
Bugün emekli bir kahveci eşine ilaç yazdırmaya geldi. Karnesinden Urfa Birecik’li olduğunu görünce Birecik’te içtiğim meyan şerbetlerini anımsadım ve nasıl yapıldığını bilip bilmediğini sordum.
“Ben bilmem, herkesin bir işi var, onu şerbetçi bilir” dedi.
“Mırra nasıl yapılıyor o zaman?” diye sordum.
“Ha bak onu anlatayım, acı mırra yapmak istiyorsan cezveye fincan başına bir çay kaşığı kahve koyacaksın, kaynatacaksın” dedi.
“Ne kadar kaynatacağız?” diye sordum.
“Yarım saat yeter” dedi.

“Bir gece önceden kaynatıldığını duymuştum” dedim.
“O düğünlerde olur, bizim orda aşiretler kalabalık olduğundan yarım kilo bir kilo kahve kaynatılır, onun cezvesi de büyük olur, yemekten sonra herkese dağıtılır” dedi.
Mırra içen batılı turistlerin ballandırarak anlattıkları fincanı yere bırakırsan altınla doldurma, evlendirme hikayelerinin gerçek olup olmadığını sordum.
“Yok abi öyle şeyler” dedi.
“Üst üste iki fincan içilmesi şartmış, öyle mi?” dedim
“Yok abi yok, isteyen bir içer, isteyen üç” dedi.
İlk fotoğraf Lazkiye'den; önünde duraklayan arabalara ufak plastik bardaklarla servis yapan sokak mırracısı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder