
Bugün tansiyon hastası bir döner ustasından döner yapımını öğrendim. Döner için ya kuzu eti ya da sığırın ön kolu kullanılırmış. Kuzudan yaparken sadece et, sığırdan yaparken ise bir kat et bir kat kıyma koyulurmuş. Kıyma için ön kolun yanı sıra kaburga etleri de kullanılırsa iyi olurmuş. Kıymanın dağılmamasını araya dizilen etlerin şişe düzgün tutturulması sağlarmış. Kuzunun her yeri kullanılabilirmiş, ancak eti güzelce, ince ince açmak ve şişe düzgünce geçirmek gerekirmiş . Sarılacak etler bir gece önceden terbiyeye yatırılırmış ki yumuşak olsun ağızda dağılsın. Terbiye için ya süt/yoğurt, ya da sirke/şarap kullanılırmış. Baharat koyulabilirmiş, ama esas güzel dönerde baharat olmazmış.

Karnesinde tansiyon ilaçlarını uzun süredir kullanmadığını gördüğümden, bu hastalığın iyileşecek bir hastalık olmadığını, ömür boyu ilaç kullanması gerektiğini, genelde kronik hastalıklara yakalananların kapıldığı 'Ben hastalığı görmezden gelirsem o da beni görmez' düşüncesiyle, ya da komşuların 'Vücudu ilaca alıştırma, bir başlarsan bırakamazsın' tavsiyelerinin sonucu ilaçları bırakmanın çok yanlış olduğunu, ilaçlarını kullanmazsa kısa vadede ani tansiyon yükselmesiyle beyin kanaması geçirebileceğini, uzun vadede böbrekten, göze her organında tamiri kabil olmayan hasarlar yaratacağını anlattım, ve Olmetec 20 mg 1x1 yazdım; 10 gün sonra kontrole çağırdım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder