28 Şubat 2014 Cuma

Üç Forvetler


Hafta Sonu Naklen Yayınlar



1 Mart 2014 Cumartesi
14:00 Fethiyespor - Orduspor (TRT 1)
16:00 Karabükspor - Gaziantepspor (LİG TV)
16:30 B.Dortmund - Nürnberg (TRT HD)
17:00 Stoke City - Arsenal (LİG TV 3)
17:00 Malaga - Valladolid (NTV SPOR SMART)
18:00 St.Etienne - Monaco (TİVİBU SPOR)
19:00 Adana Demirspor - Adanaspor (TRT SPOR)
19:00 Eskişehirspor - Kasımpaşa (LİG TV 2)
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği (LİG TV)
19:00 Levante - Osasuna (NTV SPOR SMART)
19:30 B.Münich - Schalke 04 (TRT HABER)
19:30 Southampton - Liverpool (LİG TV 3)
21:00 Getafe - Espanyol (NTV SPOR SMART)
21:45 Roma - İnter (TİVİBU SPOR)
22:15 Sporting Lizbon - Braga (TİVİBU SPOR)
23:00 Welez Sarsfield - Boca Juniors (TV NET)
23.00 Elche - Celta Vigo (NTV SPOR SMART)

2 Mart 2014 Pazar
13:00 İstanbul BŞB- Manisaspor (TRT SPOR)
13:00 Villareal - Real Betis (NTV SPOR SMART)
13:30 Kayserispor - Kayseri Erciyesspor (LİG TV)
13:00 Sivasspor - Elazığspor (LİG TV 2)
13:30 Cagliari - Udinese (TİVİBU SPOR)
15:00 Ajaccio - Lille (TİVİBU SPOR)
15:00 Denizlispor - Mersin İ.Y. (TRT SPOR)
15:30 Clubbe Brugge - Standart Liege (TV NET)
16:00 Konyaspor - Trabzonspor (LİG TV)
16:00 Torino - Sampdoria (TİVİBU SPOR)
16:30 Hoffenheim - Wolfsburg (TRT HD)
18:00 Atletico Madrid - Real Madrid (NTV SPOR SMART)
18:30 E.Frankfurt - Stutgart (TRT HABER)
18:30 Aston Villa - Norwich City (LİG TV 2)
18:30 Tottenham - Cardiff City (LİG TV 3)
19:00 Anderlecht - Genk (TV NET)
19:00 Belenenses - Benfica (TİVİBU SPOR)
19:00 Balıkesirspor - Samsunspor (TRT SPOR)
19:00 Ç.Rizespor - G.Saray (LİG TV)
19:30 Livorno - Napoli (TİVİBU SPOR)
20:00 Sevilla - Real Sociedad (NTV SPOR)
21:45 Fiorentina - Lazio (TİVİBU SPOR)
21:45 Milan - Juventus (TİVİBU SPOR)
22:00 PSG - Marsilya (TİVİBU SPOR)
22:00 Barcelona - Almeria (NTV SPOR SMART)
22:00 Rayo Vallecano - Valencia (NTV SPOR)
23:15 River Plate - San Lorenzo (TV NET)

Neden Misafir Yazarlık Yapıyorum

Bu yazı, Srgz Blog’un sahibi Vural Egemen Sarıgöz arafından Blog Hocam için yazıılmıştır.

Bildiğiniz gibi Blog Hocam'da ve daha bir çok blogda misafir yazar olarak yer alıyorum. Daha önceki yazılarımdan birisini mutlaka okumuşsunuzdur. Üretkenliğin az olduğu, kopyala/yapıştır mantalitesi ile siteler,bloglar yönetmeye çalışanların cirit attığı bir mecrada yazı yazabilmenin bir maharet olduğunu düşünüyorum.

Bir çok arkadaşımdan ''misafir yazar olarak başkalarının blogunda yayınladığın yazıları kendi blogunda yayınlasan daha iyi olur'' diyenlere rastlıyorum. Hatta bir arkadaşım bu konuda beni ikna etmek için neredeyse yarım sayfadan fazla bir mail göndermiş.

Fikrim değişmedi, değişmeyecek!

Blog Yazarı olarak 2006 yılından bu yana internette çeşitli yazılar yayınlıyorum. Bunların içerisinde siyasi olanlarda var , blog yazarlarına faydalı olabilmek adına kaleme alınmış yazılarda var. Bundan sonra yine aynı şekilde sevdiğim bloglarda,takip ettiğim bloglarda misafir yazar olarak yer almaya devam edeceğim. Bir arkadaşımın bloguna içerik desteği sağlamışım çok mu?

Neden Misafir Yazarlık Yapıyorum?

Misafir blogculuk üzerine bir çok makale okuduk/okudunuz. Bunların hepsinde misafir yazarlığın olumlu yanlarını gördük. Olumsuz yanı yok mu diyecek olursanız, bana göre olumsuz hiç bir yanı yoktur. Kendi blogunda yayınlasan daha iyidir diyenlerin paylaşımcılıktan ve hep banacılıktan başka gayeleri yoktur.

Misafir yazarlığın iki çeşit artısı vardır. Maddi ve manevi...

Maddiyatta şunları sıralayabiliriz.

  • Bir başka blogda misafir yazar olarak yazınızın yayınlanması durumunda o yazıdan dolayı blogunuza ziyaretçi gelecek ve ziyaretçi sayınız artacaktır.
  • Belki bu gelen ziyaretçiler arasından sadık okuyucular çıkacak ve sizi günlük olarak takip edeceklerdir.
  • Daha önce sizi duymayan insanlara isminizi fısıldamış olacaksınız.
  • Yazdığınız yazıda en az kendi blogunuza bir link vereceğiniz için bu size backlink kazandıracaktır.
  • Kendi blogunuzun iştigal konusu ile alakalı yazmak zorunda değilsiniz. İstediğiniz yazıyı yazıp uygun bir blogda yayınlanmasını sağlayabilirsiniz.Başka konulardaki fikirlerinizi de beyan etme şansı bulabilirsiniz.
İşin bir de maneviyat boyutu vardır ki maddiyattan daha önemlidir.

Maneviyatta şunları sıralayabiliriz.

  • Yeni blog yazarları ile tanışır , yeni dostluklar kurarsınız.
  • Yeni ortamlar keşfedip , yeni yazarların yeni yazılarını okursunuz.
  • Bir başka blog yazarının içerik üretmesine katkı sağlarsınız.
  • Başka blog yazarlarına örnek olursunuz.
  • Daha çok kişinin yazınızı okuduğunda mutlu olursunuz.
  • Misafir yazı da yazım kurallarına ve hitap şekillerine dikkat eder, bunu alışkanlık haline getirirsiniz.
  • Yazınızın altına yapılan yorumları cevaplayarak okuyucularla iç içe olursunuz.
  • Sizden yazı yazmanızı isteyen birine isteğini yerine getirmenin mutluluğunu yaşarsınız.
  • Kendinizden başka biri için bir şeyler yapmanın huzurunu tadarsınız.
  • Bildiklerinizi daha fazla kişiye aktarma imkanı bulduğunuz için sevinir ve kendinizi iyi hissedersiniz.
Blogunuza hem misafir yazar kabul edin, davet edin hemde başka bloglarda misafir yazar olarak yerinizi alın. Srgz Blog'da misafir yazar olarak yer almak isterseniz vuralege[at]gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz.

Srgz Blog Yazarı Vural Egemen Sarıgöz'ün blogunuzda misafir yazar olarak yer almasını isterseniz yine mail adresimden davet edebilirsiniz. ''Davete icabet sünnettir'' ilkesi ile en kısa zamanda yazıyı size ulaştıracağımdan emin olabilirsiniz.

Bu yazıyı okuduktan sonra en az bir tane yazı yazıp bir blog yazarı arkadaşınızın blogunda yayınlamanızı rica ediyorum.

İyi bloglamalar dilerim.

Vural Egemen Sarıgöz

27 Şubat 2014 Perşembe

Her an, Her yerde, Herkese daha fazla Hürriyet!

Hürriyet Dünyası mecralarına reklam vermek artık çok kolay!


Gazetede, webde, tablette, mobilde ve sosyal medyada her gün 6,9 milyon insanın yolu Hürriyet Dünyası’ndan geçiyor.

Her gün 1,6 milyon kişiye erişen Hürriyet Gazetesi’ne artık tek bir sayfa üzerinden reklam vererek mesajınızı hedef kitlenize en etkili şekilde ulaştırabilirsiniz. Hürriyet Reklam Grubu size en uygun planlamayı ve rezervasyon hizmetini sağlayarak reklamınızı en etkin şekilde tüketici ile buluşturur. Hürriyet Dünyası, Türkiye’nin en çok okunan gazetelerden birine sahip olmasının yanısıra; internet dünyasında da Türkiye'nin en etkin ve en yenilikçi portalleriyle reklam veren için dev bir içerik ağı sağlamaktadır.

Hürriyet Gazetesi’nde yerinizi almak için; http://reklamver.hurriyet.com.tr/gazeteye-ilan-ver.html adresinden; her biri kendi alanında uzman olan internet siteleri üzerinden hedef kitlenize ulaşmak için ise http://reklamver.hurriyet.com.tr/internete-ilan-ver.asp adresinden Hürriyet Reklam Grubu’na ulaşabilirsiniz.


Hürriyet e-Gazete

Hürriyet’i geleneksel gazete formatında tabletten veya akıllı telefondan okumak isteyenler için hazırlanmış olan Hürriyet e-Gazete Uygulaması; ana gazete ve yayınlanan tüm ek sayfalarına dijital ortamda erişme şansı vermektedir. Uygulama bugün, Türkiye’nin en çok okunan tablet gazetesidir. Toplamda ücret ödeyen abone sayısı, ücretsiz rakiplerinin ulaştığı rakamları geride bırakmıştır. Ertesi gün bayide yerini alacak gazeteye, her gün saat 00:00’da erişme imkanı sağlayan Hürriyet e-Gazete Uygulaması, IOS, Android ve Windows 8 platformunda yer almaktadır.


Hürriyet Tablet

 

Hem ertesi gün bayide yer alan gazetenin içeriğine hem de tablete özel haber, video ve fotoğraflara ulaşma şansı veren Hürriyet Tablet Uygulaması, kullanıcı dostu bir ara yüzle tasarlanmıştır. Her gün 20:00’da güncellenen uygulama, görsel zenginliğin yanısıra Hürriyet'in en beğenilen köşe yazarlarını, Spor Servisi'nin hazırladığı zengin spor sayfalarını, gündemi belirleyen haberleri ve birbirinden renkli Kelebek, Cumartesi, Pazar ve Seyahat ekleri içeriğini tablete özel bir şekilde okuma imkanı sağlamaktadır.

Hürriyet Çocuk Kulübü       


Hürriyet Çocuk Kulübü, 7-14 yaş hedef kitlesine sahip; spordan sanata, güncel konulardan eğlenceye, teknolojiden bilime kadar pek çok alanda düzenli haberler yapan bir tablet uygulaması ve internet sitesidir. Kulübün 12 adet çocuk ve genç yazarı vardır. Tablet uygulamasının içinde ve Hürriyet Çocuk Kulübü internet sitesinde oyunlar, yarışmalar, makaleler, eğlenceli videolar, çocuk ve gençlerden gelen haberler yer alır. Tablet uygulamamız haftalık yayın yapan, ama aynı zamanda güncel olan ücretsiz bir uygulamadır.

Hürriyet Tablet veya Hürriyet e-Gazete üzerinden hedef kitlenize ulaşmak için http://reklamver.hurriyet.com.tr/tablete-ilan-ver.html adresinden Hürriyet Reklam Grubu’na ulaşabilirsiniz.

Türkiye'nin en etkin mecralarından biri olan Hürriyet Gazetesi'nde Türkiye veya bölge baskılarında seri ve sosyal ilan verebilirsiniz.

Eleman İlanı (Gazetenin Türkiye ve Bölge eklerine Eleman İlanı, Hürriyet IK gazetesine Eleman İlanı), emlak ilanı (satılık veya kiralık ev, işyeri, yazlık, arsa, gayrimenkul, konut, devre mülk ilanı), vasıta ilanı (satılık veya kiralık araba, iş makinesi, kamyon, otobüs, minubüs, motosiklet ilanı), kayıp ilanı, nakliye ilanı, ders verme ilanı, satılık eşya ilanı veya eşya arayanlar kategorilerinde ve sosyal ilan (Doğum, vefat, anma, baş sağlığı Teşekkür İlanı) vermek istiyorsanız, http://reklamver.hurriyet.com.tr/seri-ilan-ver.html adresinden Hürriyet Reklam Grubu’na ulaşabilirsiniz.

Insert Kullanımı

Hane halkının her bireyine ulaşan, başlı başına bir mecra olma özelliğiyle etkin bir pazarlama ve iletişim aracı olan insert uygulaması ile gazetede, hafta içi ve sonunda ürünlerinizin, hizmetlerinizin tanıtım ve pazarlamasını yapabilirsiniz. Firmanızı veya ürününüzü tanıtmak amaçlı broşür / insert’ün Hürriyet Gazetesi ile birlikte dağıtılmasını istiyorsanız, Hürriyet Gazetesi’ne http://reklamver.hurriyet.com.tr/insert-ilan-ver.html adresinden ulaşabilirsiniz.

Hürriyet Dünyası’nın tüm mecralarına reklam vermek için Reklamver.Hurriyet.com.tr adresine tıklayın. Reklamınız hedef kitlenize en etkin şekilde, her an, her kanaldan ulaşsın. 
 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Şubat 2014 Çarşamba

GCMPartner İle Blogunuzundan Para Kazanın

Blog yazarlığı keyifli bir hobi olmasının yanında fırsatları değerlendirdiğinizde kazançlı bir işe de dönüşebiliyor. Bugüne kadar blogunuzdan para kazanmanızı sağlayacak pek çok yöntem tanıttım ama içlerinde en keyifli olanı ve en çok kazandıranı Affiliate Marketing diyebilirim.

Bu yazımda çok kazançlı ve çok güvenilir bir ortaklık programı olan GCMpartner’ı tanıtmak itiyorum.

gcmpartner ortaklık programı
GCMpartner Nedir? Nasıl Kazandırır?

Aslında GCMpartner’dan önce GCM Forex’ten bahsetmemiz gerekiyor. Çünkü GCMpartner, GCM Forex’in ortaklık programının ismi. GCM Forex, parite, petrol, altın, endekslerin alım ve satım fiyatlarından forex işlemler yapılan SPK denetimli bir aracı kurumdur.

GCMpartner ise bu şirketin CPL (Cot Per Lead) yani üyelik başına ödeme yapan affiliate modeliyle blog yazarlarına para kazandıran ortaklık programının ismidir. Blogunuza ekleyeceğiniz hazır araçlar, bannerlar veya linkler ile demo üye yapacağınız kişi başına gelir elde edebilirsiniz.

Ayrıca GCMpartner’da subaffiliate yani alt ortaklık programı da mevcut. Bu ne demek? Sizin referansınızla üye olan blog kişilerin kazancının %10’u kadar ekstra gelir elde edebilirsiniz.

GCMpertner’a Üyelik Ve Affiliate Link Oluşturma

GCMPartner’a üyelik çok basit ve ücretsiz. Buraya tıklayarak üyelik formunu doldurmanız yeterli. Hiç bir aktivasyon veya zorlayıcı işleme gerek kalmadan hesabınız birkaç saniyede oluşturuluyor.

gcmpartner

Üye olduktan sonra size özel bir kullanıcı paneli açılıyor. Burada kazançlar, gösterimler ver tıklamalarla ilgil istatistiki bilgileri anlık olarak görebilirsiniz. Arayüzü sade ve dili Türkçe olduğu için, kullanıcı panelini kolayca kullanılabilirsiniz .

 

Bu panelde blogunuza yerleştitrmek üzere banner ve text reklamları oluşturabilirsiniz. Bu reklamlar üzerinden GCM Forex’e üye olan kişi başına belli bir ücret alacaksınız.

Ayrıca hazır GCM araçlarını blogunuza ekleyerek hem ziyaretçilerin ilgisini daha çok çekebilir, kazancınızı arttırabilirsiniz.

Kazançlar Ve Ödemeler

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki GCMpartner’a illegal içeriğe sahip olmayan tüm blog yazarları ve online pazarlama ile ilgilenen internet kullanıcıları katılabilir. Fakat ekonomi, finans, borsa, para konulu blogların kazancının daha yüksek olacağı aşikardır. Küçük bir örnekle kazanç hesaplaması yapalım.

Yaptığınız üye başına kazanacağınız ücret 5’a kadar çıkmakla birlikte kişiden kişiye ve blogdan bloga değişmektedir. Günde 10 kişiyi üye yaptığınızı ve üye başına 1$ aldığınızı düşünürsek ayda ayda 300$ yapar. Alt ortaklık programı ile 5 blogger arkadaşınızın da aynı para kazandığını ve bunlardan %10 ekstra gelir elde ettiğinizi düşündüğümüzde buradan da 150$ kazanırsınız. Yani aylık kazancınız 450$ olur. Hiç fena değil :)

Gelelim ödemelere. Ödeme için her ortaklık programında olduğu gibi bir alt limit var. Toplam kazancınız 50$’a ulaştığında ödeme talep edebiliyorsunuz. Ödemeler her ayın 10’ında banka hesabınıza EFT ile gönderiliyor.

Önemli bir not olarak, üyelikler tamamen gerçek bilgiler ile oluşturulmuş olmalı ve 18 yaş üzeri olması gerekiyor, ödeme yapılmadan önce bu demo üyelikler kontrol edilmekte.

GCMPartner’dan Daha Fazla Kazanmak İçin Neler Yapılabilir?

Bannerları ve text reklamlarını blogunuza ekleyerek insanların üye olmalarını beklemek bir pasif gelir yöntemidir ancak kazancınızı arttırmak için biraz çaba göstermelisiniz. Herkes kendine özgü pazarlama stratejisi geliştirebilir ama ben birkaç temel ipucu vermek istiyorum.

1. Öncelikle Forex’in ne olduğunu çok iyi öğrenin ve ziyaretçilerinize öğretin. İşlem hacmi her geçen gün daha da artan Forex piyasası ile ilgili makaleleri, yazıları okuyun. Öğrendiklerinizden yola ççıkaracak ziyaretçileri bilglendirici içerikler üretin. Kısacası insanlara Forex’i güzel anlatan yazılar yazın.

2. Üyelik çalışmalarınızı sadece kendi blogunuz üzerinden yapmak zorunda değilsiniz. Diğer bloglara konuk yazar olarak, forumlarda konu açarak, sosyal medya platformlarını kullanarak daha fazla kişiye ulaşabilir, kazancınız arttırabilirsiniz.

3. GCMpartner’ın site sahipleri için geliştirdiği araçlardan mutlaka faydalanın. Bu araçlar ziyaretçilerin ilgisini ve dikkatini çekeceğinden “bu nedir?” diye merak edecek, araştıracak, belki de üye olacaklar.

4. Finans, ekonomi, para, borsa gibi konularda yayın yapan site sahiplerini bularak onları alt ortağınız yapmaya çalışın. Çünkü nların kazancı muhtmelen sizden daha yüksek olacaktır. Onların kazancından elde edilece %10 ekstra gelir belki de sizin kendi kazancınızdan fazla olacaktır.

Herkses bol kazançlar!

24 Şubat 2014 Pazartesi

Blog Hocam 3 Yaşında!

22 Şubat 2011’tarihinde Blog Hocam’a Hoşgeldiniz! başlığıyla yayınladığım yazıyla başlamıştı BH’nin yayın hayatı. İçimdeki yazma isteğine karşı koyamayıp sırf kendimi tatmin etmek, bunu yaparken de insanlara yardımcı olabilmek amacıyla domain bile almadan oluşturduğum bu blogun 3 sene boyunca güncel kalacağını düşünmemiştim açıkçası.

Blog Hocam 3 yaşında

 

Sizi istatistiklerle ve rakamlarla meşgul etmek istemiyorum. Yan taraftaki widgetlar ve sayaçlar ne durumda olduğumuzu gayet iyi açıklıyor zaten. 3. yıl dönümü yazımda bugüne kadar başarılı bir şekilde yayında kalmamı sağlayan kişiler teşekkür etmek istedim.

Sadık Okuyucularıma…

Blog Hocam’ı her platormda takip eden, tüm yazılarımı okuyan, değerli yorumlar yazan, bana her şekilde destek olmaya çalışan az ama öz bir okuyucu kitlesi var. Bu kitle bazen artıyor, bazen azalıyor ama kaç kişi olursanız olun sizi seviyorum ve size minnettarım. Blog Hocam’ın 3 yıl boyunca güncel kalmasına sizin verdiğiniz motivasyon 1 numaralı etken.

Sessiz Takipçilerime…

Sessiz sedasız tüm yazılarımı takip eden, belkide bugüne adar hiç yorum yazmamış veya mesaj göndermemiş sessiz bir çoğunluk var. Kimliklerini saklama isteklerine veya benimle muhattap olmak istememelerine saygı duyuyorum elbette. Varlığınızın farkındayım ve sizi de bu şekilde seviyorum :)

Misafir Yazarlara…

Blog Hocam’ın ilk günlerinden itibaren Türkiye’de neredeyse hiç bilinmeyen “konuk yazarlık” ile ilgili makaleler paylaşarak sistemi yaygınlaştırmaya çalıştım. Açıkçası konuk yazarlığın bu kadar çok yaygınlaşacağını hiç tahmin etmemiştim.  3 yıl boyunca Blog Hocam’a yazı göndren, yazısı yayınlanan, yayınlanmayan tüm blog yazarlarına teşekkür ediyorum. Sayenizde cuma günleri okuyucular farklı tatlarda yazılar sunabiliyorum.  

Sponsorlarıma…

3 yıl boyunca sayısını hatırlayamayacağım kadar sponsorluk ve reklam teklifi geldi Blog Hocam’a. Bunların belki büyük bir kısmını geri çevirmek zorunda kaldım ama yine de ilgilendikleri için hepsine teşekkür ederim. Tüm sponsorlar ve reklamverenler sayesinde epey kazanç elde ettim. Onlarca okuyucuma ufak tefek hediyeler verdim.

Google’a…

Üye olduğum topluluklarda ve gelen mesajlarda Google ile ilgili o kadar şikayet okuyorum ki, bugüne kadar hiç sorun yaşamadığım için bir teşekkür de Google’a etmek istedim :) Yazılarım anında indeksleniyor, aramalardan gelen ziyaretçi sayısı her geçen gün artıyor, AdSense’e hiç başvuru yapmadan kendileri bana yayıncı olmamı teklif etti vs. Teşekkürler Google’!

Nice Senelere…

3 yıldır yazılarımı amatör bir ruhla, samimi bir şekilde yazmaya çalıştım fakat bloga yaklaşımım hep profesyonelce oldu.  Bundan sonra aynı tutum içerisinde olmaya devam edeceğim. Umarım 4. yılında da Blog Hocam’ı aynı güncellikte ve kalitede tutmayı başarablirim. (Her ne kadar imkansız gibi gözüksede… )

Sağlıcakla kalın, Blog Hocam’ı okumaya devam edin…


Not: Blog Hocam’ın 3 yılını doldurması şerefine aktif e-posta abonelerinden 10 kişinin blogunu 1 ay süreyle ücretsiz olarak yayınlayacağımı daha önce duyurmuştum. Söz verdiğim gibi çekilişi yaptım ve 10 kişiye durumu anlatan e-posta gönderdim. İçlerinde cevap vermeyenler olduğu için bugğne yetiştiremedim fakat yedeklerle iletişime geçip 10 kişiyi tamamlayınca linkler 1 ay süreyle BH’de dönmeye başlayacak.

23 Şubat 2014 Pazar

Şehre Yeni Katil Gelmiş


Saha kenarında kendisini bekleyen gazetecilerin yanına giderken iki genç futbolcuya "Benimle gelin" dedi. Bir elinde meşhur not defteri vardı, kır saçlarını düzeltmesine gerek olmayacak kadar kısa kestirmişti. Madrid'in -ona göre- insan yiyen spor medyasının karşısındaydı artık. İki genç oyuncuyu yanına aldı. "Beyler günaydın, bugün A takımla çalışmaya başlayan iki genç oyuncuyu sizlerle tanıştırmak istiyorum. Aslında tanıyorsunuz onları." Sağına döndü. "Enzo ya da kısaca Bay Zidane'ın oğlu." Soluna döndü. "Bu da Bay Rodriguez'in oğlu ya da kısaca Jese. Bay Rodriguez'i tanımıyor olabilirsiniz ama Jese'yi hiç unutmayacaksınız." 

Basın toplantılarında medya ile kavga etmek istediğinde süreyi uzun tutardı ama bu kez kısa kesti. Buraya onu Barcelona'yı durdurması için çağırmışlardı ama sevilmediğini biliyordu. Sahaya dönerken o gün geldi aklına. Rijkaard, Barcelona'dan ayrılmış, yönetim teknik direktör arıyordu. Kulübü başkan yardımcısı Marc Ingla, Lizbon'a ayağına kadar gelmişti. Bilmediği yer değildi Barcelona, bir zamanlar tercümanıydı o kulübün. Yıllık ücret, transfer politikası değil bir sözde tıkanmışlardı. Ingla ona "Bizim seninle ilgili tek sıkıntımız senin medyaya çok yüklenmen. Çok agresifsin. Teknik direktör, kulübün yüzüdür. Sen haftada üç kez medyanın karşısına çıkıp bir saat konuşuyor, herkese her yere ateş ediyorsun. Bu bizim stilimiz değil." Katalan yöneticiye verdiği cevabı hatırladı: "Biliyorum, bu benim stilim ve ben değişemem." Uzak kalede Cristiano Ronaldo tek başına frikik çalışıyordu, Xabi Alonso ve Sergio Ramos'a ters ters baktı ve not defterini açıp "Jese, bu hafta 11'de" yazdı. 

Arka bahçesinde domates, biber yetiştirmek için daha çok gençti. Teknik adamlığında da farklı değildi. Alışverişini 'Yıldızlar Market'ten yapardı. Real Madrid, raftakini alırken etiketine bakacak kulüp değildi. Yeter ki ambalajı güzel ve birinci kalite olsun. Jese öyle değildi. Kanarya Adaları'ndan 14 yaşında Madrid alt yapısına gelen çocuk, arka bahçeye dikilmiş bir tohumdu. Acı biber, en acısından, ağız yakan, kalecilerin gözlerini yaşartan türden. Jose Mourinho haklıydı. Bay Rodriguez'i kimse tanımazdı. Ya da herkesin tanıdığı onlarca Bay Rodriguez vardı Madrid'de. Las Palmaslı eczacı Bay Rodriguez'in oğlu, Real Madrid'liler için mutluluğun dört harfli tarifi denildiğinde söylenen "Raul"dan sonra gelen dört harfli bir umuttu. Son birkaç yıldır Madrid sokaklarında bir şehir efsanesi gibi konuşulup duruyordu zaten. "Şehre yeni katil gelmiş" diyorlardı. Topa hangi ayağıyla vurduğunu bir türlü çözememişti Real Madrid'in alt yapı kulübü Castilla'nın maçlarını izleyenler, sağsa sağ, solsa sol. Raul'dan sadece iki santim kısaydı ama çok daha çevikti. 

Mahallenin çocuğu Raul'u geldiğinde takımdan gönderen Jose Mourinho, giderken Jese'yi hatıra niyetine bıraktı Real Madridliler'e. Ona zaten "Jesinho" diyorlardı, Mourinho'nun manevi oğlu Jese... Geçen yaz yolu bizim memlekete de düştü. U-20 Dünya Şampiyonası'nda beş gol atıp gol krallığında ikinci sırada kalan iki isim vardı. Bruma ve Jese. Bruma, Galatasaray'a imza atarken, Zinedine Zidane, Chelsea'ye giden Mourinho'nun notunu unutmadı: "Jese'yi satmayın, kiralamayın." Jese Rodriguez Ruiz. 1993 doğumlu. Üç gün sonra doğum günü. Real Madrid alt yapısında bir sezonda 22 gol atıp efsane Butragueno'nun rekorunu toprağa gömdü. İlk sezonunda 10 gol atan Raul'u yakalaması için ise iki gole ihtiyacı var. 20 yaşında Barcelona, Valencia, A.Bilbao filelerini havalandırdı. Ama en önemlisi şehrin öte yakasındaki Atletico Madrid'e sıktığı kurşundu. "Şehre yeni katil geldi" diyenler haklıydı. "Raul 2.0" diyenler de... 

21 Şubat 2014 Cuma

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


21 Şubat 2014, Cuma
02:30 Atletico Rafaela - Boca Juniors @TVNet
20:00 Bursaspor - Çaykur Rizespor @LigTV
21:30 Schalke 04 - Mainz 05 @TRT HD
21:30 Monaco - Reims @Tivibu
22:00 Valladolid - Levante @NTVSpor Smart HD

22 Şubat 2014, Cumartesi
13:30 Gaziantepspor - Akhisar Bld. @LigTV
14:00 Orduspor - TKİ Tavşanlı Linyitspor @TRT 1
16:30 Hamburger SV - Dortmund @TRT HD
17:00 Kayseri Erciyesspor - Karabükspor @LigTV2
17:00 Real Madrid - Elche @NTVSpor Smart HD
19:00 Galatasaray - Beşiktaş @LigTV
19:00 Celta Vigo - Getafe @NTVSpor Smart HD
19:30 Wolfsburg - Leverkusen @TRT Haber
21:00 Osasuna - Atletico Madrid @NTVSpor
23:00 Almeria - Malaga @NTVSpor Smart HD

23 Şubat 2014, Pazar
13:00 Rayo Vallecano - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Hatayspor - Göztepe @HRT Akdeniz
13:30 Kasımpaşa - Sivasspor @LigTV
13:30 Gençlerbirliği - Torku Konyaspor @LigTV2
15:30 Oud-Heverlee Leuven - Club Brugge @TVNet
16:00 MP Antalyaspor - Eskişehirspor @LigTV
18:00 Real Betis - Athletic Bilbao @NTVSpor Smart HD
18:30 Hannover 96 - Bayern München @TRT Haber
19:00 Trabzonspor - Kayserispor @LigTV
19:00 Standard Liege - Gent @TVNet
20:00 Valencia - Granada @NTVSpor
22:00 Real Sociedad - Barcelona @NTVSpor Smart HD
23:15 Boca Juniors - Estudiantes @TVNet

24 Şubat 2014, Pazartesi
20:00 Elazığspor - Fenerbahçe @LigTV
23:00 Espanyol - Villarreal @NTVSpor Smart HD

Sosyal Ağlarda Reklam Vermek

Reklam ve tanıtım, blogunuzu ya da pazarladığınız bir ürünü geniş kitlelere ulaştırmak için kullanılır. 2010’lu yıllarda bu cümleyi kurmuş olsam herkes sıradan bir bilgi ve normal bir yazıya giriş cümlesi sanardı. Ancak 2013 yılından itibaren devasa boyutlarda artan dijital reklamcılık bu tanımı değiştirdi: “Reklam ve tanıtım, blogunuzu ya da pazarladığınız bir ürünü alakalı kitleye ulaştırmak için kullanılır.”

Muhteşem hızla ilerleyen teknoloji, her geçen gün daha fazla isteğimizi doyurabilir hale geliyor. Dünyanın ilk web reklamı olan şu aşağıdaki reklamın üzerinden henüz 20 sene geçti. Yaşam için saniye kadar kısa olan bu sürede teknoloji şu an bizi “Son zamanlarda blogla ilgili arama yapmış, İstanbul’da oturan, 30 yaşından küçük erkeklere” reklamımızı gösterebilme noktasına geldi.

sosyal medya

Peki Sosyal Medyanın Reklamcılıkta Yeri Ne?

Sosyal medya ile ulaşabileceğiniz insan sayısına diğer reklam yöntemleriyle de ulaşabilirsiniz. Hatta çok daha fazlasına! O halde neden sosyal medya?

Loyalty denilen kavram, reklamcılıkta sık kullanılır. Türkçesi sadakat ve bağlılık olan bu kelime sosyal medyada geniş ağ oluşturmak isteyenlerin sürekli aklında. Sosyal medya, kullanıcılarınız ile birebir bağlantıya geçip, samimi bir dünya oluşturabileceğiniz güzide bir mekan. Daha özel bir dünya olduğu için de bağlılık kavramının oluşturulması daha kolaylaşıyor. TV’ de izlediğiniz bir reklamla o markaya bir sadakat hissetmeyebilirsiniz ancak sosyal medyada sizi merkeze koymuş bir uygulama çıkardığı zaman o marka işte o zaman bir bağlılık filizlenebilir. Nike Fuel Band ürününü duymuşsunuzdur. Bu bileklik, sosyal medyada bir uygulama ile eşleştirilebiliyor ve arkadaşlarınızla gerçek hayat sporunda yarışıyorsunuz. Hem “oyunlaştırma” kullanılmış, hem merkezde kullanıcı var. Buda yanında “Loyalty” getirecek elbette…

İkinci neden, tabi ki ucuzluk.  10 TL lik reklamla binlerce kişiye ulaşabiliyorum.  Ufak bütçeli bir blog siteniz dahi olsa bir anda binlerce kişiye blogunuzu gösterebilirsiniz. Ancak en baştaki durumu unutmayın. Facebook’a reklam verip “Türkiye-Genel” seçeneğini seçiyorsanız, kusura bakmayın ama siz teknolojiyi yakalayamadınız. Neden sitenizle veya ürününüzle ilgili kitlelere hitap etmiyorsunuz. Böylece dönüşüm oranlarınız çok daha iyi olacak!

Üçüncü neden, “earned media”. Yine reklamcılıkta çok duyulur. Türkçesi “Kazanılmış Medya”dır. THY reklamını hatırlayın. Messi ve Kobe ile olan reklamı. THY, X kadar para ödeyip bu reklamı yaptı ama daha sonra sen ben o, bu reklamı ailemize arkadaşlarımıza izlettik, ben Facebook’tan paylaştım, o da paylaştı, o da paylaştı sende paylaştın… THY bir X kadar daha para ÖDEMEYİP bu reklamı dünyaya yaydı. İşte bu sevgili okurlar Kazanılmış Medyadır. Viral reklam yapmak bu yüzden önemlidir. Kullanıcılar beğenirse o kadar hızlı yayılır ki, inanın reklam verseniz bu kadar etkisi olmazdı.

Umarım bu 3 maddenin işinizde ve tanıtımlarınızda faydası olur. Lütfen sadece Facebook hesabı açıp işi bırakmayın. Diğer sosyal mecralarda da bulunup sizinle ilgilenebilecek insanlara ulaşmanız çok yerinde olacaktır…

Yazar Hakkında: DijiAdamblogculuğu ve bilgiyi paylaşmayı çok seven, yazdıkça yazası gelen, çocuk ruhlu bir insan. 

19 Şubat 2014 Çarşamba

Sosyal İmleme Ve Faydaları

İmleme olayını hepiniz biliyorsunuz sanırım. Tarayıcılara göre “sık kullanılanlar, favoriler, yer imlerim” gibi isimler altında beğendiğimiz ya da daha sonra ziyaret etmek istediğimiz siteleri bir arada toplarız. İşte buna imleme diyoruz. Peki bunun sosyali nedir?

Sosyal İmleme Nedir?

İletişim ve etkileşime dayalı bir dünya olan sosyal medyanın temel taşlarından biri olan sosyal imleme, imlenin sosyal halidir. Açıklamak gerekirse beğendiğiniz, önerdiğiniz siteleri imlemekle kalmaz, bunları diğer internet kullanıcılarıyla paylaşırsınız.

Sosyal imlemenin temel amacı favori sitelerinizi beli bir düzen dahilinde saklamaktır. Bunu tarayıcınızın favoriler klasörü yerine bir internet sitesinde yapmanın da belli avantajları vardır. Örneğin her bilgisayardan ve her tarayıcıdan yer imlerinizi görebilirsiniz. İhtiyacınız olan tek şey internet bağlantısıdır.

Sosyal İmlemenin Faydaları Nelerdir?

SEO yani blogunuzun arama motoru görünürlüğünün artması açısından sosyal imleme sitelreinin önemi büyüktür. Sosyal imlemenin blogunuza faydalarından kısaca bahsetmek gerekirse;

- Index Hızı: Arama motorlarından organik trafik kazanmak istiyorsanız blogunuzun tam ve hızlı bir şekilde inekslenmesi çok önemlidir. Sosyal imleme siteleri blogunuzun hızlı indekxlenmesine yardımcı olur.

- Backlink: Blogunuzun arama sonuçlarında sıralamasına etki eden en önemli faktörlerden biri backlinklerdir. Sosyal imleme sitelerine blogunuzu ekleyerek ücresiz olarak backlink kazanabilirsinz.

- Trafik: Yeni siteler keşfetmek isteyen kullanıcıların sosyal imleme sitelerini ziyaret ettiklerini düşünürsek blogunuza trafik sağlamanıza da yardmcı olacaktır.

Türkiye’de Sosyal İmleme

Daha önce az zamanda çok ziyaretçi getiren siteleri yazdığım yazımda sosyal imleme sitelerinin çok işe yarayacağından fakat Türkçe sosyal imleme sitelerinin yetersizliğinden bahsetmiştim. Yeni kurlan bir sosyal imleme sitesi olan Reklamsiniz dikkatimi çekti ve hazır sosyal imleme konusuna değinmişken bu siteden bahsetmeden geçmek istemedim.

reklamsiniz
Reklamsiniz.com aslında bir sosyal imleme sitesinden çok daha fazlası. Blogunuzu tanıtabileceğiniz, diğer blogları oylayabileceğiniz, yorum yazabileceğiniz bir sosyal platform.

Reklamsiniz’e Kayıt Olma Ve Site Ekleme

Reklamsiniz kayıt sayfasına giderek ücretsiz kayıt olabilirsiniz. Kayıt formunu doldurduktan sonra sizden sitenizi başlığını yazmanız istenecek. Buraya site başlığını yazdıktan sonra en önemli kısımlardan biri olan site detayları sayfası açılıyor. Blogunuza daha çok trafik çekmek için kategoriyi, açıklamayı ve etiketleri dikkatli yazmalısınız.

Kullanıcı Puanları Ve Sosyalleşme

Reklamsiniz’in sıradan bir sosyal imleme sitesinde çok daha fazlası olduğunu söylemiştim. Siteye kayıt olduğunuzda sağ üst köşede 100 puanınız olduğunu göreceksiniz. Blogunuzu eklediğinizde ise +20 puanınız daha oluyor. Bunu da reklamsiniz kullanıcıları arasında bir nevi oyun gibi düşünebiliriz. 

Reklamsiniz.com sayesinde sosyal imlemenin avantajlarının dşında yeni siteler keşfedebilecek, trafiğinizi arttırablecek, yorumlar ve oylar sayesinde keyifli vakit geçirebileceksiniz.

17 Şubat 2014 Pazartesi

Yapmanız Gereken Tek Şey Başlamak!

Blogunuzda yazdığınız ilk yazıyı hatırlıyormusunuz? Twitter’da yazdığınız ilk tweeti? Çektiğiniz ilk fotoğrafı? Bahsettiğim bu ilkleri hatırladığınızda “ bunları ben mi yapmışım” diyorsunuz öyle değil mi? Peşinden “şimdi ki aklım olsa…” ile başlayan cümleler de kurabilirsiniz.

Filmi çok daha başa alalım, çocukluğumuza dönelim. Bisiklet sürmeye başladığınız günlerinizi anımsayın. Muhtemelen denge ve ivme yakalamayı öğrenene kadar ya başkalarından destek alarak sürdünüz bisikletinizi, ya da defalarca düştünüz. Ama hiç pes etmediniz. Düşe kalka, deneye deneye, dengenizi sağlamayı ve bisikleti tek başınıza kullanmayı öğrendiniz.

Şimdi yazının başında neden bahsettiğimi daha iyi anladınız sanırım. İlk blog yazılarınızı yazdığınızda olumsuz tepkiler almış veya kendinizi yetrsiz görüp karamsarlığa düşmüş olma ihtimaliniz çok yüksek. Fakat bilmeniz gereken şey şu: başlangıç aşamasında yapmanız gereken tek şey başlamaktır!

Bugün örnek aldığınız, gıptayla takip ettiğiniz, hatta biraz da kıskandığınız blogların ilk günlerini tahmin edebiliyor musunuz? Sizin başlangıçta olduğunuzdan çok da farklı durumda değillerdi. Ama o an yapmaları gereken tek şey başlamaktı ve başladılar. Tıpkı sizin yaptığınız.

Yapmanız Gereken Tek Şey Başlamak!

Gelelim asıl vermek istediğim mesaja. 1 ocak benim doğum günüm ve geçtiğimiz 1 ocak’ta 30. yaşımı doldurdum. Tam bir kitap delisi olan kız kardeşim, her doğum günümde olduğu gibi bu sene de bana bir kitap hediye etti ama tembellikten anca okuyabildim. Bu yazının çıkışı da okuduğum o kitap. Daha doğrusu kitapta verilmek istenen mesaj.

Kısaca bahsetmek gerekirse John Acuff’ın Start isimli kitabında şu cümlenin üzerinde duruluyordu: Don’t compare your beginning to someone else’s middle.

Blog yazmaya yeni başlayan kişilerin çok sık düştüğü bir tuzakdır bu. Kendilerini, başka bloglarla ve blog yazarlarıyla kıyasladıklarında yetersiz ya da başarısız olduklarını düşünerek motivasyonlarını kaybediyorlar. Sonuçta henüz 1 senesi doldamadan bloglarını kapatıp yeni bir blog açıyorlar. Açılan bu yeni blogun da sonu benzer oluyor.

Jon Acuff’ın sözünü blog yazarlığına uyarlayacak olursak; henüz başlangıç aşamasındaki blogunuzu, belli bir seviyeye gelen ve örnek aldığınız bloglarla kıyaslamamalısınız. Belki onlardan daha iyi, belki daha kötü blog olacaksınız bilinmez ama farklı şartlardaki blogları kıyaslamak doğru değil.

Hepimizin örnek aldığı, hatta blog yazmaya başlamamıza sebep olan bloglar olabilir, bu çok doğal. Ama onlarla yarışmak, onlara benzemeye çalışmak veya taklit etmek yerine kendimizi nasıl geliştirebileceğimize odaklanmalıyız.

Not: Yazıda bahsettiğim kitabı kardeşim ABD’den getirmiş. Bir okuruma hediye etmek için kitabın Türkçesini ve sıfırını aradım ama bulamadım. Üzgünüm..

16 Şubat 2014 Pazar

Kereviz Atmak Yasaktır


Biz Türkler, İtalyanlarla birbirimize benzer miyiz? Mevzubahis olan büyük aileler, Ferzan Özpetek filmlerinin olmazsa olmazı kalabalık yemek sofraları, herkesin konuştuğu, kimsenin dinlemediği sohbetler, kırkına gelen oğluna daha dün okula başlamış gibi davranan anneler, 'akşam dışarı çıkamazsın' bakışı fırlatan babalar, her işi son dakikaya bırakmalar, bir otomobilin en önemli aksesuvarının korna olduğuna inananlar ve aynı zamanda sinyalin gereksiz bir kol olduğuna kanaat getirenler ise; evet! Makarnayı onlar dişe dokunur sever, biz annelerin ağızda dağılan makarnasıyla büyürüz. Karadeniz pidesinin, pizzadan, Antakya'nın nar ekşisinin, balzamik sirkeden çok daha güzel olduğuyla bir maç başlatmak niyetinde değilim, çünkü hikayenin içinden yine meşin yuvarlak geçiyor. Geçen hafta İtalya'da ligin uzak ara en iyi takımı Juventus, deplasmanda Verona ile 2-2 berabere kaldı. Asıl hikaye ise Verona'ya gelen bir Juventus taraftarının stadyuma yanında 24 cm'lik bir bıçakla girmek istemesiydi. Neyi, kimi kesecekti bilinmez ama elindeki suç aletiyle ertesi gün hakim karşısına çıktı. Pazar yakalanan, pazartesi yargılanan ve dokuz ay hapis cezası, 2 bin avro para cezası ve beş yıl stadyumlara girme yasağı olan bu İtalyan taraftarının, Kasımpaşa-Beşiktaş maçında sahaya dalan ve Fernandes'e saldırdıktan sonra ertesi gün özgür kalıp akşamında bir televizyon kanalındaki 'spor' programına konuk olan Türk 'taraftar'a benzese de; kaderinin benzemediği ortada... 


Peki biz Türkler, İspanyollar'a benzer miyiz? Akdeniz havzasında her milletin bir diğerine kanı biraz çeker, uzatmadan futbol sahasına dalalım. Kral Kupası'nda Real Madrid, 1999 yılından beri yenilmediği ezeli rakibi Atletico Madrid'in sahasına ilk maçı 3-0 kazanmanın rahatlığıyla gitti. Rövanşı da 2-0 kazandılar ama mesele yine tabela değildi. Atletico Madrid tribününden kimliği tespit edilemeyen bir taraftarın attığı çakmak dünyanın en iyi iki futbolcusundan birinin kafasına isabet edince kıyamet koptu. Ronaldo'nun başı yarılmadı ama bize de bir hikaye çıktı: Sahaya atılan yabancı maddeler. Aslında hiçbirine yabancı olmadığımız ama 'sahada ne işi var'dan yola çıkılarak 'yabancı' kabul edilen maddeler. Dünyanın her stadyumda minimum iki güvenlik noktasından geçilmesine rağmen tribüne sokulan ve sahada işler yolunda gitmeyince, zıvanadan çıkan taraftarın ya hazırda tuttuğu ya da eline ne geçerse savurduğu 'yabancı' maddeler. Sahaya çakmak atmak, çakmak ancak Ronaldo'nun kafasıyla buluşursa haber değeri taşıyor. 



Ayakkabısını atan ve evine topallayarak dönen, telefonunu atan ve arkadaşının cebinden eşini arayıp, "Telefonumu çaldılar" diyen, marketten 30'luk yumurta kutusunu, tribünde menemen yapacakmış gibi stada sokup sahaya fırlatanlar, stat büfelerinde satılan su ve ayran şişelerini sahaya yetiştiremeyip, kendi taraftarının üzerine boca edenlerin tribün terörü, kabul edelim çok yeknesak. Futbol tarihi ne yabancı maddeler gördü oysa ki. 50 yıl önce sahaya atılan el bombası, oyuncak çıkınca "Sahada savaş çıktı" manşetleriyle Milwall taraftarına yüklenen İngiliz medyası, aradığını bir Newcastle United-Tottenham maçında bulmuştu. Tottenham'a transfer olan ve eski takımının sahasına çıktığı ilk maçta sahaya atılan yüzlerce Mars çikolatayla protesto edilen Gascoigne, en sevdiği çikolota sorusunun verdiği cevabın kurbanı olmuştu. Yakın geçmişte Sunderland maçında sahaya atılan balonu kurtarmayı çalışıp topu unutan ve golü yiyen Liverpool kalecisi Reina, Premier Lig kariyeri boyunca Chelsea taraftarının sahaya attığı kerevizlerle tanışamadı çünkü İngiliz Futbol Federasyonu, kerevizi de yabancı madde sınıfına koymuş ve stadyuma girişini yasaklamıştı. 30 yıl önce içinde kereviz kelimesi geçen bir tezahüratı (Bizde de vardır kerevizli bir tezahürat: Bahçelerde kereviz biz gol yemeyiz) üç boyutlu hale getirmek için maça kerevizle gelen ve sahaya atan Chelsea taraftarı doğrusu İnter taraftarına gıptayla bakmıştır! Çünkü San Siro'da sahaya motosiklet atan İnter taraftarından daha büyük bir objeyi yabancı madde sınıfında stada sokabilen olmadı. Milano'ya Bergamo'dan gelen Atalanta taraftarının scooter'ını gasp eden ve dört kulesinden rampalar çıkılarak ulaşılan San Siro'nun tribünlerinden sahaya atan Interliler futbol tarihine adlarını İtalik yazdırdılar... 


İngilizler, holiganlar, İtalyanlar, Ultras'lar ile uğraşırken, Franco rejiminde baskı altında kimliksiz kalan İspanyol taraftarların biraz ordan biraz burdan ile oluşturdukları tribün kültüründe, takımı protesto etmek için beyaz mendil sallamak nasıl vazgeçilmezse, rakibi sindirmek için sahaya yabancı madde atmak da bir o kadar büyük gelenektir. Herkes atar ama en çok da İspanyollar atar. Luis Figo, İspanyol futbol tarihinin en büyük hainidir Barcelona taraftarına göre. 'Judas' Figo, kaptanı olduğu takımı bırakıp Real Madrid'e gittiğinde onunla kapanmayacak bir hesabın defterini açan Katalanlar, 2002 yılında Camp Nou'ya gelen "Hain" Figo'ya korner attırmazken, sahaya da domuz kafası atmışlardı. Üç metre ötede viski şişesinin eşlik ettiği domuz kafası, El Clasico hatırası olarak yıllar sonra Barselona'da bir sergiye konuk oldu, binlerce ziyaretçi bu enstalasyonu (!) görebilmek için sergiye akın etti. Atletico Madrid taraftarının attığı viski şişesi hakemin elinde canlı yayında 10 saniye gösterilince markanın yaptığı bedava reklam da yanına kar kalmıştı yıllar önce. Endülüs bölgesinin ateşli derbisi Sevilla-Real Betis'te ise yıllar boyunca sahaya atılan içki şişelerinin hesabını artık kimse tutmaz oldu. 



Norveç'te bilardo topu, İsviçre'de tenis topu, Hırvatistan'da fırın sahibi başkanı protesto etmek atılan çörekler... Say, say bitmez. Bizle bitirelim. Kadıköy'de bir derbide Hasan Şaş'ın kafasında patlayan yumurta, TT Arena'da kaleci Volkan'ı sıyıran rakı şişesi, Trabzon'da Milan Baros'a atılan ama kaleci Tolga'ya isabet edip ıslatan su şişesi, Ali Sami Yen'de futbol tarihine 'sulu derbi' olarak geçen maçtaki yüzlerce poşet su, ülkenin her yerinde tabela terse dönünce sahaya yağan koltuklar... Çok yaratıcı (!) olduğumuz söylenemez değil mi? Hayır asla. Ne domuz kafası, ne Vespa, ne de kereviz... Bu alanda da en yaratıcı millet biziz. Sahaya giren ve ertesi gün hakim karşısına çıktığı zaman "Ben tribünde en öndeydim. Sahaya atlamadım, beni ittiler" diyerek kendini savunanlar kadar yabancı madde görmedi maalesef bu futbol tarihi... 

Yeni Santiago Bernabeu


14 Şubat 2014 Cuma

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



14 Şubat 2014 Cuma
20:00 Çaykur Rizespor - Gaziantepspor (LigTV)
21:30 Mainz 05 - Hannover 96 (TRT HD)
21:30 Paris SG - Valenciennes (Tivibu)
21:45 Milan - Bologna (Tivibu)
22:00 Elche - Osasuna (NTVSpor Smart HD)

15 Şubat 2014 Cumartesi
14:00 Karşıyaka - Manisaspor (TRT 1)
16:00 Kayserispor - Gençlerbirliği (LigTV)
16:30 Bayern München - Freiburg (TRT HD)
17:00 Atletico Madrid - Valladolid (NTVSpor)
19:00 Karabükspor - Trabzonspor (LigTV)
19:00 Orduspor - FV Kahramanmaraşspor (TRT Spor)
19:00 Levante - Almeria (NTVSpor Smart HD)
19:30 Leverkusen - Schalke 04 (TRT Haber)
21:00 Barcelona - Rayo Vallecano (NTVSpor Smart HD)
21:45 Fiorentina - Inter (Tivibu)
23:00 Villarreal - Celta Vigo (NTVSpor Smart HD)

16 Şubat 2014 Pazar
13:00 Granada - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
13:30 Mersin İdmanyurdu - İst.Büyükşehir Bld. (TRT Avaz)
13:30 Catania - Lazio (Tivibu)
14:00 Beşiktaş - Bursaspor (LigTV)
16:30 Augsburg - Nürnberg (TRT HD)
18:00 Getafe - Real Madrid (NTVSpor Smart HD)
18:30 Hertha Berlin - Wolfsburg (TRT Haber)
19:00 Fenerbahçe - Kasımpaşa (LigTV)
20:00 Athletic Bilbao - Espanyol (NTVSpor Smart HD)
22:00 Sevilla - Valencia (NTVSpor)

17 Şubat 2014 Pazartesi
19:00 Torku Konyaspor - Elazığspor (LigTV3)
20:00 Eskişehirspor - Sivasspor (LigTV2)
20:00 MP Antalyaspor - Galatasaray (LigTV)
23:00 Malaga - Real Sociedad (NTVSpor Smart HD)

Blog Yazarlarına 10 Altın İmla Önerisi

Yazı yazarken imla kurallarına dikkat etmek son derece önemlidir. Eğer blog yazarlığı söz konusu ise bu çok daha önemlidir. Neden, diye soracaklara hemen açıklayalım.

Ziyaretçilerin çoğu için bozuk bir imla ile yazılmış yazılar güven sorunu oluşturur. Yazara ve siteye bakışı olumsuz yönde etkiler. Yaptığınız işe ve ziyaretçilerinize olan saygınız sorgulanır hale gelebilir. Sitenizin başka siteler nezdindeki itibarı da azalır ve sitenize link vermek isteyecek kişiler bundan vazgeçebilir. Bu da, asıl amacı ziyaretçi çekmek, yazılarını geniş kitlelere ulaştırmak olan blog yazarı için hayal kırıklığı anlamına gelebilir. Ayrıca Google Pagerank değeri açısından da bir avantajı kaçırmış olursunuz.

10 imla önerisi
Gelin sözü uzatmadan 10 altın imla önerisine geçelim.

1. Temel noktalama işaretlerinden olan nokta, virgül, iki nokta üst üste, soru işareti, gibi işaretlerinin yerli yerinde kullanılmasına özen gösterilmeli.


2. Bu noktalama işaretlerinin ardından bir karakter boşluk bıraktıktan sonra yeni cümleye mutlaka büyük harf ile başlanmalı.


3. Paragrafların anlam bütünlüğü içerisinde oluşturulmasına dikkat edilmeli.

4. ..de ve ..da eklerinin yazımına özellikle dikkat edilmeli. Birleşik ve ayrı yazılması gereken de ve da eklerinin hangileri olduğu öncelikle öğrenilmeli ve gereken özen mutlaka gösterilmelidir. “Sen de mi Brütüs?

5. Bağlaç olan ..ki ayrı yazılır, mutlaka dikkat edilmeli. “Böyle de yatılmaz ki!

6. Soru eki olan mi, mı, mu, mü ekleri mutlaka ayrı yazılmalıdır. “Anladınız mı?

 

7. Özel isimler, cümleler, dizeler, kurum kuruluş isimleri, belirli bir tarih bildiren gün ve ay adları mutlaka büyük harf ile başlamalıdır.


8. İkilemeler ayrı yazılmalıdır. “ayrı ayrı


9. Özel isimlere getirilen ve bağlaç olmayan ekler ayraç ile ayrılmalıdır. “Ahmet’in sayfası

10. Ne ..ne bağlacı cümleyi zaten olumsuz yapar. Ayrıca yüklemi olumsuz yapmaya gerek yoktur. “Beni ne sen anladın ne de Ahmet anladı.

 

Yazar Hakkında: Bu satırların yazarı olan Hasan DEMİRPAZ, alışveriş, ürün karşılaştırması, ucuz ürün önerileri, deniz, balık, balıkçılık, güncel, teknoloji, yemek, aşk, sevgi gibi çok çeşitli konularda yazılar yazmakta olup yazıların tamamını www.ucuzucuzenucuz.com adresinden ve Facebook sayfasından takip edebilirsiniz.

13 Şubat 2014 Perşembe

Moda Blogları İçin Kampanyon

Yeni medyanın son yıllarda en çok öne çıkan öğelerinden biri şüphesiz moda blogları ve bloggerları. Artık hanımlar moda dergileri kadar moda bloglarını da takip ediyorlar. Yeni ürünler keşfetmek, fırsatlardan haberdar olmak, almayı düşündükleri ürün hakkındaki yorumları okumak için moda bloglarını takip ediyorlar.

Moda bloglarına ilgi bu kadar artınca, moda blogları arasında rekabet de o denli fazla oluyor doğal olarak. Artık modayla ilgilenen orta seviyede iher internet kullanıcısı hanım, bir moda blogu oluşturuyor. Kiminin amacı bir moda dergisinde adının geçmesi, kiminin amacı bir gazetenin hafta sonu ekinde köşe sahibi olmak, kimi de moda konusunda bir internet fenomeni olmak istiyor. Peki rekabetin bu kadar yoğun olduğu bir ortamda moda bloggerları neler yapmalı? Nasıl fark yaratabilirler? Rakiplerinin arasında nasıl öne çıkabilirler?

Bir moda blogunun fark yaratabilmesi için işine çok yarayacak bir siteden ve yöntemlerden bahsetmek istiyorum.

kampanyon1

Tanıtacağım sitenin ismi Kampanyon. Kampanyon nedir diye soracak olursanız; tüm alışveriş sitelerinin ürünlerini bir arada görmenizi, incelemenizi ve ilgilendiğiniz ürünlerin hangi alışveriş sitesinde satıldığını kolayca bulmanızı sağlayan bir ürün arama motorudur şeklinde özetleyebilirim. Gelelim Kampanyon’u kullanarak moda blogunuza nasıl fayda sağlayabileceğinize…

1. Moda Blogunuzda Tanıtacağınız Onbinlerce Ürün

Moda bloglarının işleyişi satın aldıkları ürünleri kombinleyip takipçileriyle paylaşmak olduğu içiniçin online alışveriş sitelerinin önemi çok büyüktür. Fakat online alışveriş siteleri o kadar çok ki hepsini tek tek dolaşıp zevkinize uygun ürün aramaya ömür yetmez. Kampanyon ise tüm alışveriş sitelerindeki ürünlere tek bir yerden ulaşmanızı sağladığı için istediğiniz ürüne en hızlı şekilde ulaşıp satın almanızı sağlar.

2. Okurlarınıza En Uygun Ürünleri Önerin

Moda bloggerlarının en çok parayı alıverişe harcadıkları tahmin etmek hiç zor değil :) Bu yüzden online alışverişin nimetlerinden faydalanmak gerekiyor. Online alışveriş siteleri arasındaki rekabet fiyatlara da yansıyor ve bazı ürünler arasında fiyat farkları olabiliyor. Ancak tek tek siteleri dolaşarak fiyat kıyaslaması yapmak hiç kolay değil. Bu aşamada Kampanyon devreye giriyor aradığınız marka ve modelin hangi sitede hangi fiyata satıldığını sizin için araştırarak sonuçları birkaç saniyede önünüze getiriyor.

3. Blogunuzda Tanıtacağınız Ürünleri İndirimli Alın

Online alıveriş yapmanın avantajlarından biri de indirim kuponları ve hediye çekleri sayesinde ürünleri daha hesaplı temin edebilmeniz. Kampanyon bu konuda da size yardımcı oluyor. Online alışveriş sitelerinin Kampanyon’a özel indirim kuponlarını kullanabiliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey satın almak istediğiniz ürüne Kampanyon üzerinden gitmek.

4. Kimsede Olmayanı Sunun

Rekabette ayakta kalmanın temel şartlarından biri fark yaratmaktır. Bir moda blogu yazarı olarak fark yaratmak istiyorsanız ziyaretçilerin başka hiçbir yerde bulamayacakları ürünleri tanıtabilirsiniz. Bunu yaparken de Kampanyon’dan faydalanablirsiniz. Kampanyon’da

ünlü markaların Türkiye mağazalarında bulamayacağınız ürünlerine ulaşabilirsiniz. Kampanyon bu özelliğiyle yurt dışından alışveriş yapmak isteyip de fırsat bulamayan moda bloggerlarına büyük kolaylık sağlıyor.

Özetlemek gerekirsek; Kampanyon güvenilir ve hızlı alışverişin kapılarını açan, kişiye aradığı ürünleri bulmada yardımcı olan ve ona farklı fikirler, alternatifler sunan, bunu sunarken tüketiciye yönelik farklı kampanyalarla alışverişi daha zevkli ve kazançlı hale getiren, üstelik bunu tek bir tıkla gerçekleştiren bir site. Sonuç olarak bu site bizi ürün bulma angaryasından kurtarmayı başarıyor, seçme ve karar verme işini zevkle yapmanızı sağlıyor diyebiliriz.

11 Şubat 2014 Salı

Doğalgaz 2

Bu da Galatasaray taraftarı Ozan Yörük'ten...

Naklen Yayınlar


11 Şubat 2014, Salı
20:00 Kasımpaşa - Beşiktaş (LigTV)
21:45 Eintracht Frankfurt - Dortmund (NTVSpor)
21:45 Cardiff - Aston Villa (LigTV2)
22:00 Atletico Madrid - Real Madrid (TV8)
22:00 West Bromwich Albion - Chelsea (LigTV3)
22:15 Benfica - SportingCP (Tivibu)

12 Şubat 2014, Çarşamba
20:00 Bursaspor - Akhisar Bld. (A Haber)
20:00 Galatasaray - MP Antalyaspor (Atv)
20:00 Eskişehirspor - Sivasspor (A Haber)
21:30 Hamburger SV - Bayern München (NTVSpor)
21:45 Arsenal - Manchester United (LigTV3)
21:45 Manchester City - Sunderland (LigTV2)
22:00 Fulham - Liverpool (LigTV)
23:00 Real Sociedad - Barcelona (TV8)

13 Şubat 2014, Perşembe
19:00 Elazığspor - Tokatspor (A Haber)

Doğalgaz

Bunu yapan amatörse, bizim memleketin profesyonelleri kaçacak delik arasın.

10 Şubat 2014 Pazartesi

Line’da Arkadaş Nasıl Eklenir?

Telefonunuza LINE indirdiniz ancak arkadaşlarınızı nasıl bulacağınızı bilmiyorsanız, bu yazıyı okumanızda fayda var.

LINE’da arkadaş nasıl eklenir?

Telefonunuzda kayıtlı LINE kullanıcısı arkadaşlarınız varsa otomatik olarak arkadaş listenize ekleniyor. Bunun dışında LINE’ın ana ekranında yer alan “Arkadaşlar Ekle” menüsünde dört ayrı seçenek bulunuyor:

 

  • Kişiler: “Kişiler” seçeneğinden SMS ve e-posta seçenekleri ile LINE kullanmayan arkadaşlarınızı uygulamaya davet edebiliyorsunuz.
  • QR Kodu: QR kodu size özel bir barkod gibi düşünebilirsiniz. Menüye girdiğinizde karşınıza QR kod okuyucu çıkar.

Ekranın altında ise kendi QR kodunuzu görebileceğiniz “QR kodum” tuşu bulunuyor. Buraya tıkladığınızda sizin için özel olarak oluşturulan QR kodunu görebilirsiniz. Telefonunuzun menü tuşuna bastığınızda karşınıza “E-posta ile gönder”, “Galeriye kaydet” ve “Yeni QR kodu oluştur” gelecektir.

  • “E-posta ile gönder” seçeneğini kullanarak QR kodunuzu arkadaşınıza gönderebilirsiniz.
  • “Galeriye kaydet” seçeneğini kullanarak ise QR kodunuzu mobil cihazınıza kaydedebilirsiniz. Böylece istediğinizde Facebook veya Twitter gibi hesaplarınızda paylaşabilirsiniz. Arkadaşlarınız bu kodu okutarak sizi kolayca ekleyebilir.

QR Kodu okutarak arkadaş eklemek için “QR kod okuyucu” aktifken arkadaşınızın QR kodunu (bulanık ve karanlık olmayacak şekilde) ekrandaki karenin içerisinde tutmanız yeterlidir.

E-posta veya diğer yollarla size resim dosyası olarak gelen QR kodları okutmak için öncelikle cihazınıza kaydetmelisiniz. Ardından QR kod okuyucu aktifken “Galeri” butonuna tıkladıktan sonra QR kod içeren dosyayı seçmeniz gerekiyor.

  • Salla!: Yakın mesafede olduğunuz arkadaşınızla birlikte (GPS’in açık olması gerekir) “Salla!” butonuna tıkladıktan sonra telefonlarınızı karşılıklı sallayarak birbirinizin arkadaş listesine eklenebiliyorsunuz.

 

  • ID ile ara: LINE ID’si, sizin LINE kimliğiniz olarak düşünebilirsiniz. Sizi eklemek isteyen kişilere telefon numaranız yerine LINE ID’nizi vererek sizi eklemelerini sağlayabiliyorsunuz. Sizi LINE ID üzerinden ekleyen kişiler telefon rehberinizde kayıtlı değilse sizin telefon numaranızı göremiyor.
    • LINE ID’nizi belirlemek veya unuttuysanız hatırlamak için LINE ana ekranında yer alan Profil butonunu ya da LINE > Daha fazlası > Ayarlar > Profil menüsünü kullanabilirsiniz.
    • LINE ID ile LINE adınız farklıdır:
      • LINE adınızı değiştirebilirsiniz ancak LINE ID’nizi bir kere belirledikten sonra değiştiremezsiniz.
      • LINE adınıza sahip başka kişiler olabilir ama LINE ID’niz tamamen size özeldir.

LINE’da kişi nasıl engellenir, silinir ya da gizlenir?

Arkadaş listenizdeki kişileri silmek için ilk adım olarak onu engellemeniz gerekiyor.

LINE’da kişi engellemek için iki yol bulunuyor:

  1. Sohbet ekranının üst köşesinde yer alan aşağı ok işaretine tıklayarak “Engelle” seçeneği işaretlemek

 

    2.  Arkadaşlar menüsünde silmek istediğiniz kişinin adına basılı tutarak “Engelle” seçeneğini işaretlemek

 

 

Engellediğiniz kişiyi silmek için ya da engelini kaldırmak için Daha Fazlası > Ayarlar > Arkadaşlar menüsünde yer alan “Engellenenler Listesi”ne girerek “Düzenle” butonunu kullanabilirsiniz.

Eğer listenizdeki bir kişinin telefonunuzu kurcalayan meraklı kişiler tarafından görünmesini istemiyorsanız yine “Arkadaşlar” menüsünde kişinin adına basılı tutarak açılan menüde “Gizle” seçeneğini kullanabilirsiniz. Gizlenen kişiler yalnızca “Arkadaşlar” listesinden gizlenirler, engellenmezler. Gizlediğiniz kişileri görünür yapmak için Daha Fazlası > Ayarlar > Arkadaşlar menüsünde yer alan “Gizlenmiş Kullanıcılar” listesine girerek “Düzenle” butonunu kullanabilirsiniz.

 

Sık görüştüğünüz kişiler için kısa yollar oluşturun

LINE’da sık görüştüğünüz kişilerle hızlıca sohbet etmek çok kolay. Kısayol oluşturmak istediğiniz sohbet ekranının sağ üstünde yer alan aşağı ok işaretine tıkladıktan sonra açılan “Sohbet Ayarları” menüsü içerisindeki  “Sohbetler İçin Kısayol Oluştur” ve “Ücretsiz Aramalar İçin Kısayol Oluştur” seçeneklerinden istediklerinizi seçebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Konteyner Limanı



08 - My Heavy Load by Big Mama Thornton on Grooveshark

 Bugün limanda çalışan bir vinç operatörüne "Nasıl oluyor da sizin vinçler o koca konteynırları düşürmüyor?" diye sordum




"Köşelerinde delikleri var. Vincin oraya giren uçları otomatik olarak dönüp kilitleniyor" dedi
"Peki o deliği nasıl denk getiriyorsunuz? Mıknatıslı falan bir düzenek mi  var?" dedim



"Gözle, işaretle. Dün mesela ben 10 katlı gemi boşalttım. Bir konteynırın yüksekliği 2,5 metre; yani 25 metre yüksekte çalıştım. Aşağıdaki işaret ediyor, sağa, sola, indir diye; tık diye oturtuyorum. Yüklerken de aynı, tecrübeyle oluyor işte. Konteynerların iki ucundaki deliğe bir parça geçer, birbirlerine sıfır kenetlenir. Zaten kenetlenmese ambarın kapağı kapanmaz. En alttaki yamuk olursa üstteki 10 konteynırı tekrar boşaltırsın, hele bir de riifırsa..." dedi



"Riifır nedir "diye sordum
"Özel soğutmalı konteynırlar var, gemide fişe takılı gidiyor. Mesela içinde kıymetli ilaç, aşı falan oluyor. Süresi oluyor onların. Diyelim dışarda 20 dakika kalabilir yazıyorsa, 21 dakika kalamaz." dedi



"Tıra yükleyince de droseye kilitleniyor mu?" diye sordum
"Konteynır taşımak için yapılmış tırların dorsesinde deliklere geçip kilitlenen havalı sistem var. Zaten kilitlenmezse o tır yürümez, tekeri dönmez. Ayrıca bu özel tırlar bir taraf ağırsa pistonlara hava basıp konteynırı dengeye getirir" dedi
"Peki nasıl oluyor da taşırken devriliyor, kaza oluyor?" diye sordum



"Bu söylediğim özel tırlarla taşınırsa olmaz ama sıradan tıra yüklüyorlar. Konteynırın ağırlığı 40 tona kadar çıkabilir ama dorse epi topu 4 ton. Yük dorseden düşmüyor, dorseyle beraber devriliyor" dedi




"Limana daha çok neler geliyor ?" diye sordum
"Aklına ne gelirse. Geçenlerde özel yapım bir arabageldi; markası ne bilmiyorum, sadece jantları 150 bin dolarmış!. Altından mı ne yapılmış, pırıl pırıl parlıyordu, bir görcektiniz. Öte yandan bizden hep taş, toprak, maden gidiyor, hiç sanayi üretimi yüklemiyoruz" dedi

9 Şubat 2014 Pazar

Messi Arda Barcelona


Ürkek adımlarla çıkıyor sahneye. Kim olduğunu bilmesen, üniversitenin mezuniyet töreninde ödülünü almaya gelen fakülte birincisi sanırsın. En büyük rakibi gibi reklamlardan fırlamış manken havası yok, ne jöle sürüyor saçlarına ne de pahalı yüzükler ve saatler takıyor. Sponsoru Adidas'ın bir sweatshirt'ü var üzerinde, altında beyaz bir tişört, herkesin giydiği kot pantalon ve spor ayakkabılar. Sokağın kirinin bulaştığı ayakkabılar. Yüksek duvarlarla çevrili villasından çıkıp garajdaki arabasına binip, geldiği otelin garajında inse kenarları böyle kirli olmaz o spor ayakkabılar. Demek ki o da şehirde yürüyor. O da bu dünyadan. Oysaki onu ve eşsiz yeteneğini tarif etmenin en kolay yolu "O, bu dünyadan değil" demek. Onlarca kamera ve fotoğraf makinesinin flaşı altında gözlerini kısıyor. Flört etmek istediği kızın yüzüne söylemek yerine Facebook hesabından "Merhaba ben Lionel, karşı sınıftan, beni hatırladın mı?" diye soracak kadar utangaç bakıyor dünyanın dört bir tarafından gelmiş gazetecilere. 


Ufak tefek. "AS 900 kamyon kalıplı defans oyuncularının omuz darbesi ve tekmesine nasıl yenik düşmüyor bu kalıbıyla?" diye sorası geliyor insan her baktığında. Her delikten çıkan Pele'nin kendisi için imzaladığı formayı gösterdiği, selam yolladığı videoyu izlerken de muzip. Belli ki o da Pele'den hazetmiyor. Zaten bir Arjantinli, Maradona varken neden Pele'yi sevsin ki? "Tek hayalim var. Dünya Kupası'nı kazanmak" diyor. Tek hayali olduğunu duyunca insan garipsiyor biraz, "Sadece bir mi?" diye sorası geliyor ama adam haklı. Kazanılabilecek her şeyi kazanmış, kulüp formasıyla bütün kupaları kaldırmış, tek başına alabileceği bütün ödülleri almış ve daha kariyerinin ortasında. Bir ülke ondan Dünya Kupası istiyor, üstelik Brezilya'da oynanacak bir finalin kupasını istiyor. Temkinli... "İyi bir takımız" diyor ama tedirgin. Çok sert rakipler olduğunu o da biliyor ama söylemiyor. Gillette reklamında beraber oynadığı tenisin efendisi Roger Federer'in video-mesajını ise büyük bir hayranlıkla izliyor. Pele'ye baktığı gibi bakmıyor Federer'e... Şampiyon, şampiyonun halinden anlar. Onun evi Camp Nou. O stadyumda, onun gol attığı 106 maçta takımı 99 galibiyet almış, yedi kez berabere kalmış ama düne kadar... Bir gün önce penaltıdan golünü attığı ama takımının mağlubiyetini önleyememiş olmanın mahcubiyeti var yüzünde. "Dün kaybettik. Bugün çok zor bir gün benim için" diyor. 



100 rengin fışkırdığı, bohça gibi sayfaların olduğu dergileri kimse okumuyor artık oralarda. Şimdi özenle çekilmiş fotoğrafların hiç çekinmeden bir sayfaya yayıldığı az ama öz sözün olduğu röportajların yer aldığı, içinden meşin yuvarlak geçen makalelerin her kelimesinin özenle seçildiği dergiler var kitapçı- gazete bayi raflarında. Madrid'in fiyakalı adamı yine eski kafa dergilerden birinin kapağında ama bu sezon şampiyonluk yarışında bu şehrin takımına kafa tutan öteki Madrid'linin sakallı yıldızı en derin bakışıyla Libero dergisinin kapağında. Rafta adı kendisi kadar güzel Panenka dergisinin kapağındaki tecrübeli ağabey Xavi ile komşular. Boqueria, şehrin göbeğinde artık kült olmuş balık pazarı. Quim de 10 metrekare yerde üç Michelin yıldızlı şeflere taş çıkaran yemekler hazırlıyor toplam sekiz taburesi olan dükkanında ve "El Turco, büyük yetenek, yıllardır öylesi gelmedi Atletico Madrid'e ama en iyi her zaman bizde. Messi gibisi yok. Bugün de Valencia'yı rahat yeneriz" diyor. 

Messi dediği, ayakkabılarının kenarına sokak değmiş çocuk işte. Camp Nou büyük, çok büyük. Televizyonda görsen "Stad boş" dersin ama 60 bin taraftar var tribünde. Ülkeyi 44 yıl aradan sonra Avrupa Şampiyonu yapmış teknik adam, maçın sabahında göçüp gitmiş bu dünyadan. Bizim "Dede", "Huysuz İhtiyar" dediğimiz, onlar içinse "Futbol dahisi" Luis Aragones... Saygı duruşunun da kıtada farklı tezahürleri var. İngilizler alkışlarla uğurluyor. Biz, Fransızlar gibi sessiz kalmaya çalışıyoruz ama bir türlü beceremiyoruz. Lakin İspanyollar, ölenle bir kez daha öldüren, yürek yakan bir müzik eşliğinde veda ediyorlar stadyumlarda yitip gidenlere. Katalanlar'ın topraklarında bir Madrid efendisinin vedası için müziği ve vedayı kısa tutuyorlar sanki... Sonra ilk düdük ve 60 bin insanın hep birlikte "Tıp" demişçesine sessizliği. Rakip Valencia, zor maç ama Camp Nou'nun tribünlerinde kale arkasındaki yüz genç dışında tezahürat yapan yok. Bir Federer-Nadal finalinde servis atıldığında ne kadar sessizse o kadar sessiz Camp Nou. Usta gazeteci Guillem Balague bir futbol arenasının bir tiyatro salonuna dönüşünü sorduğumuzda "Sizdekiyle bizdeki tribünlerin farkı, burada insanlar stadyuma futbolcuların kendilerini mutlu etmesi için gelirler. Sizde ise siz tribüne tezahüratlarla futbolcuları mutlu etmeye gidersiniz" diyor. Doğrusu bu cevap beni tatmin etmiyor. Bizdeki gibi tezahürat olsa, onlar gibi bizim futbolcular futbol oynasa. Ortasını bulsak, iki taraf da mutlu olsa... Olsa, olsa da; olmadık şeyler oluyor maçta. Utangaç çocuğun takımı öne geçtiği maçta iki kez kez yenik duruma düşüyor, kalesinde üç gol görüyor ve sahayı ıslıklarla terk ediyorlar. Tribün boşalırken, coğrafya hiç fark etmiyor. Herkes teknik direktör. "Iniesta neden 11'de değildi? Pique ile Mascherano gece uyumamışlar, gündüz maçına daha uyanamamışlar, Tata bu takımı iyi çalıştırmıyor, Fabregas'ı rakip kaleye daha yakın oynatması lazım." Ne dersen de, üç puan gitmiş işte... Libero'nun kapağındaki 'Sakallı Türk', Arda Turan'ın takımı Atletico Madrid ertesi gün 4-0 kazanıp 18 yıl sonra ilk kez liderlik koltuğuna oturuyor. Barcelonalı'ya, Woody Allen'in filmindeki (Vicky Cristina Barcelona) kadar güzel görünmüyor ertesi sabah Barcelona... Camp Nou'da takım kaybedince sanki biraz Alejandro Gonzalez Inarritu'nun Biutiful'unun havası var bu şehirde... 



7 Şubat 2014 Cuma

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


8 Şubat 2014 Cumartesi
12:30 Beşiktaş - İstanbul BB (U14 Ligi) (BJKTV)
14:00 Adana Demirspor - Samsunspor (TRT 1)
14:45 Liverpool - Arsenal (LigTV3)
16:00 Kayseri Erciyesspor - Çaykur Rizespor (LigTV)
16:30 Nürnberg - Bayern München (TRT HD)
17:00 Valencia - Real Betis (NTVSpor Smart HD)
17:00 Chelsea - Newcastle United (LigTV3)
19:00 Galatasaray - Eskişehirspor (LigTV)
19:00 Kahramanmaraşspor - Mersin İdmanyurdu (TRT Spor)
19:00 Kortrijk - Anderlecht (TVNet)
19:00 Fiorentina - Atalanta (Tivibu)
19:00 Udinese - Chievo (Tivibu)
19:00 Rayo Vallecano - Malaga (NTVSpor Smart HD)
19:30 Hamburger SV - Hertha Berlin (TRT Haber)
19:30 Swansea City - Cardiff (LigTV3)
21:00 Real Madrid - Villarreal (NTVSpor Smart HD)
21:45 Napoli - Milan (Tivibu)
23:00 Almeria - Atletico Madrid (NTVSpor)
23:30 Bragantino - Botafogo SP (LigTV3)

9 Şubat 2014 Pazar
12:30 Beşiktaş - Bursaspor (U17 Ligi) (BJKTV)
13:00 Osasuna - Getafe (NTVSpor Smart HD)
13:30 Torino - Bologna (Tivibu)
15:00 Nantes - Lyon (Tivibu)
15:30 Standard Liege - Zulte Waregem (TVNet)
15:30 Tottenham - Everton (LigTV3)
16:00 Sivasspor - Fenerbahçe (LigTV)
16:00 Lazio - Roma (Tivibu)
16:00 Verona - Juventus (Tivibu)
16:30 Stuttgart - Augsburg (TRT HD)
18:00 Valladolid - Elche (NTVSpor Smart HD)
18:00 Manchester United - Fulham (LigTV2)
18:30 Schalke 04 - Hannover 96 (TRT Haber)
19:00 Trabzonspor - Akhisar Bld. (LigTV)
19:00 Manisaspor - Orduspor (TRT Spor)
19:00 Bursaspor - MP Antalyaspor (LigTV2)
20:00 Benfica - SportingCP (Tivibu)
20:00 Real Sociedad - Levante (NTVSpor)
21:45 Inter - Sassuolo (Tivibu)
22:00 Monaco - Paris SG (Tivibu)
22:00 Sevilla - Barcelona (NTVSpor Smart HD)
23:15 Newells Old Boys - Boca Juniors (TVNet)

10 Şubat 2014 Pazartesi
02:30 River Plate - Gimnasia La Plata (TVNet)
19:00 Gençlerbirliği - Karabükspor (LigTV)
20:00 Fethiyespor - Ankaraspor (TRT Spor)
23:00 Celta Vigo - Athletic Bilbao (NTVSpor Smart HD)