
Bugün Kütahya’nın bir köyünden misafir gelmiş, 70 yaşlarında bir hasta sinirlilik yakınması ile başvurdu.
Ne iş yaptığını sordum
"Reçberlik yapardım, artık oğlum yapıyor, ben işlerin başında duruyorum. Buğdey, arpa ekiyoruz” dedi
“Arpayı ne yapıyorsunuz, yiyor musunuz? Arpayla buğdayın fiyatları nasıl?” dedim
“Yemiyoruz, bira fabrikalarına satanlar oluyor ama bizimki kendimize yetecek kadar ; kırdırıp hayvanların yemine katıyoruz.
Bizim ayar dediğimiz bir ölçü var, başka yerlerde kile de derler: iki peynir tenekesi dolusuna denk gelir. Buğdeyin ayarı 18, arpanınki 16 lira dedi” dedi
“Nasıl bu sene ürün?” diye sordum.“Geçen seneye göre daha iyi. Geçen sene kuraklık vardı 60 dönümden 40 ayar aldıydık, bu sene son yağmurlar sayesinde 100-120 ayar alırız gibi” dedi.
Vaktini nasıl geçirdiğini, köyde arkadaşları olup olmadığını sordum.
“Var akranlarım, köylük yerde vakit nasıl geçer; namaza gidiyoruz, camiye gidiyoruz” dedi
“Kahveye gitmez misiniz, oyun oynamaz mısınız?” dedim
“Kahveye gidiyom, ama oyunu bıraktım, bol bol dedikodu idiyoz” dedi
“Ne dedikodusu ediyorsunuz?” diye sordum.
“Senin arpa kaç ayar oldu, buğdey dönümden ne kadar aldın, hayvanlar ne kadar arpa yedi, keçi ne kadar süt verdi, inek ne kadar süt verdi, onları konuşuyoz” dedi.
Kendisine distimi tanısı koydum ve Essitalopram 10 mg tb 1x1 yazdım.
İlk fotoğraf Karadeniz, ikinci fotoğraf bu siteden
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder