30 Kasım 2012 Cuma

portre fotoğrafçılığı



 Sevil De Sevme by Zeki Müren on Grooveshark

Bugün duvarımdaki fotoğrafları gören bir hasta
"Biliyor musunuz Doktor Bey ben de eskiden fotoğrafçılık yapardım, ama benim yaptığım çok başka bir fotoğrafçılıktı Stüdyomu devrederken  satın almak için  gelenler bakarlardı ortada spot yok, makine yok 'Nesine bu kadar para istiyorsun?' der, yaptığım işi, istediğim parayı anlayamazlardı.
Halbuki orası başka bir yerdi:
Çetin Altan, Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Zeki Müren hep bana gelip fotoğraf çektirirlerdi.
Mesela Zeki Müren aslında sahne fotoğraflarında hep Erol Atar'la çalışır, ama altı ayda bir fedaisi ile gelir gerçek halini görmek için bende de bir fotoğraf çektirir kendi arşivine koyardı. Erol'un çektiği rütuşlu fotoğraflardan sonra bana gelince kendini bulduğunu söylerdi" dedi



"Siz hiç rötuş yapmaz mıydınız?" dedim
"Hayır ben hiç rütuş yapmazdım. O kadar ki; mesela dışarda hava aydınlık, adamın gözbebekleri toplu iğne başı gibi kısılyor, dükkana girince de bir anda etrafı görebilmek için kocaman büyüyor. Hemen oturtup fotoğrafını çekersen gözbebekleri böyle açıkken göz dibi sarı sarı çıkar, rütuşla düzeltmek gerekir. Ben bunun için ışıkları kademe kademe yükselten bir reosta yaptırdım, onu da kart kurutma makinasının ağır devirli  kasnağına  bağladım. Müşteri gelince oturtup çay, kahve; adamına göre viski - O zaman piyasada yabancı içki yok, Amerikan Pazarından alıyorum;  ikram edip lafa tutarken  sistemi çalıştırırdım. Tavanda plakaların arkasına gizlenmiş indirek ışıklar yavaş yavaş açılınca, gözler normal ışığa alışırdı. ayrıca indirek ışık gölge oluşturmuyor, sarkma gölge yok, rütuşa gerek kalmazdı.



Mesela sık sık İsmet İnönü'yü çekerdim ben. O ölünce Mevhibe Hanım gelmeye başladı.
'Oğlum babanla benim şu fotoğrafımı birleştiriver' diyor, şimdiki fotoşap gibi yapıyoruz birşeyler..."
"Babanla mı dediniz" diye konuşmasını böldüm
"Evet, İnönü'ye baba derdim ben. Neyse getirmiş kendi gençlik fotoğrafını, İnönü'nün son yıllarında çekilmiş fotoğrafıyla birleştirmek istiyor. Yenisini de asla çektirmek istemiyor.
'Siz aynaya bakınca kendinizden nefret mi ediyorsunuz' dedim, ısrarla bir fotoğrafını çektim. Bir baktı
' Aa, ne güzel çıktı' diye şaşırdı.



Ayrıca insan yüzü asimetriktir, konuya öyle pozisyon vereceksin ki rütuş yapmana gerek olmayacak. " dedi ve ekledi
"Mesela diyelim İlhami Soysal geldi, kendini tanıttı, ben işim olmasa da ona 3 gün sonrasına randevu verirdim. Bu arada gazetedeki yazılarını okur, sonra geldiğinde etrafında yazılarından bahsederek dolaşırken havalı deklanşörle sezdrimeden doğal halini çekerdim. Yazarlar kendi yazılarından bahsedince övülünce gevşer daha iyi fotoğraf verirler."

Bir Blogun Hayatı

Merhaba! Bu yazıda bir blogun hayatını anlatmaya çalışacağım. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; bir blogun kaderini siz, yani blog yazarı belirler. Blogunuzun doğumunu, ünlü olmasını ve ölümünü getirmek tamamen sizin elinizdedir.

blog

Bir Blogun Doğumu

Bir blog, fare imleciyle “Blog Oluştur” yazan yere tıklayarak ya da site oluşturma yerlerinden oluştur seçeneğine tıklayarak doğar. Ancak blog daha yeni doğmuştur ve neredeyse hiç takipçisi yoktur. Ancak bu zamanla olacak bir şey. Bu nedenle sabırlı olmak gerekir. İlk önce blogun sahibi ilk yazısını yazar. Bu yazısı neredeyse hiç okunmamıştır ama. İkinci yazısını yazar, gene okunmaz. Üçüncü, dördüncü, beşinci derken blogun sahibi blog yazmayı bırakır ve blogu daha anne karnından çıkmadan ölmüş olur. Ancak yazı yazmaya devam ederse ...

Bir Blogun Yavaş Yavaş Ortaya Çıkması

 

Blog sahibi ısrarla bloguna yeni içerikler girmeye devam ederse blog yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. Böylece her blogun geçirdiği en zor dönemi atlatmış olur. İnsanların blogu keşfetmesinde arama motorları ve sosyal ağların büyük katkısı vardır. Ancak blogun sahibi yeni içerik girmekten vazgeçerse bunlar hiçbir işe yaramaz. Blog, yavaş yavaş takipçiler edinir. Blogun takipçilerinin çoğalması ve halihazırda bulunan takipçilerin blogu takip etmeyi bırakmaması için blog sahibi bloguna sık sık içerik girmeye devam etmelidir. Eğer bunu başarırsa ...

Bir Blogun Ünlü Olması

 

Bir blog sahibi ısrarla yazmaya devam ederse takipçileri de kat kat artar. Bloga sık sık yorum yazılmaya başlanır. Artık blog herkes tarafından biliniyor ve seviliyordur. Eğer blogun sahibi sık sık içerik girmeye devam ederse ve takipçilerini daha da arttırırsa blogundan para kazanmaya başlar. Blogunun takipçisi çok olduğundan reklamlara tıklanma oranları da tavan yapar. Ancak blog sahibi yine de bloguna yeni içerikler girmelidir. Eğer bunu başaramazsa ..

Bir Blogun Ölümü

 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki blogunun sonunu getirmek tamamen blog sahibine kalmış bir seçenektir. Bu seçeneği seçmek için bloguna yeni içerik girmemesi yeterlidir. Eğer “Zaten bir sürü takipçim var. Sonra da yazabilirim” derse blogunu kaderine terk etmiş olur. Blogun ölümü şöyle olur. Önce blog sahibi bloguna yeni içerik girmemeye başlar. Sonra da takipçileri bloga girip yeni yazıyı okumak isterken eski yazıyla karşılaşırlar. Birinci, ikinci, üçüncü gün derken blogun takipçileri hiç yeni yazı yazılmayacağı için bloga girme gereği bile duymazlar. Böylece blog, yeni doğmuş haline geri döner. Blog artık tamamen görünmez olmuştur. Uzun süre sonra blog sahibi bloguna girince acı gerçeği öğrenir: Artık blogunun hiç takipçisi kalmamıştır.

Son olarak size şunu söylemeliyim: Blogunuzdan vazgeçmeyin, tam tersine onunla ilgilenin ve zenginleştirin. Blogunuzu öldürme seçeneğini seçmeyin.

Yazar Hakkında: Bu yazı; Çeşitli teknoloji haberleri, teknolojiyle ilgili ve blog yazarları için yazılar yazan TeknoWeb ‘ den Mert OLGUN tarafından yazılmıştır.

29 Kasım 2012 Perşembe

Hafta Sonu Futbol

30 Kasım Cuma
18:30 Spartak Moskova - Zenit  @Lig TV 3
20:00 Galatasaray - Gaziantepspor @Lig TV
21:30 Fortuna Düsseldorf - Eintracht Frankfurt @TRT Haber

1 Aralık Cumartesi
14:00 Boluspor - Ankaragücü @TRT 1
14:45 West Ham United - Chelsea @Lig TV 3
16:00 Karabükspor - SB Elazığspor @Lig TV
16:30 Schalke 04 - Mönchengladbach @TRT Haber
17:00 Manchester City - Everton @Lig TV 3
19:00 Orduspor - Beşiktaş @Lig TV
19:00 Akhisar Belediyespor - Bursaspor @Lig TV 2
19:00 Konyaspor - Karşıyaka @TRT Spor
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Web
19:30 Reading - Manchester United @Lig TV 3
19:30 Bayern Münih - Borussia Dortmund @TRT Haber
21:00 Barcelona - Athletic Bilbao @NTV Spor
23:00 Real Madrid - Atletico Madrid @NTV Spor

2 Aralık Pazar
11:30 Anzhi - CSKA Moskova @Lig TV 2
13:30 İstanbul BB - Sivasspor @Lig TV
14:00 Denizlispor - Manisaspor @TRT Spor
16:00 Antalyaspor - Mersin İY @Lig TV
16:00 Lazio - Parma @TRT Spor
16:30 Hoffenheim - Werder Bremen @TRT Haber
18:00 Deportivo - Real Betis @NTV Spor
18:00 Norwich - Sunderland @Lig TV 3
18:30 Wolfsburg - Hamburg @TRT Haber
19:00 Kayserispor - Fenerbahçe @Lig TV
19:00 Eskişehirspor - Kasımpaşa @Lig TV 2

3 Aralık Pazartesi
20:00 Gençlerbirliği - Trabzonspor @Lig TV

İntikam Soğuk Yenen Bir Yemektir

Stoper yerden uzun oynadı, orta saha yuvarlağının kendi kalesine bakan bölümünde buluştu topla, pas gelirken arkasını kollamıştı oyunu açabilmek için; rakibin sert adamlarından biri  hamlesine hazırlanıyordu ve aşil tendonunda yanmayı hissetti… Yere düştü, faul düdüğü acısına karıştı. Dizlerini karnına çekti çocukluğundaki gibi... Çevresinde bir kavga gürültü kopuyordu ama acıdan gözünü açamadı. Doktor, konçun üzerinden spreyi bastı, mucize bir ilaçtı bu... Sedye ile kenara aldılar, ayağa kalktı, bileğini denedi, “İdare eder ama yarın kimbilir ne çıkacak” dedi kendi kendine. Hakem “Gel” deyince attı kendini tekrar sahaya. Çok değil, 10 dakika sonra rakip kalecinin degajında aşiline basanla kafa topuna çıktı ve dirseğini rakibinin suratında test etti. Evet, yüzünü dağıtacak kadar sağlamdı kemiği... Uzun bir düdük sesi geldi, hakemin çıkardığı kartla rakibin yüzü aynı renkteydi. “İntikam sıcak yenen bir yemektir” dedi; kimseler duymadı ve soyunma odasının yolunu tuttu.
Biliyorum, intikam kulağa hoş gelmeyen bir kelime ama gelin görün ki; hayata dair işte... Hikayenin kahramanı futbolcu için intikam sıcak yenen bir yemekmiş ama 250 yıl önce Pierre Ambrois Francois Choderles de Laclos , “Tehlikeli İlişkiler”i kaleme alıp bir satırında “İntikam soğuk yenen bir yemektir” dediğinde kendisinden etkilenen çok insan oldu dünyada... Hikayenin bundan sonraki kahramanları gibi... Hepsinin bir hesabı vardı ve kapatılması gereken tarihi onlar belirlediler. 
Cantona, formasının yakalarını indirmeye karar verdiği sezonun hemen ertesinde Alex Ferguson kaptanlık pazubandına ona verdi. Doğrusu kaptan olmak için yaratılmıştı. Yetenekse, yetenek, liderlik ise liderlik ve saha içinde rakibe bir adım geri attıran sertlikse sertlik. Gün gelecek, Old Trafford tribünlerine dolduran taraftarlara tezahürat yapmadıkları ve takıma yeterli destek vermedikleri için “Karidesli sandviç yiyor ve sürekli gol istiyorlar” diyerek futbolun ayar tarihine adını altın harflerle yazdıracaktı. 97-98 sezonuydu. Ligin 9. Haftası, rakip Leeds United. Norveçli’ye çelme takma istedi ama başaramadı ve ters basan ayağı onu boylu boyunca yere serdi. Acı içinde kıvranırken, Norveçli, hakeme onun numara yaptığını ve kırmızı karttan yırtmak için kıvrandığını anlatmaya çalışıyordu. Bunu duydu ve hiç unutmadı. Sedye ile kenara aldılar, doktor dizine buz torbasını koyarken; gözlerini kaçırdı. Yere düşürken kulaklarında patlayan sesi birileri daha önce anlatmıştı ama o ilk kez duyuyordu. Bağlar kopmuştu işte, neden söylemiyorlardı ki! Ertesi gün sezonu kapadığını açıkladılar. Manchester United o sezon şampiyonluğu Arsenal’e kaptırdı, yorumcuların ortak fikri, “O olsaydı Wenger bu kupayı alamazdı” oldu. Sonra döndü sahalara ve dört yıl sabretti. Bir yerde karşısına çıkacaktı. En nefret ettiği formayla karşısına dikildiğinde, 85 dakika daha sabretti. Norveçli artık Manchester City forması giyiyordu ve o gün o dakikada olandan sonra kimse maçın sonucunu hatırlama ihtiyacı hissetmedi. Tercih ettiği intikam şekli, uçan tekmeydi, büyük bir hınçla Norveçli’nin dizine krampon darbesini indiriverdi. Sonra bir gün oturdu otobiyografisini yazdı ve meşhur 85. dakikayı “Yeteri kadar beklemiştim. Onu fena s... Top ortadaydı ve darbeyi indirdim ve bana bir daha sakatlık numarasından bahsetme dedim” diyerek anlattı. 

 41 yaşındaki Roy Keane, 12 yıl Manchester United forması giydikten sonra Celtic’de futbolu bıraktı. Sunderland ve İpswich Town’da teknik adam olarak çalıştı. Geçen ay adı Kasımpaşa ile anıldı ancak eşinin diretmesi üzerine Türkiye’de çalışmaktan vazgeçti. “Norveçli” Alf İnge Haaland, 40 yaşında. Manchester City’den ayrıldığında 31; Norveç 3. Ligi’nde Rosseland’da tekrar futbol oynamaya karar verdiğinde 39 yaşındaydı. Futbolu bırakmasına sebep olanın Roy Keane’nin sakatladığı dizi olmadığını söyledi ama...

81’in kışıydı; La Liga’da 15. hafta… San Mames tribünleri en nefret ettikleri iki formadan birini sahada görünce yine çılgına döndü. Barcelona klasik formasıyla sahadaydı ve sarı saçlı Alman genci orta sahada en büyük kozlarıydı. İyi başladılar oyuna, 19 dakika geçmişti ilk düdükten bu yana. De Andres’den topu şık bir çalımla kurtaran sarı saçlı Alman genci karşısında onu buldu, daha doğrusu tekmesini. San Mames tribünleri ayağa kalktı, yerde kıvranan Alman’ın çevresine toplanan takım arkadaşları Athletic Bilbao’nun stoperinin az önce kahkaha atmış bakışını görünce çılgına döndüler. Sarışın genci kenara aldılar, iki gün sonra da Köln’e ameliyat için gönderdiler. Diz bağları kopmuştu ve tıp o günlerde bu sakatlıklar için temiz bir yıl yazıyordu. 82’nin yazında Arjantin’i uçuran müthiş yeteneği kadrosuna kattı Barcelona. Almanya Milli Takımı’nda oynamayı reddeden asabi sarışın çocuk da o sezonun sonuna doğru artık sahalara dönmüştü. Fikstür çekildi ve Alman, Athletic Bilbao maçını bir kenara not etti. 24 Eylül’de Camp Nou’ya geleceklerdi. Dizinin parçalayanla görülecek bir hesabı vardı. İntikam, evet soğuk yenilen bir yemekti ama doğru servis edilirse!.. Basklılar sahaya çıktığında onunla göz göze geldi ve oyun başladıktan sonra da fazla bekleyemedi. Yakaladığı ilk pozisyonda tekmeyi savurdu Barça’nın sarışın Alman’ı. Bilbao’nun stoperi sağlam adamdı ama Alman da tekmenin hakkını verememişti, Basklı zıpladı ve kurtuldu. Yüzünde onu sakatladığı andaki gülümse belirdi. Bilbao’nun stoperi hesap kesmek için uzun vadeyi sevmezdi. Gözüne bir başkasını kestirdi; Tangocu’yu! Orta sahada arkadan hışımla yanaştı ve rakibini Camp Nou’nun çimlerinden kazıdı. Futbol tarihi çok faul görmüştü o güne kadar ama bu kadar acımasızını kimse hatırlamıyordu. Arjantinli 10 numara acıdan bayıldı; bileği kırılmıştı. İki yılda iki Barcelona’lıyı sakatlayan Basklı, o pozisyonda sadece sarı kart gördü. Sarışın Alman intikamını alabilseydi, Arjantinli’nin de intikam almak belki aklından bile geçmeyecekti . Bir yıl sonra Santiago Bernabeu’da intikam zincirinin üçüncü halkasında Arjantinli’nin meydan kavgasını başlatmak için iki sebebi vardı. Birincisi bir yıl önce kırılan bileği. İkincisi, o gece 1-0 kaybettikleri Kral Kupası finali... Bilbao’luların arasına daldı ve uçan tekmelerle önüne gelene saldırdı. 

Andoni Goikoetxea, 56 yaşında. 12 yıl Athletic Bilbao, 3 yıl Atletico Madrid formasını giydi. Önce Schuster’i ardından Maradona’yı sakatladı ve Mourinho’dan önce Katalanlar’ın bir numaralı düşmanıydı. “Bilbao Kasabı” lakabını çok sevdi. Maradona’yı sakatladığı gece giydiği kramponları hatıra olarak saklıyor. Sarışın Alman, Schuster, Barça’dan sonra Real Madrid ve Atletico Madrid’de de forma giydi. Real Madrid’i teknik adam olarak şampiyon yaptı. “60’ların futbolu oynanıyor” dediği Türkiye’de Beşiktaş’ta tutunamadı. Maradona, ertesi sezon Napoli’ye gitti, dünyanın en iyisi oldu. En büyük hayali teknik adam olarak Arjantin’i çalıştırmaktı. Kabusu oldu... 

Uçak Barajas Havaalanı’na indiğinde ufak valizini aldı ve kendisini kapıda karşılayacak olanları bekletmemek için hızlı ön tarafa yöneldi. Madrid’in yaz sıcağı çekilmezdi. Pasaport kuyruğunda beklerken telaşlandı, bir de görevli uzun uzun evraklarını inceleyince ter bastı koyu tenine. Çıktığı kapıda üzerinde isimler olan tabelalara tek tek göz gezdirdi. Eşofmanlı birilerini aradı. Geç kalmıştı işte, gitmişlerdi; ya da hiç gelmemişlerdi. Montonun cebinden kağıt parçasını çıkardı, ezberlemişti aslında ama olsun dilini bilmediği ülkede okutursa daha rahat anlaşırdı. Görevli olduğu kıyafetinden belli 50 yaşlarında bir adama yaklaştı ve kağıdı uzattı. “Ciudad Deportiva-Real Madrid” dedi görevli. O kadarını o da biliyordu!.. 4-5 kelime İspanyolca öğrenmişti. “Donde?” (Nerede) dedi. Olacak gibi değildi. Havaalanı görevlisi, bir kelime İspanyolca duyunca, motor gibi konuşmaya başlamıştı. “Grazie” dedi. İtalyancaydı ama olsun, İspanyol anlamıştı... Metro için cebindeki dolarlar işe yaramadı ama taksicinin söylediği rakam kafasına yattı. Real Madrid o yıllarda Paseo de la Castellana’daki tesislerinde idman yapıyordu. Bir zaman sonra şehrin içinden çıkıp havaalanı yakınındaki Valdebebas’a taşınacaklardı bir zaman sonra ama koyu tenli çocuk o günleri o formayla göremeyecekti. Kapıda adını söyledi, anlamadılar. Pasaportunu çıkardı, genç güvenlik görevlisi ismindeki iki o harfine takıld: Neden yanyanaydılar ki! Yanındakine de pasaportu gösterdi ve parmağıyla ismi işaret etti, güldüler... Sonrası biraz daha kolay oldu. Önce onu havaalanına almaya gelecek olan kulüp görevlisinin “Unuttum” dediğini öğrendi. Bütün bunları bir kenara yazdığından habersizdi, yıllar sonra anımsayacaktı yazdığını... B Takımı’na aldıklarında 16 yaşındaydı. İspanya için erken değildi ama takımın adı Real Madrid’di. Büyük ustalar, kadife kramponlar... Bir yıllığına kiralık verdiler. Leganes’i sevdi, ufaktı ama güzeldi. Ertesi sezon Barselona şehriyle, Espanyol kulübü sayesinde tanıştı. Madrid’den sonra denizi olan bir şehir ona iyi gelmişti. Hem kendi ülkesinden gelen kaçak çalışanlarla da sohbet edebiliyordu arka sokaklardaki kafelerde. Raul, Morientes, Guti, Anelka... Real Madrid’e ne zaman dönse; ona sıra gelmiyordu. Bir de tesislerde kimse konuşmuyordu onunla.. Kulüp, Şampiyonlar Ligi Kupası’nı kazanırken, o ekran başındaydı ve Mallorca yaşanacak yerdi. Luis Aragones de elinden tutmuştu. Real Madrid’de başkan değişince; yıldız transferi başladı ve onu gözden çıkardılar. Mallorca’da taraftar onu çok seviyordu ve Madrid’e geldiği gün yaşadıklarını, kendisini unutanları, “iki o” ile dalga geçenleri hatırladı. Hesabı kapatmalıydı. İspanyollar onu gibilerine “Bestia Negra” derlerdi. Başının belası oldu Real Madrid’in. Son Moix’de ve Santiago Bernabeu’da affetmedi Real Madrid’i.. Bir keresinde Bernabeu’da attığı golün ardından Real Başkanı Florentino Perez’in oturduğu tribüne doğru koştu ve gözgöze geldiler ya da o öyle sandı. Dört harika sezon geçirdi Mallorca’da. Bir beş yıl daha kalırdı ama “o şehri” çok sevmişti. El Born’da dolanmayı; Barceloneta’da elinde dondurma aylak aylak gezmeyi,; Balık Pazarı’ndaki El Quim’in hasta Barcelona’lı kirli sakallı şefini kızdırmayı özlemişti. Üstelik bu kez şefin takımına gidiyordu. Mallorca, onu aldığı fiyatın altı katına sattı Barcelona’ya.. Real Madrid Başkanı Florentino Perez, “Transferde ilk hak bizim” diye ortalığı bulandırmak istedi ama o çoktan Katalanların medarı iftaharı formayı sırtına geçirmişti. Geldiği sezon da sonraki sezonlarda da Real Madrid’in kabusu oldu. Mallorca formasıyla Real Madrid’e 7 gol atmıştı. Barça’da da durmadı... Sezon sonunda şampiyonluk kutlaması için Camp Nou’ya çıktıklarında, mikrofon kendisine geldiğinde, Madrid Barajas Havalaanı’na indiğinde 4-5 kelime İspanyolca bilen çocuk değildi artık. “Madrid’in p..., şampiyonu selamlayın” diye haykırdı. 100 bin Katalan çılgına dönmüştü. Sahadaki kalabalığın arasından biri ona “Afiyet olsun” dedi ya da o öyle sandı... İntikam soğuk yenen bir yemekti ve doğrusu şehrin havalı şefi Ferran Adria bile El Bulli’de böylesine lezzetlisini pişirmemişti... Eve gidip Old Boy’u bir kez daha izlemeye karar verdi... Ne filmdi ama... 

Samuel Eto’o, Barcelona’da 5 yıl forma giydi. 3 Lig şampiyonluğu, 1 Kral Kupası, 2 İspanya Süper Kupası ve iki Şampiyonlar Ligi Kupası kaldırdı. İnter kariyerine bir şampiyonluk, 2 İtalya Kupası, 1 İtalya Kupası ve bir Şampiyonlar Ligi Kupası yazdırdı. 2011’de paranın götürdüğü yere gitti ve tüm zamanların en çok kazanan futbolcusu ünvanıyla Anzhi Makhachkala forması giymeye başladı.(FOUR-FOUR TWO/ Kasım 2012 -- Karikatürler: Gökçen Eke) 

28 Kasım 2012 Çarşamba

Duvarda Totti Yok Artık

İtalyan futbolu için son yıllarda simgelerden biriydi ikinci fotoğraf karesi. Roma'nın son şampiyonluğunu kazandığı 2001'de kaptan Francesco Totti'nin bir gol sevinci böyle ölümsüzleşmişti Rione Monti'de bir duvarda. İlk karede ise bugünkü hali görünüyor. Laziolular hayvanlık hanesine artı bir yazmışlar...

1995-2012: La Masia'dan 11'e


Valencia’nın 10 yabancıyla sahaya çıkıp “İspanyollar nerede?” dedirttiği maç ayrı bir hikaye olsun. Arsene Wenger’in içinde İngiliz olmayan onbirinin üzerinden yıllar geçti. Hafta sonunda Barcelona, Dani Alves sakatlanıp oyuna Montoya girince, Levante karşısında 11 alt yapı oyuncusuyla sahadaydı. Barcelona için çok da büyük manşet değil elbette. Tabloda geçmişten örnekler var. Yakın geçmişyte, 2008-2009 sezonunda Pep Guardiola’nın 9 alt yapı oyuncusuyla sahaya çıktığı Racing maçı bu dönemin ilk basamağı. Barcelona’nın Louis Van Gaal yönetimindeki yıllarında ise La Masia’ya uzak durulmuş. 1999-2000 sezonunda sahada iki alt yapıdan yetişen isim var. Biri hala sahada; Puyol, diğeri de kulübede her şeyi kazanan Guardiola. Bir önceki sezon Hollandalı teknik adamın, El Clasico’da Real Madrid ile 2-2 berabere kalan onbirinde ise sadece bir alt yapı oyuncusu var, Sergi. Takım Hollandalı ve Brezilyalı dolu. 17 yıl önce ise, 4 şampiyonluğun ardından Cruyff’un 1995-1996 sezonunda Betis deplasmanında sahaya sürdüğü 11 ve değişikiklerle berabere 11 La Masia çıkışlı futbolcu forma giymiş. 

Bazen...




Geçen sezon Şampiyonlar Ligi'nde 2-2 biten Chelsea maçının ardından Camp Nou'da Barcelona soyunma odası... hayat.

Kullanıcıyı Tanıyan Popup: Facebook Beğen Kutusu

 

Bloglar için geri dönüşüm oranı en yüksek “Call To Action”lardan biri hatta birincisi Popup dediğimiz siteye girince otomatik açılan küçük pencerelerdir. Blogcular, bu popupları özellikle Facebook sayfalarını beğendirmek için kullanıyorlar. 

Bu yazıda paylaştığım eklentiyi blogunuza eklediğinizde, yeni bir ziyaretçi giriş yaptığında Facebook sayfanıza ait beğen kutusu popup olarak açılacak. Cookie özelliği sayesinde aynı ziyraretçi 7 gün içerisinde tekrar giriş yaparsa o kullanıcıya popup tekrar gözükmeyecek.

 

cookie-facebook-popup

Eklentiyi blogunuzda kullanmak isterseniz Şablon > HTML’yi Düzenle > Devam Et yolunu izleyerek Ctrl + F tuş kombinasyonunun yardımıyla </head> kodunu bulun ve hemen üzerine şu kodları ekleyin.

 

<script src='https://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.7.1/jquery.min.js?ver=3.3.1' type='text/javascript'/>
<script src='http://yourjavascript.com/21316592254/cookie-jquery.js' type='text/javascript'/>
<script type='text/javascript'>
jQuery(document).ready(function($){
if($.cookie(&#39;popup_user_login&#39;) != &#39;yes&#39;){
$(&#39;#fanback&#39;).delay(100).fadeIn(&#39;medium&#39;);
$(&#39;#fanclose, #fan-exit&#39;).click(function(){
$(&#39;#fanback&#39;).stop().fadeOut(&#39;medium&#39;);
});
}
$.cookie(&#39;popup_user_login&#39;, &#39;yes&#39;, { path: &#39;/&#39;, expires: 7 });
});
</script>

 

İkinci olarak ]]></b:skin> kodunu bulun ve hemen üstüne şu kodları ekleyin.

 

#fanback{display:none;background:rgba(0,0,0,0.8);width:100%;height:100%;position:fixed;top:0;left:0;z-index:99999}
#fan-exit{width:100%;height:100%}
#fanbox {background: white;width: 420px;height: 270px;position: absolute;top: 58%;left: 63%;-webkit-box-shadow: inset 0 0 50px 0 #939393;-moz-box-shadow: inset 0 0 50px 0 #939393;box-shadow: inset 0 0 50px 0 #939393;-webkit-border-radius: 5px;-moz-border-radius: 5px;border-radius: 5px;margin: -220px 0 0 -375px;}
#fanclose {float: right;cursor: pointer;background: url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgi8uWc5_g1IK6v8ECWBolb8X8g_U9IqTadtH8EQky5dKadpppxniOEs-2rYiI5STVOnw-Ntk4S5xUV3cT95Fc3rIDQf04DMFjMc_XzqiHILZB9GK_-YL2FLuKe7YgVILR52H6LfqrcYzN7/s1600/fanclose.png) repeat;height: 15px;padding: 20px;position: relative;padding-right: 40px;margin-top: -20px;margin-right: -22px;}
.remove-borda {height: 1px;width: 366px;margin: 0 auto;background:#F3F3F3;margin-top: 16px;position: relative;margin-left: 20px;}

 

Son olarak </body> kodunu bulun ve üstüne şu kodları ekleyin.

 

<div id='fanback'><div id='fan-exit'/><div id='fanbox'><div id='fanclose'/><div class='remove-borda'/>
<iframe allowTransparency='true' frameborder='0' scrolling='no' src='//www.facebook.com/plugins/likebox.php?href=http://www.facebook.com/bloghocam&amp;width=402&amp;height=255&amp;colorscheme=light&amp;show_faces=true&amp;border_color=%23E2E2E2&amp;stream=false&amp;header=false&amp;appId=329902783740649' style='border: none; overflow: hidden; margin-top: -19px; width: 402px; height: 230px;'/>
</div></div>

 

Önizleme yaptığınızda popup açıldıysa şablonu kaydedebilirsiniz. Sayfayı yenilediğinizde sizi tanıyacağından popup aılmayacaktır. Çalışmadığını düşünmeyin. Tarayıcınızın çerezlerini silip sayfayı tekrar ziyaret ettiğinizde popup açılır.

 

Bu arada kodlarda biri zorunlu, diğeri isteğe bağlı olmak üzere değiştirebileceğiniz 2 yer var.

  • Verdiğim ilk kodlardaki 7 yazan yere, popupın anı ziyaretçiye kaç gün gözükmeyeceğini yazın.
  • http://www.facebook.com/bloghocam yazan yere kendi Facebook sayfanızın adresini yazın.

27 Kasım 2012 Salı

#bimilyonneden: Taksici şefkati

Evde telefonumu bulamayınca telaşlandım, dışarıdan yeni gelmiştim, eve girdiğim gibi sokağa fırladım. Telefonumdan ümidi tam kesmişken, sokağın başında beni eve getiren taksiciyi gördüm, o da elinde telefonum beni arıyordu, o an anladım ki insanlık ölmemişti. Gerçekten de daha iyi bir dünyaya inanmak için #bimilyonneden var. Seninki ne?



Bir bumads advertorial içeriğidir.

26 Kasım 2012 Pazartesi

Çok Yazarlı Bloglar İçin Yazar Bilgi Kutusu

Twitter’da bir takipçim çok yazarlı bloglar için “Yazar Hakkında” kutusu yapılıp yapılamayacağını sormuştu. Blogger şartlı etiketleri kulanarak bunu kolayca yapabiliriz. Ama önce ne yapmaya çalıştığımızı açıklayayım.

 

Daha önce paylaştığım Yazar Bligi Kutusunu blogunuza eklediğinizde yazılarınızın altında hakkınızda bilgi içeren bir kutu gözüküyor. Ancak biliyorsunuz Blogger’da aynı bloga birden fazla yazar atayabiliyorsunuz. İşte çok yazarlı bloglarda her yazarın yazısından sonra o yazar ait bilgi kutusu göstermek için bu eklentiyi kullanabilirsiniz.

 

yazar-hakkinda

 

Öncelikle yazar bilgi kutusunun stil kodlarını ekleyelim. Bunu için Şablon > HTML’yi Düzenle > Devam Et yolunu izleyip Ctrl+F tuşlarına basarak ]]></b:skin> kodunu bulun ve hemen üstüne aşağıdaki kodları ekleyin.

 

.author-box {
background: #F7F7F7;
margin: 20px 0 40px 0;
padding: 10px;
border: 1px solid #E6E6E6;
overflow: auto;
}
.author-box p {
margin: 0;
padding: 0;
}
.author-box img {
background: #FFFFFF;
float: left;
margin: 0 10px 0 0;
padding: 4px;
border: 1px solid #E6E6E6;
}

 

Şimdi farklı yazar isimlerine göre farklı yazar bilgi kutuları oluşturacağız. Aşağıdaki örnekte ben 3 yazar kullandım. Birincisi kendim olayım yani Serdar Kara, ikinci yazarın ismi Hocam olsun, üçüncü yazarın ismi de Kartal olsun.

Yazar bilgi kutularını yazının bitiminde göstermek istediğimiz için Şablon > HTML’yi Düzenle > Devam Et > Widget Şablonlarını Genişlet yolunu izleyip Ctrl+F tuşlarına basarak şu kodu buluyoruz.

 

<div class='post-footer'>

 

Bulduğumuz bu kodun hemen üzerine aşağıdaki kodları ekliyoruz ve önizleme yapıyoruz. Eğer hata vermediyse kaydedebiliriz.

 

<b:if cond='data:blog.pageType == &quot;item&quot;'>

<b:if cond='data:post.author == &quot;Serdar Kara&quot;'>
<div class='author-box'>
<p><img alt='' class='avatar avatar-70 photo' height='70' src='https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiA6te22jjUiEZpk23zLpK1x4jQrjn_cXerIcYXh-GhXvXf_NftEATO38hhSOdff23A0yFlG-AYC9CvL47GyWJ4Tusz7nevUcfIu7eCr75jAvutnndcnSiv8U3cnxtliXln4waehdeq06zB/s200/803121CB-06DC-4018-9D5B-49A0A802A98C.jpg' width='70'/><b>Yazar Hakkında</b><br/>
Mehaba ben Serdar Kara.<br/></p>
</div>
</b:if>

 

<b:if cond='data:post.author == &quot;Hocam&quot;'>
<div class='author-box'>
<p><img alt='' class='avatar avatar-70 photo' height='70' src='http://Hocamın profil resmi.jpg' width='70'/><b>Yazar Hakkında</b><br/>
Merhaba ben Hocam.<br/></p>
</div>
</b:if>

 

<b:if cond='data:post.author == &quot;Kartal&quot;'>
<div class='author-box'>
<p><img alt='' class='avatar avatar-70 photo' height='70' src='http://Kartalın profil resmi.jpg' width='70'/><b>Yazar Hakkında</b><br/>
Merhaba ben Kartal.<br/></p>
</div>
</b:if>

</b:if>

 

Düzenlenecek yerleri koyu renkle gösterdim. Sırasıyla yazar ismi, yazarın profil resmi ve yazar hakkında bilgi yazısını değiştirmelisiniz.

23 Kasım 2012 Cuma

(A)Sosyal Medya!

90 yıllardan başlayarak yaygınlaşan mekanikleşme çağı, gücünü gün geçtikçe kendini iyiden iyi hissettirmeye başlıyor. Önceden geliri iyi olan, hali vakti yerinde olan insanların alabildiği bilgisayar günümüzde “Almayanı döverler!” şeklini almaya başladı.

 

Peki bilgisayarı almanın amacı nedir? Genelde sebep sabittir: “Komşuda var, bizde alalım.” Çoğu baba çocuğunun baskısı yüzünden,bir psikolojik savaşa dönen “alıcam-almıyacam” olay, hanımının tavrı sonucunda almaya karar verir. Fakat, hikaye yeni başlıyordur. Tek başına bir bilgisayar günümüzde bir süs eşyasından başka bir şey değildir. Eeee kaçınılmaz son olarak “almışken interneti de alalım” denir ve eve bütün dünyanın kullandığı internette sokulur.

 

Türkiye olarak incelediğimizde %75 imiz interneti tam anlamıyla doğru olarak kullanmıyoruz. Hatta hiç kullanmıyoruz. Çünkü onu yorumlama şeklimiz doğru değil. İnterneti eğlenmek, boş vakit geçirmek, copy-paste yapmak için kullanıyoruz. Son söylediğim özellik beklide kullanma özetidir. “Biri yapmış nasıl olsa, bizde ondan yararlananlım.” Düşünce bu olunca, sanal alemin bize karşı oyunu da kötü öğreniyor.

 

Kullanmasını bilmeyenin elinde en zararsız şey bile bir dünyayı yok edebilecek güçtedir. Sanal alemde böyle bir şey. Çoğu kişide daha kullanmasını öğrenmeden onun başına geçiyor. Çevresinde kim ne yaptıysa onu yapmaya çalışıyor. Buda onu zamanla başkalaştırıyor. Günümüzün sanal alem hastalığı ise: “soysal medya”. Bir kere ortamın içine girince çıkamıyorsunuz gibi bir ortam var bu alemde.

 

Zararsız bir ortam olmasına rağmen, onu zararlı yapan etmenler her zaman olduğu gibi insan olmaktadır. Söylediğim abartılı olarak görülebilir ama bu ortamları %20-25 oranda adam akıllı kullanan bir kısım vardır. Bu ortamlara kayıt yaptırabilmek için belirli bir yaş sınırı koyulmasına rağmen çocukların yaşlarını büyülterek bu ortamlarda rahatça yer bulabilmektedir.

 

sosyal medya

Günümüzde sosyal medya ortamlarında “nasıl olsa tanınmıyorum” diyerek hakaret sınırlarının en üst seviyeye çıktığı bir ortam haline gelmekte. Peki ne yapılmalı? Madde halinde yazmak gerekirse:

 

1-Devletin geniş çaplı bir araştırama yapması gerekir.

 

2- Aileler bilinçlendirilmeli.

 

3- Okullarda internet ve sosyal medya kullanımı konusunda ders konulmalı.(Bildiğim kadarıyla var ama tam uygulanmıyor).

 

4- Küçük çocuklar belli bir yaşa kadar bu ortamdan uzak tutulmalı.

Bu işin temel unsuru “bilinçlenmek” ve “bilinçlendirmek”. Bu ortamlardı ki her türlü eylem karşılıklı. Herhangi tepki alan olay bir anda propaganda yada ticari araç olarak kullanılıyor. Birileri kazanırken birileri kaybediyor. Ama günümüzde devlet büyüklerinin bile bu ortamları yanlış kullandığını düşünürsek, gençlerimizin durumunu kestirmek hiçte zor olmayacaktır.

Yazar Hakkında: Blog  dünyasında bir 2 yılını dolduran acemi bir blogcu. Yazarken tek ve temel amacı insanlığa bir şey katabilir miyim, katabilirsem nasıl olmadır sorularını kendine sorarken hazırlanan yazılar topluluğuyla okurlarının karşında. Blogunun kapağını oluşturan Atmacanın olması tek ve temel anlamıyla insanlara benzer duygulara sahip olmasıdır. Blogun sloganı ise: "Yazdıklarım ve Yazacaklarım Atmacanın Bakışlarında Gizli..." oluşturur.
http://ruhsuzatmaca.blogspot.com/

22 Kasım 2012 Perşembe

Hafta Sonu Futbol


23 Kasım Cuma
19:00 Köln - Bochum @FOG
20:00 Beşiktaş - Akhisar Belediyespor @Lig Tv
20:00 Mersin İdman Yurdu -n Karabükspor @Lig Tv 2
21:30 Fortuna Düsseldorf - Hamburg @TRT Haber

24 Kasım Cumartesi
14:00 Kartalspor - Kayseri Erciyesspor @TRT 1
14:45 Sunderland - West Bromwich Albion @Lig Tv 3
16:00 Kasımpaşa - Orduspor @Lig Tv
16:30 Bayern Münih - Hannover 96 @TRT Haber
16:30 Mainz - Borussia Dortmund @TRT HD
17:00 Manchester United - QPR @Lig Tv 3
19:00 Bucaspor - Göztepe @TRT Spor
19:00 Elazığspor - Galatasaray @Lig Tv
19:00 Bursaspor - MP Antalyaspor @Lig Tv
19:30 Aston Villa - Arsenal @Lig Tv 3
21:00 Malaga - Valencia @NTV Spor
23:00 Real Betis - Real Madrid @NTV Spor

25 Kasım Pazar
11:30 Spartak Moskova - Dinamo Moskova @Lig Tv 2
14:00 Manisaspor - Çaykur Rizespor @TRT Spor
15:30 Swansea - Liverpool @Lig Tv 2
16:00 Torino - Fiorentina @TRT Spor
16:00 Gaziantepspor - İstanbul BŞB @Lig Tv
16:30 Freiburg - Stuttgart @TRT Haber
18:00 Chelsea - Manchester City @Lig Tv 3
18:30 Hoffenheim - Bayer Leverkusen @TRT Haber
19:00 Adanaspor - Konyaspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Gençlerbirliği @Lig Tv
19:00 Sivasspor - Kayserispor @Lig Tv 2
20:00 Atletico Madrid - Sevilla @NTV Spor
21:00 Ponte Preta - Sao Paulo @Lig Tv 3
22:00 Levante - Barcelona @NTV Spor

26 Kasım Pazartesi
18:00 Zenit  - CSKA Moskova @Lig Tv 2
20:00 Trabzonspor - Eskişehirspor @Lig Tv
20:00 Karşıyaka - Denizlispor @TRT Spor

21 Kasım 2012 Çarşamba

10 Adımda Daha Sosyal Bir Blog

Blogların, statik web sitelerine göre daha kolay ve daha zor yönlerı vardır. Kolay yönlerini düşününce akla ilk gelen şey kurulumudur. Çünkü blog kurmak, statik web sitesi kurmaktan çok daha kolaydır.  Hiç bir programlama bilgisine ihtiyacınız yoktur. Orta derecede bir bilgisayar kullanıcısı olmak, blog kurmak için yeterlidir.

Zor yanlarını düşündüğümüzde akla gelen ilk şeylerden biri ziyaretçiyle etkileşim kurma zorunluluğudur. Neden zorunluluk diyorum? Bloglar, statik web sitelerine göre daha interaktif ortamlardır. Yazdıklarınızın okunması çoğu zaman sizi tatmin etmez. Yazdıklarınıza bir karşılık, bir cevap ve paylaşım beklersiniz.

Buna kısaca blogun sosyalleşmesi diyebiliriz. Blogunuzun sosyalleşmesi hem size, hem de okuyucularınıza daha keyifli bir ortam sağlayacaktır. Sonraki yazılarınızı hevesle yazacak ve çok daha fazla motive olacaksınız.

sosyal

Peki blogunuzun sosyalleşmesi için neler yapabilirsiniz? Aşağıda tecrübelerimle sabit bazı ipuçları ve önerleri yazdım. Okuyun, uygulayın.

 

1. Düzenli Yazın

Blogunuzu sosyalleştirmenin belkide ilk şartı düzenli ve tutarlı bir şekilde okuyucuların ilgisini çekecek, onların ihtiyacını karşılayacak içerik üretmektir. Düzenli olarak içerik üretek insanların blogunuzu tekrar ziyret etmelerini ve yazılarınıza abone olmalarını sağlayacaktır. Sosyal bir blog için okuyucu kitlesi edinmek çok önemlidir.

2. Yorumları Cevaplayın

Okuycuların yazılarınıza yaptıkları yorumlara hızlı, net ve samimi cevaplar yazın. Yorumlarını dikkate aldığınızı ve onları önemsediğinizi hissettirin. Bu tavrınız okuyucunun bloga olan sadakatini arttıracak ve okuyucunuzu bir sonraki yazınızda tekrar yorum yazmaya teşvik edecektir.

3. Misafir Yazar Kabul Edin

Blogunuza misafir yazar kabul etmek okuycularınızla etkileşime geçmenin en iyi yollarından biridir. Blogunuzda misafir yazı yayınladığınızda hem sizin okuyucularınız yazıyı paylaşacak ve yorumlyacak, hem de yazınız blogunuza misafir olan kişinin çevresi tarafından okunacaktır. Böylece blogunuzun okuyucu kitlesini de genişletebilirsiniz.

4. Misafir Yazılar Yazın

Blogunuza misafir kabul etmenin yanında siz de diğer bloglara misafir olmalısınız. Misafir yazıların altında künye diyebileceğimiz “yazar hakkında” kısmında blogunuzun linki yer alır. Böylece misafir olduğunuz blogdan yeni okuyucular kazanabilirsiniz. Okuyucu kitleniz ne kadar genişlerse blogunuz o kadar sosyalleşir.

5. İnsanlara Faydalı Olun

İnsanlara neyin nasıl yapıldığını öğreten içeriklre her zaman çok okunur ve çok paylaşılır. Bu tür içeriklere gelen yorum sayısı da oldukça fazladır. İnsanlara faydalı olan içerikleri üreterek daha çok kişiye ulaşabilir, daha çok kişiyle iletişime geçebilir ve online sosyal çevrenizi genişleteblirsiniz.

6. Sosyal Medyayı Kullanın

Blogunuzun sosyalleşmesi demeksadece yorum almak demek değildir. Blogunuza ait Facebook, Twitter, Google+ hesaplarında aktif olun ve okuyucularınza o platformlarda da destek verin. İnsanlar sosyal medyada kendilerini çok daha rahat hissediyorlar. Orada kuracağınız ilişkileri blogunuza kolaylıkla aktarabilirsiniz.

7. Liste Yazıları Yazın

Okuyucularınızın yazınıza yorum yazması, sosyal medyada paylaşması ve size geri dönüşümde bulunması için o yazıyı rahatlıkla okuması gerekir. Bunun için kocaman metin blokları oluşturak yerine maddelerden ve listelerden yararlanın. Bu tür yazılar okuyucunun ilgisini çektiği gibi okuyucuyu, yazıya fikir yazma konusunda da teşvik eder.

8. Çeşitli İçerik Türleri Üretin

Sürekli aynı türde içerikler üretmek hem sizi hem de okuyucuyu sıkar. Onlara yenilikler sunun. Görsellerden , videolardan ve ses kayıtlarından yararlanın. Başka yazılara link verin. Bu tür değişiklikler okuyucunuzla sosyalleşmenize yardımcı olacaktır.

9. Soru Sorun

Sosyalleşmek deyince akla gelen ilk şeyi sona bıraktım. Soru sormak. Blogunuzda çeşitli anketler düzenlemek ve yazılarınızın sonunda çeşitli “call to action”lar sunmak sosyalleşmenin en basit yollarıdır.

10. Markalaşın

Sadece blog olmayın, markalaşmaya çalışın. Size özel bir logonuz, tasarımınız ve sloganınız olsun. Markalaşmak akılda kalmanızı ve hakkınızda daha çok konuşulmasnı sağlar.  Profesyonel görünmek iyidir!

 


Benim blogumu sosyalleştirmek için uygulamaya çalıştığım yöntemler bunlar. Ne kadar başarılı olduğum tartışılabilir ama ben mevcut duumdan oldukça memnunum.

20 Kasım 2012 Salı

Manyağın Tekiydi...

Glasgow Rangers’ta ilk idmanıma çıkmıştım. Antrenman bitti, duşa gittim. Duştan çıktıktan sonra dolabıma yaklaştığımda kötü bir koku geldi burnuma. Sesimi çıkarmadım. Boxer’ımı elime alınca ağırlığı fark ettim. Gascoigne çoraplarıma da sıçmıştı. O gün donsuz eve döndüm. İlk gün şakasıymış. Gascoigne manyağın tekiydi ama çok yetenekliydi.” (1997’de Gattuso 19 yaşındayken İskoçya günlerinden bir anı.)

19 Kasım 2012 Pazartesi

İlk Gün


Pep Guardiola'nın Barcelona'da teknik direktör olduğunda takıma ilk cümlesi: "Sizi ölümüne savunurum ama Barça için kalbini ve ruhunu vermeyeni affetmem."

Analytics: Trafik Kaynakları Ve Anahtar Kelimeler

Google Analytics kullanımına ait bilgiler vermeye devam ediyorum. İlk yazımda fazlaca karıştırılan Ziyaret - Ziyaretçi – Sayfa Gösterimi verilerini açıklamıştım. Bu yazıda da trafik kaynakları ve anahtar kelimelerden bahsedeceğim.

 

Google Analytics’in “Trafik Kaynakları” sekmesi site yöneticilerinin en sık ziyaret ettiği sekmelerden biridir. Burada sitenize hangi kaynaktan kaç kişinin geldiğini, sitenizin hangi sayfasına geldiğini, Google’da hangi aramalardan sitenize geldiğini görebilirsiniz.

 

Genel olarak 3 tür trafik kaynağı vardır. Bunlar; doğrudan trafik, yönlendirme trafiği ve arama trafiğidir. İsterseniz bunların ne anlama geldiğinden kısaca bahsedeyim.

 

1. Doğrudan Trafik: Sitenize direkt yapılan ziyaretleri kapsar. Tarayıcının adres satırına sitenizin adresini yazark siteniz ziyaret edildiyse, tarayıcının sık kullanılanlar listesinden doğru siteniz ziyaret edildiyse veya tarayıcının açılış sayfası olarak sizin siteniz ayarlanmışsa, bu ziyaretler Google Analytics tarafından doğrudan trafik kabul edilir.

 

2. Yönlendirme Trafiği: Başka bir site aracılığıyla sitenize yapılan ziyaretleri kapsar. Bir siteyle link veya banner değişimi yaptıysanız, başka bir siteden her hangi bir yazınıza link verildiyse, bir sitenin kenar çubuğunda bannerınız varsa veya bir sitenin blogrollunda yer alıyorsanız, buralardan gelen ziyaretler Google Analytics tarafından yönlendirme trafiği kabul edilir.

 

3. Arama Trafiği: Arama motorları aracılığıyla sitenize yapılan ziyaretleri kapsar. Google, Bing, Yahoo, Yandex, Conduit, Ask gibi arama motorlarında yapılan bir aramada sonuçlar arasında sizin siteniz de varsa ve aramayı yapan kişi o sonuca tıklayarak sitenizin her hangi bir sayfasına girş yapıyorsa, Googl Analytics bunu arama trafiği kabul eder.

 

 

Bloguma Hangi Kelimeleri Arayarak Gelmişler?

 

Hatırlarsanız Google ve Arama Sorguları başlıklı bir yazı yazmıştım. O yazıyı yazarken Google Analytics’in arama sorgularını gösterme özelliğinden faydalanmıştım. Siz de blogunuza hangi arama sorguları sonucu ulaşıldığını görebilirsiniz.

 

Google Analytics’te Trafik Kaynakları > Arama > Organik yolunu takip ettiğinizde anahtar kelimelerin olduğu sayfa açılacaktır. Bu sayfada en çok trafik gönderen anahtar kelime olarak muhtemelen (not provided) diye bir şey görecekseniz.Öncelikle bunun ne olduğunu açıklayayım.

 

analytics-arama

 

(not provided) Nedir?

18 Ekim 2011 tarihinde Google, resmi blogunda yaptığı açıklama ile gizlilik ve güvenlik açısından, Google hesabın giriş yapan kullanıcıların yaptığı aramaları paylaşmıyor ve bunları (not provided) olarak tek başlık altında gösteriyor.

 

 

Hangi Anahtar Kelime Hangi Sayfaya Yönlendirmiş?

 

Size faydalı bir ipucu vermek istiyorum. Anahtar kelime raorlarında hangi anahtar kelime sitenize girildiğini kolayuca görebiliyorsunuz. Peki o anahtar kelimenin ziyaretçiyi hangi yazınıza yönlendirdiğini görmek ister misiniz?

 

analytics-keyword

 

Anahtar kelime raporlarının olduğu asyfada ikincil boyut olarak Açılış Sayfası’nı seçtiğinizde anahtar kelimelerin ziyretçiyi hangi sayfaya yönlendirdiğini görebilirsiniz.Bu özellik sayesinde (not provided) olarak gizlenen anahtar kelimeleri de tahmin edebilirsiniz.

 

analytics-not-provided

 

Benim trafik kaynakları ve anahtar kelimeler ile ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Merak ettiğiniz ve öğrenmek istediğiniz şeyleri sorarasanız detaylı bir yazıyla yardımcı olmaya çalışırım.

16 Kasım 2012 Cuma

Hafta Sonu Futbol


16 Kasım Cuma
20:00 Galatasaray -Karabükspor @Lig Tv

17 Kasım Cumartesi
14:00 İstanbul BŞB - SB Elazığspor @Lig Tv
14:00 Tavşanlı - Bucaspor @Trt 1
14:45 Arsenal - Tottenham @Lig Tv 3
16:30 Borussia Dortmund - Greuther Fürth @Trt Haber
17:00 WBA - Chelsea @Lig Tv 3
19:00 Adana Demirspor - 1461 Trabzon @Trt Spor
19:00 Gençlerbirliği - Sivasspor @Lig Tv 2
19:00 Eskişehirspor - Fenerbahçe @Lig Tv
19:30 Bayer Leverkusen - Schalke 04 @Trt Haber
19:30 Norwich City - Manchester United @Lig Tv 3
21:00 Barcelona - Real Zaragoza @Ntv Spor
23:00 Real Madrid - Athletic Bilbao @Ntv Spor

18 Kasım Pazar
14:00 Boluspor - Manisaspor @Trt Spor
14:00 Denizlispor - Adanaspor @Trt Web
16:00 Fiorentina - Atalanta @Trt Spor
16:00 Kayserispor - Gaziantepspor @Lig Tv
16:00 Akhisar Bld - Kasımpaşa @Lig Tv 2
16:30 Werder Bremen - Fortuna Düsseldorf @Trt Haber
18:00 Fulham - Sunderland @Lig Tv 3
18:30 Hoffenheim - Wolfsburg @Trt Haber
19:00 Çaykur Rizespor - Karşıyaka @Trt Spor
19:00 MP Antalyaspor - Beşiktaş @Lig Tv
19:00 Bursaspor - Mersin İdman Yurdu @Lig Tv 2
20:45 Granada - Atletico Madrid @Ntv Spor

19 Kasım Pazartesi
15:30 West Ham United - Stoke City @Lig Tv 3
20:00 Orduspor - Trabzonspor @Lig Tv

Roma Derbisi


O eski güzel zamanların derbisi: Roma-Lazio… Via del Corso’dan Flaminio’ya… Ultras Romani’den Irrudicibile’ye... Biraz Gabriele; biraz “Totti’yi çıkarsana, golü atmış Lamela çıkar mı hiç?” hikayesi… Tevere kıyısında dört renk, tek tutku… (4-4-2 Türkiye Aralık sayısında)

Bir de Roma derbisi için sağ-sol derbisi diye yazanların sağını, solunu bilmesi için Roma'dan sarımsak-soğan...

Blog Yazarları İçin Sosyal Medya Tavsiyeleri

Sosyal medyanen gelişimi tüm hızıyla devam ediyor. İnsanlar sosyal medyadan kopmak istemiyor ve sürekli online kalmak istiyorlar. İnternette sürekli bir veri alışverişi var. Peki blog yazarları sosyal medyayı nasıl kullanmalı?

Artık ziyaretçileri arama motorlarından çekmek kadar sosyal ağlardan çekmek de önemli. Çünkü hatırı sayılır bir kitle sosyal ağlarda sürekli etkileşim içinde.

 

sosyal medya

 

İşte blog yazarlarının sosyal medya için yapmaları gerekenler:

 

- Sosyal medya hesaplarınızı açın: Sosyal ağ hesaplarınızı açın. Profil ve kapak fotoğraflarınızı iyi seçin. Sosyal ağ hesaplarınızı aktif olarak kullanın.

 

- Blogunuzun görünür bir yerine sosyal medya ikonları koyun: Bu ikonlara da sosyal medya hesaplarınızın linklerini ekleyin.

 

- Yazılarınızın altına sosyal medyada paylaş butonları ekleyin: Ziyaretçiler yazınızı beğenip arkadaşlarıyla paylaşmak isteyebilirler. Bunun için yazılarınızın altına tweetle, facebookta paylaş, Pin It, +1le gibi seçenekler ekleyin.

 

- Eğer bir LinkedIn hesabınız varsa profilinizdeki web siteleri kısmına site linkinizi ekleyin.

- Yazılarınızı sosyal ağ hesaplarınızda paylaşın: Böylece takipçileriniz sizin tweetinizi retweetleyebilir, gönderinizi paylaşabilir. Sizde yeni okuyucular kazanırsınız. Ancak yazılarınızın linklerini mutlaka bit.ly gibi link kısaltma servislerinde kısaltın. Çünkü kullanıcılar uzun URL'lerden hoşalanmazlar.

 

- Diğer bloggerlarla etkileşim içinde olun: Birbirinizi düşman olarak görmeyin. Eğer onların yazılarının linklerini paylaşırsanız bu size ekstra ziyaretçi olarak geri döner. Twitterda diğer blog yazarlarını takip edin, facebookta sayfalarını beğenin.

 

- Google'ın feedburner aracına üye olun:  Böylece kullanıcıların mail adreslerine yazdığınız yazı direkt gönderilir.

 

- Sosyal ağlardaki takipçilerinize sorular sorun: Örneğin sitenizde nelerin değişmesini istediklerini sorabilirsiniz.

 

Tüm bunları uyguladığınızda sosyal medyayı aktif kullanan bir blog olacaksınız. Peki bunlar size ziyaretçi getirecek mi? Yazdığınız her tweeti gören kişilerin sitenize geleceğini düşünmeyin. Sizde gördüğünüz her linke tıklıyor musunuz?

 

Sosyal ağlardan çok fazla ziyaretçi alamıyorsanız üzülmeyin. Sosyal ağları aktif bir biçimde kullandıkça takipçileriniz artacaktır. Böylece daha fazla ziyaretçiniz olacaktır. Ancak mutlaka sabretmelisiniz.

 

Bol ziyaretçili bloglar.

 

Yazar Hakkında: Bu yazı;  blogculuk, sosyal medya, internet ve yaşam konularında yayın yapan yorumlasak.net 'ten Selçuk Duran tarafından yazılmıştır.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Analytics Verileri: Sayfa Gösterimi - Ziyaret - Ziyaretçi

Acemiler için Google Analytics rehberi başlıklı yazımda Analytics kullanımı ile ilgili bazı dersler ve örnekler vereceğimi söylemiştim.Yavaş yavaş bunlara başlamanın zamanı geldi sanırım.

İlk olarak çok karıştırılan bazı önemli terimlerden ve bunlar arasındaki ilişkiden bahsedeceğim.

 

Sayfa Gösterimi

Sitenizdeki sayfaların kaç kez görüntülendiğini belirten metriktir.Bir kişi sitenize girdikten sonra bulunduğu sayfayı yeniler veya o sayfadan sitenizdeki başka bir sayfaya geçiş yaparsa, sayfa gösterimi olarak sayılır.

 

Ziyaret

Sitenizi giren kişilerin açtığı oturum sayılarıdır.Bir kişi sitenize girdikten sonra ziyaret olarak algılanır ve o kişinin yarım saat için siteye tüm girişleri o ziyaretin bir parçası olarak kabul edilir.Aynı kişinin birden fazla ziyaret gerçekleştirmesi için yarım saat boyunca o sitede hiç bir hareketininolmaması gerekir.

Ziyaretçi

Sitenizi ayrı kimlikle giren benzersiz kullanıcıların sayısını gösteren metriktir. Aynı gün içinde aynı kullanıcının başlattığı tüm oturumlar tek bir ziyaret olarak toplanır, ancak iki veya daha fazla sayıda farklı ziyareti gösterebilir. 

Sayfa Gösterimi – Ziyaret – Ziyaretçi Arasındaki İlişki

Bu  metrik arasındaki ilişkiyi daha kolay anlamanız için şöyle bir grafik oluşturdum.


ziyaret-ziyaretci
Bir kişinin aynı gün içinde sitenize 2 kez girdiğini farzedelim.İlk girişinde 3 yazınızı, ikinci girişinde ise 2 yazınızı okumuş diyelim.Bu durumda veriler şu şekilde olacaktır:

- Ziyaretçi  sayısı  : 1
- Ziyaret sayısı     : 2
- Sayfa gösterimi : 5

Gogle Analytics verilerinde her zaman geçerli olan kural şudur:

 

Sayfa Gösterimi > Ziyaret Sayısı > Ziyaretçi Sayısı

 

Google Analytics ile ilgili bilgiler ve ufak dersler vermeye devam edeceğim. Bana yardımcı olmak isterseniz Google Analytics’in hangi özellikleri konusunda anlatım istediğinizi yazabilirsiniz.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Kendi Tasarımım: Sementit Blogger Theme

Bir süre önce, kendi düzenlediğim Sementit Blogger temasının beta versiyonunu, sosyal medya hesaplarımda yaptığım bazı etkinliklerle paylaşmıştım.Gelen geri bildirimler sonucunda temadaki hataları ve eksikleri gidererek tam sürümünü blogda paylaşmaya karar verdim.

 

box

 

Öncelikle temanın orijinalinden bahsetmek istiyorum.Daha önce de belirttiğim gibi bu temayı sıfırdan kodlamadım.Alfa isimli temayı düzenleyerek bu hale getirdim. Tema nereden nereye geldi diye merak ediyorsanız buyurun ilk ve son hali…

 

alfa     sementit

                                        ÖNCE                      SONRA

Temaya pek çok özellik ekledim ve modern bir görünüme kavuşturdum.Kısaca özelliklerinden bahsetmek gerekirse:

 

  • Header  bölümünün geniş olması çok istendi.Bu blogunuzun banner ya da logosunu koyabileceğiniz header bölümünü genişlettim.
  • Sayfalar arasındaki geçiş önceki – sonraki şekilndeyken numaralı geçiş eklentisini ekledim.
  • Arka plan resmini ve renk paleetin tamamen değiştirdim.
  • Tipografi, yazı başlıkları ve sidebar başlıklarını değiştirdim.
  • Resimli benzer yazılar eklentisi ve paylaşım kutusu ekledim.
  • Yorum bölümünü özelleştirdim.
  • Statik sayfalardaki hatayı düzelttim.

 

Temanın diğer özelliklerini görmek ve düzenleme konusunda bilgi almak için DEMO siteye bakabilirsiniz.

Demo sitedeki yorumları kapattım.Temayla ilgili tüm sorularınızı bu başlık altına yorum yazarak sorun lütfen

>>> Download Sementit Blogger Theme <<<

9 Kasım 2012 Cuma

Kullanıcı Tabanlı Seo Çalışmaları – II (Google Site/ Blog Dışı Algılama)

!!! Bu makale; “Kullanıcı Tabanlı SEO Çalışmaları”  yazı serisinin 2. parçasıdır. Serinin ilk parçası olan Kullanıcı Tabanlı Seo Çalışmaları – I ( Google Site/ Blog İçi Algılama ) başlıklı yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

Kullanıcıların site içerisindeki hareket dökümünün seo yönünden ne gibi etkiler yaratabileceğini daha önce Kullanıcı Tabanlı Seo Çalışmaları – I yazımda açıklamaya çalışmıştım. Şimdi ise ziyaretçilerinizin blogunuz ile ilgili dış hareketlenmelerin sizi nasıl etkileyebileceğinden bahsetmek istiyorum. Durum daha rahat anlaşılsın diye tekrar bir istatistik örneği ile konudan bahsedeceğim.
ziyaretciler

Önümüzde belli bir zaman dilimi baz alınmış olarak siteye gelen trafiğin verileri mevcut. Görüldüğü gibi bir sitenin alabileceği ziyaretçi sayısı Google gözünde üç kategoride ele alınmış.

 

Doğrudan Trafik: Doğrudan trafik linklere tıkmadan sitenizin adresini browser çubuğuna yazarak gelen kullanıcılardır. Bu oranın yüksek olması blogunuzun kalitesini ortaya koyar. Google doğrudan gelen trafiği yüksek olan siteleri, değerli ve içeriği güçlü olduğu için akıllarda yer etmiş olarak algıılar ve size arama sıralamasında yukarıya çeker. ( Kemikleşmiş ziyaretçi trafiğinizden farklıdır. Kemikleşmiş kitleniz RSS dizinlerden, e-mail aboneliği gibi takip yardımcılarından da gelebilir. )

Bu sayıyı artırmak için sitenizi sık kullanılanlara eklenmesini sağlayacak yönlendirme tuşları
kullanabilirsiniz. Ayrıca içeriğiniz ile alakalı akılda kalıcı alan adı seçimleri size yardımcı olacaktır.

Yönlendirme Trafiği: Yönlendirme trafiğinden gelen ziyaretçilerin sayısı değil nereden geldiği önemlidir. Analystic üzerinden rahatlıkla kontrol edebilirsiniz, sitenize/blogunuza ziyaretçi gönderen sitelerin/blogların tam listesini görebilirsiniz. Yönlendirme trafiği bir nevi referans olma sistemidir. Size ziyaretçi gönderen siteler/bloglar sizin blogunuz için destekleyici ve değer verici olarak görülür. Sitenizin değeri size link veren sitelerin kalitesi ile değerlendirilir.

Yönlendirme trafiğinden gelen ziyaretçiler size yararın yanında zararda getirebilirler. Kalitesiz sitelerde yer alan linkler sizin blogunuzu/sitenizi aramalarda aşağılara çeker. Bu sebeple sadece ziyaretçi elde etmek için warez/adult/kalitesiz içerik üreten sitelere özellikle alakasız forumlara link bırakmayın.

Linklerinizin siteniz ile alakası olmayan içerik üreten sitelerde yer alması da size zarar vermese de çok olumlu bir etki yaratmayacaktır.


Yayın hayatınız boyunca size link veren onlarca, yüzlerce site/blog olacak bunların çoğundan da ziyaretçi elde edeceksiniz. Zamanla elinizde size hit gönderen bir link havuzu olacak, bu havuz linkleri ne kadar kaliteli ve site içeriğiniz ile alakadar ise Google size benzer aramalarda daha fazla şans verecektir.

Arama Trafiği: Arama trafiği Google optimasyonun da oldukça önemli bir etkendir. Blogunuza arama motorlarından gelen hitlerin hangi kelimeler üzerinden geldiği seo çalışmalarınızda blogunuza olumlu ya da olumsuz bir etki yaratabilir. Bu kelimeler sitenizin referans kelimeleri blog sahiplerinin deyimi ile anahtar kelimeleridir. Arama motorlarından gelen ziyaretçilerin tıkladığı kelimeler ile sizin içeriğiniz arasında bir uyum olmalıdır. Bu sayede bu kelimelerde benzer içerik ile yayın yaptığınız siteleri sıralamalar da geçmeniz mümkün olur.


Durumu bir örnek ile biraz irdelemek istiyorum. Özgün içeriğinde önem kazandığı bu noktada dikkat etmeniz gereken blog içeriğinizle ilgili aramalardan hit alabilmenizdir. Blogger eklentileri, anahtar kelimesi ile ilgili aramalardan hit alamıyorsunuz, sizden çok daha güçlü içeriğe sahip olan siteler var. Türkiye de ‘’ Son Yorumlar Blogger Eklentisi ‘’ konu başlığı ve Blogger eklentileri etiketi ile bir yayın hazırlıyorsunuz. Son Yorumlar Blogger Eklentisi konusunda tek yayıncı sizsiniz, bu konuda yapılan aramalar mecburen sizin yayınıza yönlenecektir.
Özgün İçerik

Son yorumlar Blogger eklentisi, son yorumlar eklentisi, yorumlar Blogger eklentisi ve türevleri aramalarda blogunuz arama trafiği elde etmeye başlayacak. Kısa süre sonra Google, Blogger eklentisi ile ilgili aramalarda, ‘’ Blogger eklentisi etiketli ve konu başlığında Blogger eklentisi ‘’ olan bir blog yayınızın sürekli ziyaretçi elde ettiğini fark edecek. Google’ın düşüncesi Blogger eklentileri konusunda özgün, kaliteli içerik oluşturan bir blog olduğunuz yönünde olacaktır, zamanla Blogger eklentileri aramaların da Google size daha fazla şans vermeye başlayacaktır.

Bu duruma dikkat ederek öne çıkmak istediğiniz anahtar kelimeleri özgün içeriklerle kullanmalısınız. Eğer dantel kelimesi ile ziyaretçi çekemiyorsanız olmayan bir dantel türünü paylaşarak ziyaretçi elde etmeyi denemelisiniz. Kısa süre sonra dantel kelimesi aramalarında güçlü bir hale geldiğinizi fark edeceksiniz.

Benzer içerikli sitelerinizin eksik noktalarını belirleyin! Bu bir Fenerbahçe Galatasaray derbisi gibidir. Sizin varlığınız diğerine bağlıdır, aranızdaki rekabet ikinizi de daha güçlü içerik üretmeye iten bir faktördür. Benzer içerik üreten siteleri/blogları rakip olarak görmek yerine sizin daha kaliteli işler yapmanızı teşvik edici etkenler olarak görmeniz fayda sağlayacaktır.

Arama trafiğinden seo yönünden zamanla fayda sağlamak için;
      - Alakasız anahtar kelimeler kullanmayın
      - İçeriğiniz ile alakalı olmayan kelimeler ile ziyaretçi elde etmeye çalışmayın
       - Sadece ziyaretçi çekmek için popüler kelimeler ile backlinkler edinmeyin
       - Güçlü kelimeler ile rekabet etmeden önce incelenmemiş benzer konuları gerekli anahtar kelimeler ile paylaşarak ilgiyi üzerinize toplamaya çalışın.

Sosyal Medya Trafiği / Popülerliği: Algoritma güncellemeleri sonrası kalite standartları değiştikçe Google Analytics değer verilen yeni kriterleri kullanıcılarına sunar. Sosyal medyaetkisi Analytics sisteminde mevcut bulunmayan bir veri zinciriydi fakat seo çalışmalarında sosyal medya etkili olmaya başlayınca, Analytics bu konuda da site/blog sahiplerine bir takım bilgiler sunmaya başladı.
sosyal medya trafiği

Google anlaşılması zor bir parametre değildir. Google botları sosyal paylaşım sitelerini sıkça ziyareteder ve tüm sayfaları tarar. Bu taramalarda linkleri fark eder ve kayıt altına alırlar. Arama sisteminin net bir düşüncesi vardır; Eğer bir site sosyal paylaşım sitelerinde paylaşılıyorsa kalitelidir. Artık Google sayfaların sosyal paylaşım sitelerindeki popülerliğini dikkate alıyor. Bu sebeple sosyal paylaşım sitelerinde yer almalı ve kullanıcıların içeriğinizi paylaşmasını teşvik etmelisiniz.

Kullanıcı tabanlı seo çalışmaları site dışında sosyal medya ve linkleme faktörü etkilidir. Bu iki değerlik için mantıklı çalışmalar yaparak sitenizi/blogunuzu arama sonuçlarında üst sıralara çıkarabilir ve daha fazla kişi ile içeriğinizi paylaşabilirsiniz.

Özet olarak hit çekmek için alakasız backlink sağlama çalışmaları, ilgisiz etiketleme, ilgisiz konulara link verme gibi bir dizi anlamsız çalışma, size kısa süreli ziyaretçiler kazandırsa da uzun vadede aramalardan gelecek ve sizin içeriğiniz ile ilgili yüksek hiti kaybetmenize neden olacaktır.

Üzerinde sıkça dursam da söylemekten yorulmadım. Seo çalışmaları kalitesiz içerik üreten sitelerihak etmedikleri değeri görmesini sağlamak değil, kaliteyi ön plana çıkarmaya çalışmaktır.

Yazar Hakkında: Bu makale, bloggerdersleri.com yazarlarından Sercan Sak tarafından kaleme alınmıştır.