
Bugün eski bir mandıra sahibi ilaçlarını yazdırmak için geldi. Mandıracılığı bıraktığı için çok pişmanmış. Çalıştığı dönemde Güney'deki turistik ilçenin pazarının %70'ine sahipmiş.
Yoğurtların nasıl yapıldığını sordum. "Şimdi işin doğrusunu söylemek gerekirse çok katkı maddesi koyuluyor" dedi. Sertleştirici, kaymak yapıcı, ekşimeyi önleyici koruyucu maddeler hemen her yoğurtta varmış."Doğal yoğurt sloganıyla satılanlarda da mı var?" dedim.
"E tabi, bir kaşık alıyorsun yoğurt tatlı, halbuki doğal yoğurtta hafif bir ekşilik ve sulanma olur. Ben şahsen hiç katkı maddesi koymadan yapardım, müşterilerim de bunu anlar takdir ederdi, başkası 5 e satıyorsa ben sekize satardım" dedi.
"Sütü de kendiniz mi topluyordunuz?" diye sordum. "Tabi, hem de ne zorluklarla. Çiftçiler bilinçsiz, kimi elini yıkamadan sağar, kimisi sağdıktan sonra sıcakta bırakır. Bazısından 3 kilo bazısından 30 kilo alıp birleştiriyorsun. 3 kilo süt 1,5 ton sütü keser" dedi.
"Kesilen sütü ne yapıyorsunuz?" dedim
"Çökelek olur, başka birşey olmaz, o da ancak maliyetini kurtarır. Tabi süt kesildiğinde o gün yoğurdu yok satarsın, çıkaramazsın" dedi.
Kendisinin şimdi beğendiği bir yoğurt olup olmadığını sordum.
"Bir tek Foça yoğurdunu beğeniyorum, Pehlivanoğlu’nda bulunuyor, onda doğal yoğurt tadı var" dedi.
Fotoğraflar süt içmeye teşvik kampanyasından.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder