oralardan Arda Turan... (SABAH PAZAR)


Nisan 2010: Fotoğrafını yolla oradan Ardan Turan

Futbolin


" El secreto de sus ojos"'un yönetmeni Juan Jose Campanella'dan yeni film (Animasyon) FUTBOLİN (Langırt)

4 Nefes 1 Maç


Proje: Culture Multure&Kontratak 
Yönetmen: İsmet Kurtuluş 
Müzisyenler: 'Dört Nefesli' -- Duru Tuna, Erbil Doğan, Siney Yılmaz, Barış Ertürk

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


21 Eylül Cumartesi
14:45 Norwich City - Aston Villa @ LİGTV3
15:00 Tokatspor - Yeni Malatyaspor @ Vuslat TV
15:00 Ankaragücü - Diyarbakır BB @Başkent TV
16:00 Tavria - Metalist Kharkiv @TVnet
16:30 Nürnberg - Dortmund @TRT Haber,TRT HD
17:00 Liverpool - Southampton @LİGTV3
17:00 Real Sociedad - Malaga @NTVSpor
17:00 Tavşanlı Linyitspor - Adanaspor @TRT 1
18:00 Sivasspor - Kasımpaşa @LİG TV
18:00 Torku Konyaspor - Gençlerbirliği @LİGTV2
18:00 Bastia - Marseille @Tivibu
18:30 Shakhtar - Vroskla Poltava @TVnet
19:00 Chievo - Udinese @Tivibu
19:00 Almeria - Levante @NTVSpor Smart
19:30 Chelsea - Fulham @LİGTV3
19:30 Schalke 04 - Bayern Münih @TRT Haber
20:00 Manisaspor - Karşıyaka @TRT Spor
20:30 Eskişehirspor - Medical Park Antalyaspor @LİGTV2
20:30 Fenerbahçe - Elazığspor @LİGTV
21:00 Rennes - Ajaccio @Tivibu
21:00 Rayo Vallecano - Barcelona @NTVSpor Smart
21:45 Genoa - Livorno @Tivibu
23:00 Valladolid - Atletico Madrid @NTVSpor
00:30 Fluminense - Coritiba @LİGTV3


22 Eylül Pazar
12:30 Spartak Moskova - CSKA Moskova @LİGTV 3
13:00 Real Betis - Granada @NTV Sporsmart
13:30 Vitesse - PEC Zwolle @FogTV
13:30 Sassuolo - Inter @Tivibu
15:30 Arsenal - Stoke City @LigTV 3
15:30 Feyenoord - Utrecht @FogTV
15:30 Club Brugge - Anderlecht @FogTV
16:00 Kahramanmaraşspor - Orduspor @TRT Spor
16:00 Juventus - Verona @Tivibu
16:00 Roma - Lazio @Tivibu
16:30 SC Freiburg - Hertha Berlin @TRT Haber
17:00 Çaykur Rizespor - Bursaspor @LigTV 2
17:30 PSV Eindhoven -Ajax @FogTV
17:30 PSV - Ajax @Tivibu
18:00 Celta Vigo - Villarreal @NTV Sporsmart
18.00 Lyon - Nantes @Tivibu
18:00 Manchester City - Manchester United @LigTV 3
18:30 Stuttgart - Eintracht Frankfurt @TRT Haber
19:00 Standart Liege - Lokeren @TVNet
19:00 Beşiktaş - Galatasaray @LigTV
19:30 Rostov - Zenit @LigTV 2
20:00 Adana Demirspor - Bucaspor @TRT Avaz
20:00 Boluspor - Samsunspor @TRT Spor
20:00 Real Madrid - Getafe @NTVSpor Smart
21:45 Milan - Napoli @Tivibu
22:00 Corinthians - Cruzeiro @LigTV 3
22:00 Valencia - Sevilla @NTVSpor Smart
22:00 PSG - Monaco @Tivibu
22:15 Estudiantes - Gimnasia La Plata @TVnet

23 Eylül Pazartesi
00:15 Argentinos Juniors - Boca Juniors @TVnet
20:00 Kayserispor - Trabzonspor @ LİGTV
20:00 İstanbul BŞB- Mersin İdmanyurdu @ TRT Spor
23:00 Espanyol - Athletic Bilbao @ NTVSpor Smart

20 Eylül 2013 Cuma

Affiliate Marketing Nedir?

Blogunuzdan para kazanma konusunda daha önce PPC (tık başına ödeme) ve Google AdSense reklmlarından bahsetmiştim. Bu yazıda tanıtacağım yöntem ise performansa dayalı bir CPA (Cost Per Action) yöntemi olan Affiliate Marketing. Türkçeye iş ortaklığı pazarlaması olarak çevirebileceğimiz affiliate marketing, yayıncı yani blogger ve reklam veren arasındaki ilişkiyi tanımlar.

 

 

Affiliate Marketing Nedir?

 

Firmalar için en ucuz ve etkili şekilde kitlelere ulaşmanın yolu şüphesiz sanal ortam. İnternetin bu  gücünden faydalanmak isteyen firmalar affiliate networkleriyle anlaşarak ya da kendi ortaklık programlarını yayınlayarak yayıncılardan bu ürün ve hizmetlerin satışında yardımcı olmalarını isterler. Burada yayıncı biz yani blog yazarları oluyoruz. Ve sattığımız her ürün için daha önce belirlenen komisyonu alıyoruz.

Affiliate Marketing

 

İşte affiliate marketing, bloggerlar için bu kadar basit ve kazançlı bir para kazanma yöntemi. Affiliae mrketing ile hem ürün sahibi firma, hem aracı olan affiliate network, hem de yayıncı olan blogger kazanır. Yani affiliate markteting “win-win” prensibiyle işler.

 

Affiliate marketingin uygulama ve ödeme şekli açısında 2 önemli yöntemi vardır.

 

1. CPS (Cost Per Sale): Bu yöntemde satış yaptığınız ürün başına komisyon alırsınız. Örneğin %5 komisyon veren bir firmanın 100 liralık ürünlerinden ayda 20 adet satttığınızı düşünelim. Bu durumda kazancınız (100x5/100)x20=100 TL olacaktır.

 

2. CPL (Cost Per Lead): Bu yöntemde ise ürünü satmanıza gerek yoktur. Üye toplamak isteyen sitelere gönderdiğiniz üye veya doldurttuğnuz form başına komisyon alırsınız.

 

 

Affiliate Markting’e Başlamadan Önce Bilmeniz Gerekenler

 

Affiliate marketing yaparak blogunuzdan para kazanmaya başlamadan önce size bazı hatırlatmalarda bulunmak istiyorum. Bunları okuduktan sonra affiliate marketinge başlamakta fayda var. Nelerle karşılacağınızı bilmek istersiniz öyle değil mi?

  • Satacağınız ürünleri dikkatli seçin: Affiliate marketing sektöründe pek çok ortaklık programı ve affiliate networkle karşılaşacaksınız. Buralarda yüzlerce firma ve ürün göreceksiniz. Size tavsiye içinize sinen, mümkünse bizzat kullandığınız veya inandığınız, blogunuz konusuyla ilgili, ziyaretilerinize hitap eden ürünleri tercih etmeniz.
  • Öğenmeye açık olun: Affiliate marketing performansa dayalı bir pazarlama modelidir. Satışlarınızı arttırmak için çeşitli yöntemler geliştirmeye, bunları öğrenmeye ve uygulamaya, bol bol okumaya, yeni terimlerle tanışmaya hazırlıklı olmalısınız.
  • Şehir efsanelerine inanmayın: Affiliate marketing yapmaya karar verdikten sonra çeşitli araştırmalar yapacağınızdan eminim. Bu araştırmalarınıda size büyük meblağlar kazandırdığını iddia ederek çeşitli setler satmaya çalışan onlarca hatta yüzlerce siteyle karşılaşacaksınız. Bunlara inanmayın. Affiliate marketingin sırrı veya sihirli yöntemi gibi şey yoktur!
  • Daha fazla içerik: Sadece ürünü tanıtan bir yazı yayınlarak o ürünü satabileceğinizi düşünüyorsunuz bunun pek mümkün olmadığını söylemeliyim. Ürün hakkında pek çok yeni içerik üreterek ziyaretçiyi ürünü alması konusunda teşvik etmelisiniz. Bu, blogunuza daha çok zaman ayıracaksınız demektir.

 

Google Ve Affiliate Marketing

 

Google’ın affiliate marketing yapan bloglara nasıl baktığını, herhangi bir ceza verip vermediğini merak edebilirsiniz. Hemen cevaplayayım. Google’ın affiliate marketing yapan bloglarla bir alıp veremediği yok. Google’ın asıl hedefi sadece affiliate marketin için açılan bloglar ve web siteleri.

 

Halihazırda bir blogunuz varsa, satış yaptığınız ürüne ait yazı, blogunuzun içeriğinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturur. Bu, Google’ın kabul bettiği bir durumdur. Fakat sadece ürün satmak içerik oluşturulan bloglar, yeterince orijinal içeriğe ve katma değere sahip olmadığından Google aramalarında üst sıralarda çıkma ihtimali çok azdır.

 

Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak için Google satış ortaklığı yönergelerini okuyabilirsiniz.

 

 

Affiliate Marketing’i Neden Seviyorum?

 

Affiliate marketing, blogunuzdan para kazanabileceğiniz yöntemlerden hem daha kazançlı hem de uğraşması çok daha keyifli. Blogunuz bir mağaza ve siz de bu mağazanın pazarlama müdürüsünüz. Yapmanız gereken şey yeteneklerinizi konuşturmak ve satışlarınızı arttırmak. Üstelik sıfır risk ve pasif gelir. Yani siz uyurken bile birileri blogunuzdaki yazılardan etkilenerek o ürünü satın alabilir, siz de uykunuzda kazanabilirsiniz :)

18 Eylül 2013 Çarşamba

Paypal Nedir? Bloggerlar İçin Neden Önemlidir?

Banner reklamları, tanıtım yazıları, link ve ürün satışları derken bloggerlar kendilerini sanal ticaretin içerisinde buldu. Artık çoğu blog yazarı yukarıda saydığım yöntemlerle blogundan para kazanabiliyor. Ancak hem reklam veren, hem de reklam yayınlayan kişiler ödeme konusunda sıkıntı yaşıyabiliyorlar. Örneğin bloggerların önemli bir kısmı 18 yaşından küçük ve banka hesapları yok. Banka hesapları olanlar da EFT yaparken işlem ücreti ödemek zounda kalıyorlar. Zaten ödemelerin küçük meblağlar olduğunu düşünürsek, bankaların yaptığı bu işlem kesintileri ödeme yapan kişleri düşündürüyor.

 

paypal

 

Tam da bu noktada devreye 100 milyondan fazla aktif üyesi bulunan Paypal giriyor.  Sanal bir banka gibi düşünebileceğiniz Paypal, internet kullanıcıların güvenli alışveriş ve para transferi yapması sağşayan bir yöntem. Her blog  yazarının bir Paypal hesabı olması gerektiğini düşünüyorum. Neden bu düşüncede olduğumu yazının devamını okuduğunuzda anlayacaksınız.

 

 

Paypal Nedir?

 

Paypal, kşisel bilgilerinizi veya krat bilgilerinizi kullanmadan, sadece e-posta adresi üzerinden ödeme yyapmanızı sağlayan bir sistemdir. Paypal’a üye olmak ve kullanmak tamamen ücretsizdir. Kredi kartı veya banka hesabınızın olmasına gerek yoktur.

 

Paypal’da bireysel, ticari ve premier olmak üzere 3 hesap türü vardır. Premier hesap online satış yapan kişiler için , ticari hesap ise  kurum ve kuruluşlar  için idealdir. Blog yazarları için bireyse hesap yeterlidir.

 

E-Posta Adresi Ve Şifre Önemlidir

 

Paypal’a üye olurken standart kayıt formlarına benzer bir form dolduracağınız için detaylara girmiyorum fakat e-posta adresi ve şifre konusunda dikkatli olmalısınız. Zira bu e-posta adresi ve şifreyi sadece Paypal hesabınıza girişlerde değil, alışveriş ve ödemelerde de kullanacaksanız. Örneğin bir reklam veren size ödeme yaparken sizden Paypal adresinizi isteyecektir. İşte Paypal adresiniz, bu e-posta adresinizdir.

 

Onaylı Olmak

 

Paypal’da onaylı hesap ve onaysız hesap şeklinde 2 kavram vardır. Sadece e-posta adresi ile oluşturulan hesaplar onaysızdır. Hesabınızı bir kredş kartına veya banka hesabına bağladığınızda ise Paypal heabınız onaylı olur. Onayları hesapların yurt dışına ödeme yapma ve ücret limiti gibi sorunları yoktur.

 

İşte Paypal böyle güvenli ve pratik bir ödeme yöntemi. Özellikle yurt dışından firmalar size reklam vererlerse çok büyük ihtimalle ödemelerini Paypal ile yaparlar. (Bana hep öyle yaptılar) Ödemeyi Paypal hesabınıza aldıktan sonra ister Paypal ile ödeme kabul eden sitelerden alışveriş yapabilir, isterseniz de o parayı  banka hesabınıza aktarabilirsiniz.

 

Kayıt olmak için: https://www.paypal.com

17 Eylül 2013 Salı

Yapı Kredi Yeni Websitesi ile Ezber Bozuyor

Yapı Kredi yeni web sitesi ile Türkiye’de ve bankacılık sektöründe bir ilke imza attı.

İnternet müşterilerine yepyeni bir deneyim sunan, karışık sekme ve menülerin olmadığı bu yeni sitenin anasayfasında sadece bir arama çubuğu bulunuyor. Bu sayede Yapı Kredi müşterileri anasayfada bulunan arama çubuğunu kullanarak tüm aradıklarına ulaşabiliyor. Böylece müşterilere daha hızlı ve zahmetsiz bir bankacılık hizmeti sunuluyor.

yapi-kredi

Arama temeli Google Search Appliance teknolojisine dayanan bu site, müşterilerin aramalarını zaman içerisinde öğrenen ve kendini geliştiren bir yapıya sahip. Arama motorunda “altın, usd, euro” gibi aramalar yapıldığında sonuçlara anında ulaşılabiliyor. Yapı Kredi uygulamalarına erişmek içinse arama motoruna ''QR'' yazmak yeterli. Aranılan şube ve ATM’ler ise şehir ve bölge adı girilerek kolayca bulunabiliyor.

Davranışsal Hedefleme Teknolojisi ile müşterilerin siteye geldiği kanallardan, onun hakkında bilgiler toplanarak kullanıcının site içerisinde aradığı içeriğe en hızlı şekilde ulaşması amaçlanıyor. Örneğin; müşeri limango.com.tr ya da benzer sitelerden yapikredi.com.tr’yi ziyaret ediyorsa ve bir Limango kampanyası varsa, müşteriye anasayfa banner alanında ilk sırada limango.com.tr bannerı gösteriliyor.



Siz de bu yepyeni internet bankacılığı deneyimini yaşamak istiyorsanız hemen http://www.yapikredi.com.tr 'yi ziyaret edin.

Bir bumads advertorial içeriğidir.

16 Eylül 2013 Pazartesi

Yeni San Mames







A.Bilbao'nun yeni stadı "Yeni San Mames" bu akşam açılıyor. İlk maç A.Bilbao-Celta Vigo. Stad hakkında: San Mames Barria

Üniversite yurdu








Bugün yurt raporu almak için gelen Hacettepe'li bir öğrenciye nasıl bir yurtta kaldığını sordum 
"Devletle üniversitenin ortak yurdunda kalıyorum" dedi 
"Ne kadar ücret ödeniyor?" diye sordum 
"Aylık 185 lira olmuş, iki senedir 160 liraydı. Yine de herkes homurdanmış niye zam oldu diye" dedi 
"Yemek ne kadar?" diye sordum 
"Her öğün birer lira" dedi 
 "Ne kadar ucuzmuş" diye hayret ettim 
"Eskiden 1,75 ti, rektöre söyledik, 1.25' e indirdi. O da içimize sinmedi 1 lira olsun dedik, oldu" dedi




"Nasıl söylediniz rektöre?" diye hayretle sordum 
"Öğrenci konseyi gidip söyledi, o da kabul etti. Zaten sağolsun maillerime falan hemen cevap veriyor" dedi 
"Sekreteri cevap veriyor demek istedin herhalde" dedim "Yoo, bazen sekreteri de bakıyor ama kendisi Ipad'inden cevaplıyor" dedi 
"Harç da ödemiyorsunuz artık sanırım" dedim 
"Evet harç geçen sene kalktı" dedi




"Yurda giriş çıkış saatlerinde sıkıntı oluyor mu?" diye sordum "Gece 2 - sabah 6 arası giriş çıkış yasak. Yine de ikiyi on geçeye kadar falan müsamaha gösteriyorlar. 
Gece 01:30 da Güven Park'tan servis kalkıyor zaten" dedi 




"İşler benim zamanıma göre epey değişmiş. Yurda giriş 1986 yılında 22:30 daydı, ayrıca uyuyor da olsan gece 11 de uyanıp, pijamanı çıkartıp, giyinip yurt müdürünün önünde imza atman gerekiyordu" dedim

15 Eylül 2013 Pazar

Luke Duggan





Didier Drogba'nın Sneijder'e Verdiği Sır


Kimin söylediğinin pek bir önemi yok, çünkü söyleyen de hatırlamak istemiyordur bu cümleyi: "Hagi bastonuyla geldi." 17 yıl önce Barcelona'dan Galatasaray'a geldiğinde 31 yaşında olan Hagi'yi yaşlı bulanların sayısı doğrusu az değildi o günlerde. 90'larda, 30'lu yaşların ilk yarısı, futbolcular için kariyerinin sonbaharı demekti. Kendilerine iyi bakanlar hariç... Rumen efsanenin beş yıl boyunca oynadığı futbol eleştiri sahiplerinde 'baston etkisi' yarattı ve "Her güzel şeyin bir sonu var" diyen Hagi, 36'sında futbola veda etti. Formayı çıkardıktan üç yıl sonra kendisine "İki yıl daha oynamaz mıydın?" diye sorduğumda da "Oynardım ama haftada beş gün idman yapacak gücüm kalmamıştı. Maçları oynardım ama o idmanlara çıkmamak olmazdı" dedi. 10'un vedasından 12 yıl sonra bir başka süperstar, Drogba, Galatasaray formasını sırtına geçirdiğinde yaşının karşısında 35 yazıyordu. Hagi'nin futbolu bıraktığı yaştan bir eksik. Dünya değişmiş, futbol değişmiş, oyun hızlanmış, defans oyuncuları birer gladyatöre dönüşmüş ama ne gam... Drogba 'doktordan satılık' otomobil edasıyla sol şeritten devam etti ve hâlâ da ediyor. Düzenli idman yapmak, yediğine içtiğine dikkat etmek, uykunun hakkını vermek profesyonel futbolun olmazsa olmazı. İşine saygı gösterenlerin de bunları yerine getirdiğinde kariyerlerine en az beş yıl ekledikleri kesin. Fakat Drogba, Maldini, Puyol, Cafu, Costacurta gibi isimler nasıl oluyor da yolun yarısındayken bile futbol topunun peşinden koşuyorlar? 


Bu sorunun cevabını bize belki Sneijder verebilir. 28 yaşında Galatasaray'a geldiğinde İtalya'da 'bitmiş' damgası yiyen Hollandalı 10 numaranın, Fransız So Foot dergisine verdiği röportaja bir göz atalım hep beraber. Sneijder, geçen sezonun ikinci yarısını şöyle anlatıyor: "Galatasaray'a geldiğimde takımın bir parçası olup yardım etmek istedim arkadaşlarıma. İstedim ama fizik olarak bunu yapamayacağım da farkındaydım. Vücudumu her maç zorladım. Şampiyon olduğumuz maçta ne varsa verdim ve o maçtan üç gün sonra bile evde kıpırdamadan yatıyordum. Bu kadarı fazlaydı. İmdadıma Drogba yetişti ve osteopati uzmanı tavsiye etti. Artık onlarla birlikte çalışıyorum ve onlara çok güveniyorum." Malum yaz bitti, şair Murathan Mungan'ın dizelerinde de, takvim yapraklarında da... Mevsimlerden grip, nezle şimdi şehirde yaşayanlar için. Yatağa düştüğünde vitamin haplarına saldıranlarla, sürekli adale sakatlıklarından mustarip olup doktor doktor dolaşan Sneijder arasında bir fark yok. İşte burada devreye giren adam daha bir ay önce "En az üç yıl daha futbol oynarım" diyen Didier Drogba. O ve onun gibi kariyerlerini uzatan yıldızların sırrı koruyucu hekimlikte. Acımasız darbelerle yıkılmamak, 90 dakikayı çıkarabilmek için, depar attıkları zaman adaleleri yırtılmasın diye bilimin sunduğu yeniliklerin, usta hekimlerin peşinde koşuyor 40'ına merdiven dayayan futbolcular... 



Maldini, Cafu, Abbiati, Ambrosini, Seedorf, Sergio'ya yolun yarısında forma giydiren ve adı 'huzur evi'ne çıkan Milan kulübü de futbol dünyasında koruyucu hekimliğin öncüsü. Sakatlanınca Bayern Münih'in doktoru Wohlfahrt'a koşma devri çoktan bitti. Artık Jean Pierre Meersseman (Milan'ın sahibi ve İtalya eski başbakanı Silvio Berlusconi'nin 35 yıllık özel doktoru) gibi, Milan'ın dillere destan sağlık merkezi MilanLab'ı kuran ve futbolcuların sakatlanmaması için farklı teknikler kullanan doktorlar revaçta. Meersseman ve onun gibilerinin inandığı, kısaca vücudun bir bölgesindeki rahatsızlığın diğer bir bölgede sakatlığa sebep olabileceği. Örneğin çürük dişi olan bir futbolcunun adale ağrılarının dinmemesi ya da karaciğerinde sorun olan bir diğerinin omzundaki ağrıya ortopedist ile çare arayıp bulamaması gibi... Kineziyoloji, osteopati, kiropraktik uzmanları artık futbolun parçası... Modern gladyatörlerin gözle görülmeyen zırhlarını bu bilim dallarının uzmanları hazırlıyor artık. Yoksa siz hâlâ tekmeliğin yeterli olduğuna inananlardan mısınız? 


Osteopati: Hastalıklarda kas-iskelet sisteminin etkinliği üzerinde duran tamamlayıcı tıp metodu. Bir sinirin veya omurilikten gelen sinirlerin, fiziksel veya duygusal etkilenmeden dolayı organlarda görülen, özellikle eklemlerdeki fizyolojik bozuklukların hareket kısıtlılığını düzeltme, fonksiyonel bozuklukları ve ağrıları yok etme amacıyla uygulanan tedavi yöntemi. 
KineziyolojiHareket bilimi. İnsan hareket sisteminin yapı ve özelliklerini, bu özelliklerin hareket anındaki tesirlerinin çeşitli hareketleri, yer, konum ve zamanla olan ilişkilerini, hareketlerdeki sınırlamaları, hareket prensiplerini içeren dal. 
Kiropraktik: Sinir sistemini düzenlemek amacıyla omurga, kemik ve kaslara müdahele etme yöntemi. Genel hedef omurgada var olduğu düşünülen oynamaları ortadan kaldırmaktır. 

Futbol'A 14/9/2013

Los Galacticos 2000-2013


14 Eylül 2013 Cumartesi

Hafta Sonu Naklen Yayınlar

14 Eylül Cumartesi
12:30 CSKA Moskova - Rostov (LigTV3)
13:00 Kawasaki Frontale - Sanfrecce Hiroshima (Eurosport 2)
14:45 Manchester United - Crystal Palace (LigTV3)
14:45 Volga Nyzhnyi - Spartak Moskova (LigTV2)
16:00 Illichivets Mariupol - Zorya Lugansk (Tvnet)
16:30 Bayern Münih - Hannover 96 (TRT Haber , TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Almeria (NtvSpor Smart)
17:00 Sunderland - Arsenal (LigTV3)
17:00 Tavşanlı Linyitspor - Ankaraspor (TRT Spor)
17:00 İBB - Şanlıurfaspor (TRT 1)
18:00 Kayseri Erciyesspor - Akhisar Belediye (LigTV)
19:00 Anderlecht - Mechelen (Tvnet)
19:00 Levante - Real Sociedad (NtvSpor Smart)
19:30 Dortmund - Hamburg (TRT Haber , TRT HD)
19:30 Everton vs Chelsea (LigTV3)
19:45 Ajax - Zwolle (Fog TV)
20:00 Denizlispor - Samsunspor (TRT Spor)
20:30 Gaziantepspor - Çaykur Rizespor (LigTV2)
20:30 Trabzonspor - Karabükspor (LigTV)
21:00 Barcelona - Sevilla (NtvSpor Smart)
21:45 Twente - PSV Eindhoven (Fog TV)
23:00 Villarreal - Real Madrid (NtvSpor Smart)
00:30 Cruzeiro - Atletico Paranaense (LigTV 2)

15 Eylül Pazar
13:00 Granada - Espanyol (NTVSpor)
13:30 Nec Nijmegen - Feyenoord (Fog TV)
15:30 Oostende - Standard Liege (Tvnet)
16:00 Kahramanmaraşspor - Adanaspor (TRTSpor)
16:30 Hoffenheim - M'Gladbach ( TRT Haber , TRT HD)
18:00 Gençlerbirliği - Kayserispor (LigTV2)
18:00 Getafe - Osasuna ( NtvSpor Smart)
18:00 Sivasspor - Eskişehirspor (LigTV)
18:00 Southampton - West Ham (LigTV3)
18:30 Braunschweig - Nürnberg (TRT Haber , TRT HD)
20:00 Karşıyaka - Orduspor (TRT Spor)
20:00 Malaga - Rayo Vallecano (NtvSpor Smart)
20:30 Bursaspor - Beşiktaş (LigTV)
20:30 Elazığspor - Torku Konyaspor (LigTV2) 
22:00 Real Betis - Valencia (NtvSpor Smart)
22:00 Vasco da Gama - Sao Paulo (LigTV3)
00:15 Boca Juniors - Racing Club (Tvnet)
03:15 Arsenal Sarandi - River Plate (Tvnet)

16 Eylül Pazartesi 
20:00 Kasımpaşa - Fenerbahçe (LigTV)
21:00 Elche - Valladolid (NtvSpor Smart )
22:00 Swansea City - Liverpool (LigTV3)
23:00 Athletic Bilbao - Celta Vigo (NtvSpor Smart)