
Bugün bel ağrısı ile gelen Kula'lı yaşlı bir çifte muayene sonucunda ağrılarının şişmanlıktan kaynaklandığını söyleyip kilo vermelerini önerdim.
Amca:
"Bizim köylük yerde yeme içme çok, habire düğün oluyo, keşkek oluyo, helva oluyo, hanım ekmek yapıyo, tereyağ salça sürüp yiyoruz" dedi.
"Kula'nın ekmeği de pek meşhur, nasıl yapıyorsunuz?" diye sordum.
"Mayıs mayası ile yapıyoruz" dedi yaşlı teyze.
Mayıs ayında yağan yağmuru tepsilerde biriktirir, sonra onunla hamur yoğururlarmış.
Hamura yağmur suyu ve un dışında başka şey konmazmış. Daha sonra yoğurdukları hamur maya görevi görürmüş. Dolapta aylarca saklanabilirmiş, ama açıkta çabuk bozulur, eşkir, çikin olurmuş. Köylerinde komşularının ocağı tüttü mü teyze hemen bir parça mayalı hamuru çoğaltır, götürür ekmek edermiş. Bu yöntemle yapılan ekmek fıska fıska kabarır, hem de hiç bayatlamazmış.
İştahları çok yerinde olduğundan kararın kendilerine ait olduğunu, canın boğazdan geldiği gibi gidebileceğini, ancak atın ölümü arpadan olsun diyerek yemeye devam edebileceklerini, kilo almaya devam ederlerse ağrılarının gitgide artacağını anlattım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder