22 Temmuz 2015 Çarşamba

Matbuu.com İle Blogunuzu Kurumsallaştırın

Eğer bloguyla gurur duyan, onu herkesin duymasını isteyen, bloggerlığı ciddiye alan ve bir blogger fenomeni olmak isteyen biriyseniz bu yazı tam size göre…

Aşağıda tanıtacağım siteyi kullanarak blogunuza özel çeşitli matbaa ürünleri oluşturabilecek ve bu sayede offline yani gerçek hayatta da blogunuzun tanıtımını profesyonelce yapabilecek, markalarla çalışma fırsatları yaratabileceksiniz.

Matbuu.com Nedir?

Matbuu.com ; yüz yüze yürüyen ve gelenekçi bir meslek olan matbaacılığı internet ortamına taşıyarak daha hızlı ve daha ekonomik hizmet almanızı sağlayan bir internet sitesidir.

matbuu


Matbuu.com’da kartvizit, broşür, davetiye gibi baskılı ürünlerin yanı sıra, dijital baskıdan, uv baskıya kadar, promosyon ürünlere kadar geniş bir ürün yelpazesinde baskı hizmeti mevcut. Her üründe ihtiyaca yönelik baskı seçenekleri ve teslimat süreleri gibi çok sayıda seçenek sunarak, istediğiniz ürünün baskısını tedarik etmenizi sağlıyorlar.

Peki bloggerlar matbuu.com’dan nasıl faydalanabilirler?

- Kartvizit
kartvizit


Yapabileceğiniz en temel ve en mantıklı şey bir blogger olarak kartvizit sahibi olmaktır. Profesyonel bloggerların kartvizit kullanımı dünyada çok yaygın. Neden sizin de bir kartvizitiniz olmasın? Matbuu.com’da kendi kartvizitinizi hiç bir tasarım bilgisine ihtiyaç duymadan kolayca tasarlayabilir ya da hazır olan tasarımınızı bastırabilir ve tanıştığınız insanlara veya işbirliği yapma ihtimaliniz olan marka/firma yetkililerine verebilirsiniz. 

- El İlanı / Broşür

broşür


Blogunuzu insanlara duyurmanın en kolay yollarından biri de el ilanları veya broşürler bastırmaktır. Bu broşürlere blogunuzu tanıtan kısa ama etkili yazılar yazarak, insanlarda merak uyandırabilir ve blogunuzu ziyaret etmelerini sağlayabilirsiniz.

- Bloknot
bloknot


Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin hiçbir şey kağıt kalemin yerini alamadı, alamayacak. Hangimiz evde, ofiste, okulda vs. hangimiz küçük not defterleri, bloknotlar, ajandalar kullanmıyoruz ki? Blogunuzun logosu, adresi, iletişim bilgilerinin yer aldığı not bloknotlara sahip olmak güzel olmaz mıydı? Üstelik unları çevrenize hediye ederek blogunuzun tanıtımını da etkili bir şekilde yapabilirsiniz.

- Ve Diğerleri

Blogunuzun tanıtımı için yukarıda bahsettiğim temel ürünlerin dışında antetli kağıt, ajanda, defter, kişisel kitap, sticker,  magnet, kitap ayracı gibi ürünlere de blogunuza özel tasarımlar yaparak tanıtım amaçlı dağıtabilir veya düzenleyeceğiniz blog çekilişlerinde hediye olarak verebilirsiniz.

“Herkesin bir matbaası oldu!” sloganıyla yola çıkan Matbuu.com’u benim gibi ofis veya özel ihtiyaçlarınız için de kolaylıkla kullanabilir, matbaa ve ajans arama derdinden kurtulabilirsiniz.

Üstelik grafik tasarımcıysanız Matbuu.com’da kendinize bir mağaza açarak tasarladığınız ürünleri sergileyebilir, bu tasarım kullanılarak yapılan alışverişlerden gelir elde edebilirsiniz. Detaylar için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Blogger Navigasyonlu Son Yazılar Eklentisi

Bu aralar bol bol JavaScript ve bu scriptlerin Blogger’a uyarlanarak widget haline getirilmiş kodlarını araştırıyorum. Ve yine farklı, işlevsel, şık bir eklentiyi sizlerin kullanımına sunmak istiyorum.

Bu Blogger eklentisini blogunuzun sidebarına kolayca ekliyorsunuz ve blogunuzdaki son yazıları (siz kaç tane isterseniz) bir tablo olarak gösteriyor. Bu tabloda yazılarda kullanılan görsellerin küçültülmüş hali ile ilk birkaç karaketerden oluşan (kaç karakter olduğunu siz belirleyebiliyorsunuz) metin yer alıyor. Eklentiyi özel ve paylaşmaya değer kılan tarafı ise navigasyonlu olması. Bu ne demek hemen açıklayayım;

Widgetı eklediğinizde blogunuzda son 5 yazı tablo olarak görünecektir. Okuyucuyu blogda tutabilmek ve eski yazılarınızı kolayca incelemelerini sağlamak için tablonun altında “Önceki – Başlangıç – Sonraki” gibi navigasyon linkleri var. Ziyaretçiler bu navigasyon linklerini kullanarak daha önceki yazıları da kolayca görüntüleyebilirler.

blogger navigasyonlu son yazılar eklentisi

Gelelim bu eklentiyi blogunuza nasıl ekleyeceğinize. Blogger kumanda panelinize giriş yaptıktan sonra Yerleşim > Gadget Ekle > HML/JavaScript yolunu takip edin ve açılan kutuya aşağıdaki kodları yapıştırın.

<style scoped='' type='text/css'>
#recentpostnav{border:1px solid #585858;width:100%;margin:0 auto}
#recentpostsae{margin:0}
.recentpostel{background:#fff;display:block;border:1px solid #ddd;margin:5px 0;padding:10px;height:79px}
.recentpostel img{background:#fff;padding:4px;float:left;height:70px;margin-right:8px;width:70px;border:1px solid #ddd}
.recentpostel h6,.recentpostel h6 a{text-decoration:none;font-size:13px!important;font-weight:700!important;margin:0;color:#111}
.recentpostel:hover{background-color:#fefefe}
.recentpostel p{font-size:12px;text-align:left;color:#555;line-height:normal;margin:5px 0}
#recentpostload{color:#888;font-family:Tahoma;font-size:100px;letter-spacing:-10px;text-align:center;text-shadow:-5px 0 1px #444;background:url(https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEiA7fSPbmDoAFOuF2YJUr3FhGHJYXoBb6aoUKiCMoDZfjSAMiDQLGPrDu8UTy5_lrRgv7fDx7bsPxv2wYU1_ONhySWNHlgD8BohbHGzQYczD4tJT7cNgRmF9SWPMgcKIgW-HWZ9KvrfK1_I/s1600/loader.gif) 50% 50% no-repeat #fff;height:470px;border:1px solid #ddd}
#recentpostnavfeed{border:1px solid #ddd;color:#bbb;font-family:Verdana;font-size:12px;text-align:center;margin:0}
#recentpostnavfeed:hover{background-color:#fefefe}
#recentpostnavfeed a{color:#141414!important;font-family:Tahoma!important;font-size:12px!important;font-weight:400!important;display:block;padding:5px 10px}
#recentpostnavfeed span{padding:5px 10px}
#recentpostnavfeed .next{float:right}
#recentpostnavfeed .previous{float:left}
#recentpostnavfeed .home{text-align:center}
#recentpostnavfeed a:hover,#recentpostnavfeed span.noactived{color:transparant!important}
</style>
<script type='text/javascript'>
//<![CDATA[
    var numfeed = 5;
    var startfeed = 0;
    var urlblog = "http://bloghocam.blogspot.com";

    var charac = 40;
    var urlprevious, urlnext;
function arlinafeed(e,t){for(var n=e.split("<"),r=0;r<n.length;r++)-1!=n[r].indexOf(">")&&(n[r]=n[r].substring(n[r].indexOf(">")+1,n[r].length));return n=n.join(""),n=n.substring(0,t-1)}function showrecentpostsae(e){var t,n,r,a,i,s="";urlprevious="",urlnext="";for(var l=0;l<e.feed.link.length;l++)"previous"==e.feed.link[l].rel&&(urlprevious=e.feed.link[l].href),"next"==e.feed.link[l].rel&&(urlnext=e.feed.link[l].href);for(var d=0;d<numfeed&&d!=e.feed.entry.length;d++){t=e.feed.entry[d],n=t.title.$t;for(var l=0;l<t.link.length;l++)if("alternate"==t.link[l].rel){r=t.link[l].href;break}i="content"in t?t.content.$t:"summary"in t?t.summary.$t:"",a="media$thumbnail"in t?t.media$thumbnail.url:"
https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEj58d4mAidYNp7YExprNRmUjWAAlS7jrWCofP7Uvfjgc5QXXa0vvI5xxH5ZK_njz8GWn4pbMT4JL2vmxH1A5Y95_wQnCks9OHlHjX3DJ8liBiBdCqiFrdH7Gmeapees9dMsbtSoJUWNE5cF/s1600/no-image.png",s+="<div class='recentpostel'>",s+="<a href='"+r+"' target='_blank'><img src='"+a+"' /></a>",s+="<h6><a href='"+r+"'>"+n+"</a></h6>",s+="<p>"+arlinafeed(i,charac)+"...</p>",s+="</div>"}document.getElementById("recentpostsae").innerHTML=s,s="",s+=urlprevious?"<a href='javascript:navigasifeed(-1);' class='previous'>Önceki</a>":"<span class='noactived previous'>Önceki</span>",s+=urlnext?"<a href='javascript:navigasifeed(1);' class='next'>Sonraki</a>":"<span class='noactived next'>Sonraki</span>",s+="<a href='javascript:navigasifeed(0);' class='home'>Başlangıç</a>",document.getElementById("recentpostnavfeed").innerHTML=s}function navigasifeed(e){var t,n;-1==e?(t=urlprevious.indexOf("?"),n=urlprevious.substring(t)):1==e?(t=urlnext.indexOf("?"),n=urlnext.substring(t)):n="?start-index=1&max-results="+numfeed+"&orderby=published&alt=json-in-script",n+="&callback=showrecentpostsae",incluirscript(n)}function incluirscript(e){1==startfeed&&removerscript(),document.getElementById("recentpostsae").innerHTML="<div id='recentpostload'></div>",document.getElementById("recentpostnavfeed").innerHTML="";var t=urlblog+"/feeds/posts/default"+e,n=document.createElement("script");n.setAttribute("type","text/javascript"),n.setAttribute("src",t),n.setAttribute("id","arlinalabel"),document.getElementsByTagName("head")[0].appendChild(n),startfeed=1}function removerscript(){var e=document.getElementById("arlinalabel"),t=e.parentNode;t.removeChild(e)}onload=function(){navigasifeed(0)};
//]]>
</script>
<div id="recentpostsae"></div>
<div id="recentpostnavfeed"></div>

Kodlarda değiştirmeniz gereken tek yer blog url kısmı. http://bloghocam.blogspot.com yazan yere kendi blog adresinizi yazın yoksa BH’deki son yazıları gösterirsiniz :)

İsteğe bağlı olarak şu değişiklikleri de yapabilirsiniz,
5: Ana tabloda son 5 yazının gösterileceğini belirtir.
40: Tabloda yazıların ilk 40 karakterinin gösterileceğini belirtir.

19 Temmuz 2015 Pazar

Binlerce Iker VarSadece o Casillas


Madrid'de onun için sıradan bir gündü. Uyandı ve okulun yolunu tuttu. Real Madrid alt yapısında oynuyordu ve kulüp, eğitimine önem vermesini istiyordu. Eğitim bakanlığında memur olarak çalışan babası, kuaför annesi, o ve kendisinden yedi yaş küçük kardeşi Unai'nin geleceği için Bask bölgesindeki kasabalarından Madrid'e gelmişlerdi. Zaten Iker bu şehirde doğmuştu. 25 Kasım 1997 günü öğle saatlerinde okul müdürünün telefonu çaldı. Real Madrid kulübünün sportif direktörü arıyordu ve kısa sürede durumu özetledi. Müdür odasından çıktı ve Iker'in olduğu sınıfın kapısını çaldı. "Iker, Real Madrid ile bugün Norveç'e uçuyorsun. Kulübün sana ihtiyacı var. Çabuk çantanı topla ve kulübe git." Iker, dersteyken son idmanda birinci kaleci Canizares sakatlanmış, Bodo Illgner ise UEFA kadrosunda yok. Takım, Contreras'ı hazır tutsa da bir kaleciye daha ihtiyacı vardı. O gün 16 yaşındaki Iker için Real Madrid'in A takım 25 numaralı formasının sırtına alelacele ismini yazdılar: Casillas. Kaburgalarından sakat olan Canizares iğneyle maça çıktı, Real Madrid, Rosenborg deplasmanında 2-0 kaybetti ama Casillas'ın "San Iker" olmaya giden macerası da o gün başladı. 

 2000 yılında Real Madrid, Valencia'yı Şampiyonlar Ligi finalinde 3-0 ile geçerken kupa tarihinin en genç kalecisi oydu. İki yıl sonra kaleyi Cesar Sanchez'e kaptırdığı Şampiyonlar Ligi finalinde, son dakikalarda Sanchez sakatlanınca oyuna girmiş ve 2-1 ile kazandıkları kupada pay sahibi olmuştu. 10 yıllık dilimde Buffon ve Cech ile birlikte dünyanın en iyi üç kalecisinden biri olarak kabul edildi. Kariyerin başlarında Florentino Perez, Galacticos 1 projesiyle Real Madrid'e yıldızlar kazandırırken, takımın ağabeylerini de birer birer yollamaya başlamıştı. Redondo, Hiero, Helguera'nın gittiği soyunma odasına Zidane, Ronaldo, Figo gelmiş ve Casillas, ağabeyleri Raul ve Guti ile birlikte hareket etmişti. Real Madrid'de yabancılar, İspanyol ağabeylerin sözünü dinlemek zorundaydı. Darbeyi yıllar sonra vuran Jose Mourinho oldu. Guti ve Raul'u takımdan yolladı. Casillas artık kaptandı ama sırtını dayayabileceği tek adam Sergio Ramos kalmıştı. 
Jose Mourinho, arkasına Madrid medyasını alan Casillas'ı hiç sevmedi. Ocak 2013'te elinden ağır bir sakatlık geçiren Casillas, Mourinho'nun işini kolaylaştırdı, kale artık Diego Lopez'indi. Lakin kılıçla gelen kılıçla gider. "Aziz Iker"i kulübeye göndermek Mourinho'nun sonunu hazırladı. İpler artık yine Casillas ve Sergio Ramos ikilisine geçti. Biri tuttu biri attı. Geçen yıl Lizbon'da Atletico Madrid'i devirip 10. Şampiyonlar Ligi Kupası'nı Real Madrid'e getirdiler. Bir kupa ancak bir yıl daha kredi sağlayabildi ona. Florentino Perez, Real Madrid'i Real Madrid'lilerden temizlemek için bir kez daha sahneye çıktı. Tıpkı efsane kaptan Raul gibi Atletico Madrid'de yetişen De Gea'yı transfer etmek isteyen Başkan Perez, nazik bir dille Iker Casillas'a kapıyı gösterdi. Fenerbahçe'nin de teklifi vardı ama Casillas, komşu ülke Portekiz'de Porto'yu Madrid'e yakınlığından dolayı tercih etti. 25 yıl önce Real Madrid alt yapısına gelen, 16 yıldır da kaleyi koruyan Iker Casillas, efsane kaleciliğiyle, biz de nasıl bir zamanlar Metin, Can, Rıdvan isimleri patlama yaşamışsa, İspanya'da yeni kuşakların çocukları için favori isim oldu. Iker, Basklı ailelerin çocuklarına verdiği bir isimdi ve 1930'dan 1980'lere gelindiğinde İspanya'da adı Iker olan üç bin 90 kişi vardı. 2000'li yıllardan sonra Real Madrid kalesine Iker Casillas varken, senede 2 bin aile çocuklarına Iker adını verdi. 2014 nüfus sayımına göre İspanya'da 39 bin 290 Iker var ve Casillas'ın kalede olduğu yıllarda Iker'lerin toplamının yüzde 73'ü dünyaya geldi. Kimilerine göre Mourinho'yu koltuğundan ettiği için bugün aynı şey başına geldi. Kimine göre 34 yaşına gelmiş Casillas için Real Madrid kalesi artık fazlaydı. Kimine göre o olmasa, Barcelona'nın tüm yetenekli adamlarına rağmen İspanya, bir Dünya Kupası, iki Avrupa Şampiyonası'nı kazanamazdı. Kimine göre olmayan ise... Yıllar önce yeni yetmeliğinde babasının yatırması için verdiği toto kuponunu yatırmayı unutmuş, 14 maçı da bilen babasının bugünün parasıyla bir milyon euro'ya yakın paradan etmişti. Baba Casillas'ın futbolu bildiği kesindi, Iker de oynayarak öğrendi ve gün geldi o bir milyonu bir reklamdan kazandı. 

12 Temmuz 2015 Pazar

Bastım ÇalımıVurdum HayalleriminUzak Köşesine

Londra güzel şehir, Chelsea-Arsenal olabilirdi; Premier Lig dünyanın en büyük ligi, Manchster United'ın Old Trafford'u her futbolcunun ev sahibi olmak istediği stadyumlardan. Paris büyülü şehir, Paris Saint Germain'de kontratların sıfırı say say bitmez. Bir başka ülkeye gidebilir, bir başka kültürün içinde hayat tecrübesi edinebilir, kariyer defterinde beyaz bir sayfa açabilirdi. Ya da 10 numarası, en iyi ve taraftarın en sevdiği futbolcusu olduğu Atletico Madrid'de "Herkes gider biz kalırız" der oynamaya devam edebilirdi. Hiçbirini tercih etmedi, Barcelona'ya gitti çünkü insanı büyüten hayalleri; yüzünü güldüren ise o hayallerin gerçek olduğu andır. "Koca kafa"nın aklına da, diline de, gönlüne de Barcelona çocuk yaşta düşmüştü. Barcelona kısa paslarla, adam eksiltmelerle oynayan takımdı. Bayrampaşa'nın dar sokağında iki taştan kaleye gol atmak için rakibinin belini kırıp geçmen gerekirdi. İstanbul'un yoklukları onu var etti. O imza attığı basın toplantısında yeni hocası Luis Enrique'nin kendisi kenarda top toplayıcıyken Ali Sami Yen'de Galatasaray'a attığı gole büyük bir rahatlıkla "Ofsayttı" dediği için bugün Barcelona'da ve oyunun da hayatın içinde ve tepesinde. Peki neden Barcelona? 
Atletico Madrid'e imza attığında bizim memlekette "Küçük takım"a gitti diyenlere cevap vermeye bile gerek duymadı ama daha ilk gün Real Madrid ve Barcelona'ya kafa tutup "Onlar iki büyük kulüp ama onlarda da insanlar oynuyor, biz de insanız, çok çalışırsak onları geçebiliriz" dediğinde İspanyol medyasını bıyık altından güldürdü. Demek başka, yapmak başka şey... İki Avrupa Ligi, ezeli rakip Real Madrid'in stadı Santiago Bernabeu'da kalkan Kral Kupası, Şampiyonlar Ligi finali ve bugün formasını giydiği Barcelona'nın stadında kazanılan şampiyonluk... Dört yılda Atletico Madrid'de ancak bu kadarı yapılabilirdi, arkasından "Teşekkür" edip yolladı onu kulübü, kasasına da 41 milyon Avro koydu... 
Barcelona'nın eski hocası Rijkaard, Galatasaray'a geldiğinde İspanyol yardımcıları idmanda adam geçtiğinde "Iniesta, Xavi, Messi" diye bağıran bir genç adamla karşılaştılar. Her profesyonel futbolcu iyi bir taraftar ya da ekranda maç kaçırmayan bir futbolsever olmak zorunda değil. Batistuta, maç izlemez, milli takıma gelen arkadaşlarını tanımazdı. Arda Turan, önce futbola aşık oldu sonra Galatasaray'a ve Barcelona'ya. Top toplarken Galatasaray'da oynamayı hayal etti, Atletico ile Camp Nou'ya çıktığında da Messi ile birlikte oynamayı...
İngiltere ve Fransa'da da iyi para kazanabilirdi ama Atletico Madrid'de ilk iki sezon Türkiye'deki yıldızların altında kazanan, Galatasaray'da kalsa bir milyon fazlasına oynayacak olan Arda, Barcelona'ya Madrid'deki kontratından elbette ki daha iyi şartlarda gitti ama gelir kapısı bu kulüpte sadece kontratta yazan rakam değil. Arda için düzenlenen imza töreni de gösterdi ki Barcelona vitrin düzenlemesinde dünyanın bir numaralı kulübü. Yeni sponsorluklar, yeni reklam anlaşmaları, adına yeni kramponlar ve Messi-Neymar-Luis Suarez üçlüsünün vereceği sinerji ne kadar çok kazansa da her seferinde en mutlu yer olduğu Bayrampaşa'daki sokağına dönen Arda'yı maddi manevi bir dünya yıldızı yapacak...
İyi futbol iyi futbolcularla oynanır. Sana pas değil iftira gibi top atan, uzun koşuna meşin yuvarlığı taca yollayan takım arkadaşınlarınla nereye kadar? Galatasaray'da orta sahada Barış Özbek ve Mustafa Sarp işkencesi saçlarını dökmedi ama Atletico Madrid'de kalsa o sakalları iki yıla ağarırdı. Şimdi topu Busquets'den alacak, Pique uzun vuracak, Neymar ile ikiye bir yapacak, Messi'ye ters kanata 40 metre top atacak, Luis Suarez ile verkaça girip topu ortalayacak, senede 60 maça çıkan Barcelona'da transferini bizzat ve ısrarla isteyen Luis Enrique'nin yönetiminde bazen onbirde çıkacak, bazen kulübeden gelip oyuna girecek ama bir şey değişmeyecek. Bayrampaşalı Arda'nın hayalini kurduğu Barcelona forması ve eşofmanı maçta da idmanda da üzerinde olacak...
Atletico Madrid formasını giyen futbolcunun kalpten bağlı olduğu kulüptür. Barcelona taraftarı tiyatro izler gibi maç izler ama Atletico Madrid taraftarı futbolcusundan ciğerini sahaya bırakmasını ister. Gün gelir bütün yıldızlar daha fazla kupa için bir başka kulübün yolunu tutarlar. Torres, Agüero, Falcao, Diego Costa ve şimdi Arda Turan gibi. Şampiyon oldukları Barcelona maçında sakatlanıp bir hafta sonra Lizbon'da Şampiyonlar Ligi finalinde forma giyemeyen Arda'nın şimdi iki büyük hayali var. Bu kupayı kazanmak ve Ballon d'or'a aday olan futbolcular arasında son üçe kalmak. Birinci hayaline artık kimsenin itirazı olmaz, Barcelona bu, bozar herkesi. İkincisi için şimdi gülenlere de bir bakarsanız üç yıl içinde Arda Turan güler. O hep güler zaten... 

Madrid güzel şehir, Vicente Calderon ruhu olan stadyum ama Barselona ve Camp Nou başka. Rakipleri, hakemleri, stadyumları kısaca İspanya'yı ezberleyen "El Turco" için doğduğu İstanbul gibi iki adımda denizi görebileceği Barselona yaşamak için bir cennet. Madrid La Finca'da olduğu gibi Barselona'da yine merkezde oturmayacak ve gözlerden uzak bir yerde inzivada yaşacak. Giden bilir, gitmeyene uzun uzun anlatır o şehri. Barselona'da yaşayıp, Camp Nou'da futbol oynamak gibisi yoktur. Artık Arda da bize uzun uzun anlatır bir de gülümseyen fotoğrafının arkasına sadece "Mutluyum" yazıp yollar, dört yıldır yaptığı gibi... 

Iker Casillas Giderken

6 Temmuz 2015 Pazartesi

Blogger'a Arşiv Tablosu Ekleme

Arşiv sayfaları ziyaretçilere tüm içeriğinizi tek bir yerden görme şansı verdiği için kullanıcı dostu ve oldukça faydalı sayfalardır. Bunun için ben de bir arşiv sayfası oluşturmuş ve bunu nasıl oluşturabileceğinizi paylaşmıştım.

Fakat benim paylaştığım arşiv sayfası tüm konu başlıklarını alt alta sıraladığı için yazı sayısı 1000’den fazla olan bloglarda kullanıcıların arşivi incelemesi biraz zor oluyordu. Bu yüzden Blogger’da tablo şeklinde bir arşiv sayfası oluşturulup oluşturulmayacağı ile ilgili bir araştırma yaptım ve Endonezya’lı bir arkadaşın aşağıda gördüğünüz projesine denk geldim.

Resimde de gördüğünüz gibi arşiv sayfasında blog yazılarınızda kullandığınız etiketler, sekme şeklinde tablonun sol tarafında alt alt sıralanıyor. Ve bu sekmelere tıkladığınızda o etikete ait yazılar listeleniyor. Böylece hem daha minimal hem de daha kullanıcı dostu arşiv sayfanız olacak.


Blogger arşiv tablosu ekle


Siz de Blogger blogunuzda böyle bir arşiv tablosu oluşturmak istiyorsanız Blogger kumanda paneline giriş yaptıktan sonra Sayfalar > Yeni Sayfa yolunu takip edin ve resimde gösterdiğim gibi aşağıdaki kodları sayfanın HTML bölümüne ekleyin.



blogger arşiv sayfası

<div id="tabbed-toc">
<span class="loading">Sayfa yükleniyor...</span></div>
<br />
<script type="text/javascript">
var tabbedTOC = {
    blogUrl: "http://bloghocam.blogspot.com",
    containerId: "tabbed-toc",
    activeTab: 1,
    showDates: true,
    showSummaries: true,
    numChars: 200,
    showThumbnails: true,
    thumbSize: 40,
    noThumb: "https://blogger.googleusercontent.com/img/b/R29vZ2xl/AVvXsEgZMa6r6CVxuMXvLpNqXLfGBfx8TYfyB2W9CnhbcDqxrWT9JH4kkz04q1xiwmoGE4ai7C2RMCjQvs59xc2HXnKRq29zL-5vptWivZbr3hs5lHAgyNPOxKkofuXJ9ORoRhmHn9FESV9wQUUW/s500/resimyok.gif",
    monthNames: [
        "Ocak",
        "Şubat",
        "Mart",
        "Nisan",
        "Mayıs",
        "Haziran",
        "Temmuz",
        "Ağustos",
        "Eylül",
        "Ekim",
        "Kasım",
        "Aralık"
    ],
    newTabLink: true,
    maxResults: 99999,
    preload: 0,
    sortAlphabetically: true,
    showNew: 7,
    newText: " - <em style='color: white;padding: 1px 5px;border-radius: 20px;background-color: #F00;'>Yeni!</em>"
};
</script>
<script src="https://googledrive.com/host/0B_PLgWpOK_wTazVMekZ3TTBiY2M/" type="text/javascript"></script>
<style>
#tabbed-toc {
width: 99%;
margin: 0 auto;
overflow: hidden !important;
position: relative;
color: #222;
border: 0;
border-top: 5px solid #FC0204;
background-color: #1D1D1D;
-webkit-transition: all 0.4s ease-in-out;
}
#tabbed-toc .loading {
display:block;
padding:5px 15px;
font:normal bold 11px Arial,Sans-Serif;
color:#FFF;
}
#tabbed-toc ul,
#tabbed-toc ol,
#tabbed-toc li {
margin:0;
padding:0;
list-style:none;
}
#tabbed-toc .toc-tabs {
width: 24.8%;
float: left !important;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li a {
display:block;
font:normal bold 10px/28px Arial,Sans-Serif;
height:28px;
overflow:hidden;
text-overflow:ellipsis;
color:#ccc;
text-transform:uppercase;
text-decoration:none;
padding:0 12px;
cursor:pointer;
  -webkit-transition: all 0.3s ease-in-out;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li a:hover {
background-color: #515050;
color: #FFF;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li a.active-tab {
background-color: #FFFC03;
color: #222;
position: relative;
z-index: 5;
margin: 0 -2px 0 0;
}
#tabbed-toc .toc-content,
#tabbed-toc .divider-layer {
width: 75%;
float: right !important;
background-color: #F5F5F5;
border-left: 5px solid #FFFC03;
-webkit-box-sizing: border-box;
-moz-box-sizing: border-box;
box-sizing: border-box;
-webkit-transition: all 0.3s ease-in-out;
}
#tabbed-toc .divider-layer {
float:none;
display:block;
position:absolute;
top:0; right:0; bottom:0;
}
#tabbed-toc .panel {
position:relative;
z-index:5;
font:normal normal 10px Arial,Sans-Serif;
}
#tabbed-toc .panel li a {
display: block;
position: relative;
font-weight: bold;
font-size: 11px;
color: #222;
line-height: 2.8em;
height: 30px;
padding: 0 10px;
text-decoration: none;
outline: none;
overflow: hidden;
-webkit-transition: all 0.3s ease-in-out;
}
#tabbed-toc .panel li time {
display:block;
font-style:italic;
font-weight:400;
font-size:10px;
color:#666;
float:right;
}
#tabbed-toc .panel li .summary {
display:block;
padding:10px 12px;
font-style:italic;
border-bottom:4px solid #275827;
overflow:hidden;
}
#tabbed-toc .panel li .summary img.thumbnail {
float:left;
display:block;
margin:0 8px 0 0;
padding:4px;
width:72px;
height:72px;
border:1px solid #dcdcdc;
background-color:#fafafa;
}
#tabbed-toc .panel li:nth-child(even) {
background-color: #DBDBDB;
font-size: 10px;
}
#tabbed-toc .panel li a:hover,
#tabbed-toc .panel li a:focus,
#tabbed-toc .panel li a:hover time,
#tabbed-toc .panel li.bold a {
background-color:#222;
color:#FFF;
outline:none;
-webkit-transition: all 0.3s ease-in-out;
}
#tabbed-toc .panel li.bold a:hover,
#tabbed-toc .panel li.bold a:hover time {
background-color:#222;
}
@media (max-width:700px) {
#tabbed-toc {
background-color:#fff;
border:0 solid #888;
}
#tabbed-toc .toc-tabs,
#tabbed-toc .toc-content {
overflow:hidden;
width:auto;
float:none !important;
display:block;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li {
display:inline;
float:left !important;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li a,
#tabbed-toc .toc-tabs li a.active-tab {
background-color:#222;
color:#ccc;
}
#tabbed-toc .toc-tabs li a.active-tab {
color:#000;
}
#tabbed-toc .toc-content {
border:none;
}
#tabbed-toc .divider-layer,
#tabbed-toc .panel li time {
display:none;
}
}
</style>


Kodlarda kırmızı renkle gösterdiğim http://bloghocam.blogspot.com yerine kendi blog adresinizi yazmayı unutmayın!

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Frikik

İsmail ve Malika'nın oğlu, Cemal, Ferit, Nurettin ve Lilla'nın ufak kardeşi, Veronique'nin eşi ve Enzo, Luca, Theo ve Elyaz'ın babası: Zeyneddin Zeyan ya da Zinedine Zidane. 23 Haziran'da 43 yaşına bastı. Babası İsmail, 1953 yılında Fransa'ya çalışmaya gelmiş, 10 yıl sonra Cezayir bağımsızlığını ilan edince doğduğu topraklara dönmeye karar vermişti, dönse, dönebilse bu hikaye burada bitecekti. Marsilya limanından bir gemiye binmek üzere geldiği şehirde Malika ile tanıştı ve kendisi gibi Kabiliyeli olan Malika ile evlendi. İsmail o gemiye binse, Fransa, 1998'de evinde Dünya Kupası'nı, iki yıl sonra Euro 2000'i kazanamayacak, Juventus ve Real Madrid formasıyla futbol tarihinin en kadife ayaklarından birini izleyemeyecektik. Materazzi'ye Berlin'de kafa attığından bu yana dokuz yıl geçmiş, iki yıl önce So Foot dergisine başarısız olmaktan korktuğu için teknik adamlık tekliflerini geri çevirdiğini söyleyen Zidane, iki gün önce yaş günü şerefineFrance Football'a verdiği röportajda "Ancelotti'den sonra Real Madrid'in başına ben geçmek isterdim ama teklif etmediler" dedi. İspanyol medyası, 2000'li yılların ilk yarısında Real Madrid formasıyla resital üstüne resital veren Zidane'ı elbette unutmadılar yaş gününde. İşte bu fotoğraf karesi de Zidane'lı yıllardan kalan bir hatıra. Real Madrid Başkanı Florentino Perez'in Figo ile başlattığı ilk Los Galacticos projesinin doruk noktası olan kadro. O yıllarda Real Madrid 11'i benzer kadrajlar verdi ama bu kare bir başkaydı. Kaptan Raul, Figo, Beckham, Ronaldo, Zidane, Helguera, Guti ve Roberto Carlos'tan oluşan sekiz kişilik barajda ortak nokta tedirgin bakışlardı. Talih işte, fotoğrafın kadrajında topa vuran belli değildi. Hikaye de orada başladı işte. 
İlk akla gelen isimler o yıllardan Ronaldinho, Deco idi. Barcelona'nın böyle bir forması yoktu. Kollarda Şampiyonlar Ligi logosu olmadığına göre maç İspanya'da bir lig maçıydı. Tribün görüntüsünden stadyumun Santiago Bernabeu olduğunu çıkartabilmek kolay değildi, iki taraftar da mor renkli atkılar vardı ve bu Real Madrid'in evi Bernabeu olma ihtimalini güçlendiriyordu. Forma numarası, 7, 17, 27 olabilirdi. İspanyollar 1-25 arasını A takım oyuncularına, 25-50 arasını genç oyunculara verilmesini şart koşmuştu. 57, 67, 77... ihtimali yoktu yani. Futbolcunun ismi belli değildi ama adının son iki harfi "-do" ile bitiyordu. Real Madrid'in barajındaki bu sekiz süperstarın gözlerine korku salan futbolcu kimdi? Bu frikiği kim atmıştı? Sosyal medya böyle zamanlarda bunun için vardı. Binlerce futbolsever arasından belki biri çıkar, bize topa kimin vurduğunu söylerdi. Sordum ve cevaplar yağmaya başladı. Ronaldinho, Deco'nun yanında o yılların süper frikikçisi Juninho'nun da ismi tahminler arasındaydı. Sonra bir takipçi en mantıklı cevabı verdi. Forma Real Sociedad formasıydı ve topun başındaki adamın forma numarasına bakarsak 17-Igor Gabilondo idi. İlk yapılması gereken maçın tarihini ve kadrolarını bulmaktı, zor olmadı elbette bu çağda. 5 Ocak 2005 tarihinde muhtemelen buz kesen bir Madrid öğleden sonrasında Real Madrid, Santiago Bernabeu'da Real Sociedad'ı ağırlamıştı. Kalede Casillas, barajda olmayanlar ise sağ bek Michel Salgado ve Arjantinli stoper Walter Samuel. Real Madrid, 42. Dakikada Ronaldo'nun golüyle öne geçmiş, iki sezon önce Ronaldo ile gol krallığında Makaay'ın ardında ikinci olan ve şampiyonluğu Real Madrid'e kaptıran Real Sociedad'ın golcüsü Nihat Kahveci, 73'te skoru 1-1'e getirmişti. Hikayenin başındaki kahraman Zidane 88'de attığı penaltıyla Real Madrid'e üç puanı getirmişti. Bu fotoğraftaki frikik kaçıncı dakikada olmuştu. Soruya benimle birlikte cevap arayan bir futbolsever Twitter'da önce Guti'ye, yetmedi arkasından barajda olup sosyal medyayı kullanan eski Real Madrid'li yıldızlara sordu: "Bu frikikte topa kim vurdu?" Madem takım Real Sociedad, "Bir bilene sormak lazım" dedim ve sosyal medyayı aktif kullanan Nihat Kahveci'ye sordum: "Bu frikikte topa vuran sen misin?" Fotoğrafta tek Real Sociedad'lı vardı ama Nihat vurmuşsa, sağ plase vurmuştur dedik. İki dakika sürmedi, Nihat'ın cevabı geldi: "Büyük ihtimal ben kullanıyordum, barajdakiler biraz kötü değil mi?" Nihat da haklıydı, maçın üzerinde 10.5 yıl geçmişti, "büyük ihtimal" detayını da ortadan kaldırmalıydık. 


İnternet bu, aramaya inanmak lazım. Bu kez bir başka futbolsever, maçın görüntülerinin olduğu linki yolladı. İlk görüntü, soruya cevap arayan yüzlerce insanı yanılttı. Nihat frikiği kullanıyordu ama barajdaki Real Madrid'li sayısı sadece dörttü. Yetmezdi. Yetmedi de. İki dakika sonra Nihat Kahveci bir kez daha topun başında. Fotoğraftaki Gabilondo, onun sağında. Nihat geliyor, sert vuruyor, Casillas'ın ellerinde eriyecek bir top değil, avuç içleriyle çeliyor ve barajda olmayan Samuel topu kornere atıyor. Raul, Figo, Beckham, Ronaldo, Zidane, Helguera, Guti ve Roberto Carlos'tan oluşan bir barajın karşısında topa vurmak için bekleyen Nihat Kahveci'ye, "Bu frikiği kim attı?" sorusuna cevap arayan tüm futbolseverlere selam olsun, Hıncal Uluç usta her zaman hatırlatır: "Fotoğraf altı metinler önemlidir." Nihat Kahveci'siz karenin fotoğraf altında Nihat Kahveci olmalıydı değil mi!...