
Bugün bir meteoroloji teknisyeni çocuğunu muayeneye getirdi. Sohbet ederken gözlem için uçurulan meteoroloji balonlarının daha sonra ne olduğunu sordum. Ben hep bunların bir insanın kafasına düşmesinden endişeleniyordum.
Bu balonlar Türkiye’de sekiz noktadan dikey gözlem yapmak için düzenli olarak gönderiliyormuş. Ölçüm cihazı ufak bir balona bağlı kitap büyüklüğünde straforla kaplı bir kutuymuş. İçinde devreler varmış, pek o kadar ağır değilmiş.

Balon yeterince yükselince patlıyor, kutu da yere düşüyormuş. Daha önce Samsun’dan uçurulan bir kutu Rusya’ya düşmüş, köylüler ne olduğunu anlayamayıp haber vermişler. Bir keresinde de bir yolcu uçağının pilotu uçan balonu görüp çarpmamak için telsizle müdahale etmelerini istemiş, ama ellerinden gelen bir şey yokmuş.
Türkiye’de hava tahmininin tutturma yüzdesi ilk 3 gün için % 87 imiş. Bu da oldukça iyi bir oranmış.
Daha önce yerel meteoroloji istasyonunda çalışan bir hastamdan öğrendiklerimin doğru olup olmadığını sordum.
Gerçekten de yerel istasyonlarda çalışanlar, kadolu devlet memuru olarak günde üç kez havayı gözlüyorlar, bulutlu, yağmurlu, vs diye kaydedip başka bir iş yapmıyorlarmış.
“Tam ağaç altına uzanıp yapılacak iş” dedim.
Gülerek “Bizim binalarımız zaten hep bahçeler, yeşillikler içinde izole olur” dedi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder