30 Ekim 2013 Çarşamba

Google+ Kişiye Özel URL Dönemi Başladı

Dün gece bilgisayarı kapatıp yatmaya hazırlanıyordum ki Gmail’ime yeni bir posta geldi. Maili gönderen kısmında “Google+ ekibi”, konu kısmında ise “Google+ profiliniz için özel bir URL alın” yazıyordu. Kısa bir araştırma yaptıktan sonra Google+’da kişiye özel username özelliğine tamamen geçiş yapıldığını anladım.

Google+ Kişiye Özel URL

 

Eskiden http://plus.google.com/108761595756468128383 şeklinde olan Google+ URL’leri artık şu şekilde:

- http://www.google.com/+SerdarKara

- http://www.google.com/+BloghocamBlogspot

 

Google+ özel URL’leri kullanmak için hesabınızın iyi durumda olması ve aşağıdaki gereksinimleri karşılaması gerektiği belirtilmiş.

 

- En az 10 takipçi

- Hesabın en az 1 aylık olması

- Profil fotoğrafı olması

 

Bunlar kişisel profiller için gerekli olanlar. Google+ sayfaları için gerekli olan tek şart ise Google+ sayfasının bir web sitesine bağlı olmasıdır.

Eğer bu şartlara uygun olmanıza rağmen resimdeki gibi bir mail almadıysanız aşağıdaki adımları takip ederek özel Google+ URL’inizi alabilirsiniz.

 

1. Google+ sayfanızın veya profilinizi ziyaret ettiğinizde, üst tarafında bir bildirim olması gerekir.

2. Başlamak için Özel URL al düğmesini tıklayın. Alternatif olarak, Profilinizdeki "Hakkında" sekmesinden, Google+ URL'nizin altında yer alan "Talep Et" bağlantısını tıklayın.

3. Onaylanan URL'lerinizi göreceksiniz. Birden fazla seçenek görüyorsanız hoşunuza en çok gideni seçin.

4. İlgili kutuyu işaretleyerek Hizmet Şartları'nı kabul edin ve URL'yi Değiştir'i tıklayın

5. Hesabınızı cep telefonu numaranızla doğrulamanız istenebilir. Hesabınızı doğruladıktan sonra URL değişimini onaylayın.

Google+ Kişiye Özel URL

 

İpucu: Bir kullanıcının özel URL'sini biliyorsanız URL'nin sonuna anahtar kelimeleri ekleyerek onun Google+ Profilinin veya Google+ Sayfasının bölümlerine hızlı bir şekilde erişebilirsiniz. Bunun bazı örnekleri şunlardır:

 

http://google.com/+SerdarKara/posts
http://google.com/+SerdarKara/about (hakkında)
http://google.com/+SerdarKara/photos (fotoğraflar)
http://google.com/+SerdarKara/videos (videolar)
http://google.com/+SerdarKara/plusones (artı birler)

25 Ekim 2013 Cuma

20 Aylık Yeğenimden Bloggerlara 5 Ders

Blog Hocam bilgi, deneyim ve fikir aktarımına yönelik bir blog olduğu için özel hayatımdan bahsettiğim kişisel yazılar yayınlayamıyorum. Bu yazının çıkış kaynağı benim biricik, dünyalar tatlısı yeğenim olduğu için biraz ailemden bahsedeceğim.

 

Biz 3 kardeşiz. Benden 3 yaş büyük bir abim ve 4 yaş küçük bir kız kardeşim var. Abim 4 yıllık evli. Zeynep isminde 20 aylık bir bebeği var ve amcasına yani bana çok düşkün :) Yeğenimin 20 aylık kısa yaşamında her önemli anına tanık oldum. İlk hastalığı, ilk diş çıkarışı, ilk konuşması vs. Zeynep’in neredeyse her anını gözlemledim ve neye nasıl tepki verdiğini, neyi sevip neyi semediğini öğrendim. Sonra da bu yazıyı yazma fikri geldi aklıma. Çünkü düşündüm de bir bebeğin 20 aylık yaşamıyla bir bloggerın 20 aylık yaşamı arasında paralellikler var. Hatta açık söyleyeyim bebeklerden çıkarmamız gereken dersler var. “Ne saçmalıyor bu adam?” demeyin, yazının devamını okuduğunuzda eminim bana hak  vereceksiniz.

 

zeynep

 

 

Bir…İki….Düştüm

 

Zeynep’i ilk yürütme çabalarımızı hatırlıyorum. Bizimkine özgü bir durum mu bilmiyorum ama ilk adımlarını hep parmak ucunda atmaya çalışırdı. Ayaklarını yere sağlam basamadığı için bir kaç adımdan sonra dengesini kaybeder ve düşerdi. Ama hiç ağlamazdı, kalkar tekrar tekrar denerdi. Ta ki dengesini kaybetmeden nizami yürümeyi becerene kadar.

Ders 1: Blog yazarlığı hayatında başına ne gelirse gelsin hedefe ulaşmak için çabalamaktan hiç bir zaman vaz geçme. Asla pes etme!

 

 

Amca Bu Ne?

İleride Zeynep’in çenesi çok düşük olacak sanırım. Henüz 20 aylık olmasına rağmen bir konuşuyor ki sormayın. Bana ilk önceleri “aga” diyebilirken şimdi “amca” hatta “serdar”  diye çağırıyor beni :) 3-4 kelimeyi bir araya getirerek cümle kurmaya başladıktan sonra innılmaz soru sorar oldu. Soruları sadece “bu ne?” şeklinde oluyor ama merak ettiği herşeyi sorarak öğreniyor, öğrendiğini de aklında tutuyor. Çok zeki benim güzel yeğenim :)

 

Ders 2: Bilmediğin şeyleri sormaktan, yeni şeyler öğrenmekten, araştırmaktan çekinme. Hata bunu alışkanlık haline getir.

 

 

Amca, Park!

 

Zeynep tam bir çocuk parkı delisi. Onu kıramadığımı bildiği için ne zaman onlara gitsem, kapıda beni görür görmez ayakkabılarını getirir ve “amca park” diyerek oturdukları sitenin çocuk parkına götürmemi ister. Park delisi olduğuna bakmayın. Onun işi oradaki oyuncaklarla değil, diğer çocuklarla. Soysalleşmeyi, arkadaşlık kurmayı o kadar seviyor ki sitenin bütün çocukları Zeynep’i tanımış artık.

Ders 3: Zamanın ciddi bir bölümünü network kurmaya harca. Yeni bloggerlarla tanış, onların blogunu ziyaret et, yazılarına yorum yaz. Blog dünyasında yalnız ilerlemek çok zor!

 

 

Ben Kırdım!

 

Zeynep’e büyük-küçük-orta kavramlarını öğretirken evdeki sehpanın üzerinde duran 3 farklı boydaki vazo tarzı süs eşyasını kullanıyordum. Bir kaç defa gösterdikten sonra Zeynep’ten bu vazoları büyükten küçüğe sıralamasını istedim. Bunu yaparken vazolardan birini kırdı. Annsei kırılma sesine salona gelip “kim kırdı bakyım bunu?” diye sorunca hemen “ben kırdım” dedim fakat bizimki yalan nedir bilmiyor tabi. Gayet masum ve samimi bir şekilde “hayır, ben kırdım” demez mi :)

Ders 4: Okuyucu kitlene karşı daime dürüst ve samimi ol. Sonucu ne olursa olsun onlara yalan söyleme.

 


Pepee… Pepee…

 

Zeynep’le tanıdım Türk çizgifilm karakteri Pepee’yi. Meğerse kendisi tam bir fenomenmiş. Hatta çoğu annenin imdadına yetişen bir süper kahraman :) Zeynep’e yemek yedirirken veya huysuz bir zamanında sakinleştirmeye çalışırken imdadımıza hep Pepee yetişir. Yüzlerce farklı çizgifilm açın, gözünü kapar ama Pepee’nin jenerik müziğini duyunca kalkıp oynamaya başlar :)

 

Ders 5: Okuyucunun sadakatini kazanmak, onu blogunda tuabilmek zordun ama bunu başarabilirsen onların vazgeçilmez blogu olabilirsin.

 

 

Yazıya ailem hakkında bir şeyler yazarak başlamıştım, bitirirken de kişisel bir şeyler yazmmak istedim. Allah’ın izniyle Zeynebimize bir kız kardeş geliyor. Henüz annesinin karnında ve 4 aylık. Umarım Allah onlara yaşam şansı verir. Ülkelerine hayrlı evlatlar olurlar.

Son olarak bir hayalimi paylaşayım. 10-15 sene sonra Zeyep burada yazılanları kavrayacak yaşa geldiğinden bu yazıyı okumasını çok isterdim. Müthiş bir anı olurdu öyle değil mi? Kim bilir belki de bu hayal gerçekleşir.

23 Ekim 2013 Çarşamba

Her Yönüyle Bumerang Network

Bumerang, çoğu blog yazarının bildiği, üye olduğu bir blog ağı. Fakat üye olanların bir kısmı ne işe yaradığını, Bumerang’ın faydalarını bilmiyor. Daha da kötüsü bazı topluluklarda “hiçbir işe yaramaz”, “sakın üye olmayın”  gibi yorumlarla insanları yanlış yönlendiriyorlar.

BH okuyucularından da Bumerang hakkında çok soru gelince konuyla ilgili detaylı bir yazı yazmanın iyi olacağını düşündüm. Bumerang’ın en eski üyelerinden biri olarak her yönüyle “Bumerang”ı anlatmak istiyorum.

bumerang



Bumerang Nedir?


Öncelilke hiç bilmeyenler için Bumerang’ın ne olduğundan bahsedeceğim. Bumerang, Hürriyet’in blog yazarlarına yönelik ücretsiz bir servisidir. Bünyesindeki bloglara trafik ve para kazandırmanın yanında çeşitli organizasyonlar ve etkinliklerle bloggerların sosyalleşmsini sağlayan bir network projesidir. Peki Hürriyet bunları blogları çok sevdiği için mi yapıyor? Elbette hayır : ) Hürriyet’in de çıkarları var. Blogları bünyesine katarak portföy oluşturuyor ve Bumads isimli reklam platformu arcılığıyla, bünyesindeki bu blogları kullanarak pazarlama yapıyor. Markalardan, bloglar aracılığyla sosyal medya üzerinden tanıtım yapmak için belli bir ücret alıyor. Bu ücretin bir kısmını kendi alıyor, bir kısmına da blog sahibine gönderiyor. Kazan-kazan durumu diyebiliriz.


Bumerang’a Üye Olmak Bana Ne Kazandırır?

Bumerang’ın blog yazarlarına sunduğu 4 temel hizmet vardır. Bunlar; Yazarkafe, Bumerang teklifleri, Hurriyet.com.tr tanıtımları ve Hürlist’tir. Bu servisleri açıklayacak olursak:

 

  • Yazarkafe: Yazarkafe, ayda 500.000’den fazla kişinin ziyarettiği söylenen, blog yazılarının yer aldığı bir imleme servisidir. Bumerang üyeleri blog yazılarını bu siteye ekleyerek oldukça yüksek trafik elde edebilirler.
  • Bumerang teklifleri: Zaman zaman blogunuzda yayınlamanız üzere advertorial içerikler yani tanıtım yazıları gönderilir. Bunlara Bumerang teklifleri denir ve bu teklifleri blogunuzda yayınlamanız karşılığında belli bir ücret alırsınız.
  • Hurriyet.com.tr tanıtımları: Alexa verilerine göre Hurriyet.com.tr Türkiye’nin en çok ziyaret edilen 6. sitesidir. Blogunuza ekleyeceğiniz Bumerang şablonlarının ve link paylaşımlarının tıklanma sayısına göre Hurriyet.com.tr’in belli sayfalarında blogunuzun gösterilmesini sağlayabilirsiniz.
  • Hürlist: Hürlist, bir dönem çok popüler olan web dizinleriin Türkiye’de ki en son ve en prestijli örneğidir. Bumerang üyeleri bloglarını Hürlist’e kleyerek hem buradan trafik elde edebilir, hem de SEO için çok önemli olan backlink  kazanarak arama motoru performanslarını arttırabilirler.

 

Üyeli Tipleri Nelerdir? Nasıl Belirlenir?

 

Yukarıda saydığım sevislerden her blogger faydalanamıyor. Bumerang, belirlediği kriterlere göre üyelerini Platin, Altın ve Bronz olmak üzere üçe ayırıyor.

 

  • Platin üyelik en üst üyelik tipidir ve yukarıdaki servislerin tümünden faydalanabilir. Platin üye olabilmek için blog içeriğinizin özgün, faydalı ve ilgi çekici olması gerekir. Ayrıca üyelik başvurusu sırasında blogunuza yerleştirdiğiniz Bumerang şablonlarının görüntülenme sayısının yüksek olması gerekir.
  • Altın üyelik ikinci en yüksek üyelik tipidir ve yukarıda yazdığım hizmetlerden Yazarkafe dışında tümünden faydalanabilirler.
  • Bonz üyelik ise en düşük üyelik tipidir ve yukarıdaki servislerden sadece Hürlist servisini kullanabilirler.

Eğer blogunuz yeni bir blogsa içerik sayısına göre bronz veya atın üye olarak başlama ihtimaliniz çok yüksektir fakat ilerleyen zamanlarda blogunuzu içerik ve trafik olarak geliştirdikçe yeniden değerlendirme talebinde bulunabilir, uygun görüldüğü taktirde bir üst üyelik tipine geçebilisiniz.

 

 

Bumerang Paneli Ve İstatistikler

 

Bumerang panelinize giriş yaptığınızda aşağıdaki resimdekine benzer bir panel karşılar sizi. Burada Tanıtmlarım kısmında paylaşılan linklere ve eklenen şablonlara tıklanmasıyla kazanılan Hurriyet.com.tr ggösterimleri gözükür. Yanındaki Yazarkafem’de ise Yazarkafe’de yer alan yazılarınız ve bunlara kaç kez tıkandığı yazar. Tekliflerim kısmında katıldığınız veya katılmanız beklenen Bumerang teklifler vardır. Şablonlarım yazan yerde blogunuza eklediğiniz Bumerang şablonlarının kaç kez görüntülendiği ve bu şablonlara kaç kez tıklandığı vardır. Link Paylaşımlarım bölümünde de Hürriyet sitelerine ait linkleri kısaltrak sosyal medyada paylaşmanız sayesinde bu linklere kaç kez tıklandığı yazar.

 

bumerang panel

 

Burada şablonlarım ve link paylaşımlarım bölümlerinin tanıtımlarım bölümüne etkisini raporlara baktığınızda görebilirsiniz. Bumerang şablonlarınıza ve paylaştığınız linklere ne kadar çok tıklanırsa, ücretsiz gösterim sayınız o kadar artar.

 

 

Link Paylaşımı Nedir? Nasıl Yapılır?

 

Link paylaşımları, yukarıda da bahsettiğim gibi Hurriyet.com.tr sayfalarında yapılacak tanıtım için önemlidir. Link paylaşımı dediğimiz şey Hürriyet, Bumerang ve Hurlist’e ait sayfaların, Bumerang panelinde ki link kısaltma aracını kullanarak oluşturulan linkin sosyal medya siteleri, bloglar veya forumlarda paylaşılmasıdır. Paylaştığınız bu linklere gelen tıklamanın 10 katı kadar ücretsiz gösterim kazanrsınız.

 

Video: Link paylaşımının nasıl yapıldığını anlatan videoyu izlemek için buraya bakabilirsiniz.


Açıkçası link paylaşımı yaparak kazandığınız ücretsiz gösterimlere tıklanma çok çok düşük. Herkes için böyle mi bilmiyorum ama benim 1/100.000 gibi bir şey :) Bu yüzden link paylaşımlarına ve ücretsiz gösterimlere  çok önem vermiyorum. Üyeliğimin etkilenmemesi için zaman zaman Yazarkafe’de gördüğüm, blog yazarlığı ile ilgili faydalı ve ilgili çekici yazıları paylaşıyorum.

 

 

Yazarkafe Trafik Getiriyor Mu?

 

Bumerang’ın bence en güzel hizmeti Yazarkafe. Blog yazılarınızı Yazarkafe’ye ekledikten sonra trafiğinizde ciddi bir artış oluyor. Örneğin Blog Hocam’ın Google ve sosyal hesaplardan sonra en önemli trafik kaynağı Yazarkafe’dir. Yazarkafe’ye eklediğim bir yazı ortalama 100 kez tıklanıyor. Eğer yazı öne çıkarılırsa yani manşete alınırsa bu sayı 5-6 katına kadar çıkabiliyor.

Yazarkafe’ye eklediğiniz yazıların tıklanma oranını arttırmak istiyorsanız 2 şeye dikkat etmenizi öneririm; başlık ve görsel. Yazı başlığı da görsel de ilgi çekici ve merak uyandırıcı olmalı. Ayrıca, Yazarkafe içeriklerinin de Google tarafından indexlendiğini hatırlatmak isterim. Bunu fırsata çevirmek için gerçek yazı başlığınızla o yazıyı Yazarkafe’ye eklerken kullandığınız yazı başlığını farklı seçmenii öneririm. Yazarkafe’ye içerik eklerken girmeniz istenen açıklama kısmına da farklı bir şeyler yazın. Böylece aynı yazı için birden fazla arama sorgusundan organik trafik elde edebilirsiniz.

 

 

Bumerang Teklifleri İle Para Kazanılır Mı?

 

Bumerang’da altın veya platin üye olduktan sonra teklif almaya başlarsınız. Fakat bazı kişiler ilk teklifin ücreti çok düşük olduğu için Bumerang’ın kazandırmadığını iddia ediyorlar. Halbu ki ilk Bumerang teklifleri düşük ücretle başlar ve perormansınıza göre artar.

Örneğin gelen ilk teklifin 1 TL değerinde olduğunu düşünün. Bu teklifi blogunuzda yayınladıktan sonra o içeriğin okunma sayısı ve sosyal medyada paylaşım sayısına göre sonraki teklifler 30-40 TL gelebilir. Kısacası Bumerang’da ne kadar kazanacağınızı sizin performansınız belirler. Sanıyorum en fazla 100 TL teklif veriyorlar ama bunu açıklamak kullanıcı sözleşmesine aykırı olduğu için net bilgi yok.

 

 

Hangi Teklifler Hangi Bloglara Gider?

 

Bumerang’ın bir yayıncı katoloğu vardır. Reklam vermek isteyen firma ya da ajans, hazırladığı içeriğin bu katalogdan hangi bloglara gönderileceğine kendisi karar verir. Yayıncı kataloğunda bloglar konularına, trafiklerine, popülaritelerine ve teklif ücretlerine göre sınıflandırılır.  Reklam veren firma ya da ajans, bu katalogdaki çeşitli filtreleri kullanarak sadece teknoloji blogları, trafiği aylık 20bin olan bloglar veya 30-50 TL ücret aralığındaki bloglar gibi seçimler yapabilir. Kampanyanın içeriği ve bütçesine buna kendisi karar verir.

 

Burada ilmeniz gereken şudur; herhangi bir blogda gördüğünüz teklif, illa size de gelecek diye bir şey yoktur. Bu tamamen reklamverenin seçimine kalmıştır.


Gelen Tekliflerin Ücretini Nasıl Arttırabilirim?

Bumerang’ın amacı gönderdiği teklifleri yani advertorial içerikleri daha fazla kişiye ulaltırmaktır ve bunu başaran bloglar Bumerang’ın gözünde değerlidir. Bildiğiniz gibi warez bir içerikler Google’dan çok trafik getirir. Atıyorum “BH oyunu full indir”  sorgusunun ayda 500bin kez arandığını ve bu konuda yazdığınız bir yazının ilk sırada çıktığunu düşünün. Aylık trafiğiniz yüzbinleri bulur ama sürekli takipçiniz olmadığı için yayınlayacağınız bir Bumerang teklifinin okunma sayısı büyük ihtimalle 100’ü geçmez. Bu durumda warez içeriğinize gelen milyonlarca trafiğin zerre kadar önemi yoktur. Kısacası önemli olan yazılarınızı sürekli takip eden abonelerinizin olmasıdır.

Bu durumda Bumerang tekliflerinin ücretlerini arttırmak için yapılması gerekenler de az çok ortaya çıkıyor. Düzenli, özgün ve kaliteli içerik üreterek sağlam bir okuyucu kitlesi oluşturmalısınız. Bunun yanı sıra sosyal medyada da nitelikli takipçi sayısını arttırmak ve bu takipçilerle etkileşim içinde olmak. Kısacası geri dönüşüm oranı yüksek bir blog ya da bloggersanız Bumerang size gereken değeri verecektir.

 

 

Bumerang Ödeme Yapıyor Mu?

Bumerang tekliflleri ve bonuslarla kazandığınız toplam miktarı Bumerang panelinizdeki Tekliflerim bölümünde, Güncel Bakye yazan yerden görebiliyorsunuz. Burada biriken ücret minimum 50 TL’ye ulaştıktan sonra IBAN ile banka hesabınıza ödeme yapılmasını talep edebiliyorsunuz. Ancak elinize geçen net miktarın 50 TL olmayacağını söylemeliyim. Yasal zorunluluk olan %20 oranında stopaj kesintisi yapılacaktır. Yani bakiyenizde gözüken miktarın %80’i gönderilecektir. Bunun dışında hiç bir problem yaşamadan ödeme alabiliyorsunuz.


Bumerang Gerçek İçerik Üreticisinin Yanıda Mı?

Bumerang her fırsatta kaliteli içeriğin ve içerik üreticisinin yanında olduğunu, onları desteklediğini ve değer verdiğini belirtir. Bu çoğunuza pek inandırıcı gelmeyebilir. Tam bu noktada sizle bir anımı paylaşmak istiyorum.

Yazarkafe’yi ziyaret ettiğim bir gün, internet dünyası kategorisinde alt alta 5 adet yazı gördüm. Yazı başlıkları çok tanıdık geldi. Merakla linkleri tıkladığımda hepsinin daha önce benim yazdığım yazılar olduğunu fark ettim. Blogu incelediğimde ben dahil 4-5 farklı blogdan aldığı yazıları yayınladığını ve bizim yazılarımız sayesinde Bumerang’da platin üye olduğunu gördüm. Önce Bumerang’a kızdım. “Hani özgün içerik istiyordunuz?” dedim. Daha sonra, Bumerang’ın her yazıya özgünlük kontrolu yapmasının mümkün olamayacağını düşündüm ve durumu Bumerang yetkililerine ilettim. Aynı gün ilgilendiler ve o blogun platin üyeliğini iptal ettiler.

 

İşte o gün anladım ki Bumerang gerçekten içerik üretenin yanında!



Son Sözler

Bumerang, ben dahil pek çok bloggerın hayatında önemli bir yer teşkil ediyor. Hatta çoğu blogun kaderini değiştirdiğini bile söyleyebilirim. Bumerang sayesinde trafiğinizi arttırabilir, Türkiye şartlarında fena sayılmayacak kadar gelir elde edebilir, Bumrang’ın deneyim günleri ve aktivitelerine katılarak güzel vakit geçirebilir, yeni şeyler öğreneblilir, küçük ama size kendinizi özel hissettirecek hediyeler kazanabilirsiniz.

Aksini iddia eden, Bumerang’ı karalayacak tarzda söylemlerde bulunan kişiler bence sorunu kendilerinde aramalılar. Blogunuzun ve yazılarınızın çok iyi olduğunu düşünüyor ancak Bumerang’da platin üye olamıyorsanız sorun muhtemelen şudur: Bumerang’ın iyi blog ve iyi içerik anlayışı sizinkinden çok farklı. Bumerang hiç bir blogun PageRank, Alexa gibi değerleriyle ilgilenmez. Bumerang için önemli olan ürettiğiniz içerik ve okuyucuyla kurduğunuz etkileşimdir. Sonuçta burada yapılan iş “içerik pazarlaması”

21 Ekim 2013 Pazartesi

Sabit Soldan Açılan Sosyal Menü

Blogunuzun veya şahsınızın  Facebook, Twitter, Google+ ve Pinterest hesapları ile blog yazılarınızın beslemelerinin yer aldığı RSS adresinize ait sosyal medya butonlarının yer aldığı başka bir eklenti daha paylaşmak istiyorum.

 

Sabit Soldan Açılan Sosyal Menü 
Bu eklentide pek çok özellik bir arada. Bu eklenti sadece takipçi sayıınzı arttırmakla kalmayacak, aynı zamanda blogunuzu görsel açıdan da zenginleştirecek. Bu sosyal menü eklentisi floating yani yüzen olduğu için sayfa aşağı ya da yukarı kaydırılsa bile menünün pozisyonu sabit kalacaktır. Sayfada sadece sosyal kanalların isimleri gözükürken, menünün üzerine gelindiğinde animasyon efektiyle birlikte açılacak ve tıklayan kişiyi ilgili sosyal kanala yönlendirecektir.

 

Eklentinin nasıl çalıştığını görmek için aşağıdaki demo videoyu izleyebilirsiniz.

 

 

Sosyal menü eklentisini blogunzda kullanmak isterseniz aşağıdaki kodları kendinize göre düzenledikten sonra Blogger kumanda panelinden Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript Gadget yolunu takip ederek eklemeniz yeterli.

 

<!--Blog Hocam Sosyal Menü-->
<style type="text/css">
ul#sosyal {
    position: fixed;
    margin: 0px;
    padding: 0px;
    top: 20%;
    left: 0px;
    list-style: none;
    z-index:9999;
}
ul#sosyal li {
    width: 100px;
}
ul#sosyal li a {
    display: block;
    margin-left: -2px;
    width: 100px;
    height: 70px;   
    background-color:#fff;
    background-repeat:no-repeat;
    background-position:center center;
    border:1px solid #AFAFAF;
    -moz-border-radius:0px 10px 10px 0px;
    -webkit-border-bottom-right-radius: 10px;
    -webkit-border-top-right-radius: 10px;
    -khtml-border-bottom-right-radius: 10px;
    -khtml-border-top-right-radius: 10px;
    -moz-box-shadow: 0px 4px 3px #000;
    -webkit-box-shadow: 0px 4px 3px #000;
}
ul#sosyal .twitter a{
     background:#0F96C6 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZronfuAD-vYX-Vk0EgdnYQ0YG02BzPE4gxNOAKQO137XtnnFm36DNZjZWs1sYREWv5XkNNHNBlf_KNLsYpe3hoseQr1GyuVZbji0VZznMoOLjoB076MmTUEBXS5xWTsQ4_Ij7lwf_Pbg/s1600/Twitter.png)no-repeat;
background-position:center center;
}
ul#sosyal .googleplus a      {
    background:#D73D27 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjtx6roAGEZhJV1yREOz8pYDv44mLp-opOoEN3XBjABoQ4r7O-TsEB78NC44o-IOsl9x-DvB4djjgem8EOFk57M3XkOVqsWuoe5UAC4Q_XM-fug0-jyMQ4a3pk4McdIlL52mslBq6qKoJQ/s1600/GOOGLE+PLus.png)no-repeat;
background-position:center center;
}
ul#sosyal .facebook a      {
    background:#1A4B97 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiNpHUKR4E4jcdVo7wu6a9ZcZ104TDvdaPqemkLHt4tNYLNH2W36AQbh5Dae0_v5FmbXmG0K48ZmLYx4CkOtlsMc_wIWFDFFR52MgqYBilRkgOoe-l4Z-DhHyBOn27rhWLvWzaOSOdBlaU/s1600/Facebook.png)no-repeat;
background-position:center center;
}
ul#sosyal .rss a      {
    background:#FAAE17 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgt_8FaC4fD9abb_OTKCPJlInbqleuVfui2Gad3CI2FrcXs-HeEcjd-ZcSyDsuZQ_RkBpDSme39ega9hNgRrcvIuNUKYZsl6820af3Jn32FFCP7jvy-LnRFYIEiOJY7VbCWb6yU_0avduQ/s1600/rss.png)no-repeat;
background-position:center center;
}
 
ul#sosyal .pinterest a   {
    background:#963336 url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEimQOnAa_-lM_-dwSikOTMLum4S47hAC27eHfWQNXavwVYKQ2EhS8XBkcupjITkh_OIXfhN-QVXtL54gvsfxPbpdcX-T_IT6eW102-NMhCe7UzmmmjDzlnosAZI8yZmww3aqjjp_c3BAwM/s1600/Pinterest.png)no-repeat;
background-position:center center;
}
</style>
 
<script src="http://ajax.googleapis.com/ajax/libs/jquery/1.9.1/jquery.min.js"></script>
 
<script type="text/javascript">
$(function () {
    $('#sosyal a').stop().animate({
        'marginLeft': '-85px'
    }, 1000);
 
    $('#sosyal > li').hover(
        function () {
            $('a', $(this)).stop().animate({
                'marginLeft': '-2px'
            }, 200);
        },
        function () {
            $('a', $(this)).stop().animate({
                'marginLeft': '-85px'
            }, 200);
        }
    );
});
</script>
<br />
<ul id="sosyal">
<li class="twitter"><a href="http://twitter.com/bloghocam" title="Twitter"></a></li>
<li class="googleplus"><a href="http://gplus.to/bloghocam" title="Google Plus"></a></li>
<li class="facebook"><a href="http://facebook.com/bloghocam" title="Facebook"></a></li>
<li class="rss"><a href="http://feeds.feedburner.com/bloghocam" title="Rss"></a></li>
<li class="pinterest"><a href="http://pinterest.com/bloghocam" title="Pinterest"></a></li>
</ul>

 

Kırmızı renkle gösterdiğim yerlerde ilgili sosyal kanallara ait Blog Hocam’ın adresleri yazıyor. Oralara endi hesap adreslerinizi yazmayın unutmayın. Onların dışında değiştirmeniz gereken başka bir yer yok.

20 Ekim 2013 Pazar

Massimo Moratti

İtalya eski İtalya değil. Bunu yedi gece, sekiz gün Roma-Venedik- Floransa 'Büyük İtalya' turunda görebilmek mümkün değil elbette. Turistik bir kafede yudumlanan espresso'nun ya da ufak bir pizzacıda yenen margaritanın tadı hâlâ güzel ama İtalya'da hayat acı artık. Nüfus yaşlı, gençler işsiz ve ekonomiyi ayakta tutan sektörler çoktan Çin hakimiyetine geçti bile. 'Made in Italy' artık eski tişörtün üzerinde tatlı bir hatıra. Tekstil ve otomobil sektöründe Çin'e teslim olan, Telekom Italia'yı İspanyollar'a kaptıran, Alitalia'yı Air France'a satmak üzere olan İtalyanlar'ın o gurur duydukları ligleri Serie A da artık ithal eden değil; sadece İngiltere ve İspanya'ya vitrin görevi gören bir dükkan artık. Futbol onların dilinde 'Calcio' ya da Türkçesiyle tekme... Oyunun en sert oynandığı, kemik sesi tribüne gelmezse taraftarın hakkını helal etmediği topraklarda geride kalan haftada bir kale düştü... 


Moda endüstrisinin kalesi, sanayici patronların yuvası Milano'nun iki büyük kulübünden biri, Inter, Endonezyalı işadamı Erick Thohir'e satıldı. Uzak dedikleri Doğu artık Milano'nun sokaklarına nüfus etti, İngiliz, Fransız ve İspanyollar'dan sonra İtalyanlar da bu acı futbol fıkrasının öznesi oldu. Milano'da yabancıları oynatmamasına tepki duyanların AC Milan'a inat kurdukları Internazionale Kulübü, 105 yıl sonra bir yabancının kontrolüne geçti ve ülkenin en büyük patronlarından, Çizme'nin zenginler listesinde yedi numarada olan Massimo Moratti, yüzde 70 hisseyi sadece 250 milyon avroya sattığında derin bir nefes aldı. Çünkü kulüp yokuş aşağı koşuyordu ve 300 milyona yakın borç, 120 milyonu aşan banka kredileriyle Inter kuşatılmıştı. Eski İtalya olsa birileri ülke içinden gelip bayrağı teslim alırdı ama diyoruz ya; işte yeni İtalya diye... Moratti'nin Inter'i artık Thoir'un Inter'i oldu... İki yüzyıl geriye gidince 21 çocuklu bir adamın çalışmaya gönderdiği 14 oğlundan biri Albino'nun dedesinden adını alan oğlu Angelo, Bergamo'nun kırsalından Milano'nun Fontana meydanına eczacılık yapmaya geldiğinde İtalyanlar Moratti Ailesi ile tanıştı. Angelo Moratti, 2. Dünya Savaşı sonrasında maden ve petrol işinden kazandığı parayla 1955 yılında Inter kulübünü satın aldığında en büyük hayalini gerçekleştirmişti. 10 yaşındaki oğlu Massimo'yu San Siro'da her maça götürdü. 'Catenaccio' yani ölümüne savunmayla (5-3-2) meşhur Helenio Herrera sayesinde 60'larda 'Büyük Inter' doğdu ve o takım üç lig şampiyonluğu, iki Şampiyon Kulüpler Kupası kazandı. Moratti Ailesi'nin serveti büyüyordu ama 1968 yılında Inter kulübüyle bağlarını kopardılar. Şirketleri Saras, ABD'de rafinerilere kadar uzanan dev bir petrol şirketi haline geldi ve oğul Massimo Moratti, yıllar sonra babası gibi hayalinin peşinde koştu. 1994-1995 yılları arasında Ernesto Pellegrini'nin patronluğunu üstlendiği Inter'i Şubat 1995'de satın aldığında takımın son şampiyonluğunun üzerinden altı yıl geçmişti. Milano'nun öteki yakasında Silvio Berlusconi ile ayağa kalkan ve 80'lerin sonunda ligi forse etmeye başlayan Milan, gün geldi 'Büyük Inter'i solladı. 90'ların ikinci yarısı Inter'lilere 'Kaybettiğimiz Yeter' diye kitap da yazdırdı, San Siro'da gözyaşı da döktürdü. Lazio'yu devirip aldıkları UEFA Kupası bile tribünlerin şampiyonluk hasretini kesmedi. 1998'de Ronaldo'nun verilmeyen meşhur penaltısıyla şampiyonluğu kaptırdıkları Juventus, dört yıl sonra bir kara gün daha yaşattı Inter'e. 5 Mayıs 2002'de 'kardeş' kulübü Lazio deplasmanına son hafta puan farkıyla lider giden Inter sahadan 4-2 mağlup ayrılırken, gülen yine Juventus oldu. Roma Olimpiyat Stadı'nda ağlayanlar arasında Galatasaray'dan Inter'in yolunu tutan Emre Belözoğlu ve Okan Buruk da vardı... 


Milan, Adriano Galliani, Juventus, Luciano Moggi gibi bir futbol aklıyla çalışırken, oğlunun menajerlik oyununda beğendiği isimleri transfer ettiği şehir efsanesinden öte olan Massimo Moratti, formasını giyip stada geldiği Alvaro Recoba'ya üç kuruşluk futbol oynamadığı 10 sezon boyunca para öderken; sakatlığı süresince Ronaldo'nun da yanından ayrılmadı. Gün geldi, Ronaldo iyileşti ve Real Madrid'in yolunu tuttu. Roberto Carlos gibi dünyanın gelmiş geçmiş en iyi sol bekini genç yaşta Real Madrid'e satan, sonra 20'den fazla sol bek alan, Seedorf ve Pirlo'yu ezeli rakibe Milan'a hediye eden Massimo Moratti, futbolcuların gözünde hep altın kalpli başkan olarak kaldı. 2006'da şike skandalıyla sallanan İtalya'da ufak ortağı olduğu Telecom Italia'dan sızdığı iddia edilen telefon kayıtlarının kanıt olduğu dava sonrasında Juventus küme düşerken, Moratti'nin mesut yılları başladı. Mancini ile gelen üç şampiyonluk ve ardından en büyük kupayı kazanmak istiyorsan getirmen gereken adam: Jose Mourinho. 2010 Mayıs'ında Madrid'de Santiago Bernabeu'da Şampiyonlar Ligi Kupası'nı kaldıran ve babasından 45 yıl sonra en büyük kupayı Inter müzesine getiren Massimo Moratti,18 yıl oturduğu patron koltuğunda transfere -cebinden 700 milyondan fazla- 1 milyar 500 milyon avro harcadı. 16 kupa kazandı ve çıkmaz sokağa girdiğinde kulübün defterleri artık ona "Sat, yoksa batacaksın" dedi. 

"Zenginliğin şu faydası da var: Tutkularını satın alabiliyorsun" diyen Massimo Moratti, en büyük tutkusu Inter'i, ABD'de NBA'de Philadelphia 76's ve futbol liginde D.C United'nın sahibi olan Endonezyalı milyarder Erick Thohir'e sattı. 18 yıl önce baba emaneti Inter'i satın almak istediğinde "Karım bir hafta benimle konuşmadı. Satın aldığımı da televizyonda öğrendi" diyen Massimo Moratti bugünlerde yine karısı Emilia Bossi'den şikayetçi: "Ben bu kadınları hiç anlamıyorum. Satın alırken bir hafta yüzüme bakmadı. Şimdi Inter'i sattım, yine bana küstü." Sigmund Freud de kadınları anlamamıştı, tutkusunu satan adam Massimo Moratti anlamamış çok mu? 

Kupon Dünya İle İndirimli Alışveriş Keyfi

Webrazzi Summit 2013’de Hanzade Doğan Boyner’in konuşmasını takip etme fırsatı bulmuştum. Konuşmasında HepsiBurada.com için söylediklerini düşündüğümde e-ticaret’in Türkiye’de ne kadar büyük yol kat ettiğini ve ilerleyen yıllarda aynı hızla büyümeye devam edeceğini gördüm.

 

Gerçekten’de online alışveriş sitelerinin ilk çıktığı yıllarda kafamızda onlarca soru işareti vardı. Güvenlik, hizmet, kargo gibi konulardaki soru işaretlerinin, e-ticarete alışma dönemimizi uzattığını söyleyebiliriz sanırım. Peki şimdi durum ne? İnternet kullanıcılarının çok büyük bir bölümü alışverişlerini internet üzerinden yapabiliyor ve online alışverişin avantajlarını sonuna kadar kullanıyorlar.

 

Kendimden örnek vereyim. Mesai saatlerim çok düzenli olmamakla birlikte genellikle 7.30 – 17.00 arası diyebilirim. İş yoğunluğu olduğunda hafta sonları da çalıştığımı belirteyim. İşin dışında ilgilenmem gereken bir eşim, ailem ve arkadaşlarım var. Tabi bir de Blog Hocam : ) Bunca yoğunluğun arasında ufak tefek market alışverişleri dışında kişisel alışverişlere pek zaman ayıramıyorum. Bu durumda da imdadıma online alışveriş siteleri yetişiyor.

 

İnternet üzerinden alışveriş yapmanın sayısız avantajı var. Bunlardan başlıcaları:

  • Mağaza mağaza, reyon reyon dolaşmakla vakit harcamaz ve yorulmazsınız. Pek çok alternatife kısa sürede ulaşır ve zamandan tasarruf edersiniz.
  • Mağazalar için açılma veya kapanma saatlerini düşünmezsiniz. 7 gün 24 saat istediğiniz mağazaya girerek alışveriş yapabilirsiniz.
  • Alışveriş merkezlerinin gürültü ve kalabalığına karışmadan oturduğunuz yerden mağaza mağaza dolaşabilirsiniz.
  • Ve en önemlisi indirim kuponları sayesinde alışverişinizi daha ucuza getirebilirsiniz.

 

Yazının devamında indirim kuponlarını kullanarak nasıl ucuza alışveriş yaptığımı anlatacağım. Aynı adımları takip ederek siz de ucuz alışverişin keyfini çıkarabilirsiniz.

 

Öncelikle KuponDünya sitesine giderek yüzlerce mağaza ve siteye ait indirim kuponlarından birini seçmek. Örneğin ben kendime bir adet ayakkabı, eşime bir adet gömlek ve anneme bir adet kazacak alacağım. Ayakkabıyı Enmoda’dan, gömleği Lidyana’dan, kazağı da DeFacto’dan almak istediğim için KuponDünyası’nda  Enmoda indirim kodu, DeFacto indirim kuponları ve Lidyana indirim kuponları bölümüne giriyorum.

 

enmoda.com indirim kuponu


Resimde gördüğünüz gibi Enmoda indirim kuponları sayfasına girdiğinizde aktif indirim kuponlarının listesini görürsünüz. Ben %20 indirim sağlayan kuponu kullanmak ve istiyorum ilgili butona basarak indirim kodunu kopyalıyorum.

 

Daha sonra DeFacto’ya giderek almak istediğim ayakkabıyı ve numarasını seçtikten sonra satın alma sayfasına geçiyorum.

 

enmoda.com indirim kuponu

 

Burada siparişimin detayları ve bunun hemen altında indirim kodu için ayrılmış bir kutu görürsünüz. Bu kutuya KuponDünyası’ndan aldığım kodu girdikten sonra uygula butonuna basıyorum. Sonuçta  229 TL tutarındaki ayakkabıya %20 (45.80TL) indirim uygulanıyor ve alışverişi 183.20 TL’ye yapabiliyorum.

 

Gördüğünüz gibi indirim kuponları sayesinde ekstra hiçbir şey yapmadan ucuza alışveriş yapabiliyoruz. Siz de ucuz alışveriş yapmak istiyorsunuz KuponDünya Mağazaları’nı ziyaret edin ve alışveriş yapacağınız sitenin ismine tıklayarak indirim kuponunu ücretsiz alın.

18 Ekim 2013 Cuma

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


19 Ekim Cumartesi
13.00 Osaka - Bellmar (Eurosport 2)
14.00 Samsunspor - Balıkesirspor (TRT 1)
14.45 Newcastle - Liverpool (LİG TV 3)
16.00 Kanada U17 - Avusturya U17 (Eurosport )
16.00 Sanica Boru Elazığspor - Eskişehirspor (LİG TV )
16.30 Dortmund - Hannover 96 (TRT Spor)
17.00 Arsenal - Norwich City (LİG TV 3)
17.00 Real Madrid - Malaga (NTVSpor Smart)
18.00 Psg - Bastia (Tivibu)
19.00 Irak U17 - İsveç U17 (Eurosport)
19.00 Galatasaray - Kardemir Karabükspor (LİG TV)
19.00 Gençlerbirliği - Kasımpaşa (LİG TV 2)
19.00 Valencia - Real Socieadad (NTVSpor Smart)
19.00 Cagliari - Catania (Tivibu)
19.30 Hertha Berlin - M'Gladbach (TRT Haber )
19.30 West Ham - Manchester City ( LİG TV 3 )
19.45 Feyenoord - GA Eagles ( FOG TV )
21.00 Montpellier - Lille ( Tivibu )
21.00 Osasuna - Barcelona ( NTVSpor Smart )
21.45 Twente - Ajax ( FOG TV )
21.45 Milan - Udinese ( Tivibu )
22.00 Fluminense - Ponte Preta ( LİG TV 3 )
23.00 Espanyol - Atletico Madrid ( NTVSpor )

20 Eylül Pazar
13.00 Grenada - Getafe ( NTVSpor Smart )
13:30 Atalanta - Lazio ( Tivibu )
14:00 Orduspor - Fethiyespor ( TRTSpor )
15:00 Sochaux - Monaco ( Tivibu )
15:30 Groningen - PSV ( FOG TV )
16:00 Gaziantepspor - Torku Konyaspor ( LİG TV 2 )
16:00 Trabzonspor - Sivasspor ( LİG TV )
16:00 Fiorentina - Juventus ( Tivibu )
16:30 Hamburg - Stuttgart ( TRTSpor)
18:00 St.Etienne - Lorient ( Tivibu )
18:00 Aston Villa - Tottenham ( LİG TV 3 )
18:00 Almeria - Rayo Vallecano ( NTVSpor Smart )
18:30 Augsburg - Wolfsburg ( TRT Haber )
19:00 BAE U17 - Brezilya U17 ( Eurosport 2 )
19:00 İtalya U17 - Yeni Zelanda U17 ( Eurosport )
19:00 Adanaspor - Adana Demirspor ( TRTSpor )
19:00 Şanlıurfaspor - Boluspor ( TrtSpor Web TV )
19:00 Kayseri Erciyesspor - Fenerbahçe ( LİG TV )
19:00 Medical Park Antalyaspor - Akhisar Belediye ( LİG TV 2 )
20:00 Real Betis - Elche ( NTV Spor Smart )
21:00 Atletico Mineiro - Flemengo ( LİG TV 3 )
21:45 Torino - İnter ( Tivibu )
22:00 Lyon - Bordeaux ( Tivibu )
22:00 Valladolid - Sevilla ( NTV Spor )

21 Ekim Pazartesi
16:00 Hırvatistan U17 - Panama U17 ( Eurosport2 )
16:00 Tunus U17 - Rusya U17 ( Eurosport )
19:00 Japonya U17 - Venezuella U17 ( Eurosport )
19:00 Özbekistan U17 - Fas U17 ( Eurosport )
20:00 Beşiktaş - Çaykur Rizespor ( LİG TV )
20:00 Bursaspor - Kayserispor ( LİG TV 2 )
21:00 Celta Vigo - Levante ( NTV Spor Smart )
22:00 Crystal Palace - Fulham ( LİG TV 3 )
23:00 Athletic Bilbao - Villarreal (NTV Spor Smart )

Görsellerinizi Kayıpsız Sıkıştırarak Sitenizi Hızlandırın

*Giriş kısmını, görsel sıkıştırma konusunun akılda kalması ve gereken hassasiyetin her zaman gösterilmesi adına biraz uzun tutmak istedik, yalnızca gerekli işlemlere geçmek isterseniz lütfen alt bölümdeki başlık ve sonrasını okuyunuz.

İnternet dünyasının kuralları teknolojinin gelişmesine bağlı olarak sürekli olarak değişmekte ve bu değişime ayak uydurmak bahsettiğimiz dünya içerisinde kalıcı olarak yer almak için hayati öneme sahip olmakta. Özellikle arama motorları arasında "demir yumruk" gibi olan Google'ın SEO çalışmaları konusunda hassas olduğu ve bu hassasiyetinin yıl içerisinde yayımladığı çeşitli güncelleştirmeler ile web dünyasında hissedildiğini belirtelim. Google SEO kurallarını genele yaymak ve web dünyasına yerleştirmek istiyor.

Google başta olmak üzere diğer arama motorlarının da yanı sıra İnternet hizmetine erişen herkesin en başta arzu ettiği en önemli hususlardan birisi blog/site yüklenme hızının makul bir düzeyde olmasıdır. Düşünün ki Google'da yaptığınız bir anahtar kelime aramasına bağlı olarak herhangi bir blog/site sayfasını açmanız gerekiyor; çünkü aradığınız bilgi tam da orada. Fakat bir sorun var..! Sayfa yüklenme hızı o kadar yavaş ki çoktan bir ansiklopedi bulup içerisinden o bilgiye ulaşabilirdiniz, hay aksi! Yahut bu denli sayfa indirme işlemi yapan bir blog/site için kotalı İnternet hizmetinizi ve de zamanınızı heba etmeyebilirdiniz. Pekala, sizin internetiniz hızlı olabilir ve de kota sorununuz olmayabilir ancak herkes aynı şansa sahip değil bunu unutmayın.
 
Peki sayfadaki görseller ve yüklenme hızı neden bu kadar ilişkili? diye bir sorunun sorulduğunu varsayarsak cevabını kısaca şöyle açıklayabiliriz. Blogunuz/Siteniz bolca görsel(jpeg, png, gif ve benzer uzantılı) içeriğe sahipse ve siz bu görselleri olduğu gibi -sıkıştırmadan- yazılarınıza ekliyorsanız tosbağadan hallice sayfa yüklenme hızları kaçınılmazdır. Görsellerin sayfa yüklenme hızlarına getirdiği ek yük milisaniyeler cinsinden ölçülse de milisaniyeler zamanla görsellerin artmasıyla yavaş yavaş saniyeleri oluşturur ve 30-40 saniyede açılan bir sayfada da genelde kimse durmaz. Hayır yani daha hızlı yüklenen başka siteler varken neden sizi tercih etsinler ki?!
 
Sanırım Google'ın neden SEO kurallarını yerleştirmek isteğini daha iyi anlıyorsunuz. Bu kuralların en önemli ayaklarından birisinin sayfa yüklenme hızı olduğunu epey bir kavradık artık.
 
Online olarak .png ve .jpeg formatlı görsellerimizi kayıpsız sıkıştırma yani gözümüzün ayırt edemeyeceği kadar benzer ve aynı kalitede sıkıştırma imkanına sahibiz. Aslında kayıpsız sıkıştırma işlemini yapabilen programlar mevcut olsa da gerek kullanımları açısından gerekse de "kayıpsız" dediğimiz en mühim unsuru bir çoğunun sağlayamamasından dolayı bu yazıda, İnternet elinin altında olan insanlar olarak çok daha pratik bir yolla sıkıştırma işlemlerini yapmayı göreceğiz.


Görselleri Kayıpsız Sıkıştırmak

Önemli mi? Giriş kısmını okumadınız galiba, yakaladık :)
 
İnternette en çok kullanılan iki uzantı .png ve .jpeg için uygulamalı gösterim yapacak olsak da sizin daha sıklıkla kullandığınız uzantılı görsellere uygun araçlara da ulaşmanız ve bu basit adımları o uzantılar için uygulamanız mümkün olacaktır.
*Küçük bir not .png uzantılı görseller genelde çok daha iyi sıkışırlar ve kalite konusunda daha az kayıpları olur mümkünse yazılarınızda .png uzantılı görsel kullanmanızı tavsiye ederiz.
 
Bloghocam üzerinden aldığımız iki ekran görüntüsünün birisini .jpeg diğerini de .png olarak kaydettik. Kayıpsız sıkıştırma işlemini yapacağımız siteler ise şunlar:

  • JPEGmini (sınırsız kullanım ve dğer özellikler için üye olabilirsiniz)
  • TinyPNG
JPEG uzantılı olarak ekran görüntüsünü aldığımız bölümün sıkıştırılmamış orijinal hali 55 Kilobyte iken JPEGmini'yi kullanarak 4 Kilobyte'lık bir sıkıştırma gerçekleştirdik ve görseli 51 KB boyuta düşürdük. Milisaniyeleri kazanmaya başladık.

resim sıkıştırma

"İki resim arasındaki yedi farkı bulmaya çalışın" :) Gördüğünüz gibi daha doğrusu göremediğiniz gibi iki resim arasındaki kalite farkı diye bir şey bizim gözümüz için yok gibi, aralarındaki tek fark birisinin sıkışmamış ve büyük boyutlu olması diğerinin ise sıkışmış ve küçük boyutlu olması. Üstelik JPEG uzantılı olmasına karşın fark gözle görülemeyecek kadar az durumda.


JPEGmini Kullanımı

Öncelikle JPEGmini isimli siteye giriyoruz. Sağ üst bölümdeki "Try It Now" bölümüne tıklıyoruz
 
jpeg sıkıştırma compression
 
Karşımıza çıkan yeni bölümden "Upload Your Photo" kısmını tıklıyoruz. Sıkıştırmak istediğimiz JPEG uzantılı görselimizi seçiyoruz.
 
jpegmini kullanım
 
Artık görselimiz karşı tarafa yükleniyor ve sıkıştırma işlemine geçiliyor. Sıkıştırma öncesi ve sonrası interaktif bir panel sayesinde size sunuluyor eğer sıkıştırma performansını beğenirseniz panelin sol alt bölümündeki "Download Full Res." kısmına tıklayarak sıkıştırma işlemi yapılmış görseli indirebilirsiniz. Ancak bir süre sonra üye olmak gerekebiliyor sınırlı sayıda sıkıştırmaya izin veren sistemleri üye olunca sınırsız kullanım ve de ek özellikleri ücretsiz sunuyor.
 
görsel sıkıştırma
 
Orijinal dosya adına "-mini" ekini otomatik koyacak olan sistem bu sayede aynı isimle kayıt yapıp işlem görmemiş görselinizin silinmesini engelliyor.
 
Benzer bir şekilde PNG uzantılı görselimizi sıkıştırarak boyuttan tasarruf elde edebiliriz. Örnek olması için Bloghocam'dan aldığımız ekran alıntısını PNG formatında kaydettik ve TinyPNG ile sıkıştırdık. Sonuç ise oldukça başarılı. Orijinal görsel boyutu 46.6 KB iken kayıpsız sıkıştırılan yeni görselin boyutu 16.7 KB oldu. Bu sıkıştırma oranı % 64 gibi boyut tasarrufu sağlıyor ki sayfa yükleme hızını nedenli olumlu etkileyeceği ortada.
png sıkıştırma
Tüm bu işlemleri yaparken ve yazıya eklediğimiz görselleri sıkıştırırken elde ettiğimiz sıkıştırma boyutu  1 MB üzeri oldu. Görselleri sıkıştırmanın ne denli avantajlı sonuçları olduğunu sanırım rakamsal olarak da görmüş olduk.
 

TinyPNG Kullanımı

Yalnızca siteye girip PNG uzantılı dosyalarınızı aşağıdaki görseldeki gibi dikdörtgen alana sürükleyip bırakmanız yeterlidir. "Compressing" yazısı "Finished" oluncaya dek bir şey yapmanıza gerek yok. İşlem bitince sağ bölümde "Download" sekmesi çıkacak bu sekmeden sıkıştırlmış PNG görselinizi indirebilirsiniz.
 
tinypng kullanımı
 
Benzer bir şekilde diğer formatları da sıkıştırabileceğiniz online hizmetler İnternette mevcut ancak PNG başta olmak üzere tavsiyemiz blog/sitenizde ve yazılarınızda PNG-JPEG formatında görseller kullanmanız. Mümkünse PNG formatını kullanmaya çalışın. Bu yazının sizlere faydalı olmasını dilerken Serdar Kara Hocamıza blogunda bize de yer verdiği için teşekkür ediyoruz. Değerli vaktinizi ayırdığınız için size de ayrıca teşekkür ediyor iyi bloglamalar diliyoruz :)

Yazı Hakkında: Bu yazı uzun süredir çeşitli konularda başka başka diyarlarda yazı yazan kafadar blogcuların son 1.5 yıldır tek bir hesap üzerinden fırsat buldukça teknoloji haberleri ve bilimsel gelişmeler konusunda kendi dünyalarına göre yayın yaptıkları Teknoloji Manya BLOG adına Blog Hocam için yazılmıştır.

    15 Ekim 2013 Salı

    Blog Hocam 2013 Bumerang Ödüllerinde

    Konuya girmeden önce Kurban Bayramınızı kutlamak istiyorum. Herkese sevdikleriyle mutlu bir bayram geçirmesini dilerim.

    Gelelim konumuza… Her senenin sonunda, o seneye ait en iyi blogların seçildiği “Bumerang Ödülleri”nin bu yıl üçüncüsü düzenleniyor. Sadece Bumerang altın ve platin üyelerin katılabildiği Bumerang Ödülleri, her sene merakla beklenen ve ödül töreniyle adından söz ettiren bir etkinlik haline geldi. Bunun için Bumerang’a teşekkür etmeliyiz sanırım.

     

    2011 ve 2012 yıllarındaki Bumerang Ödülleri’ne blogumu ve kendimi iddialı görmediğim için katılmamıştım. Ancak özellikle geçen sene, gerek sosyal medyadan gerek de ilgili yazıya yapılan yorumlarda katılmam yönünde cesaretlendirici ve tabiri caizse gaza getirici yorumlar almıştım. Bu nedenle 2013 “Bumerang Ödülleri”ne katılmaya karar verdim.


    “En Sosyal Blog” Kategorisinde Adayım

     

    Esasında yarışacağım kategoriyi seçerken “en uzman” ve “en sosyal” kategorileri arasında kalmış, hatta sosyal medya hesaplarımdan fikirlerinizi almıştım. Kategorilerin açıklamalarını defalarca okuyunca Blog Hocam’a en uygun kategorinin “En Sosyal Blog” kategorisi olduğuna karar verip başvurumu yaptım.


    Peki En Sosyal Blog nedir?

     

    Bumerang, en sosyal blog olma riterlerini şu şekilde belirlemiş:

    • Sosyal medyayı yakından takip ederek aktif kullanan
    • Tüm platformlarda okuyucularıyla etkileşim halinde olan,
    • Okuyucu yorumlarına önem veren,
    • Okuyucularına kendi alanında özgün içerikler sunan,
    • Sitesini faydalı widgetlarla zenginleştiren

    Eğer siz de benim gibi Blog Hocam’ın bu kriterlere uygun olduğunu düşünüyor ve desteklemek isiyorsanız oylarınızı bekliyorum.

     

     

    Oy Nasıl Verilir?

     

    Blog Hocam’a “En Sosyal Blog” olması için oy vermek isteresniz yapmanız gereken şey oldukça basit. Blog Hocam oylama sayfasına giderek cep telefonunu numaranızı girdikten sonra doğrulama kodunun SMS olarak gelmesini isteyin, aglen doğrulama kodunu bir alttaki kutucuğa yazarak oy ver butonuna tıklayın.

     

    Bumerang Ödülleri Oy Ver

    Not: Oy verme işleminin ücretsiz olduğunu ve her katgeoride sadece 1 bloga oy verebileceğinizi hatırlatmak isterim.

     

    Bumerang Ödülleri Oy Ver!

     

    “Bumerang Ödülleri”ne katılacak diğer blog yazarlarına da şans ve başarı dileklerimi iletmek istiyorum. Umarım hak eden bloglar ödüllerini alırlar.

    14 Ekim 2013 Pazartesi

    Hashtag Kültürü Ve #BlogYazarlığı

    Eğer sosyal medyada yeniyseniz veya fazla vakit harcamıyorsanız hashtag (#) adı verilen etiketleme yöntemi size kafa karıştırıcı veya gereksiz gelebilir. Açıkçası hashtagle yeni tanıştığımda ben böyle düşünmüştüm. Ancak zamanla online iletişimin vazgeçilmez bir parçası olduklarını ve bunları kullanmayı bilmenin ne kadar önemli olduğunu anladım.

     

    hashtag

     

     

    Hashtag Nedir?

     

    İlk olarak Twitter’la hayatımıza giren hashtagler kelimelerin başına # işaretinin konulmasıyla oluşturulur ve bir konuyu belirlemek ya da ayrıştırmak amacıyla kullanılır. Bir anahtar kelime veya kelime grubunun başına # işaret konulduğunda o kelime bir link haline dönüşür ve bu linke tıklandığında dünya üzerinde o hashtag kullanılarak yazılan tüm tweetler listelenir.

     

     

    Hashtag Nasıl Oluşturulur?

     

    Hashtag oluştururken bazı noktalara dikkat etmeniz gerekir. Örneğin birden fazla kelimeden oluştururken kelimelerin arasında boşluk bırakmamalısınız (#Blog yazarlığı). Birden fazla kelimeden oluşan bir hashtag oluşturmak istediğinizde bitişik yazmalısınız (#Blogyazarlığı). Eğer kelimeleri ayırt etmek isterseniz ikinci kelimenin ilk harfini büyük yazabilirsiniz (#BlogYazarlığı). Hashtaglerde büyük küçük harf kullanımı fark etmediği için  #blogyazarlığı ile#BlogYazarlığı aynı sonucu verecektir. Dikkat etmeniz gereken diğer bir nokta ise hashtaglerde noktalama işaretleri kullanmamaktır. Hashtaglerde sayılara izin verilir fakat oktalamaa işaretlerine izin verilmez.

     

     

    Mention (@) İle Hashtag (#) Farklı Şeylerdir!

     

    Yeni kullanıcılar tarafından çok karıştırıldığı için bu konuya da değinmek istedim. İkisi çok farklı şeylerdir. @ işaretinin yanına bir Twitter kullanıcı ismi yazılarak oluşturulan tweet ile o kişiden bahsetmiş olursunuz ve attığınız o tweet, kişinin @Bağlan sekmesinde gözükür. Örneğin tweetinizin başına @Bloghocam yazarsanız gönderdiğiniz tweetten haberdar olurum. Bir tweette hem mention hem de hashtag kullanabilirsiniz.

     

     

    Blogger İçin Hashtag Kullanımı

     

    Twitter ile hayatımıza giren hashtagler o kadar etkili bir iletişim ve etkileşim aracı oldu ki diğer sosyal medya platformları duruma kayıtsız kalmayarak onlar da hashtag kullanımını aktif hale hetirdi. Artık sadece Twitter’da değil Facebook, Google+, Inatagram gibi diğer popüler sosyal medya platfırmlarında da hashtag kullanabiliyorsunuz. Peki bloggerlar bu sosyal platformlarda hashtagleri nasıl kullanmalı?

     

    1. Gündem Takibi: Gerek ülke gündemi gerekse blogunuzun konusuyla ilgili gelişmeleri takip etmek için, açılan hashtagler çok işe yarar. Hatırlayacağınız gibi Gezi olaylarında ve Webrazzi Summit gibi organizasyonda açılan hastagler vasıtasıyla gündemi kolayca takip edebilmiştik.

     

    2. Follow Friday: Eski Twitter kullanıcıların çok iyi bildiği FollowFriday (#FF) etkinliği ülkemizde artık fala kullanılmasa da yurt dışında geçerliliğini koruyan bir takipçi önerme sistemi.  Kullanıcılar, takibe değer buldukları hesapları her cuma günü #FF hashtagiyle paylaşırlar ve insanlar bu hashtag üzerinden takip edecek yeni kişiler bulurlar. (Örn. “#FF @Bloghocam blog yazarlığı ile ilgili faydalı tweetler paylaşıyor” gibi)

     

    3. Yazı Promosyonu: Blogunuzda ayınladığınız yazıları ilglieneceğini düşündüğünüz kitlelere ulaştırmak hashtag kullanmak çok etkili bir yöntemdir. Örneğin blogunuzda moda ile ilgili bir yazı yayınladığınızda bu yazıyı sosyal medyada #moda hashtagini kullanarak paylaşmak size yeni okuyucular kazandırabilir.

     

    4. Takipçi Kazanmak: Twitter’da profil ayarlarınızda kişisel bilgiler kısmında hashtag kullanmak size yeni takipçiler kazandırabilir. Örneğin ilgi alanınızın SEO olduğunu düşünelim. Kişisel bilgilerinizin açıklama kısmına #SEO yazarsanız, #SEO aramlarında kişiler listesinde isminiz yer alır.

     

    5. Sohbet Etmek: Bazı hashtagleri sadece eğlenmek ve sohbet etmek için açıldığını biliyoruz. Bu hashtagleri kullanarak siz de sohbetlere katılabilir, fikirlerinizi yazabilir, yeni takipçiler kazanabilirsiniz.

     

     

    Hashtag Araçları

     

    İnternette Twitter kullanımınızı kolaylaştıracak pek çok araç var. Bunlardan özellikle hashtag seçimi ve keşfi için kullanabileceğiniz en iyi 2 tanesini size tanıtmak istiyorum.

     

    Tagboard: Kolay kullanımı ve sade arayüzüyle benim favori hashtag aracım olan Tagboard sayesinde takip etmek istediğiniz bir hashtage ait Twitter, Facebook, Google+, Instagram, Vine gibi platformlarda gönderilen mesajlarıı tek bir ekrandan takip edebiliyorsunuz.

     

    Hashtags.org: 2007’de kurulan bu hashtag izleme aracı sayesinde hangi hashtaglerin yükselişte, hangilerinin düşüştğe olduğunu, o hashtag ile sohbete katılan kullanıcıları, benzer hashtagleri ve daha pek çok bilgiyi görebilirsiniz.

     

     

    #BlogYazarlığı Hashtaginde Görüşelim

     

    Blog Hocam’ın okuyucu kitlesinin tamamına yakını blog yazarı. Eminim herkesin blog yazarlığı ile ilgili söyleyecek bir şeyleri vardır. Bu yüzden Twitter’da #BlogYazarlığı hashtagini kullanarak sohbet etmeyi, ipuçları paylaşmayı, sorunlarımızı anlatmayı, blog dünyasında haberleri aktarmayı… vs. öneriyorum. Eğer katılımda bulunursanız çok memnum olurum.

     

    13 Ekim 2013 Pazar

    Hepimiz Futbol Yorumcusuyuz


    Futbolu seviyorsan biliyorsundur. Güzel ve basit olan tarafı da budur zaten. Herkes anlar bu oyundan. Anlaşılmayan tarafları da yok değildir elbette. Mesela çeyrek asır önce bir maçta yapılan iki değişiklik. Galatasaray, Ali Sami Yen'de taraftarının desteği ile PSV karşısında ilk yarıyı 2-0 önde kapatır. Mustafa Denizli, 64. dakikada Prekazi ve Kovaceviç'i oyundan alır ve yerlerine Savaş Koç ile İlyas Tüfekçi'yi sahaya sürer ve takımı kontak kapatır. "Kapısından her girdiğimde, bir teknik adamın olduğu stadyumdan maç sonunda 30 bin teknik adamla çıkardım" diyen Mustafa Denizli de kendince haklıdır o gün; "Prekazi neden çıktı?" diye birbirine sorarak Mecidiyeköy'den evlerinin yolunu tutanlar da... İşte bu anlaşmazlığın tam orta yerine futbol yorumcuları oturur ve kimin haklı olduğu konusunda son kararı verir. O zaman buyurun ben size içeriden bildireyim. Adını 'futbol yorumculuğuna giriş' koyalım isterseniz bundan sonraki satırların. Bakın bu klişelerle futbol yorumcusu olunur -kimler olmuyor kiama kalınır mı onu bilmiyorum işte... 

    KALECİNİN YAN TOPLARI ZAYIF 
    Yeni transfer edilen kaleciyi daha önce izlemediyseniz buyurun, en geçer yorum budur. Kanat ortalarından yüksek topa her çıkmadığında siz haklı çıkarsınız. Elleri küçük, çizgi kalecisi, çok hantal ile de kaleci yorumunuzu zenginleştirebilirsiniz. Bir de "Tek başına maç almalı kaleci" var ki, onu sık kullanmayın. 

    BEKLER GERİ DÖNMÜYOR 
    Futbol sahasının iki kanadında gidip gelmekten fenalık geçiren bekleri üzmek için gerekli üç kelime budur. 70 metre gidip rakip sahada takım arkadaşı topu kaptırınca gerisin geriye depar atmak zorunda kalan beki düşünen yok tabii... "Stoper kademesine girmiyorlar, orta yapmayı bilmiyorlar, oyun bilgisi zayıf, ikiye bir yapmıyor" da bekler için bonus. 

    İKİ STOPERİN ARASINA ATILAN TOP 
    Jean Paul Sartre "Futbolda her şey rakibin varlığıyla çetrefilleşir" demiş ama dinleyen kim? Rakip bu, elbette ki atacak topu iki stoperin arasına, ki santrfor son vuruşu yapsın. Eni 50 metre sahada iki stoperin arasından zaten top geçmeyecekse nerede kaldı alan savunması. "Kornerde adamını kaçırdı, santrforun arkasında kaldın mı yedirirsin golü, ya da çok ağır, ayağı düzgün değil, bir Popescu hiç değil" de öldürücü yorum replikleridir. 

    TEK Mİ YOKSA ÇİFT ÖN LİBERO MU? 
    Modern futbolun en büyük açmazı. Önce savunmayı sağlama alacaksın diyenlerin ilacı. Maç kaybedilirse, çift ön libero ile oynadı, hücumu düşünmedi ile teknik adamın alnını nişan alınabilir. Tek ön liberoyla oynayıp kaybederse de aynı yorumu yapın, bu sefer "Savunmayı düşünmedi" diyerek sonunu değiştirin. 

    X İLE Y BİR ARADA OYNAMAZ 
    Sergen Yalçın ile Tümer Metin'in özne olduğu bir cümle mi kurmak istiyorsunuz devamı işte budur. "Benzer oyun karakterine sahip oyuncular bir arada oynamaz" ile polemik yaratmak geçer akçedir. 'Bir ipte iki cambaz' oynamaz ile konu derinleştirilebilir. Aslına bakarsınız, bal gibi de beraber oynarlar böyle usta topçular, oynadılar da... 

    TEK SANTRFOR MU ÇİFT SANTRFOR MU? 
    Bir futbol yorumcusunun maç izlemeden de kullanabileceği en vurucu cümle. Tek forvet sahaya çıkan ve kaybeden için "Korkak teknik adam, tek santrfor oynadı, ondan kaybetti" dersin. Çift santrfor çıkıp kaybeden için de "Savunmayı unutup rakip sahaya iki forvet yollarsan olacağı bu" der ve kameraya emin bir bakış fırlatırsın. Öne geçtiği maçta "Çift forvetini teke dönmedi"; geriye düştüğü maçta "Tek forvetini ikilemedi" de her zaman iş yapar. Nasıl olsa "İki forvetle atamadı, neden 3-4 forvet demedin" diyen yoktur... 

    HAKAN ŞÜKÜR MODELİ SANTRFOR
    Yıllar önce bir televizyon programında memleket futbolunun muteber golcülerinden Hasan Vezir'e gazeteci Faik Çetiner sorar: "Hasan, sen de Hakan Şükür tipinde santrfordun değil mi?" Hasan cevap öncesi kilitlenir ve "Evet ağabey" der. Sorun şudur ki Hasan Vezir, Hasan Vezir iken daha Hakan Şükür'ü tanıyan yoktur. Hakan gibi gol atacak, rakibe pres yapacak, kafa toplarını takım arkadaşlarınıza indirecek, çok koşacak, kısaca hikayenin sonunda kral olacaksınız. Olmayanlar için replik ceptedir: "Hakan gibi oynamalı ama oynayamıyor." Soran yok tabii: "Nasıl oynasın?" 

    XAVI-INIESTA GİBİ OYUNUN İKİ YÖNÜNÜ DE OYNAMAK 
    Orta saha oyuncularını hayata küstüren talep. Gönül ister ki her takımda bir Xavi- Iniesta ikilisi olsun, ama yok işte. Hem savunma yapacaklar, rakibe geçit vermeyecekler, hem de rakip sahada adam eksiltip, asist yapacak ya da gol atacaklar. İnsafsızlıktır ama işler yolunda gitmediğinde bir orta saha oyuncusu hedef alınıp "Oyunu tek yönlü oynuyor" ile rahatlıkla ipi çekilebilir. 

    İLK 20 DAKİKA ÖNEMLİ 
    İşte Avrupa Kupası maçları öncesinde yorumun nefes kesen açılış cümlesi. Millet olarak pek mi rahatızdır bilinmez ama rehavetle maça çıktığımız kabul edilir ve ilk 20 dakika yenilebilecek golün hezimeti getireceği vurgulanır. "Aman ilk 20 dakikaya dikkat, rakibin hızını kesmemiz lazım." Ya kalan 70 dakika? Oysa ki hezimete uğradığımız maçların aslında önemli olan dakikaları ikinci yarının son 30'udur. Rakip biz kepenkleri indirdikten sonra farka koşar. 

    DURAN TOPLARA DİKKAT 
    Türk futbolunun katili. Rakip kim olursa olsun, maç öncesi mutlaka bu konu açılmalı. Serbest vuruşlarda adam savunması mı alan savunması; ortalanan topa mı bakacağız yoksa rakibi mi kollayacağız sorunsalı... Duran top bu, gol olur bazen... Olduğunda da "Ben dememiş miydim" der, pası diğer yorumculara atarsınız... Sizde biliyorsunuz bu klişelerin sonu gelmez. O zaman size iyi pazarlar, haftaya program öncesinde makyaj odasında görüşmek üzere. (!) (SABAH Pazar) 

    12 Ekim 2013 Cumartesi

    BH Okuyucularına Özel Droplink Widget

    Blogunuzun sidebarını güzelleştirecek ve işlevsellik katacak, yine BH okuyucularına özel bir eklentiyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

     

    Bu droplink eklentisi bildiğiniz açılır menü mantığıyla çalışıyor ancak görsellik olarak oldukça orijinal ve dikkat çekici.  İmaj olarak eklediğim ve bizzat hazırladığım “Bağlı Kalın” (isterseniz değiştirebilirsiniz) yazısına tıklandığında, ziyaretçilerin sizinle bağlantı kurabileceği sosyal hesaplarla takip kanalların listesi çıkıyor. Her seçeneğin yanında da o kanala ait ikon bulunuyor.  Olabildiğince fazla kanal eklemeye çalıştım ancak kullanmadıklarınızı kaldırabilir veya yeni kanallar ekleyebilirsiniz.

     

    Blogger Droplink Widget

     

    Bu widgetı blogunuza eklemek için Blogger kumanda paneline giriş yaptıktan sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HTML/JavaScript Gadget yolunu izleyin ve aşağıdaki kodları yapıştırın.

     

    <!--Blog Hocam Droplink Widget-->
    <div class="droplink">
        <h3><a href="#"><img src="https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjS0LDTsVNSNv-J12lZ1P_Wh3YKjCHJCteE9LvjgMV6ndZujR7fWYUXVIXQAJKzOV8EpvAKwF01SJtP5vIskl2clPdAtdJC4Nya_3XyXKcsecyN94YLT69tKGlMcDZK6aXvvZwiKAK6YQGj/s178/bagli-kal.png"/></a></h3>
        <ul>
          <li class="facebook"><a href="http://www.facebook.com/bloghocam" target="_blank">Facebook</a></li>
          <li class="twitter"><a href="http://twitter.com/bloghocam" target="_blank">Twitter</a></li>
          <li class="google"><a href="https://plus.google.com/108761595756468128383/" target="_blank">Google+</a></li>
          <li class="pinterest"><a href="http://pinterest.com/bloghocam" target="_blank">Pinterest</a></li>
          <li class="instagram"><a href="http://instagram.com" target="_blank">Instagram</a>
    </li>
          <li class="linkedin"><a href="http://www.linkedin.com/" target="_blank">LinkedIn</a>
    </li> 
          <li class="youtube"><a href="http://youtube.com" target="_blank">YouTube</a>
    </li>
          <li class="rss"><a href="http://feeds.feedburner.com/bloghocam" target="_blank">RSS</a></li>
          <li class="mail"><a href="http://bloghocam.blogspot.com/p/iletisim.html" target="_blank">E-Mail</a></li>
         
        </ul>
    </div>
    <style>
    .droplink {
        width: 200px;
        position:absolute;
        -moz-border-radius-topleft: 5px;
        -webkit-border-top-left-radius: 5px;
        -moz-border-radius-topright: 5px;
        -webkit-border-top-right-radius: 5px;
        -moz-border-radius-bottomleft: 5px;
        -webkit-border-bottom-left-radius: 5px;
        -moz-border-radius-bottomright: 5px;
        -webkit-border-bottom-right-radius: 5px;}
    .droplink ul, .droplink h3, .droplink h3 a{
        padding: 0px;
        margin: 0px;}
    .droplink:hover {
        height: auto;
        background-color: #3E403D;
        border: solid 1px #3A3C39;}
    .droplink h3 a {
        text-align: center;
        width: 100%;
        display: block;
        padding: 2px 0px;
        color: #333;
        letter-spacing: 3px;
        text-decoration: none;
        text-transform: uppercase;}
    .droplink h3 a img{
        border: none;}
    .droplink:hover h3 a {
        color: #FFF;
        font-weight: bold;}
    .droplink:hover h3 a {
        position: absolute;
        left: -1px;
        top: -1px;}
    .droplink ul{
        list-style: none;   
        display: none;}
    .droplink:hover ul{
        display: block;
        margin-top: 40px;}
    .droplink li{
        display: block;}
    .droplink li a{
        padding: 5px 12px 4px 34px;   
        margin: 1px;
        background-color: #484A47;
        display: block;
        color:#FFF;
        text-decoration: none;
        -moz-border-radius-topleft: 5px;
        -webkit-border-top-left-radius: 5px;
        -moz-border-radius-topright: 5px;
        -webkit-border-top-right-radius: 5px;
        -moz-border-radius-bottomleft: 5px;
        -webkit-border-bottom-left-radius: 5px;
        -moz-border-radius-bottomright: 5px;
        -webkit-border-bottom-right-radius: 5px;
        background-repeat:no-repeat;
        background-position: 10px 3px;}
    .droplink li a:hover {
        background-color: #CC3B1F;}
    .droplink .facebook a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgkAeOBv2sNCYTklBuLBqlfy_F0qUBO21iYfMfXQPRmggLr-w3Z3xEeB9gD8UI5oOREY8QZyrRY8bVCtbPNWGLadFhjB-vxEUAj0jywMcaQyfXw3oyXXjy67-Ia5GjvnmcX5E5HuV8s6S21/s16/facebook.png");}
    .droplink .linkedin a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiuu2T31GnuWtC0ByMJr7973jFbccZA6wOh9oYd-6OWFI0HrFlJxLOrf7AbJ90YAv5qF5wPcDEzOi6fmbzpHx4yN_LlXM1MLfTBLw4vd6xPkjugffB86VWyFajgGp8xMVuMUNiHkwMdFAdq/s16/linkedin.png");}
    .droplink .twitter a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh3-1Pf8xfz3NjmJNbYV9MmikBpmtcov1edDrsv3COsIa2fNyaRAYYmo6RikWyHk0q7_QRgLykpBjq-0Wzvtn4ktArza42ovCeCtGTM-jDDjXznp4uHqzp3mX_InQAqp5uHYWfY6nlKBp4U/s16/twitter.png");}
    .droplink .google a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjsmWOqPvSaXz0zTxEx8EnrsjxcYo52CyJpiRE5it23Ij0oTuvzm67aTTAMYqjY7T1joLazoWRHhVGghVBqlZdFbt1bLTU8g9pQW5hGCWsQ7LvCJcuamDy5s2dwI2wwbVn2gb8PBAsazgbD/s16/gplus.png");}
    .droplink .youtube a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEh4-4btPpjE3GkbtnF9zY-ey3nXsy-tGBDpzFOejy00iuJzHCWuCyIkjyVyUeD_urUMF1VpvGXsCvPHOE-PbqoxZk-sf6K1TmlzvlaUTVCWJRIGDT02oSm9NhQZrhQBhigyfBHPWh8XgwRM/s16/youtube.png");}
    .droplink .rss a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgpsP9HtzhBmPdLTlHGQOxMQaIz-9dpvJpp_wiegFYMVv-zt33VLhz1bSeNoGDBjG8W3jYJubILNfDT5J9uZxz8q2KOPjaejEhCYYf1aOqm3gpQescLsox8YAZYRUQr1sLyqGIhjJeUxV7n/s16/rss.png");}
    .droplink .pinterest a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEhxRkyOD4GKwnAc5Wrxmb90V-lQqT_W_uK1tZrOvMMzBWkVW2FMbqFA_xONGZdRDom3Rdcu76Vmm-Nn3tdW9gWOcJI-EInPkFAJNOBjXxJFHlI07eGH2-OjTUo3DNIcAtlYG5gSs4378Kx3/s16/pinterest.png");}
    .droplink .instagram a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEg1J9r9ZcVyhSHl0tR9phvwBnReQjDWJIz1K2GgDFPxcriHRD4LnP38JGpzq7JVqR7rpDefCk59TtasJr519o_yQ9JAHyP8YqGPtIFoMad9zReZtDWs_mow62IXLlQlhNbeHr-ovV2Xl6Jc/s16/instagram.png");}
    .droplink .mail a {
        background-image:url("https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEjalQWco2aDIM5dNZTG79a519gragMCjSq9mZb9MfrfhmH7W8ilf1VGvVsteWnRU0JHcZ8ruHwtBNM3qJfsKpLSw6G2t0_aNVMA9Fno6CiLnuRhOA-1G9_4tiPQIpy5SRJWr7iBavpikUYu/s16/email.png");}
    </style>
    <!--Blog Hocam Droplink Widget-->

     

    Düzenlenecek yerler:

    Kodlarda kırmızı renkle gösterdiğim link “Bağlı Kalın”  ikonuna ait link. Buraya kendi hazırlayacağınız “takip et, iletişim kur, sosyalleşelim… vb” şeklindeki ikonların linkini koyabilirsiniz. Mavi renkle gösterdiğim yerlere ise kendi hesap adreslerinizi yazcaksınız.

     

    Listeden bir öğeyi kaldrmak:

    Yazının başında da belirttiğim gibi olabildiğince fazla kanal eklemye çalıştım ancak siz bunların hepsini kullanmak istemeyebilirsiniz. Listeden kaldırmak istediğiniz öğe hangisiyse o öğenin <li> ve </li> kodları arasında bölümünü silmeniz yeterli. Örneğin bir Youtube kanalınız yoksa ve YouTube öğesini listeden kaldırmak istiyorsanız şu kodları silmeniz yeterli olacaktır:

    <li class="youtube"><a href="http://youtube.com" target="_blank">YouTube</a>
    </li>

     

    Listeye yeni öğe eklemek:

    En çok kullanalan sosyal ve iletişim kanallarını eklemeye çalıştım ama bunların dışında bir öğe de eklemek isteyebilirsiniz. Bunu 2 adımda gerçekleştireceksiniz. Bir örnekle anlatırsam daha alaşlır olacak sanırım. Flickr hesabımızı listeye eklemek istediğimizi düşünelim.

     

    1. Adım: Öncelikle kodların HTML bölümünde </ul> taginin hemen üstüne Flickr’ın HTML kodunu şu şekilde ekleyeceğiz:

     

    <li class="flickr"><a href=http://flickr.com/kullanıcıadı target="_blank">YouTube</a>
    </li>

     

    2. Adım: Şimdi de listedeki Flickr öğesinin yanında gösterilecek ikonu tanıtacağız. Bunun için </style> taginin hemenüzerine şu kodu ekliyoruz:

     

    .droplink .flixkr a {
        background-image:url(http://flickr.png);}

     

    İşlem bu kadar.

     

    Bu widgetı sadece sosyal kanallar için kullanmak zorunda değilsiniz. Farklı amaçlarla da kullanabilirsiniz. Örneğin favori sitelerinizi listeleyebilir, blogunuzun kategorilerini listeleyebilir veya blogunuzun sabit sayfalarını bu menüde toplayablirsiniz.

     

    Kafanıza takılan soru veya bir öneriniz olursa yorum bölümünden sorabilirsiniz. Aşağıdaki sosyal paylaşım butonlarını kullanarak yazıyı arkadaşlarınızla paylaşırsanız memnun olurum.