31 Aralık 2007 Pazartesi

facit

Bugün emekli bir bankacı hanım tansiyon ilaçlarını yazdırırken “Ah bu tansiyonum hep çok çalışmaktan çıktı” dedi.
Nedenini sordum.
98 yılında Güney’deki küçük bir ilçenin banka şubesinden emekli olmuş.
“Bizim şube 7. sınıf olduğundan bilgisayara en son biz geçtik. Sadece 2 yıl bilgisayarla çalıştım, ondan önce hep kara hesap. Son iki yıl müdür yardımcısı olana kadar da hiçbir yılbaşını ailemle geçirmedim, hep bankada kartotekslerin içinde bir kuruşun kaydını arayarak geçti” dedi."Yılbaşı geceyarısı da çalışıyor muydunuz yani?” dedim.
“Tabi Osman Ağa 2 Ocak’ta faizini isteyecek, sabahları saat 4’e kadar çalışırdık. Müdürümüz bizi arabasıyla evlere dağıtırdı. İyi bir adamdı ama çok sertti. ‘60 ihtilalinden sonra ordudan ayrılmış emekli bir askerdi. Her sabah sıraya diziliriz, hanımların saçları fönlü olacak, erkeklerinki taralı, tırnaklar temiz bakımlı, işe gelirken kambur durmayacaksın, gülerek neşeli geleceksin, yoksa eve kovalardı” dedi ve ekledi “Şimdi gidiyorum bankaya, konforlu klimalı ortam, iki tık tıkla bütün hesaplar önlerinde ama yüzleri hiç gülmüyor. Bizim zamanımızda o Facit’leri çevirmekten kolumuz kopardı, o da iki tane vardı, bekle ki sıra gelsin. Vantilatör sadece Müdür Bey’in odasında vardı, gitsin diye beklerdik ki vantilatörü alalım da Güney’in havasında biraz serinleyelim.”“O kartoteksleri hatırlıyorum, ne kadar zor olmalı” dedim ve “kayıtlar sadece şubede kalmıyordu herhalde, bir örneğini de merkeze mi gönderiyordunuz?” diye sordum.
“Tabi hepsi ayrıca kaydedilip merkeze gidiyor. O zaman mali yılbaşı Mart’taydı. Biz Ekim ayında sabahlamaya başlardık. Bütün kartoteksler tek tek elle yenilenirdi. Zordu ama insan özlüyor yine de o günleri” dedi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder