31 Mart 2014 Pazartesi

#derizaileblogla Kaybedenin Olmadığı Yarışma

Blogların popülaritesi ve kalitesi arttıkça markaların yaklaşımlarında da olumlu yönde değişimler oldu. Artık bloggerlara özel yarışmalar ve etkinlikler düzenleniyor, bloglara sponsor olunuyor.

 

Sizlere yine harika bir etkinlikten bahsetmek istiyorum. Bloggerlara gereeken önemi ve değeri veren markalardan biri olan Deriza.com bloggerlar arasında bir yarışma düzenliyor. Fakat bu yarışmanın diğerlerinden çok önemli bir farkı var. Bu yarışmada kaybeden olmayacak. Yarışmaya katılan herkese ödül verilecek. Merak ettiniz mi? Hemen detaylara geçeyim.

tablet

Bahsettiğim bu yarışma bloglar arsında yspılacak bir yarışma. Aşağıda yer alan şartları katılan tüm legal bloglarla yarışmaya katılabilirsiniz. Yarıma sonnunda verilecek ödüller şu şunlar:

 

- Yarışmada birinci olan bloga tablet bilgisayar.

- Yarışmada ikinci olan bloga unisex deri çanta.
- Yarışmada üçüncü olan bloga bay/bayan deri cüzdan.

- Yarışmaya katılan tüm blog yazarlarına Deriza.com’dan 50 TL değerinde indirim çeki.

 

İlk 3 blog nasıl belirlenecek?

 

Öncelikle finale kalacak olan 10 blog juri tarafından seçilecektir. Daha sonra verilecek olan hediyeler finale kalan 10 blog  içerisinden random.org üzerinden yapılacak çekilişle sahiplerini bulacak.

 

Yarışmaya katılım şartları neler?

 

1. Blogunuzda Deriza.Com ürünlerinden birtanesini tanıtmanız gerekmektedir.

 

Yazınızın başlığını istediğiniz gibi atabilirsiniz ancak başlığın başında ortasında veya sonunda #derizaileblogla hashtagı olması gerekmektedir.Yazınızın ilk bölümünde yarışma ve ödülleri hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra, tanıtım yazınızın içeriğinde tanıtmaya karar verdiğiniz ürünün kategorisi hakkında bilgi verdikten sonra ( mesela bayan deri ceket modellerimizden birtanesini tanıtmaya karar verdiniz öncelikle yazınızın başında deri ceketler hakkında bilgi vermelisiniz) deriza.com’dan herhangi bir ürünü ( Sitedeki istediğiniz kategoriden , istediğiniz bay veya bayan ürününü tanıtabilirsiniz. İster bir deri mont, ister bir deri anahtarlık, çanta, cüzdan , kemer ne isterseniz. ) bloğunuzda tanıtmalısınız. Tanıtım yazınız en az 200 kelime olmak zorundadır ve tanıttığınız ürünün linkini yazı içerisinde tıklanabilir ve herkese açık bir şekilde koymanız gerekmektedir. Tanıtmış olduğunuz ürünün linkini isterseniz açık bir URL şeklinde , isterseniz ürünün adının altına anahtar kelime şeklinde koyabilirsiniz.

 

2. Tanıtım yazınızın sonuna aşağıdaki notla beraber linki eklemeniz gerekmektedir.

 

Not: Yarışma hakkında detaylı bilgi almak ve yarışmaya katılmak için : http://deristyle.com/blog/deriza-sponsorlugunda-blogculara-ozel-odullu-yarisma-derizaileblogla/

 

Örnek katılım yazısı: http://deristyle.com/blog/garnili-bordo-deri-cuzdan-derizaileblogla/

 

3. Yazmış olduğunuz tanıtım yazısını bloğunuzun facebook sayfasında ( sayfanız yoksa kişisel facebook profilinizde herkese açık bir şekilde ) #derizaileblogla hashtagı ile beraber paylaşmalısınız.

 

4. Instagram hesabınızdan @derizacom etiketi ve #derizaileblogla hashtagı kullanarak tanıtımını yaptığınız ürünün fotoğrafını paylaşmalısınız. ( İnstagram hesabı olmayanlar twitter üzerinden aynı şekilde paylaşımı yapmak zorundadır. )

 

5. Blogunuzun en az 1 aydır yayında olması gerekmektedir. Sadece bu yarışma için oluşturulan paravan bloglar değerlendirilmeye alınmayacaktır.

 

6. Başvurunuzun geçerli olması için  sosyal medya paylaşımlarınızın linklerini yazı linkiniz ile beraber derizaileblogla@gmail.com adresine e-mail atmalısınız.

 

Etkinlik Takvimi

- Yarışma başlangıç tarihi : 31.03.2014

- En son yazı girilmesi gereken tarih : 29.04.2014

- Çekiliş Tarihi ve kazananların duyurulacağı tarih : 30.04.2014

 

Etkinliğin kazananları Deriza.com facebook sayfası ve google+ sayfasından duyurulacaktır. Deriza sosyal medya hesaplarını takip etmeniz önerilir.

Deriza facebook sayfası : https://www.facebook.com/Derizacom

Deriza google+ sayfası : https://plus.google.com/+Deriza/posts

 

Herkese başarılar dilerim!

29 Mart 2014 Cumartesi

Hafta Sonu Naklen Yayınlar



29 Mart Cumartesi
12:00 Sagan Tosu - Gamba Osaka @Eurosport2
13:30 Sivasspor - Gaziantepspor @LigTV
14:00 Samsunspor - Şanlıurfaspor @TRT 1
14:45 Manchester United - Aston Villa @LigTV3
16:00 Elazığspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Bayern München - Hoffenheim @TRT HD
17:00 Espanyol - Barcelona @NTVSpor Smart HD
17:00 Crystal Palace - Chelsea @LigTV3
19:00 Torku Konyaspor - Galatasaray @LigTV
19:00 Akhisar Bld. - Çaykur Rizespor @LigTV2
19:00 Bologna - Atalanta @Tivibu
19:00 Celta Vigo - Sevilla @NTVSpor Smart HD
19:30 Balıkesirspor - Adanaspor @TRT Spor
19:30 Freiburg - Nürnberg @TRT Haber
19:30 Arsenal - Manchester City @LigTV3
21:00 Evian TG - Monaco @Tivibu
21:00 Genk - Zulte Waregem @TVNet
21:00 Athletic Bilbao - Atletico Madrid @NTVSpor
21:45 Milan - Chievo @Tivibu
22:15 Sporting Lisbon - Vitoria Guimaraes @Tivibu
23:00 Real Madrid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
01:15 Newells Old Boys - Quilmes @TVNet

30 Mart Pazar
12:30 Sassuolo - Roma @Tivibu Spor 1
14:30 Fulham - Everton @Lig Tv 3
15:00 Lazio - Parma @Tivibu Spor 1
15:30 B.Mönchengladbach - Hamburg @TRT HD
15:30 Sampdoria - Fiorentina @Tivibu Spor 2
17:00 Liverpool - Totttenham @Lig Tv 3
17:00 Braga - Benfica @Tivibu Spor 1
17:00 Lille - Guingamp @Tivibu Spor 2
17:30 Hannover 96 - Werder Bremen @TRT HD
19:15 Nacional - Porto @Tivibu Spor 2
20:45 Napoli - Juventus @Tivibu Spor 1
21:00 Valencia - Getafe @NTV Spor
21:00 O.Lyon - St.Etienne @Tivibu Spor 2

28 Mart 2014 Cuma

Apple İle Blog Yazma Deneyimi

Mobil teknolojinin hayatımızdaki rolü giderek artıyor. Google Analytics’de geçen senenin istatistikleriyle bu senenin istatistiklerini karşılaştırırken mobilden ziyaret oranında ciddi artış olduğunu farkettim. Özellikle iPad ve iPhone ile yapılan ziyaretler gün geçtikçe artıyor. Üstelik bu istatistiğin Blog Hocam’a özel bir durum olduğunu düşünmüyorum. Artk insanlar interneti kullanmak için tablet ve akıllı telefonlar gibi ergonomik, pratik cihazları tercih ediyorlar.

 

Bu teknolojilere çok uzak olan ben, iPhone ve iPad gibi cihazlardan nasıl blog okunduğunu ya da yazıldığını çok merak ederek ofisteki mesai arkadaşlarımdan rica ederek 1-2 gün kullandım. Tabi işin ucunda cihazları bozmak da olduğu için bir blogger olarak hemen Apple ürünleriyle ilgili faydalı bir blog var mı diye araştırdım ve buldum da.

 

Apple Rehber isimli blog sayesinde iOS nedir, uygulama nereden ve nasıl indirilir gibi konularda bilgi sahibi oldum.

 

Hazihazırda Apple ürünleri kullanan veya kullanmayı düşünen çok sayıda blogger olduğunu biliyorum. Emin olun iPhone ve iPad ile blog yazmak, blog okumak kadar keyifli de. App Store’dan ücretsiz indirebileceğiniz Blogger uygulaması sayesinde hem iPhone’dan hem de iPad’den blogunuzu yönetebiliyorsunuz.

 

ios için blogger

iOS Blogger uygulaması ile yapabilecekleriniz:

 

- Yeni bir post oluşturarak yayınlayabilir veya taslakara kaydedebilirsiniz.

- Çektiğiniz fotoğrafları postun içine ekleyebilirsiniz.

- Etiketler ve konum bilgisi ekleyebilirsiniz.

- Hesabınıza bağlı diğer bloglar arasında geçiş yapabilirsiniz.

 

Benim gibi iOS ve Apple acemisiyseniz kafanızda pek çok soru işareti olabilir, hatta çeşitli sorunlar yaşayabilirsiniz. Fakat endişelenmenize gerek yok. Apple Rehberi’nde size yardımcı olcak pek çok faydalı ve güncel içerik yer almakta. iOS işletim sistemi hakkında bilgileri, iPad ve iPhone yardım dökümanlarını, Apple ürünleri ve uygulamaları hakkında güncel haberleri Apple Rehberi’nde bulabilirsiniz.

 

Sözün özü, eğer bir iPad veya iPhone kullanıcısıysanız Blogger uygulamasını indirip blogunuzla yakından ilgilenmenizi ve Apple Rehberi’ni takip ederek cihazlarınızı çok daha verimli kullanmanızı öneririm.

26 Mart 2014 Çarşamba

Blog Tanıtımı: Picardes

16-24 yaş arası erkeklerin internetteki blog davranışlarını incelediğinizde belli başlı konularda blog açtıklarını görürsünüz. SEO, Wordpress, Blogger, teknoloji, webmaster gibi konular o kitlenin ilgisini çektiği için bu konularda yazmalarını doğal karşılıyorum. Peki doğru mu? Tartışılır…

 

Evet blogların insanların kendi düşüncelerini özgürce yazdığı platformlar fakat söz konusu bilgi paylaşımı olunca biraz daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Yazdığın bilginin doğruluğundan emin değilsen insanları yanlış yönlendirnemelisin. “Şu şudur.. bu budur..” tarzında hüküm verici nitelikte cümleler kurmak yerine “ben bunu bunu yaptım, böyle böyle oldu..” şeklinde kişisel deneyimlerin paylaşılmsı daha doğru olacaktır.

 

Advertorial içerik kapsamında tanıtacağıım blog olan Picardes bunu başarmış bir blog. Yukarıda bahsettiğim konularda içerikler yer almasına rağmen kişisel deneyim ve görüşler aktarıldığı için hem özgün hem de doğal bir blog olmayı başarmış.

picardes

 

Picardes Kimdir? Nedir?

 

Roman Adamita’nın SEO, E-ticaret, Wordpress, sosyal medya ve internet teknolojisi gibi konularda kişisel deneyim ve bilgilerini yazdığı blog olan Picardes, Eylül 2013’ten beri yayında olmasına rağmen kısa sürede yüksek sayılabilecek okuyucu kitlesine ulaşmış.

 

Picardes’in kısa sürede bu başarıyı yakalamasının en önemli sebebi, yazının başında da belirttiğim gibi herkesin yazdığı konuları kendi cümleleri ve deneyimleriyle paylaşması. Birkaç örnekle açıklayayım:

 

- SEO ile ilgili yayın yapan bloglarda backlink kaynakları için çeşitli listeler verilir fakta hepsi bilinen, geleneksel kaynaklardır ve fark yaratmaz. Picardes’e ise şurada, şurada ve şuradaki gibi farklı ve herkesin bilmediği yöntemleri basit bir dille anlatılmıştır. 

 

- Link inşaası çalışmalarında kullanılan, backlink alabileceğiniz şuradaki ve şuradaki gibi çeşitli listeler Picardes’te kısmen ücretsiz olarak dağıtılmaktadır. Ayrıca kendisi de freelance olarak SEO hizmeti veren Picardes’in sahibi, SEO çalışmalarında kullandığı yöntem ve araçlardan blogunda bahsediyor. Bu da yazılara olan ilgiyi arttırıyor dolayısıyla.

 

Picardes’in E-Ticaret Ve SEO Hizmetleri

 

Picardes’te blog yazılarının dışında çeşitli hizmetleri görebilirsiniz. Bunların başında sitenizin arama sonuçlarında üst sıralarda çıkmasına yardımcı olacak SEO ve backlink paketleri ile Wordpress kullanmak isteyenleri teknik detaylarla uğraşmaktan kurtaracak Wordpress kurulum işlemleri sayabilirsiniz.

 

Daha fazlası için Picardes’i ve referanslarını inceleyebilirsiniz.

 

Not: Bu bir advertorial içerik yani tanıtım yazısı. Fakat reklam da olsa hiçbir okuyucuyu aldatmak veya kandırmak gibi bir tutum sergilemem. Tanıtımını yaptığım siteyi 1 saat inceledim ve site hakkında kendi düşüncelerimi yaztım.

24 Mart 2014 Pazartesi

1 Dakikada Teklif, 3 Dakikada Poliçe!

Hızın her geçen gün daha da çok önem kazandığı günümüzde, sigorta sektörünün teknolojiyi yakından takip ettiğini görmek güzel. Ben de blogumda böyle firmaları yakından takip ediyorum.


Generali Sigorta, hızlı ve teknolojik hizmet konusunda öncülük yapmış diyebiliriz. Artık her an, her yerden Generali’nin 0850 555 55 55 numaralı telefonundan veya generali.com.tr web sitesinden ve acentelerdan kolayca ulaşarak 1 dakikada teklif alıp, 3 dakikada poliçe satın alabilecekmişiz. Üstelik Zorunlu Trafik Sigortası ve kasko poliçeleri hizmetlerinde %70’e varan indirimler var. Teklifler kişiye ve arabaya özel yapılıyormuş ve indirimler kişiden kişiye farklılık gösteriyormuş. Mesela online sigorta teklifi alırken yaşımız, arabamızın yakıt türü gibi etmenler de çok önemliymiş.

 

 

Generali Sigorta müşterisi olmasanız dahi bir kez teklif alan herkese, kişisel sigorta danışmanı da atanıyormuş. Böylece bilgi alan kişi her aradığında, karşısında aynı danışmanı buluyor ve sorunlarını her defasında baştan anlatmak zorunda kalmıyor. Bence mükemmel bir hizmet.


Bu arada Generali Sigorta 1831 yılında İtalya’da kurulmuş, 60’ı aşkın ülkede 80,000’i aşkın çalışanı ve tüm dünyada 65 milyondan fazla müşterisi varmış. 150 yılı aşkın süredir ise ülkemizde faaliyet gösteriyormuş. Son günlerde ise kolay sigorta teklifi almanın yanı sıra, indirimli trafik sigortası ve indirimli kasko hizmetleri ile adından çok söz ettiriyor.

 

Yakın zamanda Zorunlu Trafik Sigortası veya kasko yaptıracaklar 31 Mart’a kadar mutlaka teklif alsın derim. Anında sigorta teklifi, sadece 1 dakika sürüyor:)

 

1 Dakikada Teklif Almak için Tıklayın

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Türkiye'nin Yüzleri

Blog Yazarak Para Kazanmak Mümkün Mü?

Blog yazarak para kazanma mevzusuna son dönemde çok kafa yoruluyor. Ortalıkta öyle şehir efsaneleri dolaşıyor ki, kolay yoldan para kazanmaya hevesli insanlar “blog yazarak para kazanılır mı?” “blog açarak para kazanmak mümkün mü?” gibi soruların cevabını arıyorlar. Ben de naçizane bu sorulara yanıt vermeye çalışacağım. Fakat öncelikle bu noktalara nasıl geldiğimizle ilgili bir nostalji yapmak istiyorum.

İnternet’in hayatımıza girmesiyle birlikte alışkanlıklarımız ve yaşam tarzımız da oldukça değişti. Örneğin ben ilk okulda/orta okulda dönem ödevleri veya diğer araştırmalar için evdeki ansiklopedi setlerini karıştırırdım. Hangimizde yoktu ki Meydan Larousse’lar, Ana Britannica’lar, Gelişim Hachette’ler? Şimdi ise yüzlerce cilt ansiklopedi yerine sadece Google’ın arama kutusunu kullanıyoruz :)

 

Benzer örneği boş valkitlerimizi değerlendirme konusunda da verebiliriz. Eskiden boş arsalarda top oynar, nispeten tenha sokaklarda bisiklet sürer, kalem kağıtları elimize alıp isim-şehir oynardık. Peki şimdi? Bisikleti de bilgisayarda sürüyoruz, topu da bilgisayarda oynuyoruz. Arkadaş sohbetleri bile artık internet üzerinde gerçekleşiyor.

blog açarak para kazanmak
Şimdi, yazı başlığıyla bu anlattıklarımın ne ilgisi olduğunu soracaksınız. Hemen konuya geçeyim. Bilgi edinme ve vakit geçirme alışkanlırımızda olduğu gibi para kazanma yöntemlermizde de internetle birlikte büyük değişimler oldu. Girişimci ruha sahip kişiler, artık sokakta değil internet üzerinde para kazanamaya çalışıyor. Bunun için en çok tercih edilen yöntemlerden biri ise blog açmak.

Peki blog yazarak para kazanmak gerçekten mümkün mü? Veya bu iş göründüğü kadar kolay mı?

 

Öncelikle bu işe yeni girenlere ya da gireceklere blog açmanın tek başına para kazandırmayacağını söylemeliyim. Blogunuzu açar açmaz bir yerlerden para geleceğini falan sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Blog açmak, para kazanmak için tek başına yeterli değil, blogunuz için düzenli içerik üretmeli, tanıtım çalışmaları yapmalı, geliştirmek için zaman harcamalısınız.

Şimdi size birkaç sorum olacak: Çalışkan mısınız? Disiplinli misiniz? Azimli misiniz? Sabırlı mısınız? Okumayı ve yazmayı seviyor musunuz? Bu sorulara cevabınız evetse açık ve net söylüyorum siz de blog yazarak para kazanabilirsiniz!

Alışılmışın aksine blog yazarak para kazanma yöntemlerini tanıtmak yerine kişisel deneyimlerimi aktarmak istiyorum.

3 yılı aşkın süredir Blog Hocam’da yazıyorum ve bu süreçte para kazanabileceğim pek çok fırsat çıktı karşıma. Zaman yetersilziğinden çoğunu değerlendiremesem de hatrı sayılır miktarlarda gelir elde ettiğimi söyleyebilirim. Bakın Blog Hocam sayesinde hangi fırsatlarla karşılaştım ve nasıl para kazandım.

1. Google AdSense Reklamları

Blog yazarlarının para kazanmaya başladığı ilk ve en basit yöntem bir PPC modeli olan AdSense reklamlarıdır. Biraz zorlu bir onay süreci olsa da, AdSense yayıncısı olmayı başarabilirseniz oturduğunuz yerden para kazanmaya başlayacaksınız. Yapmanız gereken şey AdSense reklamlarını blogunuza eklemek ve ziyaretçilerin bu reklamlara tıklamasını beklemek.

Ben de zaman zaman Blog Hocam’daki AdSense reklamlarını optimize ederek,  buradan kazancımı arttırıyorum. Tıklama başına ortalama 0.30 TL veren AdSense reklamlarını düzgün bir şekilde yerleştirdiğimde aylık  80-90 TL civarında bir gelir elde edebiliyorum.

AdSense’in tık başına verdiği ücretler reklamdan reklama ve blogdan bloga değiştiği için blogunuzun içeriğine, gösterilen reklamlara ve ziyaretçinin ilgisine göre kazancınızın değişebilir. Size düşen şey bol bol faydalı içerik üreterek organik trafiğinizi yani Google’dan gelen ziyaretçi sayısını arttırmak.

 

2. Bumads İçerikleri

Doğan Holding bünyesinde açılan bir içerik pazarlama ajansı olan Bumads, blog yazarlarıyla iş birliği yaparak hem kendi kazanıyor, hem de bloggerlara kazandırıyor. Bumerang’a altın veya platin üye olduktan sonra gelen içerikleri blogunuzda yayınlıyorsunuz ve yayınladığınız içerik başına para kazanıyorsunuz.

Bumads’den gelen ilk teklifi yayınladığımda 2 TL gibi bir ücret almıştım. Tekliflerdeki başarım arttıkça verilen fiyat da arttı doğal olarak. Kullanıcı sözleşmesi gereği teklif başına ne kadar para kazandığımı paylaşamıyorum fakat burada okuduğunuz yöntemler arasında en çok kazandığım yöntem olduğunu söyleyebilirim.

Bumads reklamları blogunuzun türüne göre değişebilir. Örneğin bazı teklifler sadece moda bloglarına gelirken, bazıları sadece teknoloji bloglarına geliyor. Reklamı veren firmanın hedef kitlesine bağlı. umads tekliflerinden kazancınızı arttırmak için yapmanız gereken şey ise o içeriğin daha fazla kişi tarafından okunmasını sağlamak.

3. Banner Reklamları

Blogunuzun belli yerlerine farklı boyutlarda bannerlar yerleştirmek de kazançlı bir yöntem diyebilirim. Blogunuzun popülaritesine sayısal değerlerine göre kazancınız artabilir.

Blog Hocam’ın reklam sayfasını ziyaret ettiyeniz farklı boyutlarda banner alanları için talep ettiğim fiyatları görebilirsiniz. Banner alanları genellikle dolu için gelen teklifleri geri çevirmek zorunda kalıyorum. Zira blogu bannerlara boğmak kazandırdığından daha fazlasını kaybetttirebilir. Banner reklamlarından aylık kazancım 200 TL civarındadır.

Banner reklamları yerleştirerek blogundan para kazanmak isteyenlere önerim rekabeeti yüksek sektörlerden ilk reklamları ucuza almaları. Çünkü ilerleyen günlerde, rakip annalizi yapan sektördeki diğer sitelerden çok sayıda reklam teklifi gelecektir.

 

4. Advertorial İçerikler

İnternette tanıtım yazısı olarak bilinen advertorial içerikler backlink çalışması yapan SEO’lar ve sitesini daha geniş kitlelere duyurmak isteyen kişiler tarafından çok sık tercih edilen bir yöntem.

Ben advertorial içerik konusunda çok seçiciyim. Advertorial içerik isteyen bir sitenin konusunu blog yazarlığıyla ilişkilendirip okuyucuya fayda sağlayacak bir hale dönüştürebilirsem yayınlıyorum. Bu şekilde reklamdan alınan verim de artmış oluyor. Advertorial içerik reklam tekliflerinin %90’ının kabul etmiyorum fakat neredeyse her hafta bir adet yayınlıyorum. Yazı başına kazandığım aldığım ise 40 TL.

Advertorial içerik yayınlayarak para kazanmayı düşünenlere küçük bir ipucu vermek istiyorum. Yayınlayacağınız içeriği siz oluşturun ve mutlaka okuyucularınızın ilgisini çekecek türde yazın. Eğitimle veya ekonomiyle ilgili bir blogunuz olduğunu düşünelim. Sırf verdiği yüksek ücret için elektronik sigarayla ilgili bir tanıtım yazısı yayınlamak okuyucu kitlenize küfür etmek gibi olur.

 

5. Affiliate Marketing

Satış ortaklığı olarak bilinen affiliate marketing’de yaptığınız satış veya üye başına komisyon alırsınız. Bir affliate programına üye olduktan sonra size verliecek affiliate linkini ve bannerını blogunuzda paylaşarak o link/banner üzerinden yapılan satışlardan veya üyeliklerden belli bir yüze alırsınız.

Affiliate marketing çok çalışma ve zaman gerektiren bir yöntem olduğu için şuana kadar Blog Hocam’da pek tercih etmedim. Sadece 1 affiliate programına katıldığım üyelik başına 5 TL veren program dahilinde, sisteme 200 küsür üye kazandırarak 1000 TL civarında bir gelir elde ettim. Blog Hocam’ın konseptine uygun, okuyucuyu ilgilendirecek bir programa rastlarsam tekrar deneyebilirim.

Affiliate marketing zor fakat uzun vadede çok kazançlı bir yöntemdir. Özellikle ClickBank gibi yabancı affiliate ağlarında %50-%60 gibi yüksek komisyonlar veren çok kazançlı ürünler ve programlar mevcut.

 

6. Makale Yazarlığı

Blog yazarları zamanla kendilerini web için içerik oluşturma konusunda geliştiriyorlar. Bu, yeni bir kazanç fırsatı demek. Çünkü internette makale yazmaya vakti veya yeteneği olmayan yüzlerce şahıs veya firma var ve bular nitelikli yazarlarla çalışmak istiyorlar.

Bana da Blog Hocam sayesinde çeşitli makale ve içerik işleri geldi. Bulardan birkaçını değerlendirdim. Bumads kampanyası dahgilinde İşteLezzet.com’un yüzlerce blogda yaynlanan şu içeriğini ben yazdım ve karşılığında 50 TL aldım. Bunu dışında Turkcell ve çeşitli webmaster forumlarından bana ulaşan birkaç kişi için de makale yazdım.

Eğer tüm gününü bilgisayar başında geçiren bir öğrenci veya işsiz değilseniz makale yazarlığı pek kazançlı değil. Çünkü çok düşük ücretler veriyorlar. Ancak benim gibi arada bonus projelere rastlarsanız kaçırmayın. Sevdiğiniz şeyi yaparak yani yazı yazarak para kazanmak kadar keyifli birşey olabilir mi :)

 

7. Blog Mentörlüğü

Benim blogum blog yazarlığı ile ilgili olduğu için bu yöntemi blog mentörlüğü şeklinde yazdım sizin blogunuzun içeriğine göre bu isim değişecektir elbette. Burada esas olan yeteneklerinizi bcerierinizi blogunuz vasıtasıyla sunmaktır. Bu sayede çok sayıda teklif alabilirsiniz.

Ben de Blog Hocam sayesinde çok sayıda kişi ve firmadan teklif aldım. Blog kurmak, yönetmek, yol haritası belirlmek gibi konularda hiçbir tecrübesi olmayan kişiler bana ulaşarak birlikte çalışmayı teklif ettiler. Tabi iş güç sahibi olduğum için kabul edemedim fakat  yeterli vakti ve enejisi olanlar için  oldukça keyifli bir iş olabilir diye düşünüyorum.

Siz de uzmanlık alanınızla ilgili blog yazarak bu tür fırsatlar yakalayabilirsiniz. Örneğin çok iyi bir pasta tasarımcısıysanız,  hünerlerinizi blogunuzda sergileyip potansiyel müşterilere veya pasta tasrımcısı arayan şirketlere ulaşbilirsiniz. Emin olun hiçbir CV bu kadar etkili değildir.

 

8. Çözüm Ortaklığı

Blog yazarak çeşitli firmalarla veya markalarla ortak çalışmalara imza atabilirsiniz. Bu konuda son yıllarda büyük gelişmeler oldu Türkiye’de. Yapmanız gereken tek şey ise blog yazdığınız konuda dikkat çekici etkili içerikler üretmek.

Ben de bazı SEO, SEM ve dijital pazarlama ajanslarından birlikte çalışma konusunda çeşitli teklifler aldım. bunlardan  bazılarını da değerledirerek “blogger outreaching” konusunda çözüm ortağı oldum.  Yaptığım şey ise ajanslarla bloggerlar arasındaki bağlantıyı kurmaktı. Karşılığında da belli bir komisyon ödediler.

Siz de benzer çözüm ortaklılkları yapabilirsiniz. Örneğin moda blogunuzla adınızdan söz ettirerek çeşitli markaların bloglarında yazar olabilirsiniz. Veya “Saba Tümer Bloggerlarla Ne Pişiriyor?” projesinde ki gibi firmalarla çalışabilirsiniz.

 

9. Promosyon Ürünler

Burada direkt bir para kazanma söz konusu değil. Blogunuz üzerinen yaptığınız çekilişlere sponsor olmak isteyen firmalar size veya seçtiğiniz kişilere belli ürünler gönderirler.

Bugüne kadar ben de sponsorlar sayesinde Blog Hocam’da pek çok çekiliş yaptım ve okuyucularıma binlerce lira değerinde hediye verdim. Hediyeler arasında tek taş pırlanta yüzükler, imzalı kitaplar, tablet bilgisayarlar, mouselar, puzzlelar, mp3 çalarlar, kol saatleri, oyuncaklar gibi küçümsenmeyecek ürünler vardı.

Özellikle bayan makyaj, kozmetik, moda gigi konularda yayın yapan bloglara markaların ilgisi büyük. Siz debu konularda yazan bir blogger olarak okuyucuyla samimi bir iletişim kurup, yazılarınıza reaksiyon almayı başarabilirsiniz, kağınızı çalan kargolrdan sıkılablirsiniz :)

10.Benim Denemediğim Diğer Yöntemler

Blog yazarak para kazanma yöntemleri bunlarla sınırlı değil. Benim denemediğim bşka yönteler de var. Kısaca bunlardan da bahsetmek istiyorum.

 

- Link satışı: Backlink çalışması yapan kişilerin linklerini footer veya sidebarınızda belli bir süre yayınlamak karşılığında para alabilirsiniz.

- Ürün satışı: Kendi ürettiğiniz ürünleri veya hizmetleri de blogunuzdan satabilirsiniz. İkinci el kıyafetleriniz, yaptığınız tasarımlar, yazdığınız bir e-kitap vs.

- Blog işletmeciliği: Sıfırdan kurduğunuz bloglara belli bir süre içerik girip, iyi bir yere getirdikten sonra bunları satabilirsiniz.

- Link kısaltma: Bazı link kısaltma servisleri kısalttığnız linklere tıklama başına ücret  ödemektedir. Bu sevislerde kısalttığınız linkleri blogunuzun çeşitli yerlerind kullanarak para kazanabilirsiniz.

Hala Bir Blogunuz Yok mu?

Eğer henüz bir blogunuz yoksa fakat bu yazıyı okduktan sonra blog açarak para kazanmaya karar vediyseniz, sizi blog açma işleminin aşamalarını anlattığım yazıya yönlendirmek istiyorum.

 

Blog Açtıktan Ne Kadar Sonra Reklam Almalıyım?

Bunun belli yok. Önemli olan blogunuzun reklam almaya hazır olup olmadığıdır. Bazen 1 ay sürer, bazen 1 yıl. Blogun reklam almaya hazır olup olmadığını nasıl anlayacağınıza gelince sizden reklamverenlerin bloglardan beklentilerini yazdığım yazıya okumanızı isteyeceğim. Buradaki beklentilerin bir kısmını karşılayabiliyorsanız, reklam almaya başlayabilirsiniz.

 

Reklamverenlere Nasıl Ulaşabliirim?

İlk zamanlarda fazla tanınan bir blog olmadığınız için reklam verenlerin size ulaşmaları zordur. Bu dönemde Webmaster forumlarından faydalanabilirsiniz. Webmaster forumları bu tür ticaretlerin yoğun bir şekilde yapıldığı platformlardır. Buralarda yeni bir konu açarak blogunuza reklam aldığınızı duyurabilir veya reklam vereceğini duyuran kişilerin konularına cevap yazarak sizin blogunuza reklam verebileceklerini söyleyebilirsiniz.

Ben de ilk banner ve advertorial içerik reklamlarımı bu şekilde Webmaster forumlarından almıştım. Fakat zamanla reklam sayfasından o kadar çok teklif gelmeye başladı ki Webmaster forumlarındaki mesajlarla uğraşmama hiç gerek kalmadı. Sizlere de mutlaka detaylı ve net bilgiler veren bir reklam sayfası oluşturmanızı öneririm. Popülariteniz arttıkça bu sayfadan bol bol teklif gelecektir.

 

!!! Son olarak size bir listeye katılmanızı önerceğim. Bu liste bir reklam mail listesi. Bir reklam projesi olduğunda bu listedekilere mail gönderilerek haber verilir. İlgilenenerle görüşmeler yapılarak advertorial içerikler ve banner reklamları ile ilgili görüşmeler yapılır.

Listenin sahibi benim ve mailleri ben gönderiyorum. Dolayısıyla hiç bir spam veya gereksiz mesajla muhattap olmayacağınızın garantisini veriyorum. Sadece reklam projelerinde size bir mail gönderilecek. İlgilnizi çekerse cevaplarsınızi ilginizi çekmezse silersiniz.  Ayrıca istediğiniz zaman tek bir tıklamayla listeden çıkabilirsiniz.

 

 

Kutuya e-mail adresinizi yazıp katıl butonuna bastıktan sonra adresinize bir onay maili gelir. Bu maildeki onay linkine tıklamadan listeye katılmış sayılmazsınız. bu işlem başkalarının e-mail adresini yazmamak için yapılır.

 

Söz Sizde

 

Benim blog yazarak para kazanma ile ilgili deneyimlerim bunlar. Sorularınızı ve kendi deneyimlerinizi yorum bölümünden yazabilirsiniz.

23 Mart 2014 Pazar

Manita yapmışsın El Clasico!


Alfredo Di Stefano "Real Madrid'in ezeli rakibi Atletico Madrid'dir. 600 kilometre uzaktaki takımdan ezeli rakip olmaz" der, zaten her kaynakta da "Derbi aynı şehrin iki takımı arasında oynanan spor müsabakasıdır" yazar. Ama İspanya'nın futbol tarihinde hiçbir şehir derbisi El Clasico'dan daha mühim değildir. Real Madrid-Barcelona denildiğinde akan sular durur. El Clasico haftasına girildiğinde spor gazeteleri dev maça her gün 10 sayfa ayırır ve geri sayım başlar. Bugün de günlerden El Clasico... Barcelona, ligin ilk yarısında can sıkıcı bir futbolun oynandığı ve 2-1 kazandığı 90 dakikanın rövanşına Santiago Bernabeu'ya gelecek. Şampiyon olmak istiyorsa da dört puan önündeki Real Madrid'i devirmek zorunda. 

 İspanya'da deplasman taraftarına yasak yok ancak 80 bin kapasiteli stadyuma gelebilecek olan Barcelona taraftarının sayısı da 500 ile sınırlı. Her El Clasico'nun vazgeçilmezi turistler ise en fazla 500 avroya alınmış sezonluk kombineleri 90 dakika için en az 300 avroya kiralayacaklar. Japonlar ise yine birinci katların ön sıralarında maç izleyebilmek için bin avroyu gözden çıkaracak ve topa bakmak yerine Ronaldo ile Messi'yi süzecekler elde fotoğraf makineleriyle... Barcelona yine bir gün önceden gelmeyecek Madrid'e. Öğle yemeği sonrasında beş-altı saati geçirebilecekleri bir otele gidecekler, iki başkan ise geleneksel El Clasico yemeğinde buluşacak ve bizim gibi deplasman derbilerine ne taraftarını götürebilen ne de kendisi gidebilen kulüp başkanlarına medeniyet dersi verecekler Santiago Bernabeu'nun şeref tribününde... El Clasico tarihinde Real Madrid'in Barcelona'yı, Barcelona'nın Real Madrid'i hezimete uğrattığı çok maç var elbette. Yüzyılı aşan bir rekabet sonuçta. Ne Real Madrid'in 11-0 kazandığı maç ne de yakın geçmişte Barcelona'nın Madrid'de 80 bin Real Madridli'nin önünde 6-2 ile kendini alkışlattığı 90 dakika... El Clasico'nun kısa tarihini yazmak isterseniz -ki benim de niyetim budur- tabelada 5-0 yazan maçlar İspanyol futbolunun bu amansız rekabetinin alametifarikasıdır... 2-0 kazanıldığında "Duble yaptı" derler; 3-0 kazanıldığında bizim dolmuş kültürümüz gibi "Üçlediler" denir, 4-0'da yollarımız ayrılır onlarla, İspanyollar ve İtalyanlar için 4 gollü galibiyet 'poker yapmak'tır, dört as çıkarmıştır kazanan... Ya peki 5-0 olduğunda? 'Chiranthodendron pentadactyllon' takdir edersiniz ki yazarken tashih yapmamak için dikkat edilmesi gereken iki kelime. Çiçekleri bir insan eli gibi olan bu ağaca 'manita' der İspanyollar, 'mano' yani elin ufak olanına manita dedikleri gibi... El Clasico'da bir taraf 5-0 kazandığında 'manita' yapmış olur, uzaklarda bizim sokak dilimize 'sevgili' olarak geçen manita, Madrid ve Barselona sokaklarında beş gollü galibiyetin simgesidir... 


Sene 1974, aylardan şubat. Avrupa'ya kapattığı ülkesinden dışarıya tek açık pencere olarak Real Madrid'i bırakan General Franco'nun ölümünden bir yıl önce Santiago Bernabeu'daki El Clasico. Bir İsviçreli'nin kurduğu, bir Hollandalı'nın (Rinus Michels) total futbolu öğrettiği, bir başka Hollandalı'nın (Johan Cruyff) sahada döktürdüğü Barcelona'nın Santiago Bernabeu'da manita yaptığı ve Katalanlar'ın, "Franco aslında o gece öldü" dedikleri El Clasico... İlk yarıda iki, ikinci yarıda üç golle Madrid'de tabelaya 5-0 yazdıran Barcelona, bir sonraki manita için tam 20 yıl bekledi. Değişen ya da değişmeyen isim ise Johan Cruyff. O artık sahada değil Barcelona'nın kulübedeki patronuydu. Tenerife'nin iki sezon arka arkaya Real Madrid'i yıkıp Barcelona'nın Cruyff yönetiminde dört yıl arka arkaya şampiyon olduğu yıllar. 

1993-1994 sezonu. Real Madrid'de yıllar sonra kulüp tarihinin en çok gol atan oyuncusu olacak olan Raul'un ise ilk sezonu. Ev sahibi takım Buyo-Quique, Hierro, Sanchis, Lasa-Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca-Raul, Zamorano 11'iyle çıkıyor. Barcelona'nın kadrosu çok daha şık: Zubizarreta- Ferrer, Koeman, Nadal, Sergi-Goikoechea, Guardiola, Amor, Bakero- Stoichkov ve Romario. Anasının karnından golcü doğmuş adam Romario. O, hat-trick yaparken, Hollanda'nın sert çocuğu Koeman ve Ivan da tabelayı 5-0'a bağlıyor. İntikam sıcak yenen bir yemek midir, yoksa soğuk mu? Real Madrid sıcak olanını tercih ediyor. Ertesi sezon bu kez Santiago Bernabeu'daki randevu... O zamanlar UEFA'nın stad güvenlik kriterleri de yok. Gazete arşivleri "105 bin taraftar vardı" diyor tribünlerde. Eski bir Real Madrid'li olan ve Cruyff'un ısrarıyla takıma kazandırılan Hagi var o yıl Barcelona'da. Barcelona; Busquets-Ferrer, Abelardo, Koeman, Sergi-Guardiola, Bakero, Amor Eskurza ve Stoichkov onbiriyle sahaya çıkıyor. Doğrusu bırakın 'manita'yı o günlerde Real Madrid taraftarı 1-0'a razı. Santiago Bernabeu, Buyo; Quique, Hierro, Sanchis, Lasa; Luis Enrique, Milla Laudrup, Amavisca; Raul, Zamorano 11'ini selamlıyor. Romario hat-trick yapar da Zamorano yapmaz mı? Şilili'nin üç golüne sonraları Barcelona'ya gidecek olan ve Real Madridliler'in nefret edeceği Luis Enrique ve Amavisca'nın golleri ekleniyor ve Barcelona 'manita' ile 600 km ötedeki evine dönüyor. Son manita, 2010 yılında. Barcelona'nın tercümanı Jose Mourinho, Real Madrid teknik direktörü olarak Camp Nou'da. Barcelona'nın 111. kuruluş yıldönümünde tabela 4-0'a geldiğinde Camp Nou tribünleri "Mourinho pabucu yarım çık dışarıya oynayalım" mealindeki "Kulübeyi terk et, Camp Nou şarkı söylüyor" tezahüratıyla inliyor ve bir pankart açılıyor "Sen tercümandın, tercümansın, tercüman kalacaksın." Portekizli, manita için kısa konuşuyor: "Sana 5 attılar mı ağlamayacaksın." Bugün yine günlerden El Clasico... 2-1'in rövanşında Real Madridliler için "İntikam almayı sevmem ama ödeşmek adettendir" günü... Messi'nin bir diyeceği var mı? Göreceğiz...

22 Mart 2014 Cumartesi

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


22 Mart  Cumartesi
13:30 Çaykur Rizespor - Eskişehirspor @LigTV
14:00 Manisaspor - Tekden Denizlispor @TRT 1
14:45 Chelsea - Arsenal @LigTV3
16:00 Bursaspor - Torku Konyaspor @LigTV
16:30 Mainz 05 - Bayern München @TRT Spor
17:00 Granada - Elche @NTVSpor
17:00 Manchester City - Fulham @LigTV3
18:00 Marseille - Rennes @Tivibu
19:00 MP Antalyaspor - Karabükspor @LigTV2
19:00 Orduspor - Boluspor @TRT Spor
19:00 Galatasaray - Kayserispor @LigTV
19:00 Torino - Livorno @Tivibu
19:00 Espanyol - Levante @NTVSpor Smart HD
19:30 Borussia Mgladbach - Hertha Berlin @TRT Haber
19:30 West Ham - Manchester United @LigTV3
21:00 Maritimo - Sporting Lisbon @Tivibu
21:00 Valladolid - Rayo Vallecano @NTVSpor Smart HD
21:45 Chievo - Roma @Tivibu
22:00 Velez Sarsfield - Estudiantes @TVNet
22:00 Salt Lake - Los Angeles Galaxy @Sports TV
23:00 Athletic Bilbao - Getafe @NTVSpor
02:30 Sporting Kansas City - San Jose E´quakes @Sports TV

23 Mart Pazar
12:00 FC Tokyo - Kawasaki Frontale @Eurosport2
13:00 Osasuna - Sevilla @NTVSpor Smart HD
13:30 Gençlerbirliği - Elazığspor @LigTV
13:30 Parma - Genoa @Tivibu
15:00 Saint-Etienne - Sochaux @Tivibu
15:30 Tottenham - Southampton @LigTV2
16:00 Kayseri Erciyesspor - Sivasspor @LigTV
16:00 Sampdoria - Verona @Tivibu
16:00 Inter - Atalanta @Tivibu
16:30 Nürnberg - Eintracht Frankfurt @TRT Spor
18:00 Real Betis - Atletico Madrid @NTVSpor Smart HD
18:00 Aston Villa - Stoke City @LigTV2
18:30 Leverkusen - Hoffenheim @TRT Haber
19:00 Beşiktaş - Akhisar Bld. @LigTV
19:30 Napoli - Fiorentina @Tivibu
20:00 Valencia - Villarreal @NTVSpor
21:00 Chicago Fire - RB Newyork @Sports TV
22:00 Real Madrid - Barcelona @NTVSpor Smart HD
23:15 River Plate - Lanus @TVNet

24 Mart Pazartesi
20:00 Şanlıurfaspor - Balıkesirspor @TRT Spor
20:00 Gaziantepspor - Fenerbahçe @LigTV
23:00 Almeria - Real Sociedad @NTVSpor Smart HD

21 Mart 2014 Cuma

Teknoloji Blogu Açmanızı Tavsiye Etmiyorum

Bu yazı, Aorhan.com’un sahibi Ahmet Orhan tarafından Blog Hocam için yazılmıştır.

Başlıkta yazıldığı gibi "Teknoloji Blogu Açmanızı Tavsiye Etmiyorum" diyorum ve neden bunu söylediğimi anlatmaya başlıyorum. Blogların popülerleşmesinden sonra kategori bazında en fazla açılan blog kategorilerinden birisi şüphesiz teknoloji bloglarıdır. Çünkü işin aslında yatan gerçek, blog açan interneti seven, meraklı kişiliktir ve günümüzün en çok merak edilen olayları teknoloji sayesinde olmaktadır. İnternet'te sosyal medyaların var olması, yeni tanıtılan ürünlerin (iphone, galaxy vb.) sanki Ay'a uzay mekiği gönderilmesi gibi lanse edilmesinden meraklar giderek artmaktadır.

teknoloji-blog
İşte hal böyle olunca bu meraklı şahsiyetler blog açmak ister ve konusuda bellidir hem merak ettiklerini öğrenecek hem de bunları anlatarak rahatlayacaktır :) Hal böyle olunca sincapteknoloji,com, hiphizliteknoloji.com, adilazimdegil.com, asiteknoloji.com gibi saçma sapan alan adlarıyla yola çıkacak 2-3 makale yazacak sonrasında kopyala-yapıştır ve son söz "orda bir blog var uzaktaaaa, o blog bizim blogumuzdurrrrr, girmesekte, yorum yazmasaktaaaa o blog bizim blogumuzdurrrr lay lay layyy layaa" der gibi uzakta terk edilerek çöp blogların arasına yer alacak.

Peki buna iten nedenler nedir ? Bu kadar blog niye çöp olma riski veya kaderiyle karşı karşıya bunu sorduğumuzda sebepleri basitçe altta sıraladıklarımdır:

1- Blog açma hevesinin bitmesi,

2- Ziyaretçi gelmemesi,

3- Yazmanın görünenden daha zor olduğunun öğrenilmesi,

4- Host derdi, spam derdi, hack derdinin ortaya çıkması,

5- Web tasarıma merak salmak,

6- Para kazanma içgüdüsüyle açılıp eldeki parayı da kaptırmak
ve dahası.

İşte bunlar yüzünden belki senede benim tahminimce Türkçe teknoloji blogu olarak 1000'e yakın belki de fazlası blog çöp oluyor.

Gerekçeli nedenlerden en çoğu ya ziyaretçi uğramaması ya da iş güçtür ki maalesef bende ilk açtığım yıllardaki gibi yazamıyorum. Yazamamak hiç yazmamaktan veya kapatmaktan iyidir ama kapatmak işte en kötüsü.

Ziyaretçi çekememenin de nedenleri var ve bu nedenlerin çoğunu sizler oluşturduğunuzun farkında değilsiniz. Tabi herkes bilerek bir şeye başlaması zor zamanla öğreniliyor ama araştırmadan bu yola baş koymamak gerekir bana göre.

İnsanlar o kadar teknolojik alet içinde her yeri takip edebiliyor ve bulduğunuz ziyaretçiyi kaçırmamak da sizin elinizde. Bana göre teknolojik site açmak şu dönemde hata, olanlar da sitelerini ileriye nasıl taşır ya da illa ben açacağım ama açarken neye dikkat etmeliyim diyorsanız bu konuyu da bir sonraki "Teknoloji Blogu Açarken Neler Yapılma(ma)lı" yazısında sizlere bilgi ve tecrübelerimi aktaracağım.

Esen kalın...

 

Yazar Hakkında: aorhan.com'da teknoloji blog yazarlığı yapmakta olan Ahmet Orhan, blog yazarlığına 2006 yılında başlamış ve gerek wordpress temaları gerekse blogculuk konusunda edindiği bilgi ve tecrübelerini teknolojiyle beraber sitesinde sunmaktadır.

Blog: aorhan.com
Mail: muh.aorhan@gmail.com

19 Mart 2014 Çarşamba

5 X Chelsea-Galatasaray


1-GEÇEN sezon Drogba ve Sneijder takviyesi yapan Aslan, bu sezon 9 transfer yapmasına rağmen sonbahardaki G.Saray gibiydi. Şampiyonlar Ligi tecrübesi olmayan tek yeni isim Alex Telles ve Türkiye'de 6 yabancıya takılan Eboue'nin performansına şaşırmamak lazım.

2-MOURİNHO'NUN geçen sezon Real Madrid'i 3-0'la İstanbul'a gelmiş ve burada doğrusu işi biraz sermişti. Portekizli bu kez işi ciddiye aldı. 1-1'in rövanşında Mancini'nin maçtan önceki yemek teklifine verdiği ters cevap bile dün Chelsea'nin performansının ne olacağının işaretiydi. Belki klişedir ama deplasmanda golü erken yerseniz sancağı düşürürsünüz. G.Saray bir savunma sanaatkarı olan Mourinho'nun takımına karşı geri düşünce Melo haricinde inanmayan 10 adamla maça devam etti. Sarıkırmızı adına sahanın en iyisi tribündeki taraftardı.

3- WILLIAN, Ramires ve Lampard'lı orta saha karşısında sadece Melo ile savaşamazsınız. Selçuk son iki sezonda maestro gibi oynadı ancak bu sezon G.Saraylılar'ın yaka silktiği Mustafa Sarp rolüne büründüğünden ve Yekta gibi rakip kovalamaktan başka bir işe yaramayan bir orta sahayla Londra'da Chelsea'ye kafa tutamazsınız. Bu oyun artık orta sahada kazanılıyor. Forvetine top atamayan takım kaderiyle baş başa kalır.

4-KURADA Chelsea çıktığından beri İngiliz medyası Drogba romantizmiyle tüm Avrupa'yı iyi uyuttu. Dün maçın ilk yarısında kaleye bin dünya uzak mesafeden attığı frikikle Drogba bu vıcık vıcık romantizme asistini yapmış oldu. Şampiyonlar Ligi'nde son 8'e giden 90 dakika mıydı yoksa Drogba'nın jübilesi miydi bunu da izleyenlere bırakmak lazım.

5-KARABÜK maçından sonra "Drogba neden çıktı, Sneijder doğru yerde oynamıyor" diyen Aysal başkan seçildiğinde "Ben futboldan anlamam" demişti. O, iki yılda futbolu öğrendi ama Mancini 30 yıllık bilgisini bir günde unutmuş gibiydi. Başarının primle gelmeyeceğini Karabük'te anlamayanlar Londra'da ne bekliyordu ki! Seremonide elini yüreğine koymak güzel de önemli olan sahaya yansıtabilmek.

15 Ücretsiz Online Fotoğraf Editörü

Görseller blog yazarlığının her zaman önemli bir parçası olmuştur. Yazı içerisine eklenen fotoğraflar ve blog tasarımında kullanılan grafikler buna en güzel örnektir. Peki blogumuzda kullanacağımız resimleri düzenlemek gerektiğinde illa Photoshop veya GIMP benzeri profesyonel bir programa mı ihtiyacımız var? Tabi ki hayır.

 

Yaklaşık 2 yıl önce dönemin en iyi 5 resim düzenleme aracını derlediğim bir yazı paylaşmıtım fakat aradan geçen 2 yılda bu araçlardan bazıları kapandı. Ayrıca yeni ve çok kullanışlı yeni araçlar da kullanıma açıldı. Bu yüzden daha kalabalık ve daha güncel bir liste yapma gereği duydum.

 

1. Pixlr

 

pixlr

 

Bu araç için Photoshop’un online ve ücretsiz versiyonu diyebiliriz. Mobil uygulamalarının da olması önemli bir avantaj. Aracı kullanmak için Flash plug-in’in bilgisayarıınızda yüklü olması gerekir. Pixlr’ın blogunda, araç kullanılarak yapılan çalışmaların örneklerini görebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz.

 

2. BeFunky

 

befunky

 

Fotoğraflarıma biraz daha tarz katmak istiyorum ve kolajlar yapmak istiyorum diyenler için harika bir alternatif. Yine mobil uygulamaları olan Be Funky, kullandıkça kendini size bağllayacak bir araç.

 

3. iPiccy

 

iPiccy

 

Çok amamtör bir giriş sayfasın ve arayüze sahip olmasına rağmen sunduğu özellikler için oldukça profesyonel diyebilirim. Klasik renk ve düzenleme araçlarının yanı sıra, layerlarla, framelerle ve texture’larla da çalışabiliyorsunuz. Profil fotoğrafları için oluşturulan özel sekmeyi de mutlaka denemeniz gerekir.

 

4. PicMonkey

 

picmonkey

 

PcMag tarafından 2013’ün en 100 web sitesi arasında gösterilen PicMonkey, online resim düzenleme piyasasının 1 numarası diyebiliriz. Bazı özellikleri kullanmak için pro üyelik gerekse de ücretsiz sunulan özellikleri de oldukça kaliteli. Buradan ücretsiz Picmonkey derslerini görebilirsiniz.

 

5. FotoFlexer

 

FotoFlexer

 

Bu aracın en güzel özelliklerinden biri Facebook, Picasa veya online kaynaklardaki fotoğrafları da düzenleyebiliyor olması ve Türkçe dil desteğinin bulunması. Layerlar dahil, standart tüm resim düzenleme komutlarını Türkçe kullanmak isterseniz FotoFlexer’ı deneyebilirsiniz.

 

6. LunaPic

 

LunaPic

 

Reklamların çokluğu sinir bozucu olsa da, aracın sunduğu efektler ve animasyonlar sayesinde bu listeye dahil ettiğimi söyleyebilirim. Animasyon seçeneklerinden tek tıklama ile resimlerinizi hareketli hale getirebiliyorsunuz.

 

7. Fotor

 

fotor

 

Çoğu araçta yer alan standart özelliklere sahip olan Fotor’un en güzel yanlarından biri düzenlediğiniz resimleri sosyal medya hesaplarınıza direkt atarabilmeniz. Fotor’un blogunda öğretici dersler ücretsiz olarak paylaşılmakta.

 

8. Phixr

 

Phixr

 

Geleneksel bir fotoğraf düzenleme aracı olan Phixr, birkaç efekt dışında diğer raçlarla baş edecek kadar özelliğe sahip olmasa da, blogunda paylaşılan dersleri ve çalışmaları görünce bu listeye dahil ettim. Siz de bu anlatılanları okuyarak ortaya güzel işler çıkarabilirsiniz.

 

9. Ribbet!

 

Ribbet

 

Tek tıklmayla resimlerinizde hoş değişikler yapabileceğiniz bir araç fakat en güzel özelliklerini kullanmak için premium üyelik istiyor ne yazık ki. Yine de temel araçlar, stickerlar ve frameler fena değil.

 

10. FreeOnlinePhotoEditor

 

freeonlinephotoeditor

 

İsmi gibi kendi de açık ve net olan bir resim düzenleme aracı. Hiçbir arayüz yüklemesine plugine gerek kalmadan açılıyor ve temel düzenleme işlemlerinizi yapabiliyor bu araç. Diğer alternatiflerin yanında zayıf kalsa da işinizi çabucak halledebilirsiniz.

 

11. Aviary

 

aviary

 

Mobil cşhazlar için geliştirilmiş bir araç olan Aviary ile saniyeler içinde harika fotoğraflar oluşturabiliyorsunuz. Filtreleri, çerçeveleri, stickerları ve efektleri ile mobil cihazlarınızın vazgeçilmez aplikasyonlarından biri olabilir.

 

12. PhotoCat

 

PhotoCat

 

Bayanlar bu aracı kullandıktan sonra bildikleri diğer tüm resim editörlerini unutacaklar. Kolaj ve DIY çalışmaları oluşturmak için onlarca hazır şablonu, cilt ve yüz düzeltmek için gelişmiş araçları, eğlenceli arayüzüyle bayan bloggerlar için ideal.

 

13. Pho.to

 

Pho-to

 

Buna bir resim düzenleme aracından çok, resimi oluşturma aracı diyebiliriz. Kendi fotoğraflarınızı kullanarak eğlenceli ve yaratıcı montajları kolayca yapabiliyorsunuz. Blogundaki örnekleri ve buradaki ipuçlarını inceleyerek daha profesyonel çalışmalr yapabilirsiniz. Üstelik bu aracı Türkçe kullanabiliyorsunuz.

 

14.  PhotoFunia

 

PhotoFunia

 

Yine Pho.to gibi resimleri düzenlemekten çok eğlenceli ve orijinal montajlar yapmaya yarayan bir araç. Özel efektleri frameleri sayesinde çok ilginç çalışmalar yapabilirsiniz.

 

15.  Picadilo

 

Picadilo

 

Gelişmiş retouch efektleriyle insan ve yüz fotoğrafları için ideal bir araç gibi gibi gözükse de blogundaki örneklerden de yola çıkarak kendinize güzel kolajlar hazırlayabilirsiniz.

 

 

Son sözler

 

Listeyi oluştururken güncel ve gerçekten işe yarar araçlar olmasına dikkat ettim. Bu araçlarla grafik programlarına ihtiyaç duymadan, resim düzenleme işlerinizi yapabilirsiniz. Üstelik program yükleme, güncelleme, satın alma gibi dertleriniz olmaycak.

 

Bilmediğim ya da henüz keşfetmediğim, sizin kullandığınız ve önerdiğiniz bir online fotoğraf düzenleme aracı varsa lütfen yorum bölümünden paylaşın.

17 Mart 2014 Pazartesi

Bloglovin Kullanma Kılavuzu

Google Reader’ın kapatılmasıyla blogları tek bir yerden kolayca takip etmeyi sağlayan çevrimiçi RSS okuyucular arasında Google Reader kullanıcılarını kapma savaşı başlamıştı. Bu savaşın bana göre 2 galibi oldu. Birincisi Feedly, ikincisi ise bu yazıda tanıtacağım Bloglovin.

 

Bloglovin Nedir? Ne İşe Yarar?

 

Bloglovin, takip etmek istediğiniz blogları tek bir yerden kolayca takip etmenizi sağlayan, ayrıca yeni bloglar keşfetmenizi sağlayan bir platformdur. Takip etmek istediniz blogları Bloglovin sayfanıza eklersiniz. Bloglovin sizin için o blogun beslemelerini otomatik kontrol eder ve yeni bir yazı olduğunda okumanız için size hatırlatır. Bildiğimiz RSS okuyucuların biraz daha sosyal hali diyebiliriz sanırım :) Üstelik Bloglovin’i sadece bilgisayarınızda değil, iPhone, Android ve iPad’inizde de kullanabilirsiniz.

 

Bloglovin’e Nasıl Kayıt Olunur?

 

Bloglovin’e kayıt olmak için buraya gittikten sonra iki seçeneğiniz var. İsterseniz direkt Facebook hesabınızı kullanabilir, isterseniz de Sign up with email linkine tıklayarak e-posta hesabınızla üye olabilirsiniz.

 

bloglovin kayıt

 

- Kayıt formunu doldurup, e-mail adresinize gelen aktivasyon linkine tıkladıktan sonra, takip etmek için 3 adet blog seçmeniz istenecek. Takip listenizi daha sonra istediğiniz gibi düzenleyeceğiniz için bu adımda vakit harcamanıza gerek yok aslında. Önerilen blogları seçebilir veya arama kutusuna herhangi bir blog adı yazabilirsiniz (örneğin bloghocam). 

 

- 3 adet blogun yanındaki Follow butonlarına tıkladıktan sonra Next diyerek bir sonraki adıma geçebilirsiniz. Bu aşamada size başka bloglar  önerilecek. İlginize çekenleri takip edebilir veya Next butonuna basarak bu aşamayı geçebilirsiniz.

 

- Sıradaki adımda Facebook’taki arkadaşlarınıza bağlanarak onları takip etmeniz için bir seçenek sunulacak. Sayfanın altındaki next butonuna tıklayarak bu adımı da geçebilirsiniz.

 

- Son olarak, Bloglovin’de takip ettiğiniz bloglarda yeni bir yazı olduğunda sie haber vermesini sağlayan tarayıcı uzantısını yükleyip yüklemeyeceğiniz sorulacak. Şart değil ama isterseniz yükleyebilirsiniz. Eğer yüklemek istemiyorsanız Not now linkine tıklayabilirsiniz.

 

Bloglovin Nasıl Kullanılır?

 

Bloglovin’e kayıt işlemini tamamladıktan sonra aşağııdaki gibi bir panelle karşılaşacaksınız. Bu, sizin Bloglovin sayfanız. Bu sayfayı nasıl kullanabileceğinizden bahsedelim.

 

bloglovin kullanımı

 

Gördüğünüz gibi Bloglovin’in sade ve kullanıcı dostu bir arayüzü var. Sayfadaki ana bölümlerini numaralandırarak açıklamaya çalışayım.

 

1  Bu bölümde takip ettiğiniz blogları ve kaç adet yeni yazı olduğunu görebiliyorsnuz. Takip listenize yeni bloglar eklemek isterseniz, buradaki Follow more blogs linkine tıklayabilirsiniz. Friend activity ise işin sosyal kısmı. Bloglovin’de sadece blogları değil, insanları da takip edebiliyorsunuz. Bu bölümden arkadaşlarınızın sayfalarındaki aktiviteleri görebilirsiniz.

 

2  Bu bölüm feed sayfanızdaki blogları yönetmek için. Feed sayfanızdaki yeni yazıların özetlerine bakıp, okumaya değer bulmadığınızda Mark all as read butonuna basarak bu yzıları okundu olarak işaretleyebilirsiniz. Okundu olarak işaretlenen yazılar feed sayfanızdan kalkar. Yanındaki çark ikonunda ise yazıları sıralama seçenekleri vardır. Eskiden yeniye, yeniden eskiye, resimler büyük veya küçük gözüksün gibi seçenekleri seçebilirsiniz.

 

3 Bu bölüm, anlyacağınız üzere yeni yazının olduğu kutu. Bu kutuda blog ismi, yazı başlığı, yazının belli bir kısmı ve yazıdaki görsellerden biri yer alır. Bu bilgiler yazıyı okuyup okumayacağınıza karar vermek için yeterlidir. Eğer yazıyı okumaya karar verip başlığa tıklarsanız, Bloglovin penceresinde direkt o bloga ve o yazıya bağlanırsınız.

 

4  Bu bölümde yazının ne zaman yayınlandığı, kaç Bloglovin kullanıcısının beğendiği gibi bilgilerle birlikte yazıyı beğenmeniz veya sosyal alarda paylaşmanız için gerekli butonlar da yer alır. Ayrıca Mark as read yazan linke tıklayarak adece o yazıyı okundu olarak işaretleyebilirsiniz.

 

Bloglovin Widgetları Nasıl Eklenir?

 

Bloglovin’in widgets sayfasında, blogunuzda kullanabileceğiniz buton, sayaç ve ikon widgetları var. Blogunuza eklemek istediğiniz widgetın altındaki Get this icon linkine  tıkladıktan sonra açılan iarama kutrusuna blogunuzun ismini yazın ve bulun. Ardından AddWidget butonuna tıklyarak veya verlen kodu Blogger kumanda panelinden Yerleşim > Gadget ekle > HTML/JavaScript yolunu takip ederek blogunuza ekleyin.

 

Blog Hocam’ı Bloglovin’de Takip Edin

 

Eğer Blog Hocam’da yayınlanan yeni yazıları Bloglovin kolaylığıyla takip etmek isterseniz buraya tıklayarak Blog Hocam’ı takip listenize ekleyebilirsiniz.

16 Mart 2014 Pazar

İhtiyarlara Yer Yok

İkisi de çocuk yaşta yorgun kıtadan Avrupa'nın yolunu tuttular ve kral oldular. Çok değil, 48 saat sonra Londra'da Stamford Bridge'de kozlarını paylaşacaklar. Kariyerleri boyunca karşılaştırıldılar, kantara çıkartıldılar, hangisi daha iyi tartışmalarının vazgeçilmez öznesi oldular. Didier Drogba ve Samuel Eto'o. İspanyol yönetmen Miguel Alcantud, 2013 yılında Diamantes Negros/ Kara Elmaslar filmiyle onların değil ama onlar gibi olmak isteyen Afrikalı gençlerin hikayesini anlattı. Setigui Diallo ve Hamidou Samake, 15 yaşında futbolcu olmayı, çok para kazanmayı hayal eden iki Malili genç. Menajerlerin çocuk yaşta, ülkelerinden, ailelerinden koparıp Madrid'e getirdiği ve Drogba ile Eto'o'nun hikayesine benzemeyen umutların kabusa döndüğü karanlık bir futbol hikayesiydiKara Elmaslar. Sahte pasaportlar, dolandırıcı menajerler, Avrupa'nın orta yerinde aç bırakılan ve ülkesine dönmek için ağlayan Afrikalı çocukların hikayesi. Görkemli Hollywood yapımlarından biri olmadığı için Kara Elmaslar da 'meraklısına' bir film olarak geçti beyazperdenin tarihine... Oysa ki Eto'o'nun kariyeri de farklı başlamamıştı. 16'sında Kamerun'dan Madrid'in yolunu tutan çocuğu Barajas Havaalanı'da karşılamayı unutmuştu Real Madrid'in çalışanları. Taksiye binip tesislere gitmiş "Ben Samuel Eto'o" dediğinde suratına boş boş bakmıştı güvenlik görevlisi. Eto'o, Madrid'e ayak bastığında 16 yaşındaydı. Drogba o yıl 19'undaydı ve biri 10 Mart diğeri 11 Mart doğumlu kara elmasların, kendi terleriyle işleyip pırlantaya dönecek kariyerleri aynı dönemde başladı. 


Bugün ikisinin de gerçek yaşı tartışılıyor. Didier Drogba, Galatasaray'da takım arkadaşlarıyla hafta içinde 36. yaş gününü kutlarken kendisi için "39 ya da 40 yaşında" diyen kariyerini Afrika'da çalışmak üzere kuran Türk teknik adam Muhsin Ertuğral'a "39 mu 40 mı bilemem ama buradayım işte" diyerek serzenişte bulunurken; Eto'o da kayıt dışı bir sohbette kendisi için "Onun 33 yaşında olmadığını biliyorum" diyen teknik direktörü Jose Mourinho'ya geçen hafta attığı golün ardından korner direğine baston niyetine tutunup, yaşlı adam taklidiyle selam yolladı. Afrikalı yıldız futbolcuların kaderiydi bu. 20'lerinde tartışılmayan 'gerçek yaşları' 30'larından sonra Avrupa'da masaya yatırılırdı her zaman. Onlar, gol attıkları haftalarda 25 yaşında gibi gösteren, topu üstten auta attıklarında ya da takım arkadaşının ayarsız bir uzun pasına yetişemediğinde "Bence 40'dan da fazlalar" ile muhatap olan kara elmaslar. 'Yok'un, 'zor'un, açlığın, acımasızlığın kıtasından geliyorlar. Dünyaya geldikleri gün nüfus idaresine gidip doğum kaydı yaptırmak yerine 'bu çocuğu nasıl doyuracağız' telaşına sahip ailelerin evlatları bu kara elmaslar. 

Uzun yıllar Türkiye'de farklı takımlarda forma giyen ve "Kariyerini anlatır mısın?" diye sorduğunuzda, oynadığı kulüpleri ve sezonları sıraladığında dört yıl 'kaçak' çıkan ve hesabı kendisi de yapamayan Drogba ile aynı yaştaki Alioum Saidou'nun hikayesi de farklı değil onlardan. Bugün Fenerbahçe'de forma giyen Pierre Webo, aslında olduğundan altı yaş büyük olduğu iddiasına kimsenin şaşırmadığı neredeyse ilkokul günlerinden beri Avrupa'da futbol oynayan Obim Martins ya da Lazio'nun kadrosunda yer alan ve gerçekten de 40 yaşında gösteren ama pasaportuna bakarsanız 17, (evet yazıyla onyedi) yaşında görünen Joseph Minala'nın hikayesi de farklı değil... Oysa ki mesele bu değil. Bir bahar pazarında sizi rakamlara boğmak istemem. Kral olduğu Chelsea'ye Galatasaray formasıyla rakip olacak Didier Drogba'nın o mavi formayla kaç gol attığını ya da onu havalaanında unutan Real Madrid'in filelerini Samuel Eto'o'nun kaç kez havalandırdığı artık sadece birer istatistik. İkisi de kazanabilecekleri her şeyi kazandılar, farklı ülkelerde şampiyonluklar, Şampiyonlar Ligi Kupası, Afrika'da defalarca yılın futbolcusu seçildiler, oynadıkları her takımın ilahı olmayı başardılar. İkisi de bir şeyi unutmadı. Doğdukları toprakları ve iyi birer aile babası olmayı. Chelsea- Galatasaray rövanşına iki gün kala Drogba ve Eto'o'yu ringin iki köşesine koymadan önce belki de Eto'o'ya kulak vermek lazım aslında: "Ben hiçbir zaman Didier ile futbolculuğumu karşılaştırmadım. O da bir başka büyük Afrikalı futbolcu. Afrika için iyi şeyler yapıyor. Biliyorum Avrupalılar bu karşılaştırmaları yapmayı çok seviyor ama biz Afrikalılar birbirimizi koruruz ve kim daha iyi düşünmek yerine kıtamızın imajını burada nasıl sergileriz diye çalışırız." 'Kara Elmaslar'ın yaşının hesabını boşverin. Çocukken tuttuğunuz takımın en yaşlı futbolcusu babanız yaşındadır, sonra ağabeyiniz olur, sonra siz yaşta o futbolcu. Gün gelir, o takımdaki en yaşlı futbolcudan da bir yaş büyük olursunuz. İşte o gün yaşlanmaya başladığınız gündür. Drogba ve Eto'o, gerçekten daha yaşlı mı? Varsın öyle olsun, bu onları seven, onların golleriyle coşanları daha genç yapmaz mı? Diamantes Negros/ Kara Elmaslar içinden çokça futbol geçen bir drama. Carlos Bardem oynuyor filmde. Madridli Bardem ailesinin Carlos'tan altı yaş küçük oğlu Javier'in oynadığı ve Oscar kazandığı İhtiyarlara Yer Yok/ No Country For Old Men'i hatırlayın şimdi... Didier Drogba ve Samuel Eto'o... Gerçekten de 'ihtiyarlara' yer yok mu? Salı akşamı 21:45'de Londra'da Stamford Bridge'nin tribünlerinde değil; yeşil çiminde var olduğunu göreceksiniz.. 




15 Mart 2014 Cumartesi

Hafta Sonu Naklen Yayınlar


15 Mart 2014, Cumartesi
13:30 Kasımpaşa - Gençlerbirliği @LigTV
14:00 Balıkesirspor - Ankaraspor @TRT 1
14:45 Hull City - Manchester City @LigTV3
16:00 Akhisar Bld. - MP Antalyaspor @LigTV
16:30 Dortmund - Borussia Mgladbach @TRT Spor
17:00 Everton - Cardiff @LigTV3
19:00 Samsunspor - Bucaspor @TRT Spor
19:00 Çaykur Rizespor - Beşiktaş @LigTV
19:00 Rayo Vallecano - Almeria @NTVSpor Smart HD
19:30 Bayern München - Leverkusen @TRT Haber
19:30 Aston Villa - Chelsea @LigTV3
21:00 Malaga - Real Madrid @NTVSpor Smart HD
21:00 Palmeiras - Ponte Preta @LigTV3
21:45 Verona - Inter @Tivibu
23:00 Atletico Madrid - Espanyol @NTVSpor
01:30 San Lorenzo - Colon @TVNet

16 Mart 2014, Pazar
13:00 Torku Konyaspor - Gaziantepspor @LigTV
13:30 Eskişehirspor - Elazığspor @LigTV2
13:30 1461 Trabzon - Şanlıurfaspor @TRT Spor Web
13:30 Boluspor - Mersin İdmanyurdu @TRT Spor
15:30 Manchester United - Liverpool @LigTV2
16:00 Sivasspor - Trabzonspor @LigTV
16:30 Hamburger SV - Nürnberg @TRT HD
18:00 Barcelona - Osasuna @NTVSpor Smart HD
18:00 Tottenham - Arsenal @LigTV2
18:30 Eintracht Frankfurt - Freiburg @TRT Haber
19:00 Adana Demirspor - Orduspor @TRT Spor
19:00 Fenerbahçe - Kayseri Erciyesspor @LigTV
19:00 Waasland-Beveren - Standard Liege @TVNet
20:00 Sevilla - Valladolid @NTVSpor Smart HD
22:00 Real Sociedad - Valencia @NTVSpor Smart HD
23:15 Boca Juniors - Argentinos Juniors @TVNet
23:30 Rio Claro - Santos @LigTV3
02:30 All Boys - River Plate @TVNet

17 Mart 2014, Pazartesi
20:00 Fethiyespor - Manisaspor @TRT Spor
20:00 Kayserispor - Bursaspor @LigTV
23:00 Villarreal - Athletic Bilbao @NTVSpor