
“Diğer veliler sizin yaptığınız ödevi nasıl bilebiliyor?” dedim
“Okuldan ayrlmıyorlar ki!
Devlet okulu olsa anlıycam, öğretmenin gözüne girmeye çalışıyorlar diyeceğim. Anneler sabah sınıfa giriyor, çocukların ödevlerini inceleyip, öğretmenlerden son havadisleri alıyorlar. Öğleyin sefertasında yemek getirip çocuklarna yediriyorlar. Akşam çıkışta da sınıfa girip o gün neler oldu, ne ödev verildi öğreniyorlar. Milletin işi gücü yok ki. Bizimkinin sınıfında BMW cipli bir anne var, bütün işi gücü bu: İki çocuğu okula getir götür!
İşin sinir bozucu yanı veli toplantısı olduğu zaman da öğretmenlerle en çok konuşanlar bunlar, hiç yanlarından ayrılmıyorlar. Ya, zaten hergün burdasın, konuşuyorsun, bırak azcık da biz konuşalım di mi!” dedi
“Veli toplantılarında bu konulardan şikayet etmiyor musunuz?” diye sordum
“Etmez miyiz. Son toplantıda eczacı bir hanım vardı. Öğretmene;
‘Rica ediyorum, haftada bir gün ödev vermeyin. Çocuk için değil, kendim için istiyorum, lütfen! Aile düzenimiz bozuldu, huzurumuz kaçtı, çok geriliyoruz, haftada bir gün istirahat etmek istiyoruz” dedi, öğretmenler kabul etmedi, hergün ödev olmazsa alışkanlık bozulurmuş” dedi.

“Bu iş bana hiç mantıklı gelmedi, aile katılımı olmazsa ne olurmuş. Biz okulları okuduk, ödevlerimizi yaptık, sınıflarımızı geçtik. Bu yaştan sonra daha zorla ödev yapılır mı?” dedim
“Vallahi iki yıl önce biz de aynen sizin gibi düşünüyorduk Doktor Bey. Arkadaşlarmız anlatıyor, biz de onlarla dalga geçiyorduk. İşin içine girince bu lafların bir anlamı kalmıyormuş. Çocuk daha ikinci sınıfta; SBS için kurs düşünmeye başladık. Beşinci sınıftan sonra her sene sınava gireceklermiş. Özel koleje vermeden önce bir öğretmen bana ‘En iyisi devlet okulu artı etüd. Çocuk eve ödev getirmez, rahat edersiniz’ demişti. Haklıymış!” dedi
Muayenesinde anksiyetesi dışında patolojik bulgusu olmadığından halsizliği için kan tahlillerini istedim.
Karikatürdeki çocuk: "Bu akşam ev ödeviniz yok, sevinebilirsiniz"
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder