18 Ekim 2015 Pazar

Haziran'da Eyfel'e Gel

Futbolumuza dair hep istikrarsızlıktan şikayet ederiz ama bakın hikayenin baş aktörleri aradan yedi yıl geçmesine rağmen aynı. Teknik direktör yine Fatih Terim, takımın yıldızı yine Arda Turan. İşin latifesi elbette bu, masal gibi bir Euro 2008'in ardından iki Dünya Kupası, bir Avrupa Şampiyonası'nı evimizden seyrettik, herkes kendine bir takım seçti desteklemek için. Avrupa olunca İtalya, Dünya Kupası'nda Arjantin dedim ben mesela. Hiç de kazanamadım. Grubun ilk üç maçında bir puan alıp sonunda Hollanda'yı sollayıp yetmedi en iyi üçüncü olup Euro 2016 biletini alarak yine "Çok olduk". Avrupa'nın neredeyse yarısının katılacağı bir turnuvaya gitmek hikayenin başından baktığınızda büyük başarı değil ama biz de Rocky gibiyiz. Önce biraz dayak yiyoruz ama filmin sonunda "Aaaddriannn" diyen bağıran da biziz. Ev sahibi biz olabilirdik olmalıydık bu turnuvanın, final oylamasında tek oyla kaybettik. UEFA Başkanı Michel Platini ülkesine götürdüğü finalleri, kaderin böylesi, aldığı ceza sonrasında başkan ünvanıyla büyük bir ihtimalle izleyemeyecek Euro 2016'yı. 10 Haziran'da başlayacak ve 10 Temmmuz'daki finalle sona erecek olan Euro 2016'ya sekiz ay var ama gelin kısa notlarla oryantasyon turunu çıkalım hep beraber: 
 24 takımın grup kuraları 12 Aralık'ta çekilecek. 1960'daki ilk turnuvada finallerde dört takım vardı. 17 ülke elelemere katılmıştı. 1996'ya kadar sekiz takımla oynanan finallere, son beş turnuvada 16 takımla oynandı, ilk kez 2016'da 54 ülkeden 24 finalist Fransa biletini aldı. 
 Almanya ve son iki kupayı alan İspanya üç kez Avrupa Şampiyonu oldu. 2016'ın ev sahibi Fransa'nın iki kupası var ve bir şampiyonada en fazla gol atan futbolcu da dokuz golle Michel Platini. 
 Euro 2016'nın logosunu Fransızlar değil Portekizliler yaptı. Brandia Central şirketri 2012'nin de logosunu tasarlamıştı. Turnuvanın sloganı "Le Rendez- Vous", bildiğiniz randevu. Dillerine düşkün Fransızlar futbol bayramına davet ediyorlar bizi. 

MASKOT, SUPER VICTOR 

 Euro 2016'nın maskotunu çocuklar çok sevecek. Super Victor, süper kahraman görünümlü bir çocuk. Victor ismi de oyunun sonundaki zafere gönderme içeriyor. 
 Organizasyonun resmi şarkısı henüz tanıtılmadı ama altındaki imza ünlü Fransız DJ. David Guetta'ya ait olacak. Guetta'nın dijital yeteneklerini konuşturduğu şarkı mart 2016'da gün yüzüne çıkacak. 
 Euro 2016'da kupaya adını veren isim Henri Delaunay. 1954'te kurulan UEFA'nın ilk genel sekreteri olan Delaunay, bir yıl sonra hayatını kaybetmiş ve hayalini kurduğu Avrupa ülkelerinin katıldığı finalleri görememişti. 
 Bu futbol şöleninde maçlar grup aşamasında Türkiye saatiyle 16.00, 19.00 ve 22.00'de oynanacak. Gruplarda her ülke üç maçını da farklı şehirlerde oynacak. Ev sahibi Fransa, grup maçları için Paris, Marsilya ve Lille'i tercih etti. 
 16'dan 24 ülkeye yükselen finallerde 2012'ye göre 20 maç daha fazla oynanacak. Toplam 51 maç ı tribünlerde 2.5 milyon taraftar izleyecek. Bu rakam 2012'deki turnuvada 1.4 milyondu. Bir milyon futbol turistinin Fransa'da bir ay boyunca bir milyar Euro harcaması bekleniyor. 
 Euro 2016'yı dünyada 230 ülke naklen yayınlayacak. Her maçı ortalama 150 milyon kişinin televizyondan izlemesi bekleniyor. UEFA, yayın haklarından bir milyar, sponsorlardan 400 milyon ve bilet satışlarından 500 milyon Euro'yu kasasına koyacak. 
 51 maçın 43'ünde en ucuz bilet 25 Euro olacak. Finalde en pahalı bilet ise 896 Euro. Haziran 2015'te satışa çıkan biletleri satın alanlar, gruplar belli olduktan sonra mart 2016'dan itibaren UEFA'nın resmi bilet satış portalında biletlerini isterlerse aldıkları rakamdan satabilecekler. Federasyonlar da bilet satışını üstlenecek ve turnuva boyunca stadyum gişelerinden bilet satışı yapılmayacak. 
 Adaylık döneminde dosyasına 12 stadyum yazan Fransızlar, finalleri 10 stadyumda oynatacak. Açılış ve final maçı elbette ki 81 bin kişi kapasiteli Stade de France'da. Lyon, Lille, Nice ve Bordeaux yeni, Lens, Marsilya, Saint Etienne, Toulouse, Paris (Parc de Princes) ve Marsilya'da yenilenmiş stadyumlarıyla turnuvaya ev sahipliği yapacak. Artık hatırlatmaya gerek var mı bilmiyorum ama Euro 2016'da stadyumlarda ve taraftarların buluştuğu "Fan Zone"larda sigara içmek yasak. 
 Ve hikayenin sonu. Euro 2016'yı kazanan milli takım, 2018 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olan Rusya'nın 2017'de düzenleyeceği Konfederasyon Kupası'na katılma hakkını elde edecek. Son Dünya Şampiyonu Almanya ve Rusya, Euro 2016'da final oynarsa, bu turnuvanın yarı finalistleri Konfederasyon Kupası'na gidecek. 

17 Ekim 2015 Cumartesi

Raul...


Jesus Gil 17 yılda 39 teknik direktörü yolladı. 141 transfer yaptı. Joaquin Pero'ya yaptığı hiç unutulmadı. Adamı hazırlık kampına hoca diye yolladı, lig başlamadan görevine son verdi. "Neden?" diye sordular. "Posterde yamuk çıkmıştı" dedi. 
Atletico Madrid'de şimdi oğlu var ama kulüp başka bir kulüp oldu. Gil servetini Franco döneminde inşaat işlerinden yapmıştı. Marbella belediye başkanıyken büyük soydu. Bu çocuk Atletico Madrid alt yapısında geleceğin golcüsüydü. Babası, amcası Atletico taraftarıydı. Gil, alt yapıyı dağıttı. Çocuk Real Madrid'e gitti, büyüdü, Madrid derbisine çıkıp Atletico'yu toprağa gömdü. Böyle adamların hikayelerine -izm bilmeyenler çok romantik diyorlar... Nah romantik... Kurgu değil Raul'unki; hayatın taa kendisi...

16 Ekim 2015 Cuma

Öğrenciler Neden Blog Yazmalı? – 6 Makul Sebep

Blog yazarlığı yediden yetmişe günümüzde herkesin zevk alarak yaptığı, para kazanabildiği bir uğraş, bir meslek haline geldi. Çünkü sesini binlercesine duyurabilmek, ücretsiz bir şekilde bile bir bloga sahip olabilmek, her ortamda çalışabilmek ve ilerleyen dönemde blog yazarak para kazanmak mümkün olduğu için bu meslek her geçen gün büyüyerek gelişmeye devam ediyor.

Peki öğrenciler böyle bir uğraşın içerisinde yer almalı mı ? Bir başka deyişle neden öğrenciler blog yazmalı ?

öğrenciler neden blog yazmalı


Eğlenceli zaman sağlar

O kadar ders arasında sıkıştığınız zaman blogunuz imdadınıza yetişebilir. Örneğin kişisel bir yazınıza yapılan olumlu yorumlar ve akabinde gelen etkileşimler sizin keyif almanızı sağlayabilir. Öğretmen kontrol eder mi, ederse kaç alırım, yetiştirmem gerekiyor gibi kaygılarınız olmadığı için harika işle ortaya çıkararak övgüler alabilirisiniz.

Okuma motivasyonunuz artar

Okul döneminde verilen ödevi yapmak zaruri olacağı için bazen keyfinizin yerinde olmadığı zaman bile bazı şeyleri okumak zorunda kalabilirsiniz. Yalnız blogunuzda nasıl yapılır türünde bir yazı paylaşmak istediğiniz zaman aklınıza gelebilecek tüm soruların yanıtlarını yazınıza eklemek isteyeceğiniz için farklı kaynaklardan okuma ihtiyacı hissedecekseniz.

Okudukça kendinizi geliştirecek ve o derece yazınızı güzelleştireceksiniz. Bu durum siz de her yazı yazmadan önce farklı kaynakları okuma gerekliliğini hissettirecek ve okuma alışkanlığı kazandıracaktır.

Yazma yeteneğiniz artar

Hep başımızın tatlı belasıdır kompozisyonlar değil mi ? Aslında her blog yazısı da görsel öğelerle zenginleştirebileceğiniz  bir tür kompozisyondur. O sınırlı zamanda yazma yeteneğinizi geliştiremediğinizi düşünürsek geniş zamanda imla kurallarına uygun, giriş-gelişme ve sonuç bölümlerinden oluşan iyi araştırılmış bir yazı size hem o konuyu iyi öğretecek hem de yazma yeteneği kazandıracaktır.

Sürekli blogunuzda yazdıkça artık dersleriniz sırasında yazacağınız kompozisyonlar için pratik kazanmış olacaksınız.

Aile içinde kendinizi gösterme fırsatı sunar

Her yaptığınız çalışmayı ya da her düşündüğünüz şeyi “baba bak ben bunu yaptım, bunu çizdim” diyemeyebilirsiniz. Yalnız tek bir adres olarak blogunuzu anne ve babalarınız, dostlarınız bilirse sizin yeteneğinizi, paylaşımlarınızı oradan takip edebilir. Yapacağı yorumlar hem sizin populerleşmenize hem de motivasyonunuza olumlu katkı yapacaktır.

Sosyal çevrenizi artırır

Günümüzde sosyal ağlar sayesinde tanımadığınız onlarca kişiyle etkileşim kurmanız mümkün. Blog yazdığım zaman yüzlerce yeni dürüst insanlarla arkadaşlık ettiğimi söyleyebilirim. Siz de yazılarınızla binlercesinin ortak sesi olabilir ve onlarla etkileşim kurabilirsiniz. Belki de yakınen tanıdığınız arkadaşınızdan alamayacağınız desteği yazılarınız vasıtasıyla size ulaşan birisinden alabileceksiniz.

Yönetim ve liderlik becerisi kazandırır

Kimseye bağlı değilsiniz, kendi işinizin patronusunuz ! İyisiyle kötüsüyle okuyucunun yani müşterinizin tek muhatap alacağı kişi sizsiniz. Müşteri bir soru mu soruyor, yanıtını bulmak sizin işiniz. Blog tasarımında sıkıntı mı var, renkler mi uyumsuz ? O zaman belki bütçeyi kontrol edip bili kişilerden yardım almak gerekir. Daha fazla kişiye mi ulaşmak lazım ? O zaman farklı çalışmalar başlatmalısınız. Bu soruları elbette artırabiliriz.

Bu süreçleri iyi yönetirseniz blogunuzu yönetme ve ona liderlik yapma konusunda iyi olduğunuzu göstermiş olacaktır. Bu da size hayatınızda proje yönetme becerisi kazandıracatır.

Son Sözler

Bir öğrenci olarak bu yazımı sonuna kadar okuduysanız sanırım “ben de blog açmak istiyorum” hevesini taşıyorsunuz. Cesaretli olun, atak olun ve sabırlı olun. Hiç bir gül dikensiz yetişmez, o yüzden kısa sürede binlerce takipçi beklemeyin. Azimli çalışmanızın sonucunu muhakkak alabileceksiniz. Üstelik yeterli hite ve okuyucu kitlesine ulaştıktan sonra adsense ile para kazanma imkanına bile sahip olabileceksiniz.

Unutmadan blog için çalışma yaparken dersleri de ihmal etmek yok !

Ve son sözüm de anne – babalara ! Çocuğunuzun kendi gelişimi için onu blog konusunda teşvik edebilirisiniz. İnternetten onları alı koymak mümkün değil. En azından bu şekilde kendilerine değer katacak bir çalışma içerisinde yer almasını sağlayabilirsiniz.

Yazar Hakıkında: Bu yazı öğretmen, öğrenci ve veliler için faydalı yazılar yazan Eğitim Bölümü sitesi sahibi tarafından Blog Hocam için yazılmıştır.

11 Ekim 2015 Pazar

Affet Bizi Keylor Navas


2014 Dünya Kupası'ndan aklında ne kaldı diye sorsanız, altı yıl kupaları domine eden İspanyolların erken vedası, Almanların ev sahibi Brezilya'ya attığı yedi gol ve muhteşem kaleci performansları derim öncelikle. Sonuncusundan devam edelim çünkü futbol dünyasında düşük profilli bir kahraman bu sezon harikalar yaratmaya devam ediyor. Şampiyon Almanya'nın libero-kalecisi Manuel Neuer zaten kupaya gelirken de tartışmasız dünyanın en iyi kalecisiydi. Nijerya kalesinde Vincent Enyama gönülleri fethetti ama kariyerinin büyük bir kısmını İsrail'de geçiren Enyama 33 yaşına geldiğinden kimse ondan bir gelecek beklemedi. Tim Howard, ABD kalesinde Belçika maçında yaptığı rekor kurtarışla kariyerinin sonbaharında, 40'ına yaklaşan kalecilere selam yolladı. Rais M.Bolhi'nin kalesini koruduğu Cezayir, turnuvanın rengiydi... Bolhi şimdi Antalyaspor forması giyiyor. David Ospina, Kolombiya'dan hep iyi kaleciler çıkar geleneğinin temsilcisiydi, yaz aylarında adı Fenerbahçe ile anıldı ama Cech, Arsenal'e gelmesine rağmen takımdan ayrılmadı. Meksika kalesinde harikalar yaratan Ochoa ise kulüp kalesine geçtiği zaman kova kaleci olmayı sürdürdü. 

Alman Neuer ile birlikte önümüzdeki 10 yıla damgasını vurması beklenen iki kaleci var Avrupa'da. Chelsea, pişmesi için Atletico Madrid'e gönderdiği Thibaut Courtois'yı geri aldı ve Manchester United'ın Atletico Madrid'den genç yaşta transfer ettiği David De Gea'nın karşısına koydu. 2014'ün iz bırakan kalecilerinden birinin kaderi De Gea ile bu yaz aylarında kesişti. Real Madrid, bırakın altyapıdan yetişen, İspanyol oyuncuların azlığından şikayet eden Madrid spor gazetelerinin baskısı altındaydı. Mourinho döneminde düşüşe geçen Iker Casillas, bir zamanlar önce Hierro-Redondo ardından ikinci döneminde Guti ve Raul'u gönderen Başkan Florentino Perez'in yeni hedefiydi. Los Galacticos projesinin babası vakti zamanında "Çirkin bu adam, forması satmaz deyip" Ronaldinho yerine yakışıklı Beckham'ı almış, futbolun ikon çocuğu en iyi zamanında "Karım ne derse o olur" deyip Victoria'nın peşinden Los Angeles'in yolunu tutmuştu. Iker Casillas gidecekti ama nazik olmak zorundaydılar çünkü Real Madrid kaptanı, şehrin iki büyük spor gazetesini yönetenlerin kulüpteki favori adamıydı. Dünya Kupası'ndaki kurtarışlarıyla kendini Levante'den 10 milyon Euro karşılığında Real Madrid'e atan Keylor Navas iyi kaleciydi ama Başkan Perez'in gözü De Gea'daydı. Iker Casillas, Porto'ya giderken maaşının büyük bir kısmını Real Madrid üstlendi. De Gea için Manchster United ile amansız pazarlık da sürüyordu. İngilizler bir yıl sözleşmesi kalan kalecilerini 35 milyondan aşağı vermemeye kararlıydılar. Kaderin böylesi, De Gea gelecek derken ikinci kaleciyi de Kiko Casilla olarak belirlediler. Iker olan aralarındaki tek fark bir 's' harfi değildi elbette. Espanyol'dan gelen kaleci, Santiago Bernabeu tribünleri için ufak adamdı. Ronaldo, Bale, James Rodriguez'in forma giydiği Real Madrid için Keylor Navas çok renkli futbolcular arasında gri bir adamdı. Transferin son günü olan oldu, kesin bitti denilen De Gea transferi, Real Madrid'e göre Manchester United evrakları kasıtlı olarak onaylamadığı için Galatasaray-Grosskreutz hikayesi gibi acıklı sonla bitti. 

Başkan Florentino Perez için artık tek ihtimal vardı. De Gea transferinde kurbanlık koyun gibi Manchester United'a göndereceği Keylor Navas'ı kulübe çağırıp özür diledi ve bunu resmen de açıkladı. Kosta Rika'lı kaleci o günlerde sessiz kalmış ama kabul edelim gururu incinmişti. Yapabileceği tek şey vardı: Real Madrid kalesinde devleşip, taraftarın güvenini kazanmak. Öyle de oldu, "Forması satmaz, röportajı okunmaz" Keylor Navas, Santiago Bernabeu'ya gelen 80 bin taraftarın bir numaralı adamı olmayı başardı iki ayda. Beş yaşında futbolcu babası Freddy Navas ile doğduğu Perez Zeledon'da izlemeye gittiği minikler maçında kalecinin yaptığı bir kurtarış, onun hayatının en unutulmaz karesi oldu. Keylor babasına kaleci olmak istediğini söyledi, ülkenin muteber takımlarından Deportivo Saprissa'nın kalesine iki bin dolar karşılığında geçtiğinde 19 yaşındaydı. Kosta Rika'dan Avrupa'ya futbol oynamaya gelmek kolay değildi ama ülkenin efsane kalecisi Luis Gabelo Conejo imdadına yetişti. Navas gibi bir Dünya Kupası'nda (1990) harikalar yaratan ve milli takımın gruptan çıkartan Conejo, İspanya'da Albacete'de forma giymiş ve kulüple irtibatını hiç kesmemişti. Navas'ı "Refleskleri bana Casillas'ı, ayaklarını çok iyi kullanması Valdes'i hatırlatıyor" diye tarif eden Conejo, vatandaşını Albacete'ye yolladı. Oradan soluğu Levante'de alan Keylor Navas, büyük takımlar karşısında harikalar yaratınca iki yıl önce ligin en iyi üç kalecisinden biri seçildi ve Real Madrid'in yolunu tuttu. İstatistikler bu sezon daha az gol yiyen Real Madrid'in (7 maçta 2 gol) takım defansının aslında gelişmediğini ortaya koyuyor. Çünkü rakipler kalede Iker Casillas varken girdikleri gol pozisyonu kadar pozisyonu Keylor Navas karşısında da yakaladılar. Aradaki ufak (!) fark mı? Navas, Casillas'ın kurtardığının üç katını kurtarıyor. Geçen hafta Atletico Madrid ile oynadıkları Madrid derbisinde olduğu gibi... Griezmann'ın penaltısını, son dakikalarda Jackson Martinez'in köşeye giden şutunu tokatlayan Keylor Navas, penaltı yaptıran kaptanı Sergio Ramos'u, ikinci yarıda kalenin önüne otobüs çeken hocası Rafael Benitez'i de kurtardı. Kahramanlar zaten bu işe yaramaz mı?

8 Ekim 2015 Perşembe

SEO’yu Güvenilir Kaynaklardan Takip Etmeliyiz

Blog Hocam’ı açtığım 22 Şubat 2011 tarihinden bugüne internet ve blog dünyası ile ile ilgili pek çok değişim ve gelişim oldu. Teknoloji değişti, trendler değişti, yöntemler değişti, insanların bakış açıları değişti vs.

Yaklaşık 5 yıllık bu süreçte değişmeyen şeyler de var tabi. Örneğin Google’ın ve Google’da ilk sıralarda çıkmanın önemi değişmedi ve değişmeyecek. Dolayısıyla biz bundan 5 sene önce SEO konusuna nasıl kafa yoruyorsak bugün de, yarın da kafa yormaya devam edeceğiz.

Şimdi gelelim esas duruma… Evet SEO’nun önemi ve web yayıncılarının hayatındaki rolü hiç değişmedi hatta arttı ama Google sürekli algoritma güncellemeleri yapıyor yani kendi içerisinde sürekli değişiyor. Bu değişime nasıl ayak uyduracağız?

seo sözlük


SEO’yu Güvenilir Kaynaklardan Takip Etmeliyiz

SEO dediğimiz arama motoru optimizasyonu konusu meraklısı çok olan ve fazlasıyla araştırılan bir konu. Hal böyle olunca pek çok vasıfsız ve bilgisiz pek çok insan sağdan soldan topladığı bilgilerle bizleri yanlış yönlendirip vakit, emek ve para kaybetmemize neden olabiliyor.

SEO konusunda öneri isteyen takipçilerime her zaman söylediğim şeyi bir kez de buradan hatırlatmak istiyorum. SEO ile ilgili yazılan her şeye inanmayın. Yalnızca sektörde tecrübeli şahısların ve ajansların yazdığı yayınları takip edin.

Ben de okuyucuların beklentileri doğrultusunda pek sık olmasa da SEO ile ilgili içerikler paylaşmaya çalışıyorum. Referans olarak da sektörün önde gelen yabancı sitelerini gösteriyorum. Fakat blogunu veya web sitesini arama motorlarında daha üst sıralara çıkarmak isteyenler SEO ile ilgili daha fazla bilgi edinmek hatta hizmet almak istiyorlar. Bu yüzden denk geldiğim SEO uzmanlarını ve SEO ile ilgili Türkçe içeriğe sahip siteleri buradan öneriyorum.

Doyurucu Ve Güncel SEO Makaleleri

SEO hakkında güncel bilgileri takip etmek isteyen arkadaşlara yeni tanıştığım SEO uzmanları; Emre Tonguç - Ahmet Uğur Ege ve siteleri seosozluk.com ile q5digital.com'dan bahsetmek istiyorum.

Kurumsal SEO Danışmanlığı yapan Emre Tonguç ve Ahmet Uğur Ege'nin bunun haricinde; Google AdWords, Sosyal Medya Pazarlama, Website Optimizasyon ve Ölçümleme konularında da şirketlere danışmanlık hizmeti vermektedir.

SEO Sözlük’te SEO başta olmak üzere AdSense, AdWords, Analytics, Wordpress gibi bloggerları ilgilendirecek pek çok konuda güncel makaleler yer almaktadır. q5digital.com ise  profesyonel hizmet almak isteyenler için de çeşitli seçenekler mevcut.

4 Ekim 2015 Pazar

Kötü Kalpli Bay Moreno


Özür dilemek erdemdir ama sokakta yürürken çarptığınız birine karşı gösterdiğiniz nezaketin, maalesef futbol dünyasında bir karşılığı yoktur. Geçen sezon Hamza Hamzaoğlu'nun yanlış değişiklikler yapıp kaybettiği maçlardan sonra dilediği özürlerin gereksizliği gibi geçen hafta da hakem Deniz Çoban hatalı düdükleri için özür dilemeyi tercih etti. Futbol her zaman iyi oynayanın kazandığı bir oyun da olmadı, hiçbir zaman adil de. İlk düdük ve son düdük arasında yaşananları banttan izleyebilir ama olan biteni yargılayıp sonucu değiştiremezsiniz. Kaçan gol için santrforun, yanlış kurulan bir 11 için teknik adamın, hatalı bir düdük için hakemin özrü manşet olabilir ama tek gerçek aynı sayfadaki maç sonuçları ve puan tablosudur. Deniz Çoban'ın veda ederken gözünden akan yaşlara kayıtsız kalabilmek ve üzülmemek elbette mümkün değil. Bir de madalyonun öteki yüzü var. Maalesef futbolu yorumlayan bazı dillere pelesenk olmuş olan "Adamdır, adam değildir" tercihleri, bugün kariyeri boyunca vasatı aşamayan bir hakemi düdüğünü asma tercihiyle iyi adam yaptı. Deniz Çoban'ın tükenmişlik sendromu izleri taşıyan vedasına sebep olan maç ne bir şampiyonluk, ne küme düşme maçı ne de bir finaldi. Benzer hataların onlarcasını her hafta sonu kendi ligimizde ve Avrupa'da izlemiyor muyuz? 

Futbol tarihi hakem hatalarıyla kaybedilmiş şampiyonluklar, final maçlarıyla dolu. Bir düdükle oyunun tarihine damga vuranları -ki say say bitmez- hatırlayalım isterseniz. 1997 yılında Vanspor- Beşiktaş maçı, Sergen frikik atıyor, barajdaki Aykut topu smaçlıyor, dönemin muteber hakemi Metin Tokat'ın gözüne güneş kaçıyor. Yine Beşiktaşlıların muzdarip olduğu, tezahüratlara özne olmuş bir isim. 1997'de İstanbulspor-Galatasaray maçında uzatma dakikalarında Arif'in yerde kaldığı pozisyona uzaklardan bir düdük sesi eşlik ediyor ve Vahap Beyaz penaltı noktasını gösteriyor. 2002'de Hasan Şaş'ı Ali Eren düşürüyor Galatasaray-Beşiktaş derbisinde, bugünün Merkez Hakem Komitesi Başkanı Kuddusi Müftüoğlu "Oyna" diyor. 2003'te Victoria'ya iki sarı kart çıkartıp oyunda tutan Ali Aydın, bir yıl sonra Ahmet Hassan'ın aldığı penaltıya itiraz etmiyor, derbi karışıyor. 
2005'te Özgüç Türkalp ve Anelka'nın eli, 2003'te Luciano'nun Olimpiyat Stadı'ndaki derbiyi karıştıran smacı ya da çok değil iki hafta önce Cüneyt Çakır'ın Trabzonspor- Galatasaray maçında çalmadığı penaltı. 2002'de Dünya Kupası'nda Brezilya ile oynadığımız maçta Rivaldo'nun Oscar'lık düşüşüne aldanıp Hakan Ünsal'ı oyundan atan hakemi hatırlar mısınız? Dünya Kupası ve hakem hatası deyince ilk akla gelen elbette ki Maradona'nın 1986'da Meksika'da İngiltere'ye elle attığı gol gelir. Tunuslu hakem Ali Bin Nasser de bu kararıyla her futbol tarihi kitabındaki yerini garantilemişti. 2009'da meşhur Chelsea- Barcelona maçı hâlâ hafızlarda. Norveçli hakem Ovrebo, Chelsea'ye penaltı vermemeye yemiş etmiş bir de Drogba'yı oyundan atmıştı. Manchester United'lı Nani'yi oyundan atan Cüneyt Çakır, efsane teknik adam Sir Alex Ferguson'u çileden çıkarmış, İskoç Hoca ağzında meşhur sakızı, al yanaklarıyla kendini saha kenarında bulmuştu. 2010 Dünya Kupası'nda İngiltere- Almanya maçında Lampard'ın şutunda top çizgiyi neredeyse bir metre geçmiş, Uruguaylı hakem santra noktasına yürümek yerine "Devam" demişti. Bu isimlerin hiçbirinin maçtan sonra özür dilediğini hatırlamıyoruz.


Futbol tarihinde bir hakem var ki onu es geçemeyiz. Pasaportunda yazdığı gibi söylersek, Byron Aldemar Moreno Ruales. Bugün İtalya'da Byron Moreno dediğinizde sokaktaki her futbolseverin kulaklarını çınlattığı Ekvadorlu hakem. Dört yıl sonra Berlin'de Dünya Kupası'nı kazanacak olan İtalyanların 2002'deki eleme turundaki rakipleri iki ev sahibinden biri olan Güney Kore'ydi. Buffon, Nesta, Cannavaro, Del Piero, Vieri, Totti ve Inzaghi'li İtalya desem, takımın heybeti herkesin hafızasında tazelenir. Güney Kore tamam güzel takımdı, çok koşuyor, taraftar desteğiyle yükleniyorlardı ama Moreno, İtalyanları 18 Haziran 2002 günü delirtti. 

Tommasi'nin nizami golüne ofsayt çaldı, Totti'yi yok yere oyundan attı ve uzatmalarda Güney Kore maçı kazandı. Ertesi gün La Gazzetta dello Sport'un manşetinde "Tarihin en kötü hakemi" yazıyordu. 2002 Dünya Kupası'nda hakemler İspanya'yı da yaktılar, FIFA "Uzak"tan iyi çalışıyordu! Ekvadorlu Moreno, İtalyan medyasının takibinden hiç düşmedi. Kendi ülkesinde bir maçta olmadık yere altı dakika uzatma verdiği maçta son düdüğü çaldığında tabelada 113. dakika yazıyordu. O süre içinde Quito şehri takımı iki gol atmış, Moreno'nun hesabı sonra ortaya çıkmıştı. Quito'da seçimlere girdi ama kıyak çektiği o 13 dakikalık uzatma, ona seçimleri kazandırmadı. 

Her hata yapan hakem kötü insan değildir ama Byron Moreno kötü kalpli olduğunu futbol sahasında değil New York JFK Havaalanı'nda kanıtladığında meşhur olduğu Dünya Kupası'nın üzerinden sekiz yıl geçmişti. Pasaport kontrolünde gergin tavırlarıyla dikkat çeken Moreno, üstünün aranması için özel odaya alındığında vücuduna yapıştırdığı 10 pakette altı kilo eroini ABD'ye sokmaya çalıştığı ortaya çıktı. Ekvador'lu Moreno'nun hakemlik kariyeri çoktan bitmişti ama hayatı da bitmek üzereydi, 10 yıl hapsini isteyen savcının karşısına geçen avukatı "Moreno'nun şöhretini yitirdiğini ve çok borcu olduğu için bu kaçakçılık teklifini kabul ettiğini" söyledi. Nasıl olduysa oldu, hakim, Moreno'ya 2.5 yıl hapis cezası verdi. Mapus günlerindeki iyi hali nedeniyle de 26 ay sonra özgürlüğüne kavuştu ve soluğu ülkesine aldı. Şimdi nerede mi? Emin olun, İtalyanlar dışında bunu merak eden yoktur. 

3 Ekim 2015 Cumartesi

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


3 Ekim Cumartesi
02:00 DC United - New York City FC @Eurosport2
14:00 Yeni Malatyaspor - Göztepe @TRT Spor
14:45 Crystal Palace - West Bromwich @LigTV3
15:30 Karşıyaka - Alanyaspor @TRT Avaz
16:00 Gaziantepspor - Osmanlıspor FK @LigTV
16:30 Mönchengladbach - Wolfsburg @Eurosport2
17:00 Sevilla - Barcelona @LigTV3
17:00 Manchester City - Newcastle United @Digiturk
17:00 Zenit St. Petersburg - Rostov @Tivibu
19:00 Medipol Başakşehir - Galatasaray @LigTV
19:00 Gençlerbirliği - Kayserispor @LigTV2
19:00 Samsunspor - Gaziantep BBSK @TRT Spor
19:00 Kayseri Erciyesspor - Adanaspor @TRT Spor Web
19:00 BB Erzurumspor - Erzin Belediyespor @Kardelen TV
19:15 Granada - Deportivo La Coruna @Digiturk
19:30 Chelsea - Southampton @LigTV3
21:30 Espanyol - Sporting Gijon @Digiturk
23:05 Malaga - Real Sociedad @LigTV2

4 Ekim  Pazar
00:00 Toronto FC - Philadelphia Union @Eurosport
00:30 Coritiba - Atletico Mineiro @LigTV3
02:00 New York Red Bulls - Columbus Crew @Eurosport2
13:00 Rayo Vallecano - Real Betis @LigTV3
13:30 Empoli - Sassuolo @LigTV2
13:30 De Graafschap - Feyenoord @Tivibu
13:30 Dinamo Moscow - CSKA Moscow @Tivibu
14:00 Şanlıurfaspor - Denizlispor @TRT Spor
14:00 Çaykur Rizespor - Bursaspor @LigTV
15:00 Monaco - Rennes @Digiturk
15:30 Gent - Club Brugge @NTVSpor
15:30 Ajax - PSV Eindhoven @Tivibu
15:30 Vitesse - Groningen @Tivibu
15:30 Everton - Liverpool @LigTV3
16:00 Balıkesirspor - Giresunspor @TRT Spor
16:00 Sampdoria - Inter @LigTV2
16:30 Schalke 04 - Köln @Eurosport2
17:00 Eskişehirspor - Beşiktaş @LigTV
17:00 Athletic Bilbao - Valencia @Digiturk
17:30 Altınordu - Elazığspor @TRT Spor Web
18:00 Uniao Madeira - Benfica @Tivibu
18:00 Arsenal - Manchester United @LigTV3
18:30 Adana Demirspor - Karabükspor @TRT Avaz
18:30 Bayern München - Borussia Dortmund @Eurosport2
19:00 Antalyaspor - Kasımpaşa @LigTV2
19:00 Genk - Standard Liege @NTVSpor
19:00 Juventus - Bologna @Digiturk
19:15 Levante - Villarreal @Digiturk
20:00 Fenerbahçe - Akhisar Belediyespor @LigTV
20:15 Porto - Belenenses @Tivibu
21:30 Atletico Madrid - Real Madrid @LigTV3
21:45 Milan - Napoli @Digiturk
22:00 Paris Saint-Germain - Marseille @LigTV2
22:30 Sporting Lisbon - Vitoria Guimaraes @Tivibu

5 Ekim Pazartesi
00:00 FC Dallas - Houston Dynamo @Eurosport2
02:00 Colorado Rapids - Real Salt Lake @Eurosport2