Karnında ağrılı bir şişlik olduğunu, yeşil kartının bulunduğunu, ne yapması gerektiğini sordu. Kendi doktorunu bulması gerektiğini söyledim, ama gerek hastanın doktor arayacak durumu olmadığından , gerek herkes çıktığından, içeriye alıp derdini dinledim. Öncelikle hiç yeşil kart sahibi hastalara benzemediğinden neden sigortasının olmadığını sordum. Aslında Bağ-kur’lu bir avukatmış. 7 sene önce iş seyahatinde trafik kazası geçirmiş. Karşıdan gelen araç mıcırlı zemine girince kayıp kullandığı araca çarpmış, uçuruma yuvarlamış. Arabadan 2 saatte çıkarabilmişler.
O zaman maddi durumu iyi olduğundan uzun süre özel hastanede tedavi görmüş, ameliyatlar olmuş, iki yıl hiç kalkmadan yattıktan sonra koltuk değnekleri ile yürüyebilir hale gelmiş. Bu sırada yeni evlendiği ikinci eşi de onu terk etmiş.
“Başka kimseniz yok mu?” diye sordum.
"Paran yoksa kimsen yok!" dedi. İlk eşinden bir kızı varmış.
“Yurt dışında iki fakülte okuttum, orada evlendi. Kaza olduğunda Türkiye’de benim hediye etttiğim yazlıkta tatildelerdi. Sadece bir kez telefon etti, ‘yanında bakacak kimse var mı?’ diye sordu, bir daha da hiç aramadı. Artık aramasını da istemiyorum, numaramı değiştirdim.” dedi.
Bağkur hasta yattığı yıllarda prim ödeyemediğinden 6 yıllık 16 milyar pirim borcu çıkarmış. Ertesi yıl bir daha gitmiş bu kez 24 000 lira olmuş. Aslında 27 yıl prim ödemiş ama Bağ-Kurdaki memurlar ‘senin işin Ankara’da , orada işe başlamışsın , oraya git’ diyorlarmış. “Ben nasıl gideyim Ankara’ya, dava açacağım” dedi.
Maaş alamadığına göre nasıl geçindiğini sordum.
Devlet bakıma muhtaçlara 100 lira aylık veriyormuş . Bir yeğeni de Allah razı olsun ayda 150 lira gönderiyormuş.
İki oda bir gecekonduda oturuyor, kirayı oldukça 50-100 ödüyormuş. Elektriği varmış ama suyu kesikmiş. Mahallenin gençleri camiden bidonla su doldurup getiriyorlarmış. Muayeneye de komşuları arabayla getirmişler. Muayene ettim; karnında bir muhtemelen bağırsağa ait bir kitle mevcuttu. Bunun bir tümör olabileceğini, kesin tanının ancak hastanede konulabileceğini anlattım. Hastaneye sevk ettim. Cep numaramı istedi, cep telefonu kullanmadığımı söyledim ve muayenehanenin numarasını verdim. Büyük yazmamı rica etti, gözleri iyi görmüyormuş. Ben de O’nun adresini ve cep telefonu numarasını aldım, ihtiyacı olduğunda evine gelip muayene edebileceğimi söyledim, eşantiyon ilaçlardan ağrı kesiciler verdim, ve ağrı kesici bir iğne yaptırdım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder