
Bugün 1923 doğumlu genç bir hanım ilaç yazdırmaya geldi.
Memleketini sordum, Antep'liymiş, İzmir’e 1939 yılında gelmiş.
“Antep nasıldı o yıllarda?” diye sordum.
“Çok güzeldi, halkı dürüsttü, mertti, ama tutucu idi. Ben 12 yaşımda çarşafa girdim. Annem tutucu olmamasına karşın mahalleden laf ederler diye çarşafa soktu” dedi.
Sonra nasıl çıktınız?” diye sordum.“Atatürk emretti, peçeler açılacak, çarşaf çıkacak diye, herkes açtı. Açmayanları da polis yolda gördüğünde peçesini kesip açıyordu, zira pek çok fena adam göğüs takıp çarşaf peçeyle geziyormuş meğerse” dedi.
“İtiraz eden kavga çıkartan olmadı mı?” dedim.
Atatürk emretti diye olmamış, ama sonra başörtüsünü kıvırıp ağzı kapatma usulü çıkmış. “Şimdi bir açıldı, pir açıldı, kabak çiçeği gibi oldu” dedi.
O yıllarda Suriye'den çok kaçak gelirmiş, dokuma tezgahlarında çalışırlarmış. Her gece sınırdan silah sesleri gelirmiş, sınırı kaçak geçmeye çalışanlara ateş ederlermiş.

“Antep çıbanı yaygın mıydı?”diye sordum.
“Olmayan yoktu, benim de kolumda vardı. 9 kardeşimin hepsinde, annemde de vardı. Yeni doğmuş bebeği ne kadar tüllere sararsak saralım sinek yine de sokar yara uzun süre işlerdi. Zaten yüzünde çıban olanlara, burnu yamulanlara uzaktan ‘ha bu Antepli derlerdi’ dedi.
Fotoğraflar Antep'te 80 yaşındaki katmerci
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder